bugün
- gocu28
- cimere şikayet eden yazar tipi5
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- sözlükteki karanlık kişiler4
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler3
- başkent istanbul olsun5
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- özel sektörün acımasız olması3
- mora katliamı4
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- recep tayyip erdoğan3
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin2
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın2
- yağmurlu havaları seven insan6
- claudian clouds44
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- iş yerindeki orospu çocukları6
- cinsel organla evlenen insanlar2
- ekrem imamoğlu2
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- selam verilen kızın siklememesi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- karton toplarken cin musallat olması2
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- true nickli yazar22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- asrın soygunu10
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- tai lung vs gocu22
- purgatory2
- aşk5
- bahar feyzan3
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek4
- yazılımcıların flört edememesi6
- çocuk yetiştirmek2
- manisada okul saldırısı18
- sabahları sevilen şeyler9
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- habire1227
- kader2
- yağmur sabahında2
- kürtler asimile edilmelidir11
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- sabahları nefret edilen şeyler7
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- sarı poşet kudurtması13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- evliliği ayakta tutan güçler13
Bekir Coşkun un 17 Mart 2007 tarihli yazısının adıdır. okunması şarttır.
--spoiler--
Urfa küncüsü...
BiZLER, o dar taş sokakta oynayan çocuklar, bir avuç küncü (susam) gibiydik.
Yazgının eli, bizi bir boz tarlaya savurdu.
Kimimiz yeşermeden yem olduk kuşlara.
Kimimiz çok şanssızdık, topraksız kayalıklara düştük, filizlenip kök salmadan yandık.
Kimimizi öldürdü güneşsizlik.
Kimimiz uzaklara sürüklendik yel aldı, daha geçen gün gazetede vardı:
"Alaska'da bir Urfalı... "
Kimimiz postallar altında ezilip hayallerimizden ve sevdalarımızdan çok çok erken ayrıldık.
Bizim kuşağımız da tıpkı öbür kuşaklar gibi, bir avuç küncüydü, bir boz tarlaya savrulduk.
*
Benim şansım vardı.
Bir yağmur tanesine denk geldim.
Gövdesiz, gölgesiz, cılız, sadece bir mevsimlik bir küncü otu gibi olsam da, Urfa küncüsüyüm ben.
O toprak, o hava, o tarla...
Ama en çok da şimdi dar taş sokaklarda oynayan o minik küncü taneleri benimdir.
Elbette yarım asır öncenin dahi Urfa'sını yerinde bulamadığımda... Bir büyük medeniyetin yerini ortaçağ görüntülerinin aldığını gördüğümde... Su geldikçe kültürün kuruduğunun, ışık geldikçe yaşamın karardığının farkına vardığımda...
Söylenirim, canım sıkılır.
Yobazlar kızsa da, kızmasa da...
*
Alınan Urfalılar benim geceleri başımı yastığıma koyduğumda, Sumeydanı'ndaki o dar taş sokakta, kızların tıkır tıkır takunya sesleri arasında, telden arabamı hálá sürdüğümü nereden bilecekler.
Kimi zaman yaklaşan bir çıngırak sesi gelir, tel arabamı kapıp kaçarım çöpçü katırının önünden.
Kimi zaman saklanırım, korktuğum Deli Emine'den.
Kimi zaman köşedeki fırıncının densiz çırağıyla kavga ederim, ben peltek, o şaşı.
Kimi zaman dondurmacının, kimi zaman pamuklu helva satıcısının sesini duyarım.
Kimi zaman bir de bakarım ki özlemişim taşını-toprağını, ıslanır gözüm.
Ne yapabilirim?
Ben Urfa küncüsüyüm.
--spoiler--
--spoiler--
Urfa küncüsü...
BiZLER, o dar taş sokakta oynayan çocuklar, bir avuç küncü (susam) gibiydik.
Yazgının eli, bizi bir boz tarlaya savurdu.
Kimimiz yeşermeden yem olduk kuşlara.
Kimimiz çok şanssızdık, topraksız kayalıklara düştük, filizlenip kök salmadan yandık.
Kimimizi öldürdü güneşsizlik.
Kimimiz uzaklara sürüklendik yel aldı, daha geçen gün gazetede vardı:
"Alaska'da bir Urfalı... "
Kimimiz postallar altında ezilip hayallerimizden ve sevdalarımızdan çok çok erken ayrıldık.
Bizim kuşağımız da tıpkı öbür kuşaklar gibi, bir avuç küncüydü, bir boz tarlaya savrulduk.
*
Benim şansım vardı.
Bir yağmur tanesine denk geldim.
Gövdesiz, gölgesiz, cılız, sadece bir mevsimlik bir küncü otu gibi olsam da, Urfa küncüsüyüm ben.
O toprak, o hava, o tarla...
Ama en çok da şimdi dar taş sokaklarda oynayan o minik küncü taneleri benimdir.
Elbette yarım asır öncenin dahi Urfa'sını yerinde bulamadığımda... Bir büyük medeniyetin yerini ortaçağ görüntülerinin aldığını gördüğümde... Su geldikçe kültürün kuruduğunun, ışık geldikçe yaşamın karardığının farkına vardığımda...
Söylenirim, canım sıkılır.
Yobazlar kızsa da, kızmasa da...
*
Alınan Urfalılar benim geceleri başımı yastığıma koyduğumda, Sumeydanı'ndaki o dar taş sokakta, kızların tıkır tıkır takunya sesleri arasında, telden arabamı hálá sürdüğümü nereden bilecekler.
Kimi zaman yaklaşan bir çıngırak sesi gelir, tel arabamı kapıp kaçarım çöpçü katırının önünden.
Kimi zaman saklanırım, korktuğum Deli Emine'den.
Kimi zaman köşedeki fırıncının densiz çırağıyla kavga ederim, ben peltek, o şaşı.
Kimi zaman dondurmacının, kimi zaman pamuklu helva satıcısının sesini duyarım.
Kimi zaman bir de bakarım ki özlemişim taşını-toprağını, ıslanır gözüm.
Ne yapabilirim?
Ben Urfa küncüsüyüm.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar