bugün
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi27
- minnoş bir kalbim var diyen erkek7
- yagmurcu ile yağmur altında dans etmek5
- e'e f e5
- ölümden korkmamak5
- sadece 4000 kişi kalmış olması10
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- halter kaldırırken osurmak3
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- algı çetesi7
- idam anında kendini zehirlemek3
- eski sevgiliyle karşılaşmak3
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak5
- heyt bea birader4
- sözlükteki 4 harfliler4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- özgür özel10
- kargocularla kanka olmak4
- masklavinin siyaseti bırakırsa düzeleceği kanısı8
- sigaraya kahve sürmek5
- 81r4d3r5
- armageddon savaşı3
- günün sözü26
- mülayim'in hiç sevmediği herif3
- allah yoksa insanı iyi olmaya zorlayan nedir9
- s'i l v'e r m'i s t29
- kabe'ye secde etmek on emri ihlal ediyor mu4
- allah'ın gazabından korkmamak2
- aşırı milliyetçilerin herkesi kürtçü ilan etmesi7
- mazotun litresi 90 lira13
- arkadaşlar kavga etmeyin8
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçtim2
- miçotakis ten türkiye'ye iyi geçinme çağrısı6
- gün tabağı diye rulolat veren sözlük kızı9
- yahudilerle yaşamaktansa onları israilde tutmak2
- 100 bin liraya mezarlık gece bekçisi olmak9
- çok artılara rağmen karmanın çok yavaş yükselmesi4
- ne yapıyorsunuz arkadaşlar5
- allah'ın çok merhametli kıskanç bi tanrı olması4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası29
- mülteciler akp yüzünden türkiye de zannetmek4
- parti tüzüğü okumak8
- salata ile başlanan gün3
- la ilahe illallah3
- ismet özel der ki3
- berhan şimşek'in kadına şiddet faili olması9
- üsküdar belediyesi9
- niğde de restorana girip dayak yemek10
- zamanın katil olması2
- ısparta3
şimdilerde yeni kitabı ile kitapçıların raflarında, ayrıca tabi ki en çok okunanlar listelerinin muazzam yerlerinde görmekte olduğumuz şahsiyet.
(bkz: prag mezarlığı)
(bkz: prag mezarlığı)
artik adini ne zaman duysam aklima bir tebessumle pete doherty gelecektir. bunun disinda kimdir nedir bilmem.
https://www.youtube.com/watch?v=Quba72Xli8o
https://www.youtube.com/watch?v=Quba72Xli8o
kafanız boş devirde gittikçe hızlanıp motoru yakma kıvamına geldiği anlarda açıp okumanız gereken yazardır. boşa dönen gücü alır, düşünce torkuna çevirir. edebi anlamda pek lezzet sunamasa da, tek kişilik size özel servis yapacağı masanız, sunum çeşitliliğini kaldırmak için, minimum 34 metre uzunluğunda olmalıdır.
Kendisi çeviribilim ve göstergebilim derslerinin vazgeçilmezidir. Okuru şu şekilde ikiye ayırır: ampirik okur ve örnek okur.
iyi ki orhan pamuk umberto eco'yu tanıtmıştır dedirten yazar. hoş umberto'nun biri tarafından tanıtılmasına gerek yok da şahsım adına orhan pamuk'la tanımışımdır kendilerini.
en büyük romancılardan birisidir. baudolino mükemmel bir hayal gücünün eseridir. gülün adı, mükemmel bir duruluk ve anlatımdır. foucauld sarkacı harika bir gerilimdir.
güzelliğin tarihi, yorum ve aşırı yorum, ortaçağ estetiğinde sanat ve güzellik göstergebilim meraklılarının mutlaka okuması gereken kitaplardandır.
30 farklı üniversiteden fahri doktora nişanı almıştır. kütüphanesinde 30 bini aşkın cilt kitap vardır.
dine yakın olan eco bilime ve araştırmalara ağırlık verdikten sonra din konusunu düşündü.
ve ; "dinin tanrı ile bir ilgisi yoktur. yalnızca yaşamın köklerinin neler olduğu ve ölümden sonra neler olacağını sorgulayan, insana ait temel bir davranış biçimidir... Benim görüşüme göre dolaysız olarak, din tanrı'yı üretmektir." diyerek agnostizme yöneldi.
yazdığı romanlarla irrasyonel düşüncenin ortaçağ'a uzanan felsefi-tarihsel sürecini ele almış; pozitif bilimlerin gelişmesinde katkıda bulunmuş olsa bile kendisi hep geride kalmış olan gizli bilimlerin varlığından söz eder.
eco'nun dilini anlamak gerçek bir çaba gerektirir ki o, 1965 yılından beri james joyce derneği fahri üyesi. joyce'u bilen bilir... ayrıca yaşadığı halde hakkında binlerce makale ve üniversite tezi olan tek tük kişilerdendir.
dine yakın olan eco bilime ve araştırmalara ağırlık verdikten sonra din konusunu düşündü.
ve ; "dinin tanrı ile bir ilgisi yoktur. yalnızca yaşamın köklerinin neler olduğu ve ölümden sonra neler olacağını sorgulayan, insana ait temel bir davranış biçimidir... Benim görüşüme göre dolaysız olarak, din tanrı'yı üretmektir." diyerek agnostizme yöneldi.
yazdığı romanlarla irrasyonel düşüncenin ortaçağ'a uzanan felsefi-tarihsel sürecini ele almış; pozitif bilimlerin gelişmesinde katkıda bulunmuş olsa bile kendisi hep geride kalmış olan gizli bilimlerin varlığından söz eder.
eco'nun dilini anlamak gerçek bir çaba gerektirir ki o, 1965 yılından beri james joyce derneği fahri üyesi. joyce'u bilen bilir... ayrıca yaşadığı halde hakkında binlerce makale ve üniversite tezi olan tek tük kişilerdendir.
"açık yapıt" adlı eserini tam olarak anlayabilene "derviş" sıfatını layık görebileceğimiz yazar, düşünür.
" Gülün Adı" isimli kitabı şiddetle tavsiye edilen yazar. Özellikle Orta Çağ Avrupasına ve polisiye romanlara ilginiz varsa kesinlikle okunmalıdır.
sıçarcasına roman yazanlardan birisi daha. bu tür yazarlar isimleri azcık duyuldu mu işi hemen ticari kaygılara dökerek yılda 1-2 roman yayınlıyorlar. üretken olduklarından değil tabii. paranın kaynağı kurumasın diye. ilk romanlarına saygım hala var ancak bir yerde sapıtmasaydı daha iyi anabilirdim kendisini.
"insanların %60'ı aptaldır." diyen adam. "bunu bizim aziz nesinimiz zaten söylemişti baba." dedim tv de izlerken kendisini.
Ki bence ikisi de oldukça iyimser, bu yüzdelik kısım konusunda.
Ki bence ikisi de oldukça iyimser, bu yüzdelik kısım konusunda.
uludağ sözlükte yazsa idi eğer buradakilere nasıl bir yüzde vereceği merak konusu yazar.
Son kitabını (bkz: prag Mezarlığı) hala anlamadığım yazar. Sözlükteki Anlaşılamayan entrylerin tümünü topla bir kitap yap, daha derli toplu, konu bütünlüğü olan bir şey çıkar ortaya, eminim.
Kadim öykülerde de bir peri ile bir cadı arasındaki fark, sadece yaş ve güzellikten ibarettir.
Umberto Eco
Umberto Eco
postmodernist dede. gülün adı ve foucault sarkacı'ndan yola çıkılarak alaycı bi üslubu olduğu söylenebilir.
ıssız bir adaya düşse yanına alacağı kitap sorulduğunda; 'telefon rehberi; rehberdeki bütün o karakterlerle sonsuz öyküler yaratabilirim', demiştir.
Umberto Eco, Milano'daki eski bir oteli satın alıp içerisini yeniden düzenledi ve kütüphane haline getirdi. Labirent şeklindeki bu bireysel kütüphanede ilk başlarda 30 bin kitap varken şimdi 50 bini aşkın eser bulunuyor. Bu kadar çok kitaba sahip olmasına rağmen bir katalog yapmak istemeyen Eco, "Sekreterim kütüphanenin kataloğunu yapmak istediğinde, ben yapmamasını söyledim. Çünkü ilgi alanlarım sürekli değişiyor, dolayısıyla kitaplığım da. Dahası bir katalog olmadan da kitaplarımı akılda tutmak zorundayım. Sırf edebiyata ayırdığım 70 metrelik bir koridorum var. Her gün birkaç kez bu koridorlarda yürürüm. Bunu yaptığımda kendimi iyi hissederim. Kültür, Napolyon'un ne zaman öldüğünü bilmek değildir. Kültür bu bilgiyi iki dakikada nasıl bulacağını bilmektir. Günümüzde bu türden bilgileri internette zaman kaybetmeden bulabiliyorum. Ama internette gerçek anlamda bilgi sahibi olmuyorsunuz" diyor. Ayrıca çoğu zaman kütüphanesinde, evinden çok vakit geçiren Eco, okuma ve yazma yaptığı alanın sessiz olmasına çok önem verdiğini söylüyor.
KÜTÜPHANE, SAHiBi HAKKINDA BiLGi VERiR
Kütüphanesinde özellikle Ortaçağ'dan kalma, nadir eserler ve Aydınlanma'yla ilgili metinler var. Eco kütüphanelerin sahipleri hakkında bilgi verdiğini de söylüyor, "ilgi alanlarınızı sürekli olarak değiştiriyorsanız, kitaplığınız size kendiniz hakkında sürekli olarak farklı bir şey söyleyecektir. Bu da kütüphane sahibini anlamanıza yardımcı olur." Yakın dönem yazılı eserler hakkındaki görüşü ise şöyle: "Eskiden her bir kitabın, ister beşeri ister ilahi olsun, diğer kitapların ötesindeki şeylerden söz ettiğini düşünürdüm. Ama artık kitapların çoğu kez başka kitaplardan söz ettiğini fark ediyorum. Sanki kitaplar kendi aralarında konuşuyormuş gibi." Çeviriyi de ayrı bir bilim dalı olarak nitelendiren düşünür, kitapları özellikle orijinal dilinde okumayı tercih ediyor. Bu tercihinin beş lisanı ana dili gibi konuşmasında rol oynadığını belirten Eco "Çeviri bir yorum işi ve yeniden yazmaktır" diyor.
KÜTÜPHANE, SAHiBi HAKKINDA BiLGi VERiR
Kütüphanesinde özellikle Ortaçağ'dan kalma, nadir eserler ve Aydınlanma'yla ilgili metinler var. Eco kütüphanelerin sahipleri hakkında bilgi verdiğini de söylüyor, "ilgi alanlarınızı sürekli olarak değiştiriyorsanız, kitaplığınız size kendiniz hakkında sürekli olarak farklı bir şey söyleyecektir. Bu da kütüphane sahibini anlamanıza yardımcı olur." Yakın dönem yazılı eserler hakkındaki görüşü ise şöyle: "Eskiden her bir kitabın, ister beşeri ister ilahi olsun, diğer kitapların ötesindeki şeylerden söz ettiğini düşünürdüm. Ama artık kitapların çoğu kez başka kitaplardan söz ettiğini fark ediyorum. Sanki kitaplar kendi aralarında konuşuyormuş gibi." Çeviriyi de ayrı bir bilim dalı olarak nitelendiren düşünür, kitapları özellikle orijinal dilinde okumayı tercih ediyor. Bu tercihinin beş lisanı ana dili gibi konuşmasında rol oynadığını belirten Eco "Çeviri bir yorum işi ve yeniden yazmaktır" diyor.
italyan romancı, akademisyen, düşünür. şu ana kadar türkçeye çevrilmiş ve ''boş'' diyebileceğimiz hiçbir kitabı yoktur. deneme, makale, söyleşi, roman, öykü, şiir ve hatta yemek tarifi bile yazsa alın okuyun, okutun. en iyi yazarlarımızdan olarak gösterilen elif şafak ve orhan pamuk -ben ilk ona bile sokmam da; durumları biliyorsunuz- gibi ''tarihsel roman'' -ya da olayın tarihin belirli bir döneminde geçtiği roman- meraklısı zatların da yazmayı düşündükleri tüm paçavraları bir kenara atıp, şu adam üzerine ciddi çalışmaları gerekir.
tarih profesörü olmasına rağmen, bir romanını yazmadan önce birkaç yıl onun üzerine ciddi çalışmalar, araştırmalar yapar. romanında anlatacağı ortaçağ kilisesini kusursuz bir şekilde betimleyebilmek için ortaçağ mimarlarının notlarını çalışıp, onların izinden giderek bir ortaçağ kilisesi tasarlamışlığı vardır.
bir seminerinde de edebiyat ve gerçeklik arasındaki ilişki ile alakalı bir soruya şöyle cevap verir:
''bilindiği gibi adolf hitler savaş bittiğinde kendini zehirleyerek intihar etmiştir. yine bilindiği gibi anna karenina bir trenin önüne atlayarak intihar etmiş, ölmüştür. hitler'in zehirlenerek öldüğünü kesin olarak bilebilir miyiz? hayır. ancak; anna karenina'nın trenin önüne atlayarak öldüğünü kesin olarak biliyoruz.''
tarih profesörü olmasına rağmen, bir romanını yazmadan önce birkaç yıl onun üzerine ciddi çalışmalar, araştırmalar yapar. romanında anlatacağı ortaçağ kilisesini kusursuz bir şekilde betimleyebilmek için ortaçağ mimarlarının notlarını çalışıp, onların izinden giderek bir ortaçağ kilisesi tasarlamışlığı vardır.
bir seminerinde de edebiyat ve gerçeklik arasındaki ilişki ile alakalı bir soruya şöyle cevap verir:
''bilindiği gibi adolf hitler savaş bittiğinde kendini zehirleyerek intihar etmiştir. yine bilindiği gibi anna karenina bir trenin önüne atlayarak intihar etmiş, ölmüştür. hitler'in zehirlenerek öldüğünü kesin olarak bilebilir miyiz? hayır. ancak; anna karenina'nın trenin önüne atlayarak öldüğünü kesin olarak biliyoruz.''
Gülün Adı adlı kitabını büyük bir zevkle okuduğum yazardır. Pek bir kalındır ama sıkılmadan okunulur.
Foucault Sarkacı eseri tartışmasız zirvesidir. O ayrıntılar, o şaşırtıcı sıradanlık ve kabalayla içli dışlı metin.
Ayrıca eğlence açısından Baudolinoda efsanedir.
Ayrıca eğlence açısından Baudolinoda efsanedir.
gülün adı ( il nome della rosa ) türkçe yayınlandığında , yanlış olabilir 1985 yılıydı sanırım, bu çocuk bir gün çok ünlü olacak demiştim ama kimse inanmamıştı.
gezi parkı eylemlerine destek vermiş ortaçğ uzamnı italyan filozoftur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar