bugün
- adana dürüm vs adana porsiyon9
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum5
- otobüste açamadığı camı kıran erkek6
- niye uyandık sözlük5
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- 9 eylül izmir in kurtuluşu2
- şönt baca3
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- gebze yi gebze yapan şeyler5
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- spora başladım5
- at eti yemek5
- sözlüğün en kültürlü yazarı3
- uyudun mu11
- günün sözü5
- sabahları nefret edilen şeyler2
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- şeffaf ayakkabı9
- arkadaşlar ben artık ayı olmak istemiyorum2
- özgüven5
- patso4
- hayattan beklentiler7
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- 81 ilde sığınak yapılması7
- hastanede kendini siktiren güvenlik kız3
- tavuğun neden kanatları var11
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- kadın bacağı paylaşan mehdi5
- s'i l v'e r m'i s t35
- uludağ sözlük size ne kattı27
- sinek as6
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi6
- gocu34
- insanı yoran duygular6
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı6
- kız düşürmenin kısa yolu19
- sözlüğün en masum yazarları18
- taliban7
- queen ravennadan mesaj var11
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
*
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
doğduğumuzdan beri üzerimizde olan hayattan bezdiren, bütün herkesten soğutan baskıdır.
(bkz: mahalle baskısı)
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
işsizlikte ve bir düzen oturtamama durumunda iyice hissedilen bir durum.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
Hayatın her anında var olan farklılaşmanın önüne duvar gibi geçer.
geçmişten günümüze devam eden ve ilelebet devam edecek olan birilerinin doğruları diye adlandırılan siktiğimin baskısı.
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
aslen negatif bir fenomen degildir.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
Böyle gelmiş böyle gider mantığı.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar