bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu27
- uyudun mu mesajı13
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek15
- boyumun 2 cm kısalması21
- sözlük kızlarının meme savaşı8
- sözlük yazarlarına güvenmek15
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı24
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar9
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması10
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- fazla samimiyet9
- küpe takan adama kız vermem diyen baba5
- prenses gibi büyüyen kızlar5
- kiraz cicegi kolonyasi41
- arabada sevişmek6
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü23
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler8
- tinder da açılış mesajını ab testi yapmak2
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- otelde sevişmek8
- mal mıyım sorunsalı13
- marmara depremi için ezber bozan açıklama4
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- nev10
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı50
- küt saçlı hatun12
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- fenerbahçe18
- arda turan3
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması3
- anın görüntüsü26
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı77
- ismail kartal34
- gece 3 te boş bir sokakta taksi beklemek5
- uzun saçlı küpeli dövmeli hukuk okuyan erkek5
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- teoman'ın 60 yaşına girmesi6
- ilk buluşmada esnaf lokantasına gitmek14
- limon çekirdeği ile batarya şarj etmek2
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- sözlük yazarlarının saatleri8
- mandalina8
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak4
- duygusal yorgunluk3
- kendine yalan söyleme eğilimi10
*
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
doğduğumuzdan beri üzerimizde olan hayattan bezdiren, bütün herkesten soğutan baskıdır.
(bkz: mahalle baskısı)
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
işsizlikte ve bir düzen oturtamama durumunda iyice hissedilen bir durum.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
Hayatın her anında var olan farklılaşmanın önüne duvar gibi geçer.
geçmişten günümüze devam eden ve ilelebet devam edecek olan birilerinin doğruları diye adlandırılan siktiğimin baskısı.
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
aslen negatif bir fenomen degildir.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
Böyle gelmiş böyle gider mantığı.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar