bugün
- göbekli erkek vs kaslı erkek8
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- kuantum fiziğine sahip kadın4
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- sözlükteki kızların bilgisiz olması12
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı22
- deli divane dizisi5
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- midye dolma3
- kadıköy4
- gece gece aniden gelen kelle paça içme hissi3
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- nuri alço operasyon müziği3
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- türk usulü ödeyelim diyen alman2
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- kızın haberi yokken fotoğrafıyla şarkı yapmak3
- midye tava2
- gülriz sururi'nin gözleri3
- avakado kestim al'ye diyen anne3
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- fidan'dan rusya ukrayna açıklaması3
- düşün ki o bunu okuyor3
- eski sevgiliyi sikko başlık açarken görmek2
- kuzey edebiyatı okurken iç daralması yaşamak2
- kedilerin açacağı başlıklar3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- fenerbahçe 1 göztepe 23
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- sözlükte kimsenin tanım yapmaması3
- psikologu başka psikologa giden şahıs3
- marx yaşasaydı ayfon kullanırdı diyen liboş3
- evde makyaj malzemesi yapmak4
- psikanalistin kendisine ruhtahlilcisiyim demesi2
- göztepe'nin kadıköy de fenerbahçe'yi yenmesi2
- fuhuş baskınına maruz kalmak2
- senin gibisi yok4
- dom dom bey3
- en son ne aldınız16
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- efendi erkek5
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- clemence baptista4
- milan skriniar7
- iki kere kiki4
- sevişirken akla gelen ünlüler2
- ismet gürbüz beyin tırnakları2
*
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
doğduğumuzdan beri üzerimizde olan hayattan bezdiren, bütün herkesten soğutan baskıdır.
(bkz: mahalle baskısı)
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
işsizlikte ve bir düzen oturtamama durumunda iyice hissedilen bir durum.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
Hayatın her anında var olan farklılaşmanın önüne duvar gibi geçer.
geçmişten günümüze devam eden ve ilelebet devam edecek olan birilerinin doğruları diye adlandırılan siktiğimin baskısı.
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
aslen negatif bir fenomen degildir.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
Böyle gelmiş böyle gider mantığı.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar