bugün
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis7
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz24
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir20
- romanya52
- ortada bir yolsuzluk olmaması3
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi14
- sözlükteki ayakçılar10
- otel odası9
- flört uygulamasında eşleşme algoritması3
- albea var mı abi düşük kilometreli3
- arap asıllı yazarlar2
- karton toplayan çocuk16
- almanya25
- meme yalarken düşünülen şeyler4
- sözlük kızlarının ojeleri17
- fatma betül sayan kaya39
- ikiye on kala2
- dünya61
- nerde o eski türk dizileri2
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- türkiye23
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- kadınların sapık olması10
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi4
- nick vermeden bir yazara seslen14
- nikola tesla'nın kürt olması10
- hiçbir şeyin sarmaması10
- sözlüğün meme platformuna dönmesi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- yunanistan12
- stoacılığın kişisel gelişim endüstrisine satılması2
- tokayev den askeri reform talimatı2
- haber sitelerinde reklamlardan haber okunmuyor2
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- anın görüntüsü31
- amerika birleşik devletleri31
- açılı nude5
- bir şey söyle9
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- güzel memelerin öpülmeye değer olması4
- gilded ile yağan yağmuru izlemek4
- mehdinin en sevdiği balık7
- meksika açmazı macerası12
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- sedat peker2
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
- ermeni rum soykırımını inkar etmek16
- güne bir nostaljik şarkı bırak ulen9
- hentbol5
- ne yapsam iyi olur9
*
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
toplumun, bireylerin hayatlarını yaşama biçimi üzerinde etkili olmaları durumudur.
doğduğumuzdan beri üzerimizde olan hayattan bezdiren, bütün herkesten soğutan baskıdır.
(bkz: mahalle baskısı)
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
diyorlar kendisi için. ama inanmayın.
toplumsal baskı denen, insanların kendi fikir ve düşüncelerini çevresindekilere empoze etmeye çalışmasını meşrulaştırma çabasıdır.
kanmayınız, kandırmayınız efendim.
işsizlikte ve bir düzen oturtamama durumunda iyice hissedilen bir durum.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
yahu şu giyim kuşamdan dolayı olan sosyal baskı ve ya başlığın yönlendirdiği gibi olan toplumsal baskıyı siktir edin. ki ikisi de aynı şey.
para yoksa, o baskı ezmiyor, resmen tecavüz ediyor.
allah kimseyi düşürmesin dostlar.
Hayatın her anında var olan farklılaşmanın önüne duvar gibi geçer.
geçmişten günümüze devam eden ve ilelebet devam edecek olan birilerinin doğruları diye adlandırılan siktiğimin baskısı.
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
ayak uydurmak istemeyen ve sikerim toplumunu diyip kendi isteği doğrultusunda yaşayan insanlara bu devirde marjinal deniliyor ya ayar oluyorum amk.
kardeş payında evlenme teklifi sahnesi var orada ahmet kural diyor ya;
"yüzüğü gördüğünüz zaman hemen golluma dönüşüyosunuz, sikerim yüzüğünü lan!"
harbiden sikerim yüzüğünü, toplum bana 25'e gelince evlenmemi emrediyomuş kusura bakmayın ama sikerim öyle toplumu!
evi diz, çeyizi hazırla, altınlar, kına, düğün hepsi benim götüme ondan sonra evlen hadi amk.
gece gece çıldırtmayın adamı amk evlenmiyorum lan sikerim yüzüğünü!
aslen negatif bir fenomen degildir.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
Böyle gelmiş böyle gider mantığı.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Ama yok öyle bir şey. Zaman denilen kavram ilerledikçe herşey değişime uğruyor e tabi bizde.
Bu değişimi kabullenmeyen toplumun düşüncesidir.
Taş Devri zihniyeti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar