bugün
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı18
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz23
- sivaslı ünlüler4
- yeşilyurt3
- renault 9 broadway6
- kürt faşisti5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sarapci koala76
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı9
- hoşlanılan kızı çayı kıtlama içerken görmek5
- simko38
- yılmaz güney11
- 7 65 çapında o biçim bir makbuz aslanım2
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- kemal öztürk2
- sırrı süreyya önder7
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması16
- kürtçüler neden avrupaya kaçar2
- 31 ağustos 2026 kktc türkiye uçak biletleri2
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- bayansız olmak4
- en son ne yediniz4
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası13
- türk kızı3
- gocu31
- arkadaşlar ben artık ayıyım6
- s'i l v'e r m'i s t13
- erkekler için mutlu evliliğin sırları7
- türk seküler devrimi11
- ilişkilerden edinilen tecrübe2
- geceye bir mısra bırakmak2
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek10
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan36
- bilinçaltı yansımalarını reel dünyada görmek4
- kürtler8
- nasıl yakışıklı olunur5
- melih gökçek8
- izlediğin bir filmi bir daha izlememe prensibi2
- fenerbahçe25
- ölümden öte köy yok3
- enayi burcu yazarlar3
- mehmet okuyan4
- bir oturuşta 7 tane leyla yemek3
- telefonun şarj bölgesi temassızlığı5
- fiat ın en iyi arabası8
- yaşlı insanlar neden huysuz olur9
- dokuzuncu nesil yazar karizması8
- aktrollerin akp yalanlarını bile savunması2
- nurullah efe ankut2
- şiveli konuşandan nefret etmek4
aslen negatif bir fenomen degildir.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
toplumsal baskı insanı dogru yolda tutandır çogu zaman. çunku elimizde olmadan her seyden önce itibarımızı düşünürüz hep, aynı şekilde de düşen bir insanın ilk tepkisi birileri gördü mü diye etrafına bakınmaktır.
Utanç, sosyalleşme ile dogan otomatik bir tepkidir. "el ne der" prensibi derinde insanı ömrü boyunca takip eder.
Aşırıya kaçan isteklerimizi frenleyen en önemli unsur aslında utançtır, toplumsal baskıdır.
Yoksa sizce kaç kişi gerçekten inançlı? Kaç kişi insanları gerçekten sayıyor?
Lakin modernizasyon, globalleşme, ürbanizm derken inançlarla birlikte toplumsal baskı da git gide azalıyor... inancın azalmasını pozitif bir sey olarak gormeyin, gerçek veya degil, unutmayın ki yamyamlık, ensest, ve cinayet gibi hayvanlıklar insanların sosyallesme süreçleri boyunca inançla durduruldular.
derken "Büyük sehir" konteksti büdükçe büyüyor, ulkeden uleye bulasıyor ve insanlar kendi dünyalarına kapanıyorlar. git gide tanıdıklar ve komşularla kurulan sosyal baglar kopuyor.
Böylece insanlar artık toplumsal baskıdan "kurtulmuş" oluyorlar. Ve tabi ki de eskiden kimsenin veya çok az kimsenin korka korka yapacagı sosyal ayıplar normallesiyor, bir yerde aslında kabul bile görüyorlar.
Robinson crusoe vakasını bilenler vardır elbet, bilenler daha iyi anlarlar ki etraftaki insanlar kişinin aynasıdır, çogu zaman kendinizi sorgulamanıza yanlısları duzeltmenize vesile olurlar. En önemlisi de itibarınızı, imajınızı korumanız için varlıkları kaçınılmazdır.
Ve tabi ki de gerçegi hayalden ayırt etmeye yarayan birer şahittir hepsi.
Toplumsal baskının da negatif yönleri tabi ki de var.
Bunlar insanların cahiliyet dönemlerinden kalma sosyal sanrılardan oluşan, veya insanların inancı çok yanlıs anlamalarından oluşan noktalar.
Demek istedigim su ki, toplumsal baskını yüksek oldugu inançlı ülkelerde, insanlar bir yerden sonra artık allah veya tanrıları için degil de insanlar için yasamaya baslıyorlar.
Kıza "açık giyinme", "evlenmeden sevisme", vsvs baskıları inanç bahanesiyle açıklamasızca empoze edilirken erkege sanki tanrı dokunulmazlık sözü vermis gibi davranılıyor.
Bu iste saglıksız veya temelsiz baskıdır. Ve bu baskı aşırılıgı asla önlemez, aksine sebep olur.
Baskı kurmak gerekiyorsa, ve o baskı toplumın iyiligi içinse, insanlara baskıdan önce sebeplerinin ulasması gerekir.
Yoksa zaten baskı sadece illüzyon görevi Görür, ve bir seyleri engellemek yerine gizlice yapılmalarına sebep olur.
Bu da bir toplumun ahlakını kaybetmesinden önce geldigi son noktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar