bugün
- kız arkadaşın 4 gündür mesaj atmaması5
- manifest dinleyen erkek11
- sudekiray3
- aşk acısı çekiyorum sözlük21
- sudekiray'ın 18000 entry kutlaması4
- berrak tüzünataç3
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor2
- mesele ne senin benden ayrılman3
- fahriye evcen3
- ilk buluşmada öpmeye çalışan kız3
- evlenilmeyecek 4 erkek11
- taşak sütyeni2
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- türkiye7
- mohamed salah ghaly13
- tofaş2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması9
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- trabzonspor7
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- insan zamandan ibarettir3
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi6
- gocu4
- yaz yemekleri5
- mauro icardi3
- birleşik krallık3
- scooter'a 6 kişi binmek5
- taksici muhabbeti5
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- spiderman mi döver batman mi5
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- gulmekicinyaratilmis11
- ona bir şey söyle7
- falkland yasası3
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- almanya5
- murphy yasası2
- dost2
- stres yönetimi6
- ispanya7
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- bir erkek ve bir kız arkadaş olabilir mi15
- gocu bay bey birader3
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- doğuda yaşayan yazarlar5
- elalem ne der4
- deprem2
- muğla2
- marmaris2
asıl adı Timaeus olan m.ö. 360 yıllarında Platon tarafından yazılmış diyalog şeklindeki ünlü eserdir. filozofun en karanlık, anlaşılması en güç eseri olmakla beraber ilk ve ortaçağ düşünüşü üzerine en çok tesir eden eseri olmuştur. Timaios sadece ilimlerden, hem de en ciddi ilimlerden bahsetmektedir. Bunun
içindir ki bu eser bütün bilgilerin genel bir sentezini meydana getirmek için büyük gayretler sarf
etmiş olan bütün Ortaçağın bilim adamları tarafından bir örnek olarak ele alınmıştır. evreni ve nedenlerini mantık yoluyla irdelemeye çalışıp, aynı zamanda atlantis'ten de bahsetmiştir bu kitabında. ayrıca element sözcüğünün ilk kullanıldığı eserdir.
görsel
bu eserde bahsedilen atlantis.
içindir ki bu eser bütün bilgilerin genel bir sentezini meydana getirmek için büyük gayretler sarf
etmiş olan bütün Ortaçağın bilim adamları tarafından bir örnek olarak ele alınmıştır. evreni ve nedenlerini mantık yoluyla irdelemeye çalışıp, aynı zamanda atlantis'ten de bahsetmiştir bu kitabında. ayrıca element sözcüğünün ilk kullanıldığı eserdir.
görsel
bu eserde bahsedilen atlantis.
şimdi efendim çok ilginç bir kitaptır bu. diyalog klasik sorular ile başlar;
bütün evren ezelden beri var mıydı? bir başlangıcı oldu mu? yoksa doğmuş bir başlangıcı olmuş mudur? doğmuştur çünkü gözle görülür ve elle turulur haldedir. yani bu tip şeyleri ben duyumsayabildiğim için bu tip şeyleri doğmuş olarak yani evreni doğmuş olarak kabul ediyorum. bununla birlikte doğan şeylerin bir neden üzre doğduklarını belirtir platon.
bununla birlikte şu soruları da ortaya koyar;
bu evrenin yapıcısı onu iki örnekten hangisine göre yapmıştır/inşa etmiştir. her zaman aynı kalana göre mi? yoksa doğmuş olana göre mi? bunun da cevabını kendiisi verir. yapıcısı yada ustası. lütfi ay'ın fransızca'dan çevirdiği eski çeviri de hiç demurgos adı geçmez, bunun yerine yapıcı yada yaratıcı adı altında kelimeler ile ikame edilmiştir. halbuki bunların karşılığı demurgos'tur. yani marangoz olan ve paradeigmata'ya göre evrene şekil veren yani onu yaratmayan tanrıdır. antik yunan'ın bu tanrısı yaratıcı bir tanrı değildir. yapıcı inşa edici bir tanrıdır. ideaların paradeigmatalarına[ilksiz örneklerine] göre bakarak bu evreni inşa eder. platon ifade edildiği gibi ilksiz örneklere bakarak tanrının evreni şekillendirdiğini söyler. bu meydana getirmeye ise evrenin güzel ve tanrının iyi olması şartını öne sürer. yani bu evren güzel ve tanrı iyise, bu evren ilksiz örneklerden meydana getirilmiştir. buna ilaveten evreni doğmuş olan şeylerin en güzeli yapıcısını da en yetkini olduğunu belirtir. yani her zaman aynı kalan örneğe göre evreni meydana getirmiştir.
neden olarak ise yaratan[şekillendiren] iyi idi iyi olanda da hiçbir şeye karşı hırs uyanmaz şeklinde belirtir. hırs duymadığından da her şeyin elden geldiğince kendisine benzemesini istedi. yani her şeyin iyi ve düzenli olmasını istedi. temellendirmenin ana noktası ise hiçbir zaman zekası olan bir bütünden, daha güzel zekasız bir bütün çıkmaz.[elimde ing. ya da fr. çeviri olmadığı için hali ile burada gerçekten zeka[] mı? yoksa akıl[logos] mı? dediğini açıkçası bilmiyorum].
buna ilaveten evrenin neye(hangi canlı varlığa] benzetilerek yaratıldığına girişir. buna istinaden evrenin teker teker ve cins cins bütün öteki varlıkları içine alan benzetildiğini ifade etmiştir. çünkü tanrı dünyayı mümkün olduğu kadar kavranabilen varlıkların en güzeline en kusursuzuna benzetmek istediğinden tüm canlı varlıkları içine alan bir şey yaratmıştır. şimdi efendim görüleceği gibi tanrı kavrananlar dünyasındaki ideaya bakarak evreni meydana getiriyor[şekillendiriyor]. bununla birlikte şöyle devam eder; "mademki bir örneğe göre yapılmıştır o zaman birtek gök var demektir". çünkü bütün kavrananları içine alan bir örnek hiç bir zaman başka bir örnek ile bağdaşmaz.[bunu ise platon'un idealarının parmenides'in "bir"ine benzediklerini söylemek ile temellendirebiliriz]
eğer bunun tersini kabul edersek, yani başka bir örnek olduğunu bu sefer bu ikisinden başka olan ve onları parça olarak içine alan bir başka örnek gerekirdi. işte bu noktada platon aristoteles'in tritos antropos adı verdiği kavram ile karşılaşır. şimdi bunu açalım. ne demek, şimdi efendim bu şfade ettiğimiz varlıklar ya ideanın bütününden ya da parçasından pay alır. eğer parçadan pay alırsa[meteksis], o ideadan pay alan şey ortadan kalktığında idea da ortadan kalkacaktır. eğer bütünden pay alırsa idealar gerçeğin[burada aletheia yani hakikatin karşılığı olarak kullandım] bir taklidi[mimeesis] olacaktir. bu durumda platon bize nimesis durumunu anlatıyor. yani; şimdi bir gök ideası kabul edelim bir de onun taklidi olan "gök" kabul edelim. eğer o gök ideası bir başka ideanın benzeri ise o da birbaşka ideanın bütününden pay almış demektir. bu durumda ilk etapta ele aldığımız gök ideası ve onun taklidi vasıtasıyla meydana getirilen gök hali ile bunları kapsayan bir üçüncü gök ideasından pay almış demektir. bu da sonsuza kadar gidebilir. bundan dolayı demurgos evreni ne çift ne çok sayıda yaratmıştır. sadece bir tane evren[paradeigmata olarak] yaratmıştır.
şekil olarak da tanrı evrene en mükemmel ve kusursuz şekli verdiryani her yerde merkezden aynı uzaklıkta olan küre şekli. bunun da izleri parmenides'in "bir"inin şekli ile aynı olduğu söylenebilir.
bu diyalog ile ilgili özellikle bir ve idealar konusu "parmenides" diyaloğunda derinden derine incelenecektir. lakin bu diyaloğu iyi irdelemek lazımdır. yoksa ciddi anlamda motoru yakabilirsiniz..
bütün evren ezelden beri var mıydı? bir başlangıcı oldu mu? yoksa doğmuş bir başlangıcı olmuş mudur? doğmuştur çünkü gözle görülür ve elle turulur haldedir. yani bu tip şeyleri ben duyumsayabildiğim için bu tip şeyleri doğmuş olarak yani evreni doğmuş olarak kabul ediyorum. bununla birlikte doğan şeylerin bir neden üzre doğduklarını belirtir platon.
bununla birlikte şu soruları da ortaya koyar;
bu evrenin yapıcısı onu iki örnekten hangisine göre yapmıştır/inşa etmiştir. her zaman aynı kalana göre mi? yoksa doğmuş olana göre mi? bunun da cevabını kendiisi verir. yapıcısı yada ustası. lütfi ay'ın fransızca'dan çevirdiği eski çeviri de hiç demurgos adı geçmez, bunun yerine yapıcı yada yaratıcı adı altında kelimeler ile ikame edilmiştir. halbuki bunların karşılığı demurgos'tur. yani marangoz olan ve paradeigmata'ya göre evrene şekil veren yani onu yaratmayan tanrıdır. antik yunan'ın bu tanrısı yaratıcı bir tanrı değildir. yapıcı inşa edici bir tanrıdır. ideaların paradeigmatalarına[ilksiz örneklerine] göre bakarak bu evreni inşa eder. platon ifade edildiği gibi ilksiz örneklere bakarak tanrının evreni şekillendirdiğini söyler. bu meydana getirmeye ise evrenin güzel ve tanrının iyi olması şartını öne sürer. yani bu evren güzel ve tanrı iyise, bu evren ilksiz örneklerden meydana getirilmiştir. buna ilaveten evreni doğmuş olan şeylerin en güzeli yapıcısını da en yetkini olduğunu belirtir. yani her zaman aynı kalan örneğe göre evreni meydana getirmiştir.
neden olarak ise yaratan[şekillendiren] iyi idi iyi olanda da hiçbir şeye karşı hırs uyanmaz şeklinde belirtir. hırs duymadığından da her şeyin elden geldiğince kendisine benzemesini istedi. yani her şeyin iyi ve düzenli olmasını istedi. temellendirmenin ana noktası ise hiçbir zaman zekası olan bir bütünden, daha güzel zekasız bir bütün çıkmaz.[elimde ing. ya da fr. çeviri olmadığı için hali ile burada gerçekten zeka[] mı? yoksa akıl[logos] mı? dediğini açıkçası bilmiyorum].
buna ilaveten evrenin neye(hangi canlı varlığa] benzetilerek yaratıldığına girişir. buna istinaden evrenin teker teker ve cins cins bütün öteki varlıkları içine alan benzetildiğini ifade etmiştir. çünkü tanrı dünyayı mümkün olduğu kadar kavranabilen varlıkların en güzeline en kusursuzuna benzetmek istediğinden tüm canlı varlıkları içine alan bir şey yaratmıştır. şimdi efendim görüleceği gibi tanrı kavrananlar dünyasındaki ideaya bakarak evreni meydana getiriyor[şekillendiriyor]. bununla birlikte şöyle devam eder; "mademki bir örneğe göre yapılmıştır o zaman birtek gök var demektir". çünkü bütün kavrananları içine alan bir örnek hiç bir zaman başka bir örnek ile bağdaşmaz.[bunu ise platon'un idealarının parmenides'in "bir"ine benzediklerini söylemek ile temellendirebiliriz]
eğer bunun tersini kabul edersek, yani başka bir örnek olduğunu bu sefer bu ikisinden başka olan ve onları parça olarak içine alan bir başka örnek gerekirdi. işte bu noktada platon aristoteles'in tritos antropos adı verdiği kavram ile karşılaşır. şimdi bunu açalım. ne demek, şimdi efendim bu şfade ettiğimiz varlıklar ya ideanın bütününden ya da parçasından pay alır. eğer parçadan pay alırsa[meteksis], o ideadan pay alan şey ortadan kalktığında idea da ortadan kalkacaktır. eğer bütünden pay alırsa idealar gerçeğin[burada aletheia yani hakikatin karşılığı olarak kullandım] bir taklidi[mimeesis] olacaktir. bu durumda platon bize nimesis durumunu anlatıyor. yani; şimdi bir gök ideası kabul edelim bir de onun taklidi olan "gök" kabul edelim. eğer o gök ideası bir başka ideanın benzeri ise o da birbaşka ideanın bütününden pay almış demektir. bu durumda ilk etapta ele aldığımız gök ideası ve onun taklidi vasıtasıyla meydana getirilen gök hali ile bunları kapsayan bir üçüncü gök ideasından pay almış demektir. bu da sonsuza kadar gidebilir. bundan dolayı demurgos evreni ne çift ne çok sayıda yaratmıştır. sadece bir tane evren[paradeigmata olarak] yaratmıştır.
şekil olarak da tanrı evrene en mükemmel ve kusursuz şekli verdiryani her yerde merkezden aynı uzaklıkta olan küre şekli. bunun da izleri parmenides'in "bir"inin şekli ile aynı olduğu söylenebilir.
bu diyalog ile ilgili özellikle bir ve idealar konusu "parmenides" diyaloğunda derinden derine incelenecektir. lakin bu diyaloğu iyi irdelemek lazımdır. yoksa ciddi anlamda motoru yakabilirsiniz..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar