bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- silik sayınız7
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- terhis oluyorum sözlük21
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- gece gelen yemek yapma isteği6
- ilk sıra arkadaşınız ne yapıyor6
- gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkmak5
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- emecek bor çift göğüs bile bulamamak7
- fatma betül sayan kaya28
- yanıyorum diye mesaj atan sözlük kızı4
- fon vurgununu eleştiren imama erişim engeli5
- kombiler açıldı mı arkadaşlar8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- online yazarlar nasıl görünür4
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- daha favlamadan zaten favladınız uyarısı4
- amerika birleşik devletleri3
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- kale3112'nin çalıştığı binaya saldırı düzenlemek5
- trafikte korna çalmanın işlevi7
- akıllı telefon kullanan erkek9
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından6
- camilerdeki ayak kokusu11
- nasıl açık oylarız4
- vajinanın tatsız tuzsuz olması6
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi6
- victor osimhen9
- ihsan oktay anar2
- sözlükten buluştuğu kızın göğüslerini çalan adam5
- münafık11
- bizde arkadaşın karısına yanlış olmaz4
- fon vurgunu nedir3
- gecenin şarkısı4
- uyudunuz mu arkadaşlar10
- 20078
- ne bu fon vurgunu3
- en güzel geçen yıllar4
- acıktım ne yesem3
- levent yüksel4
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- fatma betülüm yapmaz13
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı6
- league of legends2
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- ünlüler bim a101 şok'a gidiyor mu sorunsalı7
sylvia plath şiiridir:
This is the city where men are mended.
I lie on a great anvil.
The flat blue sky-circle
Flew off like the hat of a doll
When I fell out of the light. I entered
The stomach of indifference, the wordless cupboard.
The mother of pestles diminished me.
I became a still pebble.
The stones of the belly were peaceable,
The head-stone quiet, jostled by nothing.
Only the mouth-hole piped out,
Importunate cricket
In a quarry of silences.
The people of the city heard it.
They hunted the stones, taciturn and separate,
The mouth-hole crying their locations.
Drunk as a foetus
I suck at the paps of darkness.
The food tubes embrace me. Sponges kiss my lichens away.
The jewelmaster drives his chisel to pry
Open one stone eye.
This is the after-hell: I see the light.
A wind unstoppers the chamber
Of the ear, old worrier.
Water mollifies the flint lip,
And daylight lays its sameness on the wall.
The grafters are cheerful,
Heating the pincers, hoisting the delicate hammers.
A current agitates the wires
Volt upon volt. Catgut stitches my fissures.
A workman walks by carrying a pink torso.
The storerooms are full of hearts.
This is the city of spare parts.
My swaddled legs and arms smell sweet as rubber.
Here they can doctor heads, or any limb.
On Fridays the little children come
To trade their hooks for hands.
Dead men leave eyes for others.
Love is the uniform of my bald nurse.
Love is the bone and sinew of my curse.
The vase, reconstructed, houses
The elusive rose.
Ten fingers shape a bowl for shadows.
My mendings itch. There is nothing to do.
I shall be good as new.
________________________________________________
Taşlar
insanların onarıldığı bir şehirdi bu.
Büyük bir örste uzanmıştım.
Yassı mavi gök çemberleri
Uçtu bir bebeğin şapkası misali
Düştüğüm zaman ışıktan dışarı. Girdim
Midesine umursamazlığın, sözsüz dolaba.
Eksiltti beni havan tokmaklarının anası.
Durgun bir çakıl oldum.
O göbeğin taşları huzurluydu,
Mezar taşı sessizliğinde, itilip kakılmayan.
Sadece ağız boşluğu ötüyordu
Tebelleş cırcır böceğinin,
Sessizliklerin bir avında.
Bu kentin halkı duydu bunu.
Avladılar taşları, suskunca ve ayrı ayrı,
Haykırır mevzilerini ağız boşlukları.
Bir cenin gibi sarhoş
Soğururum karanlığın lapasını.
Kucaklar beni yemek boruları. Süngerler öpüp uzaklaştırır likenlerimi.
Mücevher ustası götürür keskisini manivela misali
Açmak için taştan bir gözü.
Cehennem-ertesidir bu: Görürüm ışığı.
O ihtiyar kuruntucunun, kulak odasının
Tıpasını çıkarır bir rüzgâr.
Su yumuşatır çakmaktaşı dudağı,
Ve yayar duvara günışığı aynılığını,
Rüşvetçiler neşeli,
Isıtarak kerpetenleri, kaldırarak narin çekiçlerini.
Bir akım altüst eder telleri
Volt volt. Dikişler kapatır yarıklarımı.
Pembe bir gövde heykeli taşıyarak geçer işçinin biri.
Ardiyeler tıka basa dolu kalplerle.
Yedek parçaların şehridir bu.
Kauçuk gibi tatlı kokar kundaklanmış bacaklarım ve kollarım.
Burada iyileştirilir başları, ya da diğer uzuvları.
Cuma günleri küçük çocuklar gelir
Kancalarını ellerle takas etmeye.
Ölü adamlar bırakır gözlerini başkalarına.
Çıplak hemşiremin üniformasıdır aşk.
Bedduamın kemiği ve kirişidir aşk.
Onarılmış vazoya yerleştirilmiş
O nadir gül.
On parmak oluşturur gölgelerin bir kâsesini.
Yamalarım kaşınır. Yapacak bir şey yok.
Yeni gibi iyi olacağım.
This is the city where men are mended.
I lie on a great anvil.
The flat blue sky-circle
Flew off like the hat of a doll
When I fell out of the light. I entered
The stomach of indifference, the wordless cupboard.
The mother of pestles diminished me.
I became a still pebble.
The stones of the belly were peaceable,
The head-stone quiet, jostled by nothing.
Only the mouth-hole piped out,
Importunate cricket
In a quarry of silences.
The people of the city heard it.
They hunted the stones, taciturn and separate,
The mouth-hole crying their locations.
Drunk as a foetus
I suck at the paps of darkness.
The food tubes embrace me. Sponges kiss my lichens away.
The jewelmaster drives his chisel to pry
Open one stone eye.
This is the after-hell: I see the light.
A wind unstoppers the chamber
Of the ear, old worrier.
Water mollifies the flint lip,
And daylight lays its sameness on the wall.
The grafters are cheerful,
Heating the pincers, hoisting the delicate hammers.
A current agitates the wires
Volt upon volt. Catgut stitches my fissures.
A workman walks by carrying a pink torso.
The storerooms are full of hearts.
This is the city of spare parts.
My swaddled legs and arms smell sweet as rubber.
Here they can doctor heads, or any limb.
On Fridays the little children come
To trade their hooks for hands.
Dead men leave eyes for others.
Love is the uniform of my bald nurse.
Love is the bone and sinew of my curse.
The vase, reconstructed, houses
The elusive rose.
Ten fingers shape a bowl for shadows.
My mendings itch. There is nothing to do.
I shall be good as new.
________________________________________________
Taşlar
insanların onarıldığı bir şehirdi bu.
Büyük bir örste uzanmıştım.
Yassı mavi gök çemberleri
Uçtu bir bebeğin şapkası misali
Düştüğüm zaman ışıktan dışarı. Girdim
Midesine umursamazlığın, sözsüz dolaba.
Eksiltti beni havan tokmaklarının anası.
Durgun bir çakıl oldum.
O göbeğin taşları huzurluydu,
Mezar taşı sessizliğinde, itilip kakılmayan.
Sadece ağız boşluğu ötüyordu
Tebelleş cırcır böceğinin,
Sessizliklerin bir avında.
Bu kentin halkı duydu bunu.
Avladılar taşları, suskunca ve ayrı ayrı,
Haykırır mevzilerini ağız boşlukları.
Bir cenin gibi sarhoş
Soğururum karanlığın lapasını.
Kucaklar beni yemek boruları. Süngerler öpüp uzaklaştırır likenlerimi.
Mücevher ustası götürür keskisini manivela misali
Açmak için taştan bir gözü.
Cehennem-ertesidir bu: Görürüm ışığı.
O ihtiyar kuruntucunun, kulak odasının
Tıpasını çıkarır bir rüzgâr.
Su yumuşatır çakmaktaşı dudağı,
Ve yayar duvara günışığı aynılığını,
Rüşvetçiler neşeli,
Isıtarak kerpetenleri, kaldırarak narin çekiçlerini.
Bir akım altüst eder telleri
Volt volt. Dikişler kapatır yarıklarımı.
Pembe bir gövde heykeli taşıyarak geçer işçinin biri.
Ardiyeler tıka basa dolu kalplerle.
Yedek parçaların şehridir bu.
Kauçuk gibi tatlı kokar kundaklanmış bacaklarım ve kollarım.
Burada iyileştirilir başları, ya da diğer uzuvları.
Cuma günleri küçük çocuklar gelir
Kancalarını ellerle takas etmeye.
Ölü adamlar bırakır gözlerini başkalarına.
Çıplak hemşiremin üniformasıdır aşk.
Bedduamın kemiği ve kirişidir aşk.
Onarılmış vazoya yerleştirilmiş
O nadir gül.
On parmak oluşturur gölgelerin bir kâsesini.
Yamalarım kaşınır. Yapacak bir şey yok.
Yeni gibi iyi olacağım.
Çeviren: ismail Haydar Aksoy
aynı zamanda yeşilköyde güzel bir mekan.
Plain Jane Automobile adlı grubun nokia 5800 cep telefonunda da bulunan şarkısı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com