bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- sözlük kızlarının kekleri24
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- en iyi vampir filmi4
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- anın görüntüsü25
- kadınlar7
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- true'nun engelli olması6
- kültür2
- okan buruk9
- kuran2
- islamda namaz yoktur30
- sevdiğiniz yazarlar8
- intihar etmek4
- allah11
- fusya semsiyeli yabanci22
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sarapci koala hatayi33
- intothenirvana2
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- kürdistan10
- dantelli sütyen takan erkek12
- ölümden korkuyor musunuz17
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- gary oldman2
- the crow2
- true ile tatlı sert3
- çirkin2
- günün sözü16
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- galatahahahahahaha3
- tai lung8
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- annem2
bir insanı uzun süredir tanımak ne güzel. ya da şöyle bir durum var. birilerine ben şunu şu kadar seneden beri tanıyorum demek. yani ne bileyim ben onun iliğinde üretilen kanın ne şekil olduğunu bilirim tarzında. hani karşındakine nasıl bir mesaj veriyor bilmiyorum ama bana harbi bir ego tatmini yaşatıyor. tamam belki birilerini tanımak için yıllar gerekmez. ama yani ayrı bir karizması var sanki "ben şunu 10 senedir tanıyorum." filan demenin. yani şöyle de bir şey var. uzun süredir tanıdığın berbere gidip traş olmak ya da çocukluğundan beri tanıdığın mahalle bakkalına gidip bir kilo pirinç almak. belki ben bunu yaşamadım diye bana çok çekici geliyor. ama harbiden çok özeniyorum böylelerine. yani bakıyorum mesela ben sabah daha gözümü açamamışken adam sabah şortunu askılısını terliğini giymiş, koltuk altında gazetesi elindeki poşette ekmeği bakkalla sohbet ediyor. hatta muhtemelen o aldıklarını hesaba yazdırmış. yanında da küçük kızını getirmiş kızını uyarıyor arada bir" kızım dokanma oraya buraya" filan diye. ben hep öyle olmak istedim. yani o dükkana girip "bir posta gastesi" diyen suratsız sakallı üniversite öğrencisi değil de; "abi gaaassaray akşam ne geçirdi be" diyen adam olmak isterdim. ya da "bunların hepsi eğitimsizlikten." diyen mahallede oturan öğretmen olmayı. veya berber olayı. yani hiç tanımadığın bir berbere gitmek ne kötü bir şey. yani adam seni tanımıyor ya. nasıl bi şekil istiyorsun bilmiyor. ama tanıdığın olsa mesela. hani girince dükkana "selam bilmem ne abi" desen. sonra sana sıra bekletmeden direkt alsa traş etse. ya da sıra beklerken gazete okusan bir taraftanda berberle sohbeet etsen. bir de diğer müşterilerden daha çok özense. sonra sana diğer müşterilerin yanında bebekliğinden beri traş ediyorum seni filan dese. fena mı olurdu.
"ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz.
önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri
ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile,
biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen,
benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin."
kafka
böylesi güzel, aksi bildiğin angarya.
tanımamak.
evet, güzel.
önümde durup bana baktığında, ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri
ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile,
biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen,
benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin."
kafka
böylesi güzel, aksi bildiğin angarya.
tanımamak.
evet, güzel.
kendini tanımakla başlamamışsa hiç başlamamış olandır.
insanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır, der dostoyevski.
tanımak iyi bir şeydir, hele kendini tanımak...
tanımak güzeldir, eğer doğru tanıdıysan...
Bir insanı, bir yeri, bir serüveni tanımaya başladığınızda dikkat edin; görmezden gelmek istediğiniz şeyler çoğalacaktır. Bir tutku besleyeceğiniz herhangi bir şeyi bir noktaya kadar tanıdıktan sonra üzerine kattığınız şeyler, deneyimlerinize zarar verme olasılıkları yüksek olan şeyler olur. ''Tanımak'' eylemi kesin bir sınır görmedikçe, zararlı bir eylemdir.
Bir insanı tanımak istiyorsanız iyi tanımak istiyor onu anlamak istiyorsanız. Ya hayatınızda ona uzun bir zaman yer ayıracaksınız bol bol vakit geçirip sorular soracaksınız. Ya da onu ilk önce hayatımıza sokacağız arkadaş olacağız sonra arkadaşlığımız bitecek, bittiğinde size olan sözleri dedikleri yaptırımları aynı mı değil mi bakacağız. Veya arkadaşlığınız da kötü günlerinizde neler diyor yanınız da mı değil mi? En kolayı ise sevgilinizi tanımak iyi kötü günlerinize bakın. Olmadı mı, ayrıldığınız da bakın bakalım ilk günkü veya geçirdiğiniz zamanlarda ki saygı sevgi var mı. Dediklerimizle yaptıklarımız bir mi? Size olan herşeyi aynı ise o tahmin ettiğiniz aynı kişi değilse eğer ki o zaman o koskocaman bir yalan.
bazen tanımak istememek..
Neyim olursan ol da hayal kırıklığım olma. Orası çok kalabalık, tanıyamam seni.
Neyim olursan ol da hayal kırıklığım olma. Orası çok kalabalık, tanıyamam seni.
tanıştın mı benimle? tanımak, neyi sever neyi sevmez, ne yapar ne eder bunları öğrenmek değil. tanımak, uzun zaman onunla vakit geçirmek değil. tanımak, düşüncelerini bilmek, üslubunu öğrenmek değil. tanımak, kafasında neler döndüğünü, hislerinin nasıl barındığını, nasıl yazdığını, nasıl konuştuğunu bilmek değil. tanımak, alışmak da değil. ve tanımak, ne beyninde, kalbinde, yaşadıkları üzerine birikmiş ne de kafa yorulmuş, dert edilmiş ne varsa buna vakıf olmak değil.
tanımak, hissetmektir. kendini sadece onun yanında hayal edebilmektir. tanımak, arayışın huzurla nihayet bulduğu noktada onun yüzünün göz önünden gitmemesidir. tanımak, içerlerde bir yerlerde sürekli gezip duran birini taşımaktır. tanımak basittir aslında. yüreğin ne kadarsa, o kadar tanırsın bir insanı. zira o kadar hissedebilirsin.
hissetmektir tanımak. kendinden hissedip hiçbir yabancılık görememek..
peki sen, tanıyor musun beni?
mesela ne kadar tanırsan, o kadar aydınlandığını düşünür müsün? böyle bir hissin oldu mu hiç? ya da onun tarafından ne kadar tanınırsan o kadar var olduğunu hissettiğin?
sen.. şimdi karar ver, tanıyor musun beni gerçekten?
tanımak, hissetmektir. kendini sadece onun yanında hayal edebilmektir. tanımak, arayışın huzurla nihayet bulduğu noktada onun yüzünün göz önünden gitmemesidir. tanımak, içerlerde bir yerlerde sürekli gezip duran birini taşımaktır. tanımak basittir aslında. yüreğin ne kadarsa, o kadar tanırsın bir insanı. zira o kadar hissedebilirsin.
hissetmektir tanımak. kendinden hissedip hiçbir yabancılık görememek..
peki sen, tanıyor musun beni?
mesela ne kadar tanırsan, o kadar aydınlandığını düşünür müsün? böyle bir hissin oldu mu hiç? ya da onun tarafından ne kadar tanınırsan o kadar var olduğunu hissettiğin?
sen.. şimdi karar ver, tanıyor musun beni gerçekten?
Asla emin olamayacağınız şeydir. Birini senelerce tanırsınız ya da tanıdığınızı sanarsınız ancak yaptığı tek bir hareket, davranış her şeyi altüst eder. Bu nedenle kimseyi tanımayın. Tanımazsanız güvenmek zorunda da kalmazsiniz.
(bkz: kimseyi tanimayın)
(bkz: kimseye güvenmeyin)
(bkz: kimseyi tanimayın)
(bkz: kimseye güvenmeyin)
bir objeyi veya kavramı çeşitli yönleriyle algılayabilme, onu herhangi bir amaca yönlendirebilecek erişime gelme durumudur.
En zor olanı insanları tanımak.
Çok isterdim insanları bir bakışta tanımayı akıllarını okumayı. Öyle sinsi, kurnaz, yalancılar var ki hayatınızdan çıkıp gittikten sonra bile gördüğünüz gerçek yüzleri sinir harbine yol açıyor.
Çok isterdim insanları bir bakışta tanımayı akıllarını okumayı. Öyle sinsi, kurnaz, yalancılar var ki hayatınızdan çıkıp gittikten sonra bile gördüğünüz gerçek yüzleri sinir harbine yol açıyor.
benim biraz değişik bir hikayem var.
17 yaşına kadar ailesinin prensesi.
sonra evden kaçtım ben arkadaşlar.
32 yaşına kadar değişimimi ailem bilmez, ondan sonrasında yeniden hayatıma girdiler.
çok uzun süre eski eşim beni bu dünyada en iyl taniyan insan dedim, keza ben de onu, ailelerimizden bile daha fazla. 22-32 yaş arası hep beraberdik zira.
ayrıldıktan sonra çok kırdı beni. ama o çevresinin etkisinde çok kalan küçük bir oğlan çocuğu. kendi seçimiyle yapmazdı. normalde melektir. gerçekten.
geçmişime saygı duyuyor, sevgiyle ugurluyorum.
bakalım gelecek ne suprisler getirecek!
17 yaşına kadar ailesinin prensesi.
sonra evden kaçtım ben arkadaşlar.
32 yaşına kadar değişimimi ailem bilmez, ondan sonrasında yeniden hayatıma girdiler.
çok uzun süre eski eşim beni bu dünyada en iyl taniyan insan dedim, keza ben de onu, ailelerimizden bile daha fazla. 22-32 yaş arası hep beraberdik zira.
ayrıldıktan sonra çok kırdı beni. ama o çevresinin etkisinde çok kalan küçük bir oğlan çocuğu. kendi seçimiyle yapmazdı. normalde melektir. gerçekten.
geçmişime saygı duyuyor, sevgiyle ugurluyorum.
bakalım gelecek ne suprisler getirecek!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar