1. 1.
    bir toplum için en onemli şeylerden biridir dil, ve kültürünü en iyi şekilde aktarabileceği araçtır, yabancılaşan bir dil, yabancılaşan bir nesile, ve o nesil ise kültürünü unutmaya mahkum olan bir topluma dönüşür.

    globalleşen bir dünya'da elbetteki yeni kelimelere açık olmak zorundayız. ama saçmalamak zorunda değiliz.

    (bkz: check etmek)
    1 ... ironny
  2. 2.
    mikser, resepsiyon, kürdan, şezlong, televizyon, radyo, krem, şofben, otobüs, otomobil, motosiklet vb.
    daha sürer gider bu.
    ... jordan rudess kim ya
  3. 3.
    türkçe de birçoğunun karşılığı oldugu halde ve dahası kelimenin anlamını daha da iyi ifade ettiği halde heryerde ve heryerlerde kullanmaya pek bir meraklı oldugumuz bizi bizden alan kelimelerdir

    konsept ( özellikle ağzını yayarak söyleyen bi kesim var )
    trend daha da havalısı için trendy ( " yönelim" demenin zor geldiği anlarda sanırım )
    outlet,
    link, ( bağlantı mı )
    web, ( ağ la alakası olabilir mi)
    repertuar, kuartet, platonik, biyografi, limit, katalog, dogmatik, teori, band, balans, ve manevrası da var ... gibi gibi
    2 ... sheupradyn
  4. 4.
    (bkz: jonksiyon)
    4 ... jonksiyon
  5. 5.
    ünlüler arsında çok kullanılan o müthiş kelime; background.
    cümle içinde kullanımı; seren'in bekraundu var. ;)
    3 ... brewed and bottled
  6. 6.
    gerçekten türkçe'ye ''giren'' yabancı kelimelerdir.acıtırlar.
    5 ... xwera
  7. 7.
    antre..
    2 ... novakatinamite
  8. 8.
    (bkz: türkçeden çıkıp hiç bir yere girmeyen kelimeler)
    2 ... gone with the sin
  9. 9.
    editör
    moderasyon
    trafik
    spor
    operasyon
    kontrol *
    3 ... bi nick bulamadim kendime
  10. 10.
    halk diline giren arapça ve acemce kelimeler bunlara dahildir. örnek:
    halk dilinde eşanlamlı sözcükler yoktur. arapça acemce'den bir sözcük aldıklarında onun eşanlamlısı olan türkçe sözcüğü atmışlardır, dilde eşanlamlı sözcük kalmaz:
    "hasta" alınınca "sayru"
    "ayna" alınınca "gözgü"
    "merdiven" alınınca "baskıç" atılmıştır.

    bazen eşanlamlılar korunmuştur. siyah ve beyaz sözcükleri alındıktan sonra kara ve ak atılmamış ama kullanım yerleri belirlenmiştir. kara ile ak manevi şeylerde kullanmışlardır. siyah yüzlü adamın alnı ak olabilir, beyaz yüzlü adamın yüzü kara çıkabilir.

    alınan yeni kelimelerin türkçe karşılığı yoksa olduğu gibi kullanılmıştır: "abdest, namaz cami, ezan, kur'an" gibi...
    osmanlıca 3 dil etkisinde olduğu için bazen çok eşsesli bir arada bulunmuştur:
    "su, ab, ma"
    "gece, eb, leyl"
    "ekmek, nan, ubuz"
    "et, güşt, lahm" gibi...

    bazen arapçadaki eşanlamlar alınır bu yüzden 3'ten fazla olabilir:
    "aslan, şir, esed, gazanfer, haydar, zür'am" gibi

    bazen yabancı dilden alınan sözcükler anlam ve söyleyiş olarak halk tarafından bozulur:
    "haste, hasta" "hafte, hafta" "nerdüban,merdiven" "çarçube, çerçeve" "gavga, kavga" "bekre, makara" "zukak,sokak" "pare, para"...
    bunlar söyleyiş değişiklikleriydi şimdi anlam değişmelerine örnek verelim:
    "haste" sözcüğü farsça'da "biri taafından yaralanmış" anlamındayken türkçe'de "sağlığı bozulmuş" olarak kullanılır.
    "şafak" arapça'da "batı ufkunun akşam kızıllığı" anlamında türkçe'de ise; "doğu ufkunun sabah kızıllığı" anlamında kullanılır.
    "iltifat" arapça'da "göz ucuyla bakmak" iken, türkçe'de "ilgi gösterme" anlamındadır.
    halkın bilgisizlikle yaptığı bu bozmalara "galatat" denilmektedir.
    1 ... pnar