bugün
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam9
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- mika kase3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu3
- tinto brass3
- sobaları hazırlayın4
- terapi niteliğindeki şeyler12
- türklerin özellikleri5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- kediyi haşlanmış işkembeyle beslemek2
- cumali ceber2
- o 8 0 diyen biri vardı5
- sandra bullock4
- erkeği erkeğe düşüren cinsten karı2
- ilhan irem dinleyen erkek2
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- nervio43
- sabah yedi buçukta işe başlamak2
- tulumba tatlısı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- kaşe2
- emre iptal kuyt ile devam2
- fil dişi bacak toz pembe ten kirpikler'na parmak2
- votka2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir3
- kışın gelmesi2
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- aşk10
- sözlüğün en şık erkeği12
- fenerbahçeli yazarlar8
- türkiye ve avrupa farkları2
- büzülmüş çizgili dudaklar2
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- arabada sakso4
- soğuk sabah2
- iyi menemenin sırrı7
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- iyi memenin sırrı7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- febelilerin herşeyi abartması3
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- muslettin amca14
- sözlük kürdü55
Ayfer Tunç'un " ölüm, seninle bir anlaşma yapalım. şu lanet olası defter dolduğunda bana gel." ve " bir kadın birdenbire günlük tutmaya başladıysa ya aşık olmuştur ya da terkedilmiştir." giriş cümleleri ile sarmal hikayelerine başladığı, Taş Kağıt makas adlı hikaye kitabının müthiş öyküsüdür. Kendini e.'ye suzan olarak tanıtan derya, suzan, deryanın abisi ve e. nin hikayelerinin, derya ve e. bakış açıları ile anlatıldığı sarmal bir öyküdür. çift numaralı saffalarda e.'nin, tek numaralı sayfalarda ise derya'nın kalemleri konuşur.
ayfer tunç'a ait nadide bir uzun hikaye. suzan defter ilk etapta okuyucunun baskı hatası zannına kapılacağı bir tarzda dizayn edilmiş. aslında günlüklerden oluşan iki farklı öykü var ve birbiriyle ilintili bu iki öykü bir anlamda iç içe akıyor.
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
Hahahaah acaba kafayı mı yedim diyerek bi 20 sayfa okuduktan sonra yok olmayacak böyle, allah bildiği gibi yapsın bu yayını, yanlış basmışlar of diyerek sinirlendikten sonra biraz araştırınca kitabın dizaynının böyle olduğunu anladığım ayfer tunç kitabı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar