bugün
- ekşi sözlük dertleşecek insan veritabanı7
- moderatörlere sesleniş5
- sözlük yazarlarının tatlıları3
- 5 ağustos 2026 fenerbahçe sturm graz maçı8
- gammaz çetesi çökertildi11
- aylık 440 bin lira iyi para mıdır sorunsalı4
- renault 9 broadway3
- g'i l d'e d l'i l y3
- memduh bashgan14
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız9
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi22
- emret komutanım ahmet başçavuş3
- nihoşun ölümü16
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- benkimki7
- tuba büyüküstün7
- mohamed salah ghaly8
- sturm graz3
- sevmediğiniz iki yazarın kavga etmesi2
- trabzonspor6
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay2
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- simko39
- rambo ariel ortega8
- asteğmen6
- ev temizleyen erkek5
- pop dinleyenlern başka müzik türlerini eleştirmesi3
- fenerbahçe5
- bi tavuğu kaç tokatla pişirebiliriz2
- tarhana içen kıroyla işim olmaz yürüü diyen kız2
- cem küçük8
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- sözlüğün ölmek üzere olduğunu gösteren işaretler3
- zadar2
- clemence baptista2
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- umurumda değil2
- çağatay ulusoy2
- en iyi müzik türleri2
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek11
- sibenik2
- sırrı süreyya önder5
- dincilik2
- uyumanın en zevkli olduğu an3
- özgür özel'in tutuklanması9
- helikopterlerin mantıksız davranması3
- meal kuran değildir26
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- varazdin2
Ayfer Tunç'un " ölüm, seninle bir anlaşma yapalım. şu lanet olası defter dolduğunda bana gel." ve " bir kadın birdenbire günlük tutmaya başladıysa ya aşık olmuştur ya da terkedilmiştir." giriş cümleleri ile sarmal hikayelerine başladığı, Taş Kağıt makas adlı hikaye kitabının müthiş öyküsüdür. Kendini e.'ye suzan olarak tanıtan derya, suzan, deryanın abisi ve e. nin hikayelerinin, derya ve e. bakış açıları ile anlatıldığı sarmal bir öyküdür. çift numaralı saffalarda e.'nin, tek numaralı sayfalarda ise derya'nın kalemleri konuşur.
ayfer tunç'a ait nadide bir uzun hikaye. suzan defter ilk etapta okuyucunun baskı hatası zannına kapılacağı bir tarzda dizayn edilmiş. aslında günlüklerden oluşan iki farklı öykü var ve birbiriyle ilintili bu iki öykü bir anlamda iç içe akıyor.
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
Hahahaah acaba kafayı mı yedim diyerek bi 20 sayfa okuduktan sonra yok olmayacak böyle, allah bildiği gibi yapsın bu yayını, yanlış basmışlar of diyerek sinirlendikten sonra biraz araştırınca kitabın dizaynının böyle olduğunu anladığım ayfer tunç kitabı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar