bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu31
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam21
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri9
- kim cha eon9
- miss turkey 2026 başvuruları3
- hamas denince akla gelenler11
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- fatma betül sayan kaya'nın 25 bin liralık gözlüğü2
- miss universe 20267
- müslüman4
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- hamlet'in mezarlık sahnesi3
- hızlı ve çok okumak3
- afganistan2
- kablolu kulaklık2
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- miss international 20262
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- doçent maaşı vs işçi maaşı2
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- ben geldim naneler4
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- mel mel bakan gibson tarzı entry girmek2
- note aura silk ruj 07 classy nude2
- travestiden dayak yemek3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- tinto brass7
- bim vs a1013
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- sobaları hazırlayın7
- terapi niteliğindeki şeyler13
- hüseyin aktepe2
- sözlükte fingirdemek yerine yapılacak şeyler4
- eoka'nın amacı4
- devlet bahçeli8
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- reha muhtar vs erol köse2
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- emre belözoğlu9
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
ayfer tunç'a ait nadide bir uzun hikaye. suzan defter ilk etapta okuyucunun baskı hatası zannına kapılacağı bir tarzda dizayn edilmiş. aslında günlüklerden oluşan iki farklı öykü var ve birbiriyle ilintili bu iki öykü bir anlamda iç içe akıyor.
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar