bugün
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi7
- sinek küçüktür ama mide bulandırır5
- sözluk kız ayarlama yeri değildir6
- chp'nin marka değeri düştü3
- ismail kartal9
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler4
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- güne bir şarkı bırak14
- müzik dinlemenin felsefesi4
- bugün ne yedin10
- sözlükte kendini kadın yapan erkekler4
- hayatın anlamsız olduğu anlar3
- yanlışlıkla erkek sikmek9
- sıla gençoğlu2
- kızların evlenmek için 150 gram altın istemesi2
- arda güler egosu6
- islam düşmanlarına epstein şoku10
- bugünkü bilgi ile 2000 yıl önce yaşamak4
- somon pişirdim yanına da şarap açarız diyen kız3
- şu anda ne yapıyorsun19
- 17 haziran 2026 gökyüzünde ay yıldız olması3
- iş verenlerin aç gözlü olması8
- kütüphane de topuklu ile dolaşan kevaşe5
- evlenmek için gereken minimum para5
- fokur fokur lubunya kaynaması6
- en iyi terapi2
- kocasına tatlı yapan kadın2
- intihar etmek10
- 30 lu yaşlar14
- sürekli yorgun olan yeni gelin5
- tepkiselbiri3
- eşim ateist olsa 10 çocuğum da olsa onu boşarım5
- sultani bezelye2
- tutunacak tek dalı uludağ sözlük olan tip5
- evlenmek yerine tek başına dünyayı gezmek3
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta7
- arap emperyalizmi5
- sedat pekmez8
- g72
- günlüğüne ağlayarak çaylak olduğunu yazmak2
- cristiano ronaldo3
- bursa da navigasyonun yanlış yolu göstermesi5
- insanların gözlem yapmaması9
- hdp'yi meclise sokan hainler3
- cristiano ronaldo vs lionel messi5
- bir şeyler söyle12
- kürtlük2
- kilo verme günlüğü2
- hamburger fiyatlarının iyice çığırından çıkması3
- kesin bilgi diye bir şey yoktur yaymayalım2
ayfer tunç'a ait nadide bir uzun hikaye. suzan defter ilk etapta okuyucunun baskı hatası zannına kapılacağı bir tarzda dizayn edilmiş. aslında günlüklerden oluşan iki farklı öykü var ve birbiriyle ilintili bu iki öykü bir anlamda iç içe akıyor.
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
kitabın sol tarafındaki sayfalarından öykünün bir kanadı, sağ tarafındaki kanadından diğer öykü akıyor. yalnız herhangi bir uyarı yer almadığı için meseleyi anlayıncaya kadar bir yirmi sayfa kadar okumanız icap ediyor. muhtemelen öykülerin ikisi aynı anda gün gün okunsun düşüncesiyle kurgulanmış ancak bu yorucu olacağı gibi öykülerden alınacak keyfi öldüreceğinden önce (özellikle) sol tarafın, o bitince de sağ tarafın okunması daha etkili olur diye düşünüyorum.
ayfer tunç, henüz kadri kıymeti yeterince anlaşılamamış çok değerli bir yazar. öykülerinin de bir çoğu kült seviyesinde olan romanlarının da türk edebiyatının nadide eserleri olduğunu söylemek hiç de abartı olmayacaktır.
eserlerinde tüm yönleriyle insanı ele alıyor ayfer tunç; erkeğiyle kadınıyla karakterlerinin ruhlarına sinen gizli kötücüllüğü ortaya çıkarmaya çalışıyor, kentin rahimlerine sinen hayatı, hayatları anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyor.
taş-kağıt-makas'da şöylesi karakterleri anlatıyor mesela:
hayatındaki büyük boşluğu boşlukla doldurmaya çalışan ve zamanın ipini kopararak hayatın döngüsünün dışında kalmaya çalışan,
gidenin enkaz bıraktığı, kalanın boşluğun acısını çektiği ayrılıkların anaforunda yutulup giden,
sevdiğini ezen bir sevdayla seven, kaldırabileceğinden çok sevdiği maşukunun "unut beni" darbesiyle ruhunda iyileşmez yaralarla yaşamak zorunda kalan, büyük aşktan korkan küçük bir adama aşık olduğu için de "dünya ağrısı" çeken,
kuruyan iki su damlası gibi birbirinden uzaklaşarak bir hiçi yaşayan ve bu hiçliğinden acı çeken evliliklerin çürüttüğü,
benliğini başka bir karakterin ruhuna yapıştırıp onun hayatını yaşayan ve içinde onun hayaletiyle dolaşan, kendi olamadığı için de "orta malı bir hayat" yaşamak zorunda kalan,
anlatmak ve dinlemek için para ile arkadaş tutacak kadar koyu ve kederli yaşanan bir yalnızlığın içini boşalttığı, amaçsızlaştırdığı insanlar...
ayrıca;
dokunaklı bir aşkın gönüllü kurbanı olacak kadar aşka değer atfeden ya da "seçmediği bir aşkın ecesi olmanın yarattığı sonu gelmez bir kinle" yaşadığı hayatta "aşk" kelimesine hiçbir anlam yüklemeyen,
yanlış yerde ve yanlış zamanda ömür tüketen, hayata çaldığı maya tutmayan,
hayatın iz bıraktığı, anlam arayışında manalı bir yaşam derdinde olanların yanı sıra salak bir mutlulukla hayatı kıyıdan ve yüzeyden yaşayan karakterler...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar