bugün
- ismetin ciddi sıkıntıları olması7
- teomancalmasur23
- herzevekil7
- jeffrey epstein11
- ukrayna rusya belarus kadınları6
- halloween kutlamayı yasaklamak6
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- simko37
- true mi döver gocu mu5
- ekrem imamoğlu'nun istanbul'a 10 metro yapması5
- ekşi sözlük toplu alım bitti3
- atam tayyip erdoğan'ı eleştirip prim kasmak6
- tek türkçe padişah adı4
- şeker bey birader dönsün kampanyası3
- kim cha eon6
- yeni parti7
- türk solu14
- fenerbahçe göztepe2
- zamanın ruhu2
- köy kahvesi3
- flört etmeme ilkesi5
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- noodle2
- sözlükte aksiyon ve sataşma6
- erzurumspor çorumspor2
- ak partiyi savunan dayılar10
- kudüs üç semavi din için önemlidir11
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan2
- kel ve at kuyruklu kötü adam6
- tarih dizileri6
- nervio12
- sözlükçü erkeklerin zevksiz olması3
- mevsim değişmesinin kombinlere etkisi5
- esra'yı aç esra'yı5
- kemal kılıçdaroğlu2
- aliyev'in türk devletleri zirvesi ne katılmaması6
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- okulda zil çalmasının gereksizliği4
- kızların yara izi olan erkeklere bayılması4
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın17
- yemen3
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- bir kızın peşinde koşan erkek sayısı5
- üçler yediler kırklar11
- sözlük kızıyla kavga eder misiniz5
- motorun yatak sarması6
- yazar donuzlayan erkek gizli eşcinseldir7
- eti form kepekli bisküvi2
- insan doğuştan iyi midir17
- fransız arabalarının aşırı dandik olduğu gerçeği6
bugünlerde herkes gitmek istiyor.
küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey...
her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
bir kendisi.
bu yeter zaten.
her şeyi, herkesi götürdün demektir.
keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
ama olmuyor.
hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
böyle gidiyoruz işte.
bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"otur" diyen kazanıyor.
o yan kalabalık zira...
iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu...
en kötüsü alışkanlık.
alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
kalıyoruz...
kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
evlenmeler...
bir çocuk daha doğurmalar...
borçlara girmeler...
işi büyütmeler...
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
misal ben...
kapıdaki rex'i bırakıp gidemiyorum.
değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
alıp götürsem gelmez ki...
bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
herkes onu, o herkesi seviyor.
hangi birimizle gitsin?
"sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
kendi imalatımız küfeler.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım,
inadına kök salmak lazım.
bari ufak kaçışlar yapabilsek.
var tabii yapanlar, ama az.
sadece kaymak tabakası.
hepimiz kaçabilsek...
bütçe, zaman, keyif... denk olsa.
gün içinde mesela...
küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 9, akşam 18
sonra başka mecburiyetler
sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
ne saçma...
bahar mıdır bizi bu hale getiren?
galiba.
ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç,
ama olsun... istemek de güzel.
can yücel.
küçük bir sahil kasabasına,
bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
hayatından memnun olan yok.
kiminle konuşsam aynı şey...
her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
bir kendisi.
bu yeter zaten.
her şeyi, herkesi götürdün demektir.
keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
ama olmuyor.
hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
yani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.
böyle gidiyoruz işte.
bir yanımız "kalk gidelim",
öbür yanımız "otur" diyor.
"otur" diyen kazanıyor.
o yan kalabalık zira...
iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
güvende olma duygusu...
en kötüsü alışkanlık.
alışkanlığın verdiği rahatlık,
monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
kalıyoruz...
kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.
evlenmeler...
bir çocuk daha doğurmalar...
borçlara girmeler...
işi büyütmeler...
bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
misal ben...
kapıdaki rex'i bırakıp gidemiyorum.
değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum.
alıp götürsem gelmez ki...
bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
herkes onu, o herkesi seviyor.
hangi birimizle gitsin?
"sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
kendi imalatımız küfeler.
ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
ölüm var zira.
ölüme inat tutunmak lazım,
inadına kök salmak lazım.
bari ufak kaçışlar yapabilsek.
var tabii yapanlar, ama az.
sadece kaymak tabakası.
hepimiz kaçabilsek...
bütçe, zaman, keyif... denk olsa.
gün içinde mesela...
küçücük gitmeler yapabilsek.
ne mümkün.
sabah 9, akşam 18
sonra başka mecburiyetler
sıkışıp kaldık.
sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
bu kadar ağır olmamalı.
hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
ne saçma...
bahar mıdır bizi bu hale getiren?
galiba.
ben her bahar aşık olmam ama
her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç,
ama olsun... istemek de güzel.
can yücel.
gitmiştir.
hoşçakal diyemeden gitmiş sözlük yazarı. bu sözlüğün büyük bir kaybıdır. yolu açık olsun.
hoşçakal deme fırsatı bulmuş yazar. aslında olmayan ayzar demek daha iyi. kendisi yok olmayı tercih etti biliyoruz.ara sıra gir oku bu yazılanları ve seri artı oy ver ki bilelim kimden geldiğini...
(bkz: dokuzuncu nesil silik)
zamanında az da olsa sohbet etmişliğimiz oldu. derdini dinledim, hayat hikayesini okudum. ona yardımcı olabilecek çözümler üretmeye çalıştım, evet. baya düşündüm, aklıma gelen bütün çözüm önerilerini yazdım. zannediyorum ki pek başarılı olamadım, yardımcı olamadım. ben ona yardım etmeye çalışırken o bana yardım etmeye başladı sanki. zaman zaman onunla aynı problemlerim olduğunu düşünüyorum. ama ne hoş ki, o içinde bulunduğu durumu özetleyebiliyor, yazabiliyor, açıklayabiliyor.
ben bunların hiçbirini yapabilecek cesareti bulamadım. ama, bulmaya çalışıyorum. günün birinde bende senin cesaretini edinebilir miyim bilmiyorum. ama tekrar gelirsen, bana mesaj at. ben o cesareti bulamadığım sürece hep burada olacağım.
ben bunların hiçbirini yapabilecek cesareti bulamadım. ama, bulmaya çalışıyorum. günün birinde bende senin cesaretini edinebilir miyim bilmiyorum. ama tekrar gelirsen, bana mesaj at. ben o cesareti bulamadığım sürece hep burada olacağım.
Az da olsa bi muhabetimizin olduğu, şu sözlük aleminde nadir bulunan bir insandı. keşke gitmeseydi de beni anlayabilecek insanların olduğunu bilseydim.
tanışmak için profiline baktım ne yazıkki ayrılmış. belki de hep buradaydı. belki de başka bir nickle yazmaya devam ediyor.
kendini çok özleten yazar.
bir gün benim gibisi mutlaka çıkar diyordun ya, çıkmadı be dostum, söylemek için erken ama çıkacağını da sanmıyorum.
hazır buraya gelmişken barış manço'nun gibi gibi şarkısını da armağan edeyim sana:
https://www.youtube.com/watch?v=Lj-IJ6iduXk
sırf ''40 yılda bir gelir barış gibisi'' kısmı için paylaşıyorum bunu da.
ne barış manço gibisi ne de sen gibi biri gelecek dünyaya.
bir gün benim gibisi mutlaka çıkar diyordun ya, çıkmadı be dostum, söylemek için erken ama çıkacağını da sanmıyorum.
hazır buraya gelmişken barış manço'nun gibi gibi şarkısını da armağan edeyim sana:
https://www.youtube.com/watch?v=Lj-IJ6iduXk
sırf ''40 yılda bir gelir barış gibisi'' kısmı için paylaşıyorum bunu da.
ne barış manço gibisi ne de sen gibi biri gelecek dünyaya.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar