bugün
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım5
- dünüşü4
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor2
- 53 bin düzensiz göçmenin geri dönüşü3
- bezaz'a gidip bir top basma ve pazen alan kezo2
- zengin yuzırlar2
- dünüşüyle evlenen adam2
- gavurlarla kadın erkek karışık hamama gitmek2
- yunanistan29
- tekne turu14
- ismet efendi'nin yurdumuza ziyareti3
- şimdi mokv olacaktı2
- eğitimin anlamsızlığı3
- en son aldığınız iltifat14
- hurafe dolu islam vs kur an islam ı10
- sevişirken video çekmek11
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi2
- türk ateisti3
- sözlük yazarı dövmek3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- dekolteye bakar mısınız15
- nureddin mahmud zengi2
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin22
- irmik helvası vs un helvası18
- sabahın köründe denize girmek2
- gebze2
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak30
- japonya23
- abd ve israil'in iran'ı vurma planı2
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- cem küçük10
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti16
- balıkesir vs eskişehir2
- gürcistan26
- sözlükte güzel ve eğlenceli kızların çaylak olması12
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- en iyi simit hangi şehirdedir23
- üşüyen erkek12
- sözlükten birinden hoşlanmak3
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı10
- sözlüğün bitmesi3
- sözlük kızları nerede3
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- ctrlx22
- gelecek partisi'nin kapanması12
- adanalı ateist10
- ketçap aromalı ruffles10
- nebiye salat ve resule itaat4
- anın görüntüsü12
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi12
iki çeşit statükocu vardır. Biri atalarından gelen değer ve kurallara değinden bağlı; onlardan asla ödün vermek istemeyen, geçerli düzene "iyidir iyi" deyip yoluna devam eden insanlardır. Bir diğer statükoculuk da; kendi hayatı boyunca edindiği bilgi ve tecrübelerle bir takım alışkanlıklar kazanıp bu alışkanlıklardan vazgeçmeyendir. Bu alışkanlıklar sürekli aynı kafeye gitmekten, "kendiyle oynama"dan uyuyamamaya kadar gidebilir. Ancak şu bir gerçektir ki; her iki statükocu da (eğer iyi birer statükocularsa) sabit fikirlidirler, yeniliğe kapalıdırlar, gelişimci değildirler.
geçmişe duyulan özlem yani retro tanımının üst versiyonu olan düzenin nereye doğru gittiğine dair ki farkındalığımıza retrospektif diyebiliyorsak eğer bunları günümüz ortak payesinde buluşturmak istediğimiz de upgrade'li veryisonu olarak bu kelimeyi kullanırız ki bir nevi post imperial age ile eşdeğerdir.
günümüzde altı boşaltılarak her yere konmaya çalışılan kavramdır. statüko yanlısı anlamında kullanılır, mevcut düzenden memnun olan, değişmesine karşı çıkan tiplere denir.
Statükoculuk muhafazakarlık değildir, (#349534) iyi betimlemişti ama tekrar edelim; statükoculuk belirli değerlere bağlılık anlamında kullanılmaz. mevcut düzen düzene ayak uydurabilen kişiler ve kurumlarca devam ettirilebilir. sürekliliği olan bir durumun belirli değerlere bağlı olması şart değildir, tam aksine statükonun tehlikesi genellikle iyi amaçlar için kurgulanmış bir düzenin kötü niyetli kişiler tarafından kötüye kullanılması sonucunda ortaya çıkar. Ancak muhafazakarlar, savundukları değerlerin var olması, kuvvetlenmesi ya da devamlılığı açısından değişimi destekleyebilir hatta öncü olabilir. bir adım daha ileriye gidersek, değişim ve devrimlerin öncü birliklerinin hep temel bir inanış şablonunu benimseyen küçük ya da büyük bir gruptan oluştuğunu söylemek çok da yanlış bir çıkarım olmaz. Bu nedenle devrimlere ön ayak olan ya da devrimlerin getirilerini muhafaza edenlerin, kökeni de muhafazadan gelen muhafazakarların oluşturması sürpriz değildir.
Günümüze bu kavramları uygulayıp bir de yorumlayalım. Var olan değerlerin değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması bir devrimci ya da değişimci harekettir. Bunun kimine göre iyi kimine göre kötü sonuçları olacaktır. Ancak mesele, ortadan kaldırılan değerlerin yerine ikame başka değerlerin konulmasıdır. insan yaşantısını ne kadar basite indirgerseniz indirgeyin, bu yaşantının birkaç temel bileşeni vardır. En basitinden, toplumların bir arada yaşamasını sağlayan bazı değerler vardır. 20. yüzyılda bu milletlerin ülke sınırlarını oluşturması şeklinde oluşmuştur ancak bu süreç hala dinamizmini korumaktadır. 20. yüzyıldaki tüm politikalara bakıldığında, ülke sınırları içerisindeki insanları tek bir ortak kimlik altında toplamak, bununla ilgili de birtakım değerleri oluşturmak kritik bir önem taşımışsa da, küreselleşme ile birlikte bunun çatırdamaya başladığını gördük. Ancak, millet şapkasını çıkartan toplumları bir araya getirecek herhangi bir alternatif yaygınlaşmadı gitti. Çünkü milli değerlerini bir kenara bırakan topluluklar hep sermayedarların esiri olageldi, ticari metalar, işçiler ya da kurbanlar olarak kullanıldılar ve kullanılmaya devam edecekler.
Türkiye'de de şimdi Cumhuriyet ile gelen değerlerin canına okunmakta ve yerine de bazı ikameler sunulmaktadır. Herhalde ki 23 Nisan'ı hicri takvime rağmen 11 gün kaymamakta direnen kutlu doğum haftası ile klasman dışına itmek, Türkçe Olimpiyatları düzenlemek ile başlayan süreçte bazı ikameler göreceğiz. Ancak unutulmaması gereken şu ki, parçalanan bir değerin yerine toplumda genel kabul görmüş bir yenisini koyamazsanız, birşey bulup toplumun tutumuna rağmen koymaya çalışırsanız, bu iş olmaz. Cumhuriyet döneminde yapılanları bir kalemde silmeye çalışmak yerine tam olarak ne olduğunu anlayıp tartışabilsek, hiç kuşku yok ki çok daha fazla yol katedeceğiz. Ama yapılan herşey iyi, eski yapılan herşey kötü gibi bir anlayışı insanlara zorla, arkasını doldurmadan kabul ettirmeye çalışmanın sonucu birlikteliklerin parçalanmasına gider.
Son olarak da, başta değişmesi istenenler, bugün değişenler, değişmeyenler ve değiştirilmeye çalışılanları yan yana koyun bir bakın. iyi bir tablo görmek için anlamazlıktan gelmek ya da gözünü yummak dışında birşey yapılabiliyorsa, ya bunu konuşalım hepimiz tam olarak idrak edelim, ya da tamamen yanlış giden birşeyler olduğuna kanaat edip var gücümüzle iyiye ulaşmaya çalışalım. Olmaz mı?
Statükoculuk muhafazakarlık değildir, (#349534) iyi betimlemişti ama tekrar edelim; statükoculuk belirli değerlere bağlılık anlamında kullanılmaz. mevcut düzen düzene ayak uydurabilen kişiler ve kurumlarca devam ettirilebilir. sürekliliği olan bir durumun belirli değerlere bağlı olması şart değildir, tam aksine statükonun tehlikesi genellikle iyi amaçlar için kurgulanmış bir düzenin kötü niyetli kişiler tarafından kötüye kullanılması sonucunda ortaya çıkar. Ancak muhafazakarlar, savundukları değerlerin var olması, kuvvetlenmesi ya da devamlılığı açısından değişimi destekleyebilir hatta öncü olabilir. bir adım daha ileriye gidersek, değişim ve devrimlerin öncü birliklerinin hep temel bir inanış şablonunu benimseyen küçük ya da büyük bir gruptan oluştuğunu söylemek çok da yanlış bir çıkarım olmaz. Bu nedenle devrimlere ön ayak olan ya da devrimlerin getirilerini muhafaza edenlerin, kökeni de muhafazadan gelen muhafazakarların oluşturması sürpriz değildir.
Günümüze bu kavramları uygulayıp bir de yorumlayalım. Var olan değerlerin değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması bir devrimci ya da değişimci harekettir. Bunun kimine göre iyi kimine göre kötü sonuçları olacaktır. Ancak mesele, ortadan kaldırılan değerlerin yerine ikame başka değerlerin konulmasıdır. insan yaşantısını ne kadar basite indirgerseniz indirgeyin, bu yaşantının birkaç temel bileşeni vardır. En basitinden, toplumların bir arada yaşamasını sağlayan bazı değerler vardır. 20. yüzyılda bu milletlerin ülke sınırlarını oluşturması şeklinde oluşmuştur ancak bu süreç hala dinamizmini korumaktadır. 20. yüzyıldaki tüm politikalara bakıldığında, ülke sınırları içerisindeki insanları tek bir ortak kimlik altında toplamak, bununla ilgili de birtakım değerleri oluşturmak kritik bir önem taşımışsa da, küreselleşme ile birlikte bunun çatırdamaya başladığını gördük. Ancak, millet şapkasını çıkartan toplumları bir araya getirecek herhangi bir alternatif yaygınlaşmadı gitti. Çünkü milli değerlerini bir kenara bırakan topluluklar hep sermayedarların esiri olageldi, ticari metalar, işçiler ya da kurbanlar olarak kullanıldılar ve kullanılmaya devam edecekler.
Türkiye'de de şimdi Cumhuriyet ile gelen değerlerin canına okunmakta ve yerine de bazı ikameler sunulmaktadır. Herhalde ki 23 Nisan'ı hicri takvime rağmen 11 gün kaymamakta direnen kutlu doğum haftası ile klasman dışına itmek, Türkçe Olimpiyatları düzenlemek ile başlayan süreçte bazı ikameler göreceğiz. Ancak unutulmaması gereken şu ki, parçalanan bir değerin yerine toplumda genel kabul görmüş bir yenisini koyamazsanız, birşey bulup toplumun tutumuna rağmen koymaya çalışırsanız, bu iş olmaz. Cumhuriyet döneminde yapılanları bir kalemde silmeye çalışmak yerine tam olarak ne olduğunu anlayıp tartışabilsek, hiç kuşku yok ki çok daha fazla yol katedeceğiz. Ama yapılan herşey iyi, eski yapılan herşey kötü gibi bir anlayışı insanlara zorla, arkasını doldurmadan kabul ettirmeye çalışmanın sonucu birlikteliklerin parçalanmasına gider.
Son olarak da, başta değişmesi istenenler, bugün değişenler, değişmeyenler ve değiştirilmeye çalışılanları yan yana koyun bir bakın. iyi bir tablo görmek için anlamazlıktan gelmek ya da gözünü yummak dışında birşey yapılabiliyorsa, ya bunu konuşalım hepimiz tam olarak idrak edelim, ya da tamamen yanlış giden birşeyler olduğuna kanaat edip var gücümüzle iyiye ulaşmaya çalışalım. Olmaz mı?
Değişim karşıtı, değişime kapalı, halihazırda mevcut durumu korumak isteyen kimseye verilen sıfat.
Her statükocu da ideoloji ayrımı gözetilmeksizin muhafazakardır, çünkü mevcut olanı muhafaza etmeyi amaçlar.
Her statükocu da ideoloji ayrımı gözetilmeksizin muhafazakardır, çünkü mevcut olanı muhafaza etmeyi amaçlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar