bugün
- türk müsün türkiyeli misin12
- karadeniz'e neden karadeniz denmiştir2
- nasıl birisiniz6
- anın görüntüsü16
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- ayrılık6
- gecenin rap şarkısı3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- rüyada nervio yu görmek8
- yazarların ruh hali3
- ölüm5
- beni özleyenler elime mum diksin15
- tonlu diller2
- hırvatistan12
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- ispanya daki göçmen krizi8
- ilk kez penis gören kız tepkisi2
- gecenin şarkısı3
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- bir şeyler söyle2
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- yunanistan29
- favori coldplay şarkınız4
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- köfteci yusuf2
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- mutlu kalmak için öneriler6
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- issız bir yerde tatil yapmak2
- türkiyeliyim var mı bir sorun3
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez3
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- rte'nin yürüme problemi yaşaması3
- sözlüğün canlanması için gerekenler3
- oyum ak partiye3
- her gün alkol almak4
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- recep tayyip erdoğana sahip çıkalım3
- sözlükteki derin yapılanma4
- aylık 513 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- akp ve mhp sol partilerdir3
- sırt kaşınması2
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek3
günümüzde altı boşaltılarak her yere konmaya çalışılan kavramdır. statüko yanlısı anlamında kullanılır, mevcut düzenden memnun olan, değişmesine karşı çıkan tiplere denir.
Statükoculuk muhafazakarlık değildir, (#349534) iyi betimlemişti ama tekrar edelim; statükoculuk belirli değerlere bağlılık anlamında kullanılmaz. mevcut düzen düzene ayak uydurabilen kişiler ve kurumlarca devam ettirilebilir. sürekliliği olan bir durumun belirli değerlere bağlı olması şart değildir, tam aksine statükonun tehlikesi genellikle iyi amaçlar için kurgulanmış bir düzenin kötü niyetli kişiler tarafından kötüye kullanılması sonucunda ortaya çıkar. Ancak muhafazakarlar, savundukları değerlerin var olması, kuvvetlenmesi ya da devamlılığı açısından değişimi destekleyebilir hatta öncü olabilir. bir adım daha ileriye gidersek, değişim ve devrimlerin öncü birliklerinin hep temel bir inanış şablonunu benimseyen küçük ya da büyük bir gruptan oluştuğunu söylemek çok da yanlış bir çıkarım olmaz. Bu nedenle devrimlere ön ayak olan ya da devrimlerin getirilerini muhafaza edenlerin, kökeni de muhafazadan gelen muhafazakarların oluşturması sürpriz değildir.
Günümüze bu kavramları uygulayıp bir de yorumlayalım. Var olan değerlerin değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması bir devrimci ya da değişimci harekettir. Bunun kimine göre iyi kimine göre kötü sonuçları olacaktır. Ancak mesele, ortadan kaldırılan değerlerin yerine ikame başka değerlerin konulmasıdır. insan yaşantısını ne kadar basite indirgerseniz indirgeyin, bu yaşantının birkaç temel bileşeni vardır. En basitinden, toplumların bir arada yaşamasını sağlayan bazı değerler vardır. 20. yüzyılda bu milletlerin ülke sınırlarını oluşturması şeklinde oluşmuştur ancak bu süreç hala dinamizmini korumaktadır. 20. yüzyıldaki tüm politikalara bakıldığında, ülke sınırları içerisindeki insanları tek bir ortak kimlik altında toplamak, bununla ilgili de birtakım değerleri oluşturmak kritik bir önem taşımışsa da, küreselleşme ile birlikte bunun çatırdamaya başladığını gördük. Ancak, millet şapkasını çıkartan toplumları bir araya getirecek herhangi bir alternatif yaygınlaşmadı gitti. Çünkü milli değerlerini bir kenara bırakan topluluklar hep sermayedarların esiri olageldi, ticari metalar, işçiler ya da kurbanlar olarak kullanıldılar ve kullanılmaya devam edecekler.
Türkiye'de de şimdi Cumhuriyet ile gelen değerlerin canına okunmakta ve yerine de bazı ikameler sunulmaktadır. Herhalde ki 23 Nisan'ı hicri takvime rağmen 11 gün kaymamakta direnen kutlu doğum haftası ile klasman dışına itmek, Türkçe Olimpiyatları düzenlemek ile başlayan süreçte bazı ikameler göreceğiz. Ancak unutulmaması gereken şu ki, parçalanan bir değerin yerine toplumda genel kabul görmüş bir yenisini koyamazsanız, birşey bulup toplumun tutumuna rağmen koymaya çalışırsanız, bu iş olmaz. Cumhuriyet döneminde yapılanları bir kalemde silmeye çalışmak yerine tam olarak ne olduğunu anlayıp tartışabilsek, hiç kuşku yok ki çok daha fazla yol katedeceğiz. Ama yapılan herşey iyi, eski yapılan herşey kötü gibi bir anlayışı insanlara zorla, arkasını doldurmadan kabul ettirmeye çalışmanın sonucu birlikteliklerin parçalanmasına gider.
Son olarak da, başta değişmesi istenenler, bugün değişenler, değişmeyenler ve değiştirilmeye çalışılanları yan yana koyun bir bakın. iyi bir tablo görmek için anlamazlıktan gelmek ya da gözünü yummak dışında birşey yapılabiliyorsa, ya bunu konuşalım hepimiz tam olarak idrak edelim, ya da tamamen yanlış giden birşeyler olduğuna kanaat edip var gücümüzle iyiye ulaşmaya çalışalım. Olmaz mı?
Statükoculuk muhafazakarlık değildir, (#349534) iyi betimlemişti ama tekrar edelim; statükoculuk belirli değerlere bağlılık anlamında kullanılmaz. mevcut düzen düzene ayak uydurabilen kişiler ve kurumlarca devam ettirilebilir. sürekliliği olan bir durumun belirli değerlere bağlı olması şart değildir, tam aksine statükonun tehlikesi genellikle iyi amaçlar için kurgulanmış bir düzenin kötü niyetli kişiler tarafından kötüye kullanılması sonucunda ortaya çıkar. Ancak muhafazakarlar, savundukları değerlerin var olması, kuvvetlenmesi ya da devamlılığı açısından değişimi destekleyebilir hatta öncü olabilir. bir adım daha ileriye gidersek, değişim ve devrimlerin öncü birliklerinin hep temel bir inanış şablonunu benimseyen küçük ya da büyük bir gruptan oluştuğunu söylemek çok da yanlış bir çıkarım olmaz. Bu nedenle devrimlere ön ayak olan ya da devrimlerin getirilerini muhafaza edenlerin, kökeni de muhafazadan gelen muhafazakarların oluşturması sürpriz değildir.
Günümüze bu kavramları uygulayıp bir de yorumlayalım. Var olan değerlerin değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması bir devrimci ya da değişimci harekettir. Bunun kimine göre iyi kimine göre kötü sonuçları olacaktır. Ancak mesele, ortadan kaldırılan değerlerin yerine ikame başka değerlerin konulmasıdır. insan yaşantısını ne kadar basite indirgerseniz indirgeyin, bu yaşantının birkaç temel bileşeni vardır. En basitinden, toplumların bir arada yaşamasını sağlayan bazı değerler vardır. 20. yüzyılda bu milletlerin ülke sınırlarını oluşturması şeklinde oluşmuştur ancak bu süreç hala dinamizmini korumaktadır. 20. yüzyıldaki tüm politikalara bakıldığında, ülke sınırları içerisindeki insanları tek bir ortak kimlik altında toplamak, bununla ilgili de birtakım değerleri oluşturmak kritik bir önem taşımışsa da, küreselleşme ile birlikte bunun çatırdamaya başladığını gördük. Ancak, millet şapkasını çıkartan toplumları bir araya getirecek herhangi bir alternatif yaygınlaşmadı gitti. Çünkü milli değerlerini bir kenara bırakan topluluklar hep sermayedarların esiri olageldi, ticari metalar, işçiler ya da kurbanlar olarak kullanıldılar ve kullanılmaya devam edecekler.
Türkiye'de de şimdi Cumhuriyet ile gelen değerlerin canına okunmakta ve yerine de bazı ikameler sunulmaktadır. Herhalde ki 23 Nisan'ı hicri takvime rağmen 11 gün kaymamakta direnen kutlu doğum haftası ile klasman dışına itmek, Türkçe Olimpiyatları düzenlemek ile başlayan süreçte bazı ikameler göreceğiz. Ancak unutulmaması gereken şu ki, parçalanan bir değerin yerine toplumda genel kabul görmüş bir yenisini koyamazsanız, birşey bulup toplumun tutumuna rağmen koymaya çalışırsanız, bu iş olmaz. Cumhuriyet döneminde yapılanları bir kalemde silmeye çalışmak yerine tam olarak ne olduğunu anlayıp tartışabilsek, hiç kuşku yok ki çok daha fazla yol katedeceğiz. Ama yapılan herşey iyi, eski yapılan herşey kötü gibi bir anlayışı insanlara zorla, arkasını doldurmadan kabul ettirmeye çalışmanın sonucu birlikteliklerin parçalanmasına gider.
Son olarak da, başta değişmesi istenenler, bugün değişenler, değişmeyenler ve değiştirilmeye çalışılanları yan yana koyun bir bakın. iyi bir tablo görmek için anlamazlıktan gelmek ya da gözünü yummak dışında birşey yapılabiliyorsa, ya bunu konuşalım hepimiz tam olarak idrak edelim, ya da tamamen yanlış giden birşeyler olduğuna kanaat edip var gücümüzle iyiye ulaşmaya çalışalım. Olmaz mı?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar