1. 1.
    cep telefonlarında bulunan erteleme sistemi.Telefon otmeye baslar basarsınız bu tusa bi 5 dk dunyanın en tatlı uykusuna dalarsınız.ama sonra ..

    (bkz: göte gelmek)
    2 ... hendrix
  2. 2.
    ing. şekerleme.
    ... th0r
  3. 3.
    sabahlari benden kufur yiyen alarm.
    ... cemcuk
  4. 4.
    insanı bagımlısı yapan özellik, kullanmaya başlamadan önce alarmla rahatca kalkarken bir kere tuzagına düştünüzmü 3 4 defa çalmadan kalkamazsınız.
    ... th0r
  5. 5.
    (bkz: nap)
    (bkz: siesta)
    (bkz: lie down)
    ... dis mimar
  6. 6.
    geç kalma sebebidir. her seferinde 5 dakika daha diye diye iş güç okul kaynar gider o 5 dakikalara.
    ... proesor
  7. 7.
    okulun yalan olması anlamına gelir. ama ne olursa olsun vazgeçilemezdir.
    ... jumpluf
  8. 8.
    nice hayatlar karartan, asla baslanmamasi gereken uyusturucu. birakmak mumkun degil.
    ... zubizarett
  9. 9.
    Hala Uyanmadınız mı? Ben çoktan uyandım… Haftanın 6 günü saat 10:00’da mesaide olabilmek için alarmımı sırasıyla 08:30, 08:45, 09:00 ve 09:05’e kuruyorum…15’er dakikalık periyotları uyanabilmek, sondaki 5 dakikayı ise şekerleme yapmak için ayarladım… Bence o 5 dakikalık şekerleme 8 saatlik deliksiz bir gece uykusuna bile bedeldir… Bu kadar kısa bir sürede insan kaç rüya görebilir? Ne kadar derin uyuyabilir? Bilen bilir… Doğrusunu söylemek gerekirse bu 5 dakika benim için Özet’iyle birlikte izlediğim Muhteşem Yüzyıl dizisinden bile daha uzun geliyor… Uyanmak kimisine göre mahmur gözlerini açmaktır? Bana göre uyanmak yumuk gözlerle pencereye bakarak hava tahmini yapabilmektir… Yataktan kalmak dediğimiz eylem ise + 35 derecede güneşlendikten sonra iskeleden koşarak denize atlamaya benziyor…

    Her sabah uyandığımda “Akşam eve gelip erkenden uyuyacağım diyorum ” sonra seri bir hamle ile yataktan kalkıyorum… istikamet banyo marş marş… 27 yıllık hayatımda tek seferde banyonun anahtarını tutturup ışığını açtığım günler sayılıdır… Musluğu açıp suyun ısınmasını beklerken «Before» , «After» yaptığım doğrudur. Yani yüzümü yıkamadan önce aynadaki halime şöyle bir bakıyorum… Yüzümü yıkadıktan sonra aynadaki ıslak yüzüme bir daha bakıyorum… Ve sonuç mükemmel! Şimdi giyinmem gerekiyor… Akşamdan hazırladığım kıyafetlerimi çok hızlı bir şekilde giyip yola çıkıyorum…Yolculuk boyunca yumuk gözlerle trafiği izleyip ezberlediğim yolu kat ediyorum, Bu macera her zaman olduğu gibi Tepe Prime’ın oto parkında sona eriyor… Bizim için özel olarak tasarlanmış mal kabul kapısından yukarıya yavaş yavaş çıkıyorum… Kartlı geçiş sistemi ile sabah egzersizlerimi de tamamlayıp sonunda ofise adım atıyorum… Çevremdekilere sahte günaydınlar dağıtarak masama doğru ilerliyorum. 10:00 işe başladığım için günaydınlar çok anlamlı olmuyor. Çünkü günaydın dediğim adam işe gelmek için 06:30 da kalmış ve 08:00 mesaisine başlamış oluyor. Benim yumuk gözlerim ve suratımdaki sub-zero benzeri yastık iziyle çıkardığım çatallı bir günaydın sesi haliyle sahte oluyor… Sabahları kulaklarımda yaşadığım çınlamayı artık bu döngüye bağlıyorum… Masama geldiğimde siyah bir monitör karşılıyor beni… Ev modundan iş moduna geçtiğimi ancak bilgisayarın power tuşuna bastığımda anlıyorum... O dakikadan sonra artık bir iş makinesiyim…

    iş makinesi derken birde ofisimizde otomatik kahve makinesi var… Çift katlı plastik bardağı altına koyup « Cappuccino » düğmesine bastığınızda sizde otomatik olarak geriliyorsunuz… isteksizce ve ıkınarak karıştırdığı sıcak su, kahve beyazlaştırıcısı ve kahve ile küfür eder gibi, hatta dudak payı bırakmaksızın silme dolduruyor bardağı… Aha taştı diye beklerken her defasında tam sınırda durmayı nasıl başarabiliyor anlam veremiyorum… Önceleri dikkatimi çekmemişti bu icat… Sonradan inceleyip onu anlamaya karar verdim… Bu yırtıcı tavrının altında yatan bir şey olmalıydı… Coffee’ye bastığınızda bardağa önce kahve ve su, en son ise kremayı boşaltıyor... Ve siz kahve içtiğinizi zannediyorsunuz… Cappuccino ’ya bastığınızda ise önce su ve krema, en son da kahveyi boşaltıyor… Ve siz Cappuccino içtiğinizi zannediyorsunuz… Sizce bu makine bizi kandırıyor olabilir mi? Hiç düşündünüz mü? Küçük haznesinde sadece krema ve kahve bulunan, plastik bir hortum ile damacanaya bağlı bu icat nasıl oluyor da 6 farklı işlem gerçekleştirebiliyor?…

    Sakin olun ben düşündüm… Bu makinenin çalışma mantığı aslında şöyle; Hani bir ilişkide erkek kişiyle hatun kişi lüzumsuz bir konu üzerinde sürekli tartışır, erkek kişi heybetiyle üste çıkarak haklı olduğunu ispatladığını zanneder ve hatun kişi de bu esnada sessiz kalır fakat içinden ‘’ - Ben sana yapacağımı biliyorum” der ve sonuç olarak tartışma konusu ne olursa olsun en son hatun kişinin dediği olur ya… işte bu makinenin ana kartına da bu mantık programlanmış… Sen makinenin önünde, elindeki plastik bardakla bekleyip seçenekler arasında gelgit yaşıyorsun. Sonra karar verip istediğin butona basıyorsun, ama bu makine sana aynı karışımı veriyor… Sadece sıralaması farklı… işte hayatta tam olarak bu değil mi? Ofiste yetişkin insanlar birbirlerini idare edemeyip sürekli tartışırken, 6 butonlu, topraklı prize takılı, damacanaya plastik hortumla bağlı bu makine hepimizi nasıl idare edebiliyor… Üstelik kahve ve çay molası vermeden…

    Etrafımızda bulunan kimi zaman farkında olmadığımız, kimi zamanda değer vermediğimiz icatlardan bile alacak çok dersimiz var… Artık bu makinenin tuşlarına basarken daha şefkatli olabilirsiniz… Ona, onu anladığınızı söyleyin… Plastik hortumunu okşayın, damacanasını sevin… Ve asla unutmayın; Hangi tuşa basarsanız basın o sadece kendi bildiğini yapacaktır…
    ... abuk subuk mantalite