bugün
- simko317
- hewal ebo9
- sarapci koala6
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi15
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü4
- kamos5
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- tai lung16
- kemalizmin yıkılması4
- bir fenerbahçeli ile tartışmak5
- ferit kaya2
- en güzel ciğer kebap2
- türk ırkçısı4
- türkiye halkı3
- şarkılarım dağlara4
- heybeliada ruhban okulu4
- okan buruk6
- ümit özdağ3
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- 9 ağustos 20263
- tom barrack4
- hakan altun3
- kürt kadınları pis kokar soğuk ve biçimsizdirler2
- kürtçülük3
- futbol24
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- özgür özel5
- cansever16
- mauro icardi4
- cedidacer3
- ikinci abdülhamid4
- dinsiz milliyetçilik4
- dünyanın en ünlü kişisi3
- pazar günü evde oturan insan3
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- kadınlar denizi2
- gocunun freddy travması6
- düşün ki o bunu okuyor6
- sözlükte kavga oluyor hissi4
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- internet kafede porno izleyen tip2
- victor osimhen8
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi5
- durmazlar çetesi3
- türk islam sentezi zırvaları2
- ayşen gruda4
- kışlık domates konservesi yapmak5
- sadece akçomarların gördüğü büyük oyun2
- galatasaray ın yine başını alması3
- dem parti3
türkiye'de içine sıçılan şey.
türkiyede mahalle karılarının kazanı.
(bkz: yalancı çoban)
dünya binlerce bilinmeyenli bir denklemse, bu bilgilerin tamamına sahip bir insan yok, olamaz. sahip olduğumuz sınırlı bilgiyle yorum yapıyoruz. akademisyenler, siyaset bilimciler bile bu binlerce denklemin tamamına sahip değil. ancak 60 70 yaşlarında falan olmak gerekiyor, okuyup tamamını hazmetmek için. ama o şekilde de, sadece yazılabilir, yayınlanabilir şeyleri biliyor olma durumunuz var.
hayattan soğuma sebebi.
Yıllar geçtikce çirkinleşen şeylerden biri.
örgütlerde istediğiniz düzeni kurma ve kendi düşüncelerinizi benimsetme yollarıdır, insanları kendi istediğiniz doğrultuda yönlendirebilmektir.
bir şeyi söylerken farklı yollardan söyleyen, yani bir nevi doğru söyleyerek kandıran kişi günümüz şartlarında iyi bir siyasetçi olabilir.
örneğin; "şarkıyı kapat" demek yerine "şarkı da bayağı uzunmuş" demek.
bir şeyi söylerken farklı yollardan söyleyen, yani bir nevi doğru söyleyerek kandıran kişi günümüz şartlarında iyi bir siyasetçi olabilir.
örneğin; "şarkıyı kapat" demek yerine "şarkı da bayağı uzunmuş" demek.
Türkiye de siyaset yapan insanın haysiyeti, şerefi kalmaz.
hammaddesi yalan üzerine doğan bir toplumun ebeveyni olarak siyaset, doğurduğu sürüyü, dilediğince öldürür, dilediğince süründürür.
bunu açıklamak için önce bikaç şeyin tanımı yapılmalıdır.
1)parlamento: boş konuşulan yer (latince)
2)parlamenter: boş konuşan insan (latince)
3)kabine: tuvalet (latince)
buna bağlı olarak siyaset, boş insanların tuvalette boş konuşması demektir.
1)parlamento: boş konuşulan yer (latince)
2)parlamenter: boş konuşan insan (latince)
3)kabine: tuvalet (latince)
buna bağlı olarak siyaset, boş insanların tuvalette boş konuşması demektir.
Allah'ın sadece bazı kullarına bunu iyi yapabilmesi için yetenek ve olanak bahşettiği hede. Büyük kazanmak istiyorsanız yada ne istediğiniz konusunda her zaman ısrarcı bir insansanız anahtar kelime siyaset. Çünkü siyaset hep güçle beraber var olmuştur ama güç hiçbir zaman tek başına hedefe ulaştırmamış, sorunları çözmemiştir. Her güzel gibi bununda bir bedeli var tabiki. Çok yorar o kadar çok yorarki kendinizden bile şüphelenmeye başlarsınız. iyi ve pürüzsüz bir Siyaset sadece karakteri çok güçlü ne istediğini iyi bilen daha önemlisi çalışan insanların işidir.
iyi yalan soyleme sanatidir .
islamda da yeri olan araç..
bir hobidir çünkü kavga etmek istiyorsan al karşına karşı taraftan birini birbirinize laf atın. beş dakika sonra gözler mor.
bir hobidir çünkü kavga etmek istiyorsan karşına karşı taraftan birini birbirinize laf atın. beş dakika sonra gözler mor.
siyasetle ilk karşılaşmam evde babamın kitapları ve haberleri yorumlayış biçiminde oldu. ve bu zamanlar ben yedi sekiz yaşlarındaydım.
lisedeyken duvara siyasetle ilgili yazılar yazdığımda on beş yaşındaydım ve uzaklaştırma aldım.
ilk sokağa çıkıp yumruğumu havaya kaldırdığımda ise on altı.
üniversitede kollektif partilerin hangisinin bana hitap edeceğini merak ettiğimden bir yıl araştırdım. aileme ise daha iyi bir üniversite için tekrar hazırlandığımı söyledim.
bir yıl sonra kendimi bulacağım üniversitedeydim: odtü. günlerim sokakta elimde broşürler ile gectiginde on dokuz yaşındaydım. insanların en güzel yaşaması, sömürülmemesi için toplantılara katıldığımda ise yirmi.
okudum, en siktiriboktan kitabı. okudum, en ağır kitabı. okumaktan beynim ağrıyordu. bir şeyleri değiştirmek için çeşitli grevlerde bulunduğumda hep en son yalnız dönüyordum.
ve artık anladım. siyaset, özgürlük, mutluluk. o kadar saçma ki o kadar boş ki. bizler olmayını, varmış bir zamanlar ama kaybetmişız gibi davranıyorduk.
okulu bırakıyorum, daha çok kitap ve içki için çalışıyorum sadece. artık siyaset adına hiçbir bok duymak ya da görmek istemiyorum. bu yüzden gözümü gökyüzüne, kulağımı müziğe veriyorum. ölen insanlar ise dolabın arkasında isimleri hep var olacak. ama onlar için sokağa çıkıp, bağırmayacağım. ve inanın dostlar ne kadar toplanırsanız toplanın, bu dünyanın sizi dağıtacak kirli elleri vardır.
hiç bir insan ölmesin ve sömürülmesin diye verdiğim bedenimi toparlayıp siktirip gideceğim.
ha soğuktu bizi tıkıp dövdükleri odalar, ailemin artık ailem gibi olmadığını anladığım zamanlar. kaç arkadaşımı kaybettiğimi artık saymıyorum.
bu dünya sizin, istediğiniz yerde yaşarsınız fakat anladım ki en sonunda yaşam, insanlığa en uzak ve en son.
siyasetin olmadığı, belki de soyut olan her şeyin, hiçbir zaman somutlaştırılmayacağı yerde.
lisedeyken duvara siyasetle ilgili yazılar yazdığımda on beş yaşındaydım ve uzaklaştırma aldım.
ilk sokağa çıkıp yumruğumu havaya kaldırdığımda ise on altı.
üniversitede kollektif partilerin hangisinin bana hitap edeceğini merak ettiğimden bir yıl araştırdım. aileme ise daha iyi bir üniversite için tekrar hazırlandığımı söyledim.
bir yıl sonra kendimi bulacağım üniversitedeydim: odtü. günlerim sokakta elimde broşürler ile gectiginde on dokuz yaşındaydım. insanların en güzel yaşaması, sömürülmemesi için toplantılara katıldığımda ise yirmi.
okudum, en siktiriboktan kitabı. okudum, en ağır kitabı. okumaktan beynim ağrıyordu. bir şeyleri değiştirmek için çeşitli grevlerde bulunduğumda hep en son yalnız dönüyordum.
ve artık anladım. siyaset, özgürlük, mutluluk. o kadar saçma ki o kadar boş ki. bizler olmayını, varmış bir zamanlar ama kaybetmişız gibi davranıyorduk.
okulu bırakıyorum, daha çok kitap ve içki için çalışıyorum sadece. artık siyaset adına hiçbir bok duymak ya da görmek istemiyorum. bu yüzden gözümü gökyüzüne, kulağımı müziğe veriyorum. ölen insanlar ise dolabın arkasında isimleri hep var olacak. ama onlar için sokağa çıkıp, bağırmayacağım. ve inanın dostlar ne kadar toplanırsanız toplanın, bu dünyanın sizi dağıtacak kirli elleri vardır.
hiç bir insan ölmesin ve sömürülmesin diye verdiğim bedenimi toparlayıp siktirip gideceğim.
ha soğuktu bizi tıkıp dövdükleri odalar, ailemin artık ailem gibi olmadığını anladığım zamanlar. kaç arkadaşımı kaybettiğimi artık saymıyorum.
bu dünya sizin, istediğiniz yerde yaşarsınız fakat anladım ki en sonunda yaşam, insanlığa en uzak ve en son.
siyasetin olmadığı, belki de soyut olan her şeyin, hiçbir zaman somutlaştırılmayacağı yerde.
bilimsel anlamda gayet zevkli ve uğraşılası bir alan olmakla birlikte uygulama alanı olan yerel yönetimlerde ve meclis çatısı altında hiçte özenilesi bir tarafı olmayan yönetme - yönetilme sanatı. gündemi belirlememesi ve hayatın içine fazlaca müdahil olmaması gerektiğini düşündüğüm sosyal bilimlerin en güzidesi.
sazında ve sözünde anadolu insanının yüreğini, kederini aynı zamanda sevincini de taşıyan mütevazı bir halk ozanıdır.
yüreğinden döktüğü bozlaklarıyla dinleyenlerin içini titreten ve her daim halkının temsilcisi olabilmeyi başarmış uzun soluklu bir özgünlüğe sahip, bozkırın tezenesi, gönül dağıdır.
yüreğinden döktüğü bozlaklarıyla dinleyenlerin içini titreten ve her daim halkının temsilcisi olabilmeyi başarmış uzun soluklu bir özgünlüğe sahip, bozkırın tezenesi, gönül dağıdır.
hayata, insanlara, çevreye farklı ve nükteli bakabilmeyi öğreten, bunu da kitaplarında gerçekleştiren, türkiye'nin nevi şahsına münhasır yazarlarından biridir. ruhi mücerret ve korkma ben varım adlı kitaplarıyla bende derin izler bırakmış, her yaştan insana hitab edebilen mütevazı insan.
bu da şeytanın bir fitne aracıdır. Zira bilen vardır: ''şeytanın ve siyasetin şerrinden Allah'a (c.c.) sığınırım.'' denmiştir.
seyis kelimesinden türemiştir.at eğitimi anlamına gelen arapça kökenli kelime.
Bildigim tek şey siyaset bilmeyenle münakaşaya girme .
türkiyede boş beleş bir sistemi olupyine boş beleş konuşulan ideoloji .
arapça 'siyasa' kökünden gelir. yani seyislik demektir. türkçesi at bakiciligidir. ikinci anlami ise yonetmektir.
bilip bilmeyen herkesin uğraştığı alandır. artık o kadar basit bir hal aldı ki herkes siyaset yapıyor. adam bir kitap bile okumamış , bir düşünceyi körü körüne yalan yanlış savunuyor. anlatmaya çalıştığı şeyin doğrusunu açıklarsın , hayır öyle değil der. anlattıklarını inkar eder. bana göre siyasetle ilgilenen ya da tartıştığın kişinin fazla bilgili olması lazım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar