bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan15
- bik bik kaç yaşında4
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek3
- gey biraderlerin birbirlerine hallenmesi4
- gey biraderler bey gibi gey biraderlerdir5
- bir ilişkiyi kim yönetir6
- bütün biraderlere hükmeden birader8
- bir kadını yaşıyla vurmak2
- nez'in memeleri4
- gaylık utanılacak bir şey midir2
- özgürlük ile sorumluluk arasındaki ince çizgi2
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı6
- ayda 589 bin tl götüme sokuyorum iyi mi yapıyorum9
- uludağ sözlük bir ailedir7
- erecto birader bay bey birader birader bey2
- sözlüğe totonu zikeyim butonu6
- arkadaşlar tost yapamıyorum8
- ticarette üç kağıtçı esnafı anlama yolları3
- kemal kılıçdaroğlu19
- bik bik abla vs vurduranlar12
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği29
- sözlüğün mal dolması9
- zaman kavramı olmayan insan4
- deniz göktaş33
- arkadaşlar sizce ben nasıl biriyim4
- velvet31
- sözlük yazarlarının dondurmaları5
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- arkadaşlar böyle biri beni takip etmeye başladı7
- cennet vs cehennem2
- diamond bosphorus13
- dondurma yiyen erkeğin asıl amacı3
- kızlar mesaj kutumu kısa süreliğine açtım5
- göbek piercing'i takan 40 yaşından büyük kadın4
- cemiyet hayatına giremeyen görgüsüz2
- dün erkeklerin yüzde 47 si seks yapmadı2
- günün şiiri12
- anın görüntüsü13
- erectoton7
- cristiano ronaldo dos santos aveiro4
- kemal sunal2
- durduk yere size kafayı takan yazarlar7
- kim kimin fakesi belli olmayan sözlük5
- arkadaşlar makarna yapamıyorum6
- deniz göktaş'ın babasının thko mensubu olması8
- şarapçı koala'yı duvarı yalarken görmek4
- gizli artı vermek7
- mutlu yaşamın sırrı3
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı10
- yine geliyorum yilanoglu4
Hayatımda En fazla 4 defa anca gitmişimdir.
Kapalı alanda o kalabalıkta daralıyorum sıkılıyorum, filmi alırım ışıkları kapatırım patlamış mısırımı kucağıma alırım kalabalık halde arkadas kuzen vs evde izlerim daha iyi.
Sinemada film hakkında yorum yapıp diğer koltuktan diğer koltuğa konuşana kadar evde yorum yaparız daha iyi.
Kapalı alanda o kalabalıkta daralıyorum sıkılıyorum, filmi alırım ışıkları kapatırım patlamış mısırımı kucağıma alırım kalabalık halde arkadas kuzen vs evde izlerim daha iyi.
Sinemada film hakkında yorum yapıp diğer koltuktan diğer koltuğa konuşana kadar evde yorum yaparız daha iyi.
anlatının en emprimiş, kırılmış halinin bile en etkili şekilde yansıtan platform/dal.
önce senaryo gelir yapımcıya, yapımcı beğenirse bir yönetmene teklif götürür,
yönetmen kabul ederse, yapımcıyla beraber set ekibini seçerler, oyuncular bulunur,
müzisyenle anlaşılır, besteler yaptırılır ve sonucunda ortaya the matrix de çıkabilir
dünyayı kurtaran adamın oğlu da, ne ilginç.
yönetmen kabul ederse, yapımcıyla beraber set ekibini seçerler, oyuncular bulunur,
müzisyenle anlaşılır, besteler yaptırılır ve sonucunda ortaya the matrix de çıkabilir
dünyayı kurtaran adamın oğlu da, ne ilginç.
iran sineması da güzeldir, izlenesi filmler barındırır.
''otomatik portakal'' filmi sinema çağının en darbeli sistem eleştirisi olarak görülmesi gereken sinema eseri.
sinema dünyasının şaheserleri :
-esaretin bedeli
-inception
-matrix
-esaretin bedeli
-inception
-matrix
en popüler hobi.
sinemanın ustalık eseri '' matrix''
siyaset, toplumsal ahlak yasaları, ekonomik manipülasyonlar, kültürler ve inançlardan tutun birçok etkileşimli insani konuda algı operasyonunda kullanılmıştır.
sinema, yaratıldığı günden itibaren belirli amaçlar uğruna kullanılan medya aracı.
türkiye'de becerdiklerini sanan çoğu andavalın aslında beceremedikleri sanat dalıdır.
toplumları sanat ileriye götürürken, ülkemizde bu sanat dalını icra edenlerin çoğu bizim toplumumuzu anca geriye götürmektedir.
adamlar dünyayı kurtaran adam diye zırvalık çekiyorlar, yıllar sonra kendileriyle dalga geçmek için "dünyayı kurtaran adamın oğlu" diye dalga geçilecek başka bir film yapıyorlar.
bir de şu deliha'yı hazmedemiyorum, recep ivedik hadi bir bok yedi, bunun dişisini yapmanın anlamı ne arkadaş!
toplumları sanat ileriye götürürken, ülkemizde bu sanat dalını icra edenlerin çoğu bizim toplumumuzu anca geriye götürmektedir.
adamlar dünyayı kurtaran adam diye zırvalık çekiyorlar, yıllar sonra kendileriyle dalga geçmek için "dünyayı kurtaran adamın oğlu" diye dalga geçilecek başka bir film yapıyorlar.
bir de şu deliha'yı hazmedemiyorum, recep ivedik hadi bir bok yedi, bunun dişisini yapmanın anlamı ne arkadaş!
ilk subliminal mesaj tekniğinin uygulandığı sinema filminde insanlara:
''mısır tüketin,kola için'' telkinlerinin sinema filmi içerisinde sunulduğu ve seyircilerin çoğunun bunları fark edemediği gözlenmiş medya aracı.
''mısır tüketin,kola için'' telkinlerinin sinema filmi içerisinde sunulduğu ve seyircilerin çoğunun bunları fark edemediği gözlenmiş medya aracı.
genel tarihinin en büyük yönetmeni ''kubrick'' kabul edilmektedir.
insanlara film gösterilmeye başlandığı andan itibaren ''algı operasyonu makiesi'' olarak kullanılmaya başlandı.
ilk başarılı film deneyi 1895 de gerçekleştirilmiştir.
sessiz sedasız en çok evrim geçiren sanat kolu olmuştur.
1900'lerin başındaki o fotoğraf karelerinden oluşan siyah beyaz ve sessiz hali günümüzde 3d teknolojisine gelmiştir.
bu arada 3d ile ilgili enteresan detaylar mevcut.
3d, insan gözüne en yakın çekim tekniklerinin kullandığı bir kaydediş şeklidir.
insan gözü biz algılayamasak da mavi ve kırmızı renklerde görür.
bu yüzden klasik 3d gözlüklerinin camları mavi ve kırmızıdır.
http://www.n11.com/ucboyu...J_BhNbQ4sQCFSP4wgodlp4AKg
bir diğer ilginç nokta ise.
atıyorum araba bir yerden uçacak.bu sahne 3d çekilmek isteniyor.
iki adet aynı tür kamera ''insan gözü derecesinde eşit şekilde yerleştiriliyor''
daha sonra aynı anda kayıda giriyorlar.
sonra bu iki görüntüyü alıp üst üste birleştiriyorlar.işte 3d böyle çekiliyor.
insan gözü de ayrı ayrı olmasına rağmen biz tek parça olarak görürüz.
beynimiz bizim için birleştirir.
burada ise bu işi kamera arkası hallediyor.
1900'lerin başındaki o fotoğraf karelerinden oluşan siyah beyaz ve sessiz hali günümüzde 3d teknolojisine gelmiştir.
bu arada 3d ile ilgili enteresan detaylar mevcut.
3d, insan gözüne en yakın çekim tekniklerinin kullandığı bir kaydediş şeklidir.
insan gözü biz algılayamasak da mavi ve kırmızı renklerde görür.
bu yüzden klasik 3d gözlüklerinin camları mavi ve kırmızıdır.
http://www.n11.com/ucboyu...J_BhNbQ4sQCFSP4wgodlp4AKg
bir diğer ilginç nokta ise.
atıyorum araba bir yerden uçacak.bu sahne 3d çekilmek isteniyor.
iki adet aynı tür kamera ''insan gözü derecesinde eşit şekilde yerleştiriliyor''
daha sonra aynı anda kayıda giriyorlar.
sonra bu iki görüntüyü alıp üst üste birleştiriyorlar.işte 3d böyle çekiliyor.
insan gözü de ayrı ayrı olmasına rağmen biz tek parça olarak görürüz.
beynimiz bizim için birleştirir.
burada ise bu işi kamera arkası hallediyor.
gerçektir, vardır ve somuttur.
yaşıyor, Görüyor ve üzülüyor...
yaşıyor, Görüyor ve üzülüyor...
dcp yi bulanın da çıkaranın da durumuna iter.
sinema insanın içindeki açık ve gizli kalmış duyguların gözler önüne serilmesidir.
Soba ayaklarınızı, sinema ruhunuzu ısıtır. Her gün bir lokma film izleyin.
eskiden kış günlerinin vazgeçilmezi,
şimdi sevgililerin vazgeçilmezi...
yakında damsız girilmez yazılı bir tabela görürseniz şaşırmayın!
şimdi sevgililerin vazgeçilmezi...
yakında damsız girilmez yazılı bir tabela görürseniz şaşırmayın!
insanoğlunun yaratabileceği en iyi şey.
Günümüzde damsız girilmesi çoğu insan tarafından abes karşılanan yer. Hele erkeğin damsız girmesi aşırı saçma karşılanıyor. Sinemaya damsız giden erkek de kendinde suçluluk psikolojisi oluşturuyor.
sanat tarihinin en büyüleyici dallarından biridir. ışığın aydınlattığı o dev ekranda ne hayatlar görmüş, ne hayatlara üzülmüş ve ne hayatlara gülmüşüzdür... aslında sinema biz insanların ekrana yansımasıdır, sinemanın bu ışık kaynağı bizler oluyoruz. sinemayı bir de ahmet haşim' in '' bize göre '' isimli kitabında, eleştirel bir dille yazdığı bir bölümden inceleyelim :
'' boş vaktim oldukça sinemaya giderim .yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek, vücudumun değil, ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim. karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. büyük dinlenme, bir karanlık denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?
sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın, kafatası içinde, bir deste deve dikeni gibi sert duran acıtıcı mantığı yerine, çocuk safdilliğini ve kolayca aldanış kabiliyetini koymasıdır. rüya alemi üzerine açılmış sihirli bir pencereyi andıran beyaz perdede koşuşan, döğüşen, düşen, kalkan şu ahmak şahısların tatsız tuhaflıklarından veyahut kovboy süvariliklerinden veya harikulade hırsızlık vak'alarmdan, başka türlü tat almak kabil olur muydu? insan saflığıyla beslenen sinema edebiyatı, henüz kıymetsiz yazarın işidir. resmi, beyaz perde üzerinde kımıldayan şu rimel ile kirpiğin her teli bir ok gibi dikilmiş güzel kadının gözünden, damla damla akan sahte gözyaşları, zevkini ve aklıselimini şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adamı, teessürden değil, ancak can sıkıntısından ağlatabilir.
sinema, böyle yormayan masum bir göz eğlencesi kaldıkça, yorgun başın munis bir sığınağıdır. her zevkini kaybetmiş ruhu, çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta, basit musiki, tatlı bir ninni vazifesini görür. ben, en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın, ipek yastıklar gibi başın arkasına yığılan yumuşak karanlığına borçluyum. ''
ahmet haşim - bize göre
'' boş vaktim oldukça sinemaya giderim .yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek, vücudumun değil, ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim. karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. büyük dinlenme, bir karanlık denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?
sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın, kafatası içinde, bir deste deve dikeni gibi sert duran acıtıcı mantığı yerine, çocuk safdilliğini ve kolayca aldanış kabiliyetini koymasıdır. rüya alemi üzerine açılmış sihirli bir pencereyi andıran beyaz perdede koşuşan, döğüşen, düşen, kalkan şu ahmak şahısların tatsız tuhaflıklarından veyahut kovboy süvariliklerinden veya harikulade hırsızlık vak'alarmdan, başka türlü tat almak kabil olur muydu? insan saflığıyla beslenen sinema edebiyatı, henüz kıymetsiz yazarın işidir. resmi, beyaz perde üzerinde kımıldayan şu rimel ile kirpiğin her teli bir ok gibi dikilmiş güzel kadının gözünden, damla damla akan sahte gözyaşları, zevkini ve aklıselimini şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adamı, teessürden değil, ancak can sıkıntısından ağlatabilir.
sinema, böyle yormayan masum bir göz eğlencesi kaldıkça, yorgun başın munis bir sığınağıdır. her zevkini kaybetmiş ruhu, çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta, basit musiki, tatlı bir ninni vazifesini görür. ben, en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın, ipek yastıklar gibi başın arkasına yığılan yumuşak karanlığına borçluyum. ''
ahmet haşim - bize göre
belli başlı sanatlar arasındaki en eksiği, topalı, en ele ayağa düşmüş olanı . sinema diye çekilenlerin yüzde doksan besi sanat adı altında değerlendirilmeye degmez .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar