bugün
- su bardağında çay içmek5
- alttaki yazara bir şey söyle18
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı35
- muhabbet kuşunun insanına boncuk adını koyması3
- insanın yaşamadığı olaydan ders çıkarması2
- galiba hamileyim3
- bol kaşarlı tost3
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri14
- vazektomi2
- parcalandim toparlanamiyorum322
- ölümsüzlüğün sıkıcı bir şey olması2
- erkek hapşırması2
- insanın düşüncelerinden utanması2
- şükretmeyen insan2
- geceden balıkla yenilmiş soğan2
- entry formatına hakim olmayan eski nesil yazar2
- yogartiksen12
- erkeklere en güzel hitap şekilleri17
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak9
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar10
- nefret edilen hitap şekilleri11
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- gece mesajlaşırken uyuya kalan erkek9
- ben bu yazıyı hiç kimseye yazmadım5
- cuma akşamı etkinlikleri8
- sözlük çeteleri11
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
- bi erkek için kütahyadan adanaya gitmek7
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- platon un mağara alegorisi4
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak9
- gecenin bir körü prezervatif isteyen komşu8
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- hilafetin türklere faydası16
- hangi yazarla çift olursunuz28
- ucan tekme atan hipopotam45
- ibrahim erkal saçı3
- kibarhergele14
- moda faciası olan şeyler7
- karton toplayan meric8
- kadın önünde çırıl çıplak olsa tecavüz edemezsin4
- bana onu sormayin22
- aşık olduğum kızın pornocu çıkması7
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler6
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- aşkım dua lipa mı ben mi diyen sevgili5
- merhaba arkadaşlar beni hatırladınız mı6
Hayatımda En fazla 4 defa anca gitmişimdir.
Kapalı alanda o kalabalıkta daralıyorum sıkılıyorum, filmi alırım ışıkları kapatırım patlamış mısırımı kucağıma alırım kalabalık halde arkadas kuzen vs evde izlerim daha iyi.
Sinemada film hakkında yorum yapıp diğer koltuktan diğer koltuğa konuşana kadar evde yorum yaparız daha iyi.
Kapalı alanda o kalabalıkta daralıyorum sıkılıyorum, filmi alırım ışıkları kapatırım patlamış mısırımı kucağıma alırım kalabalık halde arkadas kuzen vs evde izlerim daha iyi.
Sinemada film hakkında yorum yapıp diğer koltuktan diğer koltuğa konuşana kadar evde yorum yaparız daha iyi.
anlatının en emprimiş, kırılmış halinin bile en etkili şekilde yansıtan platform/dal.
önce senaryo gelir yapımcıya, yapımcı beğenirse bir yönetmene teklif götürür,
yönetmen kabul ederse, yapımcıyla beraber set ekibini seçerler, oyuncular bulunur,
müzisyenle anlaşılır, besteler yaptırılır ve sonucunda ortaya the matrix de çıkabilir
dünyayı kurtaran adamın oğlu da, ne ilginç.
yönetmen kabul ederse, yapımcıyla beraber set ekibini seçerler, oyuncular bulunur,
müzisyenle anlaşılır, besteler yaptırılır ve sonucunda ortaya the matrix de çıkabilir
dünyayı kurtaran adamın oğlu da, ne ilginç.
iran sineması da güzeldir, izlenesi filmler barındırır.
''otomatik portakal'' filmi sinema çağının en darbeli sistem eleştirisi olarak görülmesi gereken sinema eseri.
sinema dünyasının şaheserleri :
-esaretin bedeli
-inception
-matrix
-esaretin bedeli
-inception
-matrix
en popüler hobi.
sinemanın ustalık eseri '' matrix''
siyaset, toplumsal ahlak yasaları, ekonomik manipülasyonlar, kültürler ve inançlardan tutun birçok etkileşimli insani konuda algı operasyonunda kullanılmıştır.
sinema, yaratıldığı günden itibaren belirli amaçlar uğruna kullanılan medya aracı.
türkiye'de becerdiklerini sanan çoğu andavalın aslında beceremedikleri sanat dalıdır.
toplumları sanat ileriye götürürken, ülkemizde bu sanat dalını icra edenlerin çoğu bizim toplumumuzu anca geriye götürmektedir.
adamlar dünyayı kurtaran adam diye zırvalık çekiyorlar, yıllar sonra kendileriyle dalga geçmek için "dünyayı kurtaran adamın oğlu" diye dalga geçilecek başka bir film yapıyorlar.
bir de şu deliha'yı hazmedemiyorum, recep ivedik hadi bir bok yedi, bunun dişisini yapmanın anlamı ne arkadaş!
toplumları sanat ileriye götürürken, ülkemizde bu sanat dalını icra edenlerin çoğu bizim toplumumuzu anca geriye götürmektedir.
adamlar dünyayı kurtaran adam diye zırvalık çekiyorlar, yıllar sonra kendileriyle dalga geçmek için "dünyayı kurtaran adamın oğlu" diye dalga geçilecek başka bir film yapıyorlar.
bir de şu deliha'yı hazmedemiyorum, recep ivedik hadi bir bok yedi, bunun dişisini yapmanın anlamı ne arkadaş!
ilk subliminal mesaj tekniğinin uygulandığı sinema filminde insanlara:
''mısır tüketin,kola için'' telkinlerinin sinema filmi içerisinde sunulduğu ve seyircilerin çoğunun bunları fark edemediği gözlenmiş medya aracı.
''mısır tüketin,kola için'' telkinlerinin sinema filmi içerisinde sunulduğu ve seyircilerin çoğunun bunları fark edemediği gözlenmiş medya aracı.
genel tarihinin en büyük yönetmeni ''kubrick'' kabul edilmektedir.
insanlara film gösterilmeye başlandığı andan itibaren ''algı operasyonu makiesi'' olarak kullanılmaya başlandı.
ilk başarılı film deneyi 1895 de gerçekleştirilmiştir.
sessiz sedasız en çok evrim geçiren sanat kolu olmuştur.
1900'lerin başındaki o fotoğraf karelerinden oluşan siyah beyaz ve sessiz hali günümüzde 3d teknolojisine gelmiştir.
bu arada 3d ile ilgili enteresan detaylar mevcut.
3d, insan gözüne en yakın çekim tekniklerinin kullandığı bir kaydediş şeklidir.
insan gözü biz algılayamasak da mavi ve kırmızı renklerde görür.
bu yüzden klasik 3d gözlüklerinin camları mavi ve kırmızıdır.
http://www.n11.com/ucboyu...J_BhNbQ4sQCFSP4wgodlp4AKg
bir diğer ilginç nokta ise.
atıyorum araba bir yerden uçacak.bu sahne 3d çekilmek isteniyor.
iki adet aynı tür kamera ''insan gözü derecesinde eşit şekilde yerleştiriliyor''
daha sonra aynı anda kayıda giriyorlar.
sonra bu iki görüntüyü alıp üst üste birleştiriyorlar.işte 3d böyle çekiliyor.
insan gözü de ayrı ayrı olmasına rağmen biz tek parça olarak görürüz.
beynimiz bizim için birleştirir.
burada ise bu işi kamera arkası hallediyor.
1900'lerin başındaki o fotoğraf karelerinden oluşan siyah beyaz ve sessiz hali günümüzde 3d teknolojisine gelmiştir.
bu arada 3d ile ilgili enteresan detaylar mevcut.
3d, insan gözüne en yakın çekim tekniklerinin kullandığı bir kaydediş şeklidir.
insan gözü biz algılayamasak da mavi ve kırmızı renklerde görür.
bu yüzden klasik 3d gözlüklerinin camları mavi ve kırmızıdır.
http://www.n11.com/ucboyu...J_BhNbQ4sQCFSP4wgodlp4AKg
bir diğer ilginç nokta ise.
atıyorum araba bir yerden uçacak.bu sahne 3d çekilmek isteniyor.
iki adet aynı tür kamera ''insan gözü derecesinde eşit şekilde yerleştiriliyor''
daha sonra aynı anda kayıda giriyorlar.
sonra bu iki görüntüyü alıp üst üste birleştiriyorlar.işte 3d böyle çekiliyor.
insan gözü de ayrı ayrı olmasına rağmen biz tek parça olarak görürüz.
beynimiz bizim için birleştirir.
burada ise bu işi kamera arkası hallediyor.
gerçektir, vardır ve somuttur.
yaşıyor, Görüyor ve üzülüyor...
yaşıyor, Görüyor ve üzülüyor...
dcp yi bulanın da çıkaranın da durumuna iter.
sinema insanın içindeki açık ve gizli kalmış duyguların gözler önüne serilmesidir.
Soba ayaklarınızı, sinema ruhunuzu ısıtır. Her gün bir lokma film izleyin.
eskiden kış günlerinin vazgeçilmezi,
şimdi sevgililerin vazgeçilmezi...
yakında damsız girilmez yazılı bir tabela görürseniz şaşırmayın!
şimdi sevgililerin vazgeçilmezi...
yakında damsız girilmez yazılı bir tabela görürseniz şaşırmayın!
insanoğlunun yaratabileceği en iyi şey.
Günümüzde damsız girilmesi çoğu insan tarafından abes karşılanan yer. Hele erkeğin damsız girmesi aşırı saçma karşılanıyor. Sinemaya damsız giden erkek de kendinde suçluluk psikolojisi oluşturuyor.
sanat tarihinin en büyüleyici dallarından biridir. ışığın aydınlattığı o dev ekranda ne hayatlar görmüş, ne hayatlara üzülmüş ve ne hayatlara gülmüşüzdür... aslında sinema biz insanların ekrana yansımasıdır, sinemanın bu ışık kaynağı bizler oluyoruz. sinemayı bir de ahmet haşim' in '' bize göre '' isimli kitabında, eleştirel bir dille yazdığı bir bölümden inceleyelim :
'' boş vaktim oldukça sinemaya giderim .yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek, vücudumun değil, ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim. karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. büyük dinlenme, bir karanlık denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?
sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın, kafatası içinde, bir deste deve dikeni gibi sert duran acıtıcı mantığı yerine, çocuk safdilliğini ve kolayca aldanış kabiliyetini koymasıdır. rüya alemi üzerine açılmış sihirli bir pencereyi andıran beyaz perdede koşuşan, döğüşen, düşen, kalkan şu ahmak şahısların tatsız tuhaflıklarından veyahut kovboy süvariliklerinden veya harikulade hırsızlık vak'alarmdan, başka türlü tat almak kabil olur muydu? insan saflığıyla beslenen sinema edebiyatı, henüz kıymetsiz yazarın işidir. resmi, beyaz perde üzerinde kımıldayan şu rimel ile kirpiğin her teli bir ok gibi dikilmiş güzel kadının gözünden, damla damla akan sahte gözyaşları, zevkini ve aklıselimini şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adamı, teessürden değil, ancak can sıkıntısından ağlatabilir.
sinema, böyle yormayan masum bir göz eğlencesi kaldıkça, yorgun başın munis bir sığınağıdır. her zevkini kaybetmiş ruhu, çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta, basit musiki, tatlı bir ninni vazifesini görür. ben, en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın, ipek yastıklar gibi başın arkasına yığılan yumuşak karanlığına borçluyum. ''
ahmet haşim - bize göre
'' boş vaktim oldukça sinemaya giderim .yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek, vücudumun değil, ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim. karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. büyük dinlenme, bir karanlık denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?
sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın, kafatası içinde, bir deste deve dikeni gibi sert duran acıtıcı mantığı yerine, çocuk safdilliğini ve kolayca aldanış kabiliyetini koymasıdır. rüya alemi üzerine açılmış sihirli bir pencereyi andıran beyaz perdede koşuşan, döğüşen, düşen, kalkan şu ahmak şahısların tatsız tuhaflıklarından veyahut kovboy süvariliklerinden veya harikulade hırsızlık vak'alarmdan, başka türlü tat almak kabil olur muydu? insan saflığıyla beslenen sinema edebiyatı, henüz kıymetsiz yazarın işidir. resmi, beyaz perde üzerinde kımıldayan şu rimel ile kirpiğin her teli bir ok gibi dikilmiş güzel kadının gözünden, damla damla akan sahte gözyaşları, zevkini ve aklıselimini şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adamı, teessürden değil, ancak can sıkıntısından ağlatabilir.
sinema, böyle yormayan masum bir göz eğlencesi kaldıkça, yorgun başın munis bir sığınağıdır. her zevkini kaybetmiş ruhu, çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta, basit musiki, tatlı bir ninni vazifesini görür. ben, en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın, ipek yastıklar gibi başın arkasına yığılan yumuşak karanlığına borçluyum. ''
ahmet haşim - bize göre
belli başlı sanatlar arasındaki en eksiği, topalı, en ele ayağa düşmüş olanı . sinema diye çekilenlerin yüzde doksan besi sanat adı altında değerlendirilmeye degmez .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar