bugün
- masklavi'nin düşünceleri12
- chp'nin hali ne olacak38
- dam ittifakı5
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek5
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli12
- gammazlar çetesi4
- grok vs gemini vs chatgpt8
- yeşil gözlü kız3
- kızım seni seviyorum lan3
- düşünce akışını sözlere dökememek2
- türkiye de en gereksiz meslek imamlık diyen kadın4
- gavurlar niye müslüman olmuyor4
- gram altın10
- 24 haziran 2026 miami'ye 100 uzaylı inme ihtimali2
- aykut kocaman6
- sözlükte içinden geçeni özgürce yazamama3
- sude sendromu2
- sedat pekmez43
- kılıçdar'ın yerli ve milli olmasının tehlikesi2
- kepaze bir hayat sürmek3
- nervio abla22
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- günün şiiri8
- izmir3
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan9
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi6
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- hiçbir işin rast gitmemesi4
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi5
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- aptal insan tarifi3
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- haklı olduğu halde susan insan7
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- sözlükte yalnız bir hayat sürmek3
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi5
- türkiye de yaşanacak tek yerin izmir olması3
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini17
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- gece banyo yapmak vs sabah banyo yapmak2
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- m r e r e c t o21
- aşka inanmayan insan4
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- beyazsemsiyeliyabanci48
sanat tarihinin en büyüleyici dallarından biridir. ışığın aydınlattığı o dev ekranda ne hayatlar görmüş, ne hayatlara üzülmüş ve ne hayatlara gülmüşüzdür... aslında sinema biz insanların ekrana yansımasıdır, sinemanın bu ışık kaynağı bizler oluyoruz. sinemayı bir de ahmet haşim' in '' bize göre '' isimli kitabında, eleştirel bir dille yazdığı bir bölümden inceleyelim :
'' boş vaktim oldukça sinemaya giderim .yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek, vücudumun değil, ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim. karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. büyük dinlenme, bir karanlık denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?
sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın, kafatası içinde, bir deste deve dikeni gibi sert duran acıtıcı mantığı yerine, çocuk safdilliğini ve kolayca aldanış kabiliyetini koymasıdır. rüya alemi üzerine açılmış sihirli bir pencereyi andıran beyaz perdede koşuşan, döğüşen, düşen, kalkan şu ahmak şahısların tatsız tuhaflıklarından veyahut kovboy süvariliklerinden veya harikulade hırsızlık vak'alarmdan, başka türlü tat almak kabil olur muydu? insan saflığıyla beslenen sinema edebiyatı, henüz kıymetsiz yazarın işidir. resmi, beyaz perde üzerinde kımıldayan şu rimel ile kirpiğin her teli bir ok gibi dikilmiş güzel kadının gözünden, damla damla akan sahte gözyaşları, zevkini ve aklıselimini şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adamı, teessürden değil, ancak can sıkıntısından ağlatabilir.
sinema, böyle yormayan masum bir göz eğlencesi kaldıkça, yorgun başın munis bir sığınağıdır. her zevkini kaybetmiş ruhu, çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta, basit musiki, tatlı bir ninni vazifesini görür. ben, en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın, ipek yastıklar gibi başın arkasına yığılan yumuşak karanlığına borçluyum. ''
ahmet haşim - bize göre
'' boş vaktim oldukça sinemaya giderim .yumuşak bir karanlığa gömülmüş, makinenin hışırtısını dinleyerek, vücudumun değil, ruhumun bir çetin yol üzerinde mola verdiğini hissederim. karanlık, ölümün bir parçasıdır, onun için dinlendiricidir. büyük dinlenme, bir karanlık denizine dalıp bir daha ışığa kavuşmamaktan başka nedir?
sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın, kafatası içinde, bir deste deve dikeni gibi sert duran acıtıcı mantığı yerine, çocuk safdilliğini ve kolayca aldanış kabiliyetini koymasıdır. rüya alemi üzerine açılmış sihirli bir pencereyi andıran beyaz perdede koşuşan, döğüşen, düşen, kalkan şu ahmak şahısların tatsız tuhaflıklarından veyahut kovboy süvariliklerinden veya harikulade hırsızlık vak'alarmdan, başka türlü tat almak kabil olur muydu? insan saflığıyla beslenen sinema edebiyatı, henüz kıymetsiz yazarın işidir. resmi, beyaz perde üzerinde kımıldayan şu rimel ile kirpiğin her teli bir ok gibi dikilmiş güzel kadının gözünden, damla damla akan sahte gözyaşları, zevkini ve aklıselimini şapka ve bastonuyla birlikte vestiyere bırakmayan adamı, teessürden değil, ancak can sıkıntısından ağlatabilir.
sinema, böyle yormayan masum bir göz eğlencesi kaldıkça, yorgun başın munis bir sığınağıdır. her zevkini kaybetmiş ruhu, çocukluk tazeliğine kavuşturan bu karanlıkta, basit musiki, tatlı bir ninni vazifesini görür. ben, en güzel ve en dinlendirici uykularımı sinemanın, ipek yastıklar gibi başın arkasına yığılan yumuşak karanlığına borçluyum. ''
ahmet haşim - bize göre
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
