bugün
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi6
- sözlükte sizi kim tanıyor21
- kadınların bir erkekte aradığı kriterler18
- 14 temmuz 2026 fransa ispanya maçı3
- geri zekalı demek hakaret mi3
- yenilen ilk dayak2
- hiç fuhuş yaptınız mı9
- bulgur pilavının kötü bir yemek olması10
- karşı cinste hayran olunan özellik4
- aylık 422 bin tl iyi para mıdır sorunsalı5
- kiraz cicegi kolonyasi45
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız21
- melkor4
- şimdiki aklım olsa4
- israil'in lübnan da evleri havaya uçurması2
- 35 yaşına gelip evlenmemiş erkeğin asıl amacı8
- yazarların hayatlarının 1 yılını satacakları fiyat12
- anket türkiye de eyalet sistemine geçilsin mi17
- dabbe bir cin vakası2
- trakyalı kadın isimleri4
- meyveli soda içen erkek7
- karadedeler olayı5
- fıstık gibi kızın ter kokması4
- mezun olunan okula yıllar sonra tekrar gitmek10
- 34 yaşına dek sevişmemiş erkek3
- ateist6
- kar fırtınasında kış gecesi at arabasında uyumak2
- göksel ve teoman evlenseydi ne olurdu5
- hayatından 1 yılı kaça satarsın9
- messi vs maradona7
- 2026 dünya kupası30
- tencent hy33
- sözlükçülerin en iyi 5 roman listesi15
- örgüt mensubu5
- geceye bir şarkı bırak3
- moskova da robot kuryeye hallenen türkler3
- türk kızlarının keko adam sevmesi4
- ahmet telli6
- allah olsanız yazacağınız kitabın ismi ne olurdu10
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı24
- barok kız2
- anın görüntüsü11
- amedspor forması hediye eden sevgili3
- mehmet okuyan12
- chp de 7 il başkanının görevden alınması4
- kim kimin fakesi10
- askeri ücretle erdoğanı savunan tip11
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle21
- arkadaşlar ben hapise giriyorum3
- sözlük erkeklerinin kurabiyeleri9
8 eylül kuruçeşme konserinde mükemmel performansıyla oha dedirtmiştir. Hele bir makber söyleyişi vardı ki off ki ne off.
eve gidip köpeğinin kaybolduğunu iddia eden şarkıcı kişisine hiçbir şey söylemeyerek gene ne kadar farklı bir yerde durduğunu göstermiştir. bir şarkısında ona da alttan alta ayarı verir.
bu sene bodrum antik tiyatro'daki tüm konserler içinde iki konser veren tek şarkıcı olması bir yana, konseri ağzına kadar dolduran 2 sanatçıdan biridir, diğeri de kenan doğulu'dur. harbiye açıkhava'da altı tane konser vermiş, hepsi dolmuştur. harbiye'de görevli olan kişilere cem yılmaz, "burası ne zaman dolar" diye sormuş espriyle karışık, aldığı cevap "sezen aksu çıktığı zaman" olmuştur.
bu sene bodrum antik tiyatro'daki tüm konserler içinde iki konser veren tek şarkıcı olması bir yana, konseri ağzına kadar dolduran 2 sanatçıdan biridir, diğeri de kenan doğulu'dur. harbiye açıkhava'da altı tane konser vermiş, hepsi dolmuştur. harbiye'de görevli olan kişilere cem yılmaz, "burası ne zaman dolar" diye sormuş espriyle karışık, aldığı cevap "sezen aksu çıktığı zaman" olmuştur.
sertab erener konserinde, rüya'yı onunla beraber söylerken, ben bir tek sezen'in sesini duydum. haykırdı, ama başı yukarda, hadi yüreğim ha gayret diye.
Kuruyoruz farkında mısınız
Eylül 2007
Suyun olduğu yere kuruldu tüm uygarlıklar.. Su varsa hayat oldu hep..
Ama sadece insan bedeninin biyolojik fonksiyonlarını yerine getirilmesiyle sınırlı kalmadı suyun sunduğu yaşam. Bir topluluğu, millet yapacak kadar keskin izler bırakan bir yapıştırıcı, ortak kültürün, medeniyetin, daha kolay bir yaşamın kaynağı oldu su.
Dünyanın tüm dillerinde ve kültürlerinde su için söylenmiş, sudan doğmuş, onun bolluğuna, berraklığına, kutsallığına, gücüne ve en önemlisi belirleyiciliğine atıfta bulunmuş dolu söz var. Hele içlerinde biri var ki, mecazi anlamının derinliğinden çok bugünün gerçeğini anlatır olması dokunuyor insana. Bir Çin Atasözü der ki, Sular yükselince balıklar karıncaları yer, çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugününe aldanmasın, çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir.
Büyükçekmece gölü de kararını verdi, bu karara adeta zorlandı ve çekilmek bir yana, kurudu. Balıklar yerini karıncalara bırakırken, biz de belki de bundan böyle "sudan ucuz" olacak yaşamların tehlikesiyle karşı karşıya kaldık... Karar merciinin su olduğunu gözardı edip, bollukların yaşandığı günlere aldandık.
Farkında mısınız? Gerçekten de kuruyoruz! Büyükçekmece gölü bunun en iri kanıtı.
Daha fazla artmadan bu örnekler, en başta bireysel çabalarımızla sahiplenmeliyiz bu gerçeği ve çözüm yollarını.
Hala "suya sabuna dokunma" şansımız varken...
Sezen Aksu
Eylül 2007
Suyun olduğu yere kuruldu tüm uygarlıklar.. Su varsa hayat oldu hep..
Ama sadece insan bedeninin biyolojik fonksiyonlarını yerine getirilmesiyle sınırlı kalmadı suyun sunduğu yaşam. Bir topluluğu, millet yapacak kadar keskin izler bırakan bir yapıştırıcı, ortak kültürün, medeniyetin, daha kolay bir yaşamın kaynağı oldu su.
Dünyanın tüm dillerinde ve kültürlerinde su için söylenmiş, sudan doğmuş, onun bolluğuna, berraklığına, kutsallığına, gücüne ve en önemlisi belirleyiciliğine atıfta bulunmuş dolu söz var. Hele içlerinde biri var ki, mecazi anlamının derinliğinden çok bugünün gerçeğini anlatır olması dokunuyor insana. Bir Çin Atasözü der ki, Sular yükselince balıklar karıncaları yer, çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugününe aldanmasın, çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir.
Büyükçekmece gölü de kararını verdi, bu karara adeta zorlandı ve çekilmek bir yana, kurudu. Balıklar yerini karıncalara bırakırken, biz de belki de bundan böyle "sudan ucuz" olacak yaşamların tehlikesiyle karşı karşıya kaldık... Karar merciinin su olduğunu gözardı edip, bollukların yaşandığı günlere aldandık.
Farkında mısınız? Gerçekten de kuruyoruz! Büyükçekmece gölü bunun en iri kanıtı.
Daha fazla artmadan bu örnekler, en başta bireysel çabalarımızla sahiplenmeliyiz bu gerçeği ve çözüm yollarını.
Hala "suya sabuna dokunma" şansımız varken...
Sezen Aksu
hEr konuda bu kadar duyarlı olmasını ağzım açık kalarak izlediğim kraliçem. keşke herkes olsa.
(bkz: Fatma Sezen Aksu)
gecenin sessizliğini "ben bu yüzden hiç kimseden gidemem gitmem... " diye haykırarak bozan ses...
karanlık bastırdıktan sonra, alkollü ya da alkolsüz dinlenmemesi gereken insan.
dudak bakımından operatör olan sanatçı.
Resmi sitesinde kendi yaşamını konu alan "Bir Yudum insan" belgeselinin ilk 5 parçası izlemeye açılmış, her hafta biraz daha eklenerek en sonunda belgeselin tamamının yayınlanacağı müjdelenmiştir.
http://www.sezenaksu.com.tr
http://www.sezenaksu.com.tr
Denizli'nin saraykoy ilcesi dogumludur. Babasi ogretmenmis ve saraykoy lisesi'nde mudurmus ogrendigime gore. simdi teyzem yasindaki kadinlar o'nun babasinin okulda mudur oldugu donemlerde okulun ogrencisiymisler. onlarin yalancisiyim bende.
sarayköylü olduğu doğrudur. çok küçük yaşta buradan ayrılmıştır. bu yazki denizli konserinde de annesinin selamını denizli'ye getirmiştir. nitekim beyaz şov'da çocukluk arkadaşı olan bir bayan, sarayköy'den aramış ve kendisiyle programda sohbet etmiştir.
eskimiyen ve eskimicek olan şahane şarkıları olan minik serçe.
ayça tekindor'a rahatı kaçan ağaç gibi bir şarkıyı vererek üzen kraliçe.
ah ne acı ne acı, nasıl verdin sezen rahatı kaçan ağacı.
ah ne acı ne acı, nasıl verdin sezen rahatı kaçan ağacı.
herkese şarkı vermesinin nedenini şarkı söylemenin insanlara iyi geldiğini söyleyerek açıklayan kraliçe. Ayrıca herkese yol verme niyetindedir. bütün şarkıların duyurulma şikanının kendisi olmayacağını söyler. ancak bazıları var ki bunlara da mı verdin sezen ya dedirtir. biraz seçici olsan nolur sanki dedirtir.
kınalı kuzum şarkısıyla teyzemi ağlatmıştır oğlu evlendi diye.
ayça tekindor'a verdiği rahatı kaçan ağaç şarkısının sözleri muhteşem olandır.
Kimbilir kaçıncı sabah
Hatırlamaktan perişan uykulara daldım
Tamamlanmamış hikayeler gibi
Neresinden başlamalıyım tekinsiz hayatımın
Ah ne acı ah ne acı
Hatırladım rahatı kaçan ağacı
Ah ne acı ah ne acı
Hatırladım rahatı kaçan ağacı
Resmidir daha da yalnızlaştığımın
Hayalle hakikat arasında
ince çizgilerde
Gidip gelmelerde aklımın trenleri
Ne o bana söz geçirdi ne ben ona
Hiç tutmadı ahlaksız yüreğimin frenleri
Ah ne acı ah ne acı
Hatırladım rahatı kaçan ağacı
Resmidir daha da yalnızlaştığımın...
Kimbilir kaçıncı sabah
Hatırlamaktan perişan uykulara daldım
Tamamlanmamış hikayeler gibi
Neresinden başlamalıyım tekinsiz hayatımın
Ah ne acı ah ne acı
Hatırladım rahatı kaçan ağacı
Ah ne acı ah ne acı
Hatırladım rahatı kaçan ağacı
Resmidir daha da yalnızlaştığımın
Hayalle hakikat arasında
ince çizgilerde
Gidip gelmelerde aklımın trenleri
Ne o bana söz geçirdi ne ben ona
Hiç tutmadı ahlaksız yüreğimin frenleri
Ah ne acı ah ne acı
Hatırladım rahatı kaçan ağacı
Resmidir daha da yalnızlaştığımın...
resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre 2007 aralık ayında ya da 2008 başında yepyeni albümüyle aramızda olacak sanatçı, kraliçe. özletti kendini.
uzun yıllardır kendisinin kokain kullandığı söylenir. doğru mu bilinmez ama sarı odalar, herşeyi yak gibi şarkılarda pek ayık kafayla yazılcağa benzemiyor hani.
7 ekim 2007 de ingilterenin en prestijli konser alanı londra daki royal albert hall de konser verecekmiş. orada bu muhteşem mekanda olup onu izlemek vardı.
bilet fiyatları en ucuz - ki royal hall için restricted view olarak geçiyor - 80 YTL civarı, en pahalı da grand tier olarak geçen yer 220 ytl civarı. ingilteredeyim ya da paraya para demem diyorsanız aha da bilet için link
http://tickets.royalalber...c=t&monthyear=10-2007
bilet fiyatları en ucuz - ki royal hall için restricted view olarak geçiyor - 80 YTL civarı, en pahalı da grand tier olarak geçen yer 220 ytl civarı. ingilteredeyim ya da paraya para demem diyorsanız aha da bilet için link
http://tickets.royalalber...c=t&monthyear=10-2007
albümü sabırsızlıkla beklenmektedir. umarım geç kalmaz.
2007'nin son çeyreğinde birçok projede yer alarak gönülleri yeniden fethedicek, yeniden dolduracak muhteşem insan, kraliçe.
Gazete haberine göre, DVD, albümden önce çıkacak.
Daha sonra ise, albüm geliyor, 2007 Aralık, 2008 başı ve çok bekletmeden de KÖK.
Bu kadar projeden sonra artık bir üç yıl daha bekleriz yeni albümü.
Diğer projeler ve albümler;
Teoman'la düet haberi vardı ya, o belli olmuş. Sezen, Teoman'la Paramparça şarkısını seslendirecekmiş.
Tarkan'la beraber şarkılar üretmeye devam ediyorlarmış.
Sıla'ya destek vermiş, Sezen ayrıca.
Ayça Tekindor'un albümünde, Rahatı Kaçan Ağaç isimli şarkısıyla yer alacak Sezen.
10 gün sonra çıkacak ENBE Orkestrası albümünde ise, Mustafa Ceceli yorumuyla, söz müziği Sezen'e ait olan Ciğerim Yanar şarkısını dinleyeceğiz.
Hepimizin malumu olduğu üzere, çıkacak Aşkın Nur Yengi albümünde, Gözümün Bebeği, Yasak Elmam ve bazı iddialara göre Beşik şarkıları yer alacak.
Gazetede Tarkan ve Sezen'in hala birlikte çalıştığı yazıyor, fakat bir başka yazar (Cengiz Semercioğlu) Tarkan ve Sezen'in şarkı yüzünden küstüklerini söylüyorlar. Eğer gerçekten öyleyse Sezen'in bir daha ki sefere Tarkan'a "şarkım budur, ister oku, ister okuma" diyip restini çekmesi lazım. Yetmiştir Tarkan'ın şımarıklıkları.
Ayrıca şu anda piyasada Sezen Aksu Vol.1 ve Vol.2 arşivleri de bulunmakta.
Son olarak da basında yazan bilgilere göre, Celine Dion'a da bir beste veren Sezen, ingiltere konserinde Celine Dion ile düet yapacak, bu teklif de bizzat Celine Dion'dan gelmiş, fakat düet işi kesin değilmiş, olmayabilirmiş.
Ayrıca Sezen, Altın Portakal'da da sahneye çıkacak.
Sanıyorum bu kadardı, albüm ve projeler *
Birkaç aydır yeni şarkısı ortalığa çıkmayan Sezen bir anda geliyor, Sezen geliyor...
Gazete haberine göre, DVD, albümden önce çıkacak.
Daha sonra ise, albüm geliyor, 2007 Aralık, 2008 başı ve çok bekletmeden de KÖK.
Bu kadar projeden sonra artık bir üç yıl daha bekleriz yeni albümü.
Diğer projeler ve albümler;
Teoman'la düet haberi vardı ya, o belli olmuş. Sezen, Teoman'la Paramparça şarkısını seslendirecekmiş.
Tarkan'la beraber şarkılar üretmeye devam ediyorlarmış.
Sıla'ya destek vermiş, Sezen ayrıca.
Ayça Tekindor'un albümünde, Rahatı Kaçan Ağaç isimli şarkısıyla yer alacak Sezen.
10 gün sonra çıkacak ENBE Orkestrası albümünde ise, Mustafa Ceceli yorumuyla, söz müziği Sezen'e ait olan Ciğerim Yanar şarkısını dinleyeceğiz.
Hepimizin malumu olduğu üzere, çıkacak Aşkın Nur Yengi albümünde, Gözümün Bebeği, Yasak Elmam ve bazı iddialara göre Beşik şarkıları yer alacak.
Gazetede Tarkan ve Sezen'in hala birlikte çalıştığı yazıyor, fakat bir başka yazar (Cengiz Semercioğlu) Tarkan ve Sezen'in şarkı yüzünden küstüklerini söylüyorlar. Eğer gerçekten öyleyse Sezen'in bir daha ki sefere Tarkan'a "şarkım budur, ister oku, ister okuma" diyip restini çekmesi lazım. Yetmiştir Tarkan'ın şımarıklıkları.
Ayrıca şu anda piyasada Sezen Aksu Vol.1 ve Vol.2 arşivleri de bulunmakta.
Son olarak da basında yazan bilgilere göre, Celine Dion'a da bir beste veren Sezen, ingiltere konserinde Celine Dion ile düet yapacak, bu teklif de bizzat Celine Dion'dan gelmiş, fakat düet işi kesin değilmiş, olmayabilirmiş.
Ayrıca Sezen, Altın Portakal'da da sahneye çıkacak.
Sanıyorum bu kadardı, albüm ve projeler *
Birkaç aydır yeni şarkısı ortalığa çıkmayan Sezen bir anda geliyor, Sezen geliyor...
Uçsuz, bucaksız bir alanın içinde yüz binlerce kişiydik.
Şarkı söyleyen kadın bendim.
Normalde olmayan bir şey oluyordu sahnede. Şarkı söylerken hiçbir şey düşünmek mümkün değildir. Oysa ben hem şarkı söylüyor hem düşünüyordum. Bir meditasyon anı gibi... düşünceler ben çağırmadan geliyordu.
Olağanüstü güvenlik önlemleri, polisler, tanklar, silahlar, telsiz konuşmaları, son derece gergin ve telaşlı görevliler, korumalar, onlarca gazeteci, kameraman...
Neredeyse hepsinin yüzünde, her an tatsız bir olay çıkabileceği endişesi...
Ve bu kadar sert bir gerçekliğin ortasında rengarenk giysileriyle ruhlarından, bedenlerinden hayatiyet fışkıran; çoluk, çocuk, genç, yaşlı bir daha aklımdan çıkması mümkün olmayan insan denizi.
Ben, yirmi sekiz yıldır sivil hareketlerin dışında, her türlü siyasi görüş ve tavıra eşit mesafede durmaya çalışan Egeli Sezen, Diyarbakır’ın orta yerinde nasıl oluyor da bütün şarkıları yüz binlerle bir ağızdan söylüyorum.
Kelimeler de ben çağırmadan geliyorlar. “Bu hüzünlü dünya macerasında hala parçalanmaya direniyorsak, bunun bir tek sebebi olmalı: Ortak duygu, ortak akıl.”
O kadar düşünmeden konuşuyorum ki, zaten unutuyorum ne dediğimi. Ta ki, Müjde ile Meral hatırlatıncaya kadar. Düşle gerçek arasındaki o bulanık çizgide seyreden herkes gibi besbelli iyice karışmışım.
Havaalanındaki karşılama curcunasından net olarak aklımda kalan tek şey, kara üzüm taneleri gibi iki çift göz... onlar hiç gitmiyor gözümün önünden. Dallı, güllü bayramlık elbiseleriyle kendi boyları kadar bir çiçek buketini elime tutuşturan iki kız çocuğu.
Öyle durup bakışıyoruz bir süre. Sonra refleks olarak eğilip öptüğümü hatırlıyorum.
Kimbilir onlar bu anı ilerde nasıl hatırlarlar.
Ben kendini başkasının yerine koyma ve anlama üzerine binlerce kez kurduğum cümlelerin anlamıyla tanışıyorum. Ete kemiğe bürünmüşler karşımda duruyorlar. iliklerime kadar hissediyorum.
Hangi şarkıydı unuttum... Korumalarla göz göze geldik. içimdeki ses “burada bulunan hiç kimse bu kutlamanın zedelenmesine izin vermeyecek” dedi. Haklı çıktım. Elimi tutmak için itişip kakışan genç çocuklara uzandım sahneden. Engel olmadılar.
Derken dönüş yolundayız. Milim milim ilerliyor minibüs. Dudaklarını, ellerini cama yapıştıran çocuklara yetişmeye çalışıyorum. Hayatın normal akışı içinde ölçüsü kaçmış bir hezeyan hali gibi, neredeyse rahatsızlık verecek kadar taşkın bir durum.
Ama burası Diyarbakır...
Görünenin arkası, sahnede yediğim ayazdan daha yakıcı...
96 yılıydı. Çok acı çektiğimiz günlerden biriydi. Kardeşimle, fizik üstüne bir şeylerden söz ediyorduk. Kara delik dediğimiz, enerjilerini tükettikten sonra kendi kütlelerinin çekim gücüyle kendi üstlerine çöken ve herşeyi yutan büyük yıldızlardan.
Acı o kadar yoğun ve keskindi ki, biraz da umursamazca sordum, “hiç ümit yok yani... ”
“Var” dedi kardeşim, “olay ufku”. Bir fizik terimi... ” Sonra anlattı.”Kara deliğin, ışığın çıkmasına izin verdiği öyle bir uzaklık noktası var ki, oradan bakınca yeniden ışığı, gelmiş geçmiş bütün zamanları, yani sonsuz bütünü görebilirsin.”
ihtiyaçtan doğan bir sohbetti ve o sırada bana iyi geldi. “Ne kadar uzak olursa olsun, ümit ümittir,” diye düşündüm muhtemelen.
Ben Diyarbakır’da şunu gördüm. Oradaki bütün insanlar çok şey öğrenmişler. Olağanüstü bir iç disiplin ve siyasi bilinci hergün biraz daha geliştirerek ağırbaşlılıkla bekliyorlar.
Herkesin beklediğini...
Biraz ilgi, biraz sevgi, biraz adalet...
Ben bunları niye yazdım?
içimden öyle geldi.
işte hepsi bu
sezen 2002-diyarbakır
Şarkı söyleyen kadın bendim.
Normalde olmayan bir şey oluyordu sahnede. Şarkı söylerken hiçbir şey düşünmek mümkün değildir. Oysa ben hem şarkı söylüyor hem düşünüyordum. Bir meditasyon anı gibi... düşünceler ben çağırmadan geliyordu.
Olağanüstü güvenlik önlemleri, polisler, tanklar, silahlar, telsiz konuşmaları, son derece gergin ve telaşlı görevliler, korumalar, onlarca gazeteci, kameraman...
Neredeyse hepsinin yüzünde, her an tatsız bir olay çıkabileceği endişesi...
Ve bu kadar sert bir gerçekliğin ortasında rengarenk giysileriyle ruhlarından, bedenlerinden hayatiyet fışkıran; çoluk, çocuk, genç, yaşlı bir daha aklımdan çıkması mümkün olmayan insan denizi.
Ben, yirmi sekiz yıldır sivil hareketlerin dışında, her türlü siyasi görüş ve tavıra eşit mesafede durmaya çalışan Egeli Sezen, Diyarbakır’ın orta yerinde nasıl oluyor da bütün şarkıları yüz binlerle bir ağızdan söylüyorum.
Kelimeler de ben çağırmadan geliyorlar. “Bu hüzünlü dünya macerasında hala parçalanmaya direniyorsak, bunun bir tek sebebi olmalı: Ortak duygu, ortak akıl.”
O kadar düşünmeden konuşuyorum ki, zaten unutuyorum ne dediğimi. Ta ki, Müjde ile Meral hatırlatıncaya kadar. Düşle gerçek arasındaki o bulanık çizgide seyreden herkes gibi besbelli iyice karışmışım.
Havaalanındaki karşılama curcunasından net olarak aklımda kalan tek şey, kara üzüm taneleri gibi iki çift göz... onlar hiç gitmiyor gözümün önünden. Dallı, güllü bayramlık elbiseleriyle kendi boyları kadar bir çiçek buketini elime tutuşturan iki kız çocuğu.
Öyle durup bakışıyoruz bir süre. Sonra refleks olarak eğilip öptüğümü hatırlıyorum.
Kimbilir onlar bu anı ilerde nasıl hatırlarlar.
Ben kendini başkasının yerine koyma ve anlama üzerine binlerce kez kurduğum cümlelerin anlamıyla tanışıyorum. Ete kemiğe bürünmüşler karşımda duruyorlar. iliklerime kadar hissediyorum.
Hangi şarkıydı unuttum... Korumalarla göz göze geldik. içimdeki ses “burada bulunan hiç kimse bu kutlamanın zedelenmesine izin vermeyecek” dedi. Haklı çıktım. Elimi tutmak için itişip kakışan genç çocuklara uzandım sahneden. Engel olmadılar.
Derken dönüş yolundayız. Milim milim ilerliyor minibüs. Dudaklarını, ellerini cama yapıştıran çocuklara yetişmeye çalışıyorum. Hayatın normal akışı içinde ölçüsü kaçmış bir hezeyan hali gibi, neredeyse rahatsızlık verecek kadar taşkın bir durum.
Ama burası Diyarbakır...
Görünenin arkası, sahnede yediğim ayazdan daha yakıcı...
96 yılıydı. Çok acı çektiğimiz günlerden biriydi. Kardeşimle, fizik üstüne bir şeylerden söz ediyorduk. Kara delik dediğimiz, enerjilerini tükettikten sonra kendi kütlelerinin çekim gücüyle kendi üstlerine çöken ve herşeyi yutan büyük yıldızlardan.
Acı o kadar yoğun ve keskindi ki, biraz da umursamazca sordum, “hiç ümit yok yani... ”
“Var” dedi kardeşim, “olay ufku”. Bir fizik terimi... ” Sonra anlattı.”Kara deliğin, ışığın çıkmasına izin verdiği öyle bir uzaklık noktası var ki, oradan bakınca yeniden ışığı, gelmiş geçmiş bütün zamanları, yani sonsuz bütünü görebilirsin.”
ihtiyaçtan doğan bir sohbetti ve o sırada bana iyi geldi. “Ne kadar uzak olursa olsun, ümit ümittir,” diye düşündüm muhtemelen.
Ben Diyarbakır’da şunu gördüm. Oradaki bütün insanlar çok şey öğrenmişler. Olağanüstü bir iç disiplin ve siyasi bilinci hergün biraz daha geliştirerek ağırbaşlılıkla bekliyorlar.
Herkesin beklediğini...
Biraz ilgi, biraz sevgi, biraz adalet...
Ben bunları niye yazdım?
içimden öyle geldi.
işte hepsi bu
sezen 2002-diyarbakır
londrada muhyeşem bir konser vermiştir.Ayrıca daha sonra antalya film festivalinde sahneye çıkmıştir.Kendisine dur artık be kadın demek istiyorum.Bu ne enerjidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar