bugün
- göğüs kıllarım çıkmıyor14
- abdullah öcalan orospu çocuğudur16
- sırrı süreyya önder26
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi12
- deccaliyet çağı5
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- dün gece ne oldu12
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- silver ile evlenecek erkek53
- sözlüğün kendini tekrar etmeye başlaması3
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- stt geçmiş kondom kullanmak3
- alman turistlere turist rehberliği2
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- sözlük yazarlarının yuvaları3
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da2
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- insan olmaya ceyrek kala4
- insan olmaya çeyrek kala8
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması8
- sarapci koala59
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı3
- stt geçmiş kremle intihar etmek3
- arif kocabıyık9
- true'nun çaylak olması5
- sözlükteki linç kültürü8
- atatürk den daha iyi cumhurbaşkanı yok2
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- cezerye2
- true giderse sözlükte yürüyen cinsellik kim olacak11
- gocu35
- kurtlar vadisi ünsal2
- popeyes6
- araba sileceği5
- iki tas çorba5
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- islam sosyoloji ve psikolojiyi kabul ediyor mu4
- sapıklara empati kasan insan5
- fenerin türkiye'yi yine rezil etmesi5
- öbür sözlük2
- sözlükteki bayan azlığı6
- melekler insanlarla nasıl iletişim kuruyor4
- ayak fantezisi3
- müstehcen resim atmak3
- sedef hastalığı2
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası23
- yazarlar şuan ne yapıyor3
- babysharkdodododododod o2
- ismet gürbüz gürbüz mü sorunsalı3
- ellerim bos gonlum hos28
mümtaz sosyalın ilk e$i olan bu parlak kadın, turk edebiyatina bir cok eser kazandirmistir.pek bir aydın yazardır.arkeoloji ve tiyatro altyapisi mevcuttur.bunlarin egitimini de almistir.
öykücü ve romancı kişi. tutkulu perçem, tante rosa kitaplarındaki öyküleriyle bunalımı, yabancılaşmayı, kadın özgürlüğünü konu edinirken anlatımına ince bir alay eşlik ediyordu. 40 yaşında, çok genç bir yaşta hayata veda etti.
Kitapları şunlardır:
Bakmak
Barış Adlı Çocuk
Radyo Konuşmaları-Hoş Geldin Ölüm
Şafak
Tante Rosa
Tutkulu Perçem
Yenişehir´de Bir Öğle Vakti
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
Yürümek
Kitapları, iletişim yayınları tarafından basılmaktadır.
Bakmak
Barış Adlı Çocuk
Radyo Konuşmaları-Hoş Geldin Ölüm
Şafak
Tante Rosa
Tutkulu Perçem
Yenişehir´de Bir Öğle Vakti
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
Yürümek
Kitapları, iletişim yayınları tarafından basılmaktadır.
göğüs kanserinden ölmüştür. yenişehir'de bir öğle vakti mutlaka okunmalıdır.
tante rosa ile alışagelmiş ilişkilerden, insanlardan uzaklaşıp, yürümekle-yürümek kitabı yasaklanmıştır zamanında - ve devamında gelen kitaplarla kadının ve erkeğin toplumda benimsenen rolünü, aslında bireysel isteklerde ve tercihlerde toplumun bi etkisinin olmaması gerektiğini görüyoruz.bu kadar duyarlı bir yazarın tüm kitaplarının okunması , anlaşılması gerek.
anneciğim, biriciğim, dünyadaki cennetim!
toplumsal ve siyasal olayları kendine özgü eleştirel üslubuyla başarılı bir şekilde ele almış öykücü, romancı, arkeolog aydın bir kişidir. eserlerinde özellikle kadın sorununa bakış açısı türkiye edebiyatında çığır açmıştır. aramızdan erken ayrılması büyük bir kayıptır.
(bkz: barış adlı çocuk)
(bkz: yıldırım bölge kadınlar koğuşu)
(bkz: tante rosa)
(bkz: barış adlı çocuk)
(bkz: yıldırım bölge kadınlar koğuşu)
(bkz: tante rosa)
darbeleri, işkenceleri, zulmü, oligarşiyi eleştirdiği için görmediği işkence kalmamış, cezaevlerinde yatmış aydın yazar.
"ben kadının biriysem, sevilmeliyim" demiş, çok da sevilmiş yazar.
emre dursun'un kapsamlı olarak kaleme aldığı biyografisi: http://drempro.wordpress....evilmeliyim-sevgi-soysal/
emre dursun'un kapsamlı olarak kaleme aldığı biyografisi: http://drempro.wordpress....evilmeliyim-sevgi-soysal/
kendisinden hiç hoşlanmadığım refik durbaş bugünkü cumhuriyet gazetesi'nde en sevdiğim yazarlardan biri olan sevgi soysal hakkında bir yazı kaleme almıştır.
gerçek anlamda bir edebiyatçıdır. müthiş bir dili vardır. tante rosa kitabı muazzamdır.
hani derler ya, bazen bir fotoğraf sayfalarca yazıyla anlatamayacağını anlatabilir diye, idda ediyorum yenişehir de bir öğle vakti kitabında öğle bir gözlem yapmış ve yazmıştır ki sevgi soysal , 70'li yılların ankarasına dönün romandaki her mekanı, her karakter, her olayı fotoğraflayın yine anlatamazsınız.
Sadece 40 yaşında bu dünyadan göçmüş kadın yazarımızdır. Hiç bir kitabını henüz okumadım ama okuyacağım. Mutlaka Tante Rosa'dan başlayacağım. Kısa hayatında müthiş şeyler yaşamış. Kimisi iki kocasını da askerleydeyken terk ettiği için sevmez. Kimisi de "Onun devrinde yaşasaydım kesin ben de aşık olurdum" demiştir. Sanırım ben ikinci gruptayım. Hayatı dolu dolu yaşamayı seven insanları sevmişimdir. Yaşasaydı 75 yaşında olacaktı. Hakkında daha doyurucu bir yazı yazmalıyım.
Asosyal olmadığı kalıtsal olarak ispatlanmış insan.
berbat sözde romanların revaçta olduğu bu dönemde, gençlerce okunmasını dilediğim çok önemli yazarlarımızdan.
kafasını kaşıyınca bir şeylerin değişeceğine inanan insanlarla aynı ülkede yaşıyoruz cümlesi ile beni benden alan harika insandır.
yapıtları yarınlara o yanlış günlerin tanığı olarak kalacaktır.
erol, üç numara tıraşlı kafasını kaşıdı: sidikli erol. birinci sınıfta, okuma dersinde altına kaçırdığından bu yana kendisine yakıştırılan adıyla sidikli erol, kafasını kaşıyınca bir şeylerin değişeceğine inananlardandı. ela kaleminin ucunu mürekkebe batırıp büyük bir dikkatle yazı defterine, el yazısıyla "bahar geldi" yazdı. mürekkep şişesini, erol koluyla çarpıp devirmesin diye, sağa aldı. erol'un solunda oturan şişko aysel önlük cebindeki leblebileri çaktırmadan attı ağzına, hemen hemen çiğnemeden hızla yuttu. erol "bahar geldi" sini bitirdi. yine kaşıdı başını. aysel'in koluna çarptı. aysel'in "bahar"ının üstünde kocaman mürekkep lekesi yayıldı. aysel erol'un kafasına vurdu: - eşşek sen de.
erol çabuk cevap bulanlardan değildi. yine kaşıdı kafasını. oturduğu yerde, bir süre, bir ileri bir geri sallandı. aysel'in vurduğu yeri ovuşturdu. zilin çalmasına yakın ela'ya dönüp, aysel'e duyurarak,
- canımın içi!
sonra, aysel'e dönüp,
- sende komşunun piçi! dedi.
ansızın yaşlar boşandı aysel'den. sonra öğretmene aysel, gözyaşları arasında,
- bu erol var ya öğretmenim, çok terbiyesiz!
- ne yaptı?
- utanırım, söylemem.
- söyle, söyle...
- affedersiniz öğretmenim. bana dedi ki, komşunun piçi, dedi. ela'ya da affedersiniz, canımın içi dedi.
öğretmen erol'u cezaya kaldırdı. olayı biraz başını kaşıyarak geçiştirdi erol. ama ya ela? bütün bir yıl, koca sınıf, ela'nın ardından, "sidikli erol'un canının içi" diye alay etti. ela canın içi olmanın, komşunun piçi olmaktan niçin bunca önemli, alay edilesi bir şey olduğunu anlayamadı bir türlü. ilerde, büyüyünce, "komşunun piçini" takmayan bir toplumda yaşadığını anladı. anladı ya, "canım" sözü hep "piç" sözünü getirdi aklına. ona "canım" dendiğinde "piçleri" düşündü arasıra.
(sevgi soysal - yürümek)
erol çabuk cevap bulanlardan değildi. yine kaşıdı kafasını. oturduğu yerde, bir süre, bir ileri bir geri sallandı. aysel'in vurduğu yeri ovuşturdu. zilin çalmasına yakın ela'ya dönüp, aysel'e duyurarak,
- canımın içi!
sonra, aysel'e dönüp,
- sende komşunun piçi! dedi.
ansızın yaşlar boşandı aysel'den. sonra öğretmene aysel, gözyaşları arasında,
- bu erol var ya öğretmenim, çok terbiyesiz!
- ne yaptı?
- utanırım, söylemem.
- söyle, söyle...
- affedersiniz öğretmenim. bana dedi ki, komşunun piçi, dedi. ela'ya da affedersiniz, canımın içi dedi.
öğretmen erol'u cezaya kaldırdı. olayı biraz başını kaşıyarak geçiştirdi erol. ama ya ela? bütün bir yıl, koca sınıf, ela'nın ardından, "sidikli erol'un canının içi" diye alay etti. ela canın içi olmanın, komşunun piçi olmaktan niçin bunca önemli, alay edilesi bir şey olduğunu anlayamadı bir türlü. ilerde, büyüyünce, "komşunun piçini" takmayan bir toplumda yaşadığını anladı. anladı ya, "canım" sözü hep "piç" sözünü getirdi aklına. ona "canım" dendiğinde "piçleri" düşündü arasıra.
(sevgi soysal - yürümek)
çok erken yaşta aramızdan ayrılmıştır.
askerlik yaptığım dönem "yürümek" isimli eseriyle - evet, hem de en olmayacak yerde- tanıştığım yazardır. Ama bu sefer metinlerinden değil de kendisine denk geldiğim bir videodan bahsedeceğim. Yazının sonuna videonun linkini de ekleyeceğim. Videoyu izlediğinizde bir şeye özellikle dikkat edin lütfen, gözlerine ve mimiklerine... Fark ettim iki detay belirttim ama gözler ve mimikler bir bütünlük içinde ve içinde yoğun bir hüzün barındırıyor. işte o video...
https://www.youtube.com/watch?v=qs-tILLxxqw
https://www.youtube.com/watch?v=qs-tILLxxqw
"sıkılmamız birlikte, bir arada en güzel saçmalığımız"
ve
Bir gün bir postanede rastlaşmış iki insanın birbirlerinden alabildiğine hoşlanmış olmaları güzel geçici bir rastlantı mı yalnızca? Birine rastlamış, sevmiş, tad almıştım, şimdi geçti, hiçbir iz kalmadı bende. denebiliyorsa, bu rastlantıyı unutmak, hiç olmamış saymak gerekmez mi? Benim sana, senin bana verdiğimiz yalnızca bir adsa, bu alışveriş niçin bir Hadi eyvallah!la bitmesin? Ben yalnızca senin için güzel olacaksam, sana beğendirmek için kendimi, olanları umursamayıp en güzel bakışımla geleceksem yatağına, sen bütün bunları unutturacaksan bana, unutturmak için hiç bakmayacaksan pencereden, o kısa unutma anından sonra, vücutlarımızın bize acı veren gerginliğini giderdikten sonra bu pencereyi kapatarak unuttuğumuz, dışında, uzağında kaldığımız dünya nasıl yabancımız olursa, öyle yabancı oluruz birbirimize. Bir kısa anın ardından ayrı yönlere giden trenlere bineriz. Ya da o trenlere bile yetişemeyip tükenmişin üstünde çoğalırız.
ve
Bir gün bir postanede rastlaşmış iki insanın birbirlerinden alabildiğine hoşlanmış olmaları güzel geçici bir rastlantı mı yalnızca? Birine rastlamış, sevmiş, tad almıştım, şimdi geçti, hiçbir iz kalmadı bende. denebiliyorsa, bu rastlantıyı unutmak, hiç olmamış saymak gerekmez mi? Benim sana, senin bana verdiğimiz yalnızca bir adsa, bu alışveriş niçin bir Hadi eyvallah!la bitmesin? Ben yalnızca senin için güzel olacaksam, sana beğendirmek için kendimi, olanları umursamayıp en güzel bakışımla geleceksem yatağına, sen bütün bunları unutturacaksan bana, unutturmak için hiç bakmayacaksan pencereden, o kısa unutma anından sonra, vücutlarımızın bize acı veren gerginliğini giderdikten sonra bu pencereyi kapatarak unuttuğumuz, dışında, uzağında kaldığımız dünya nasıl yabancımız olursa, öyle yabancı oluruz birbirimize. Bir kısa anın ardından ayrı yönlere giden trenlere bineriz. Ya da o trenlere bile yetişemeyip tükenmişin üstünde çoğalırız.
'ben , kadının biriysem sevilmeliyim , sen bilmezsin güzel miyim , bu en büyük güzelliğim senin bilmezliğin , duymazlığın ya en boş dalmalar gözlerimizde..'
"korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." diyerek bugünleri yaşayan aydınlara yıllar öncesinden seslenen yazardır.
Sevgi Soysal, ne güzel ablaydı.
Ne güzel ve ne sıcacık yazardı.
Ve ne genç bıraktı bizi.
Küstü galiba ve gitti.
Biz sana küsemeyiz güzel yazan güzel ablamız. Okuyun
Ne güzel ve ne sıcacık yazardı.
Ve ne genç bıraktı bizi.
Küstü galiba ve gitti.
Biz sana küsemeyiz güzel yazan güzel ablamız. Okuyun
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar