bugün
- sözlük kızlarının kekleri18
- dindarların çoğunun fakir olması7
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- dantelli sütyen takan erkek6
- yesene beni diyen kız8
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı7
- palamut7
- neme lazım diyen erkek3
- bursa daki iskender festivalindeki görüntüler2
- 2026 sonbaharında izmir3
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek9
- ölümden korkuyor musunuz17
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak7
- illüminati ve grup sex ayinleri4
- bara giden erkeğin asıl amacı12
- sözlük kızları dertleşiyor3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- papazla imam olmak2
- joseph weber2
- ghost rider5
- seninleyken kendim olabiliyorum6
- artı oy alamama krizine girmek3
- matrix te yaşadığımız gerçeği8
- fenerbahçe tarfin'in euroleague süper kupa zaferi2
- vombatların kakasının küp şeklinde olması3
- zalbert ramstein8
- anın görüntüsü21
- sözlükte ne değişti6
- sabahları sevilen şeyler10
- benim babamın siki kutu kola gibidir5
- intihar düşüncesi6
- sözlük yazarları istanbul'un fethine katilsalardi3
- uludağ itiraf18
- ben basit bir insanım5
- cumartesi kahvaltısı5
- yahudi düşmanlığı4
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- akçe2
- yanlış karaya çıkan recep ivedik2
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller4
- queen feristah15
- flört etmeyen liberter öğretmen4
- sudekiray2
- sözlüğe resim yüklenememesi3
- aşk6
- amerikan küfürleri3
- ekşi sözlük8
- evliliği zorlaştırmak3
- bir bela geliyor28
- fusya semsiyeli yabanci20
nefis bir ahmet altan yazısı.
--spoiler--
Oturduğum yerden baktığımda, karşımda Ayasofya ile Sultanahmet Camii'ni görüyorum. Biri, klasik Yunan ve Roma kültüründen süzülmüş Hıristiyan bir imparatorluğun, diğeri geniş bir coğrafyanın dört bir yanından izler taşıyan Müslüman bir imparatorluğun mabedi.
Mirasçıları olduğumuz Doğu Roma ve Osmanlı imparatorluklarının bize bıraktığı iki görkemli yapı.
Bin beş yüz yıllık bir medeniyete bakıyor pencerem.
Sandaletlerine altından kartallar işlenmiş erguvan rengi harmaniyeli Bizans imparatorları da, inci işlemeli kavukları, samur kaftanlarıyla Osmanlı padişahları da benim baktığım kıyılarda gezindi.
Yunan filozoflarını doğurmuş iyonya da benim toprağım, Mevlana'yı dünyaya armağan eden Konya da benim toprağım.
Homeros'un anlattığı Truva da benim toprağım, Evliya Çelebi'nin anlattığı Anadolu da benim toprağım.
Hazreti Meryem Efes'teki kulübedeydi.
Anibal bu topraklarda öldü.
Yunus burada doğdu, Pir Sultan burada can verdi.
Cihanın dört bir yanına dağılan dinler, yeryüzüne ayak izlerini bırakan kavimler buradan geçti.
Trabzon'daki Rum kilisesi, Van'daki Ermeni şapeli, Sivas'taki Selçuklu camii, istanbul'daki Yahudi sinagogu benim.
Cenevizliler Galata kulesinin dibinde yaşıyordu, Barbaros gemilerini buraya yanaştırıyordu.
Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Romalılar, Moğollar, Acemler, Araplar, Türkler bu topraklarda at koşturdu.
Dionysos ayinleri bu topraklarda yapıldı.
Ahi'ler bu topraklarda oturdu.
Semazenler bu topraklarda döndü.
Bektaşiler bütün aleme buradan güldü.
incil'i iznik'te temize çektiler.
Kuran'ı hattın en güzeliyle burada yazdılar.
Bahçelerinde aşmalı çardaklar olan zaviyelerde tasavvufun derinliklerine daldılar.
Tekkelerde kendilerinden geçerek zikrettiler.
Şeyh Galip, şiirinin sesini burada buldu.
isyanları gördük, savaşları gördük, cellatları gördük, canileri gördük, korsanları gördük, şairleri gördük, evliyaları gördük, velileri gördük, imparatorları gördük, padişahları gördük, düşmanlığı ve dostluğu gördük, efsaneleri ve gerçekleri gördük.
Sen, bu geçmişin çocuğusun.
Ruhunda, bütün cihanın ruhunu taşıyorsun.
Sesinde, bu seyyarenin sesi var.
Homeros seni anlattı, Yunus seni söyledi.
Şöyle bir başını kaldırıp baktığında binlerce yılı görüyorsun.
Kökleri binlerce yıla uzanmış, her bir dalında başka bir dinin, başka bir mezhebin, başka bir kavmin çiçeklerinin açtığı büyük bir ağaç gibisin.
Kimse sana yabancı değil.
Sen kimseye yabancı değilsin.
Kiliselerin çan sesleri de yankılandı bu topraklarda, müminleri her biri başka makamda Allah'ın huzuruna çağıran ezanlar da...
Kılıç şakırtılarını, top seslerini, en güzel şarkıları, en içten ayinleri bu topraklarda duydun.
Nasrettin'le güldün, Şeyh Bedrettin'le ağladın.
Zındık şeyhülislamlar, gizlice ibadet eden günahkârlar gördün.
Yaratılanı Yaratan'dan ötürü seven bir geçmişten geldin.
Sen, bu tarihin çocuğusun.
Meydan okumak yakışmaz sana.
Sen, meydan okunacak olansın.
Övünmek yakışmaz sana.
Sen, övülecek olansın.
Sen, "toprak vatanım, nev-i beşer milletim" diyen şairin çocuğusun.
Dünya senin vatanın, insanlar senin milletin.
Dininle, dilinle, inancınla, tevekkülünle, bu dünyanın kulu ve efendisisin, ne başkasını kendinden, ne kendini başkasından ayırırsın.
Sen ki bu geçmişin çocuğusun...
Hüzün kadar vakar yaraşır sana, tevekkül kadar tevazu yaraşır.
Sen ki bu geçmişin çocuğusun, ne başını eğersin, ne başları eğdirirsin.
Dünya vatanın senin, insanlar kardeşin.
Çünkü sen bu geçmişin çocuğusun.
--spoiler--
--spoiler--
Oturduğum yerden baktığımda, karşımda Ayasofya ile Sultanahmet Camii'ni görüyorum. Biri, klasik Yunan ve Roma kültüründen süzülmüş Hıristiyan bir imparatorluğun, diğeri geniş bir coğrafyanın dört bir yanından izler taşıyan Müslüman bir imparatorluğun mabedi.
Mirasçıları olduğumuz Doğu Roma ve Osmanlı imparatorluklarının bize bıraktığı iki görkemli yapı.
Bin beş yüz yıllık bir medeniyete bakıyor pencerem.
Sandaletlerine altından kartallar işlenmiş erguvan rengi harmaniyeli Bizans imparatorları da, inci işlemeli kavukları, samur kaftanlarıyla Osmanlı padişahları da benim baktığım kıyılarda gezindi.
Yunan filozoflarını doğurmuş iyonya da benim toprağım, Mevlana'yı dünyaya armağan eden Konya da benim toprağım.
Homeros'un anlattığı Truva da benim toprağım, Evliya Çelebi'nin anlattığı Anadolu da benim toprağım.
Hazreti Meryem Efes'teki kulübedeydi.
Anibal bu topraklarda öldü.
Yunus burada doğdu, Pir Sultan burada can verdi.
Cihanın dört bir yanına dağılan dinler, yeryüzüne ayak izlerini bırakan kavimler buradan geçti.
Trabzon'daki Rum kilisesi, Van'daki Ermeni şapeli, Sivas'taki Selçuklu camii, istanbul'daki Yahudi sinagogu benim.
Cenevizliler Galata kulesinin dibinde yaşıyordu, Barbaros gemilerini buraya yanaştırıyordu.
Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Romalılar, Moğollar, Acemler, Araplar, Türkler bu topraklarda at koşturdu.
Dionysos ayinleri bu topraklarda yapıldı.
Ahi'ler bu topraklarda oturdu.
Semazenler bu topraklarda döndü.
Bektaşiler bütün aleme buradan güldü.
incil'i iznik'te temize çektiler.
Kuran'ı hattın en güzeliyle burada yazdılar.
Bahçelerinde aşmalı çardaklar olan zaviyelerde tasavvufun derinliklerine daldılar.
Tekkelerde kendilerinden geçerek zikrettiler.
Şeyh Galip, şiirinin sesini burada buldu.
isyanları gördük, savaşları gördük, cellatları gördük, canileri gördük, korsanları gördük, şairleri gördük, evliyaları gördük, velileri gördük, imparatorları gördük, padişahları gördük, düşmanlığı ve dostluğu gördük, efsaneleri ve gerçekleri gördük.
Sen, bu geçmişin çocuğusun.
Ruhunda, bütün cihanın ruhunu taşıyorsun.
Sesinde, bu seyyarenin sesi var.
Homeros seni anlattı, Yunus seni söyledi.
Şöyle bir başını kaldırıp baktığında binlerce yılı görüyorsun.
Kökleri binlerce yıla uzanmış, her bir dalında başka bir dinin, başka bir mezhebin, başka bir kavmin çiçeklerinin açtığı büyük bir ağaç gibisin.
Kimse sana yabancı değil.
Sen kimseye yabancı değilsin.
Kiliselerin çan sesleri de yankılandı bu topraklarda, müminleri her biri başka makamda Allah'ın huzuruna çağıran ezanlar da...
Kılıç şakırtılarını, top seslerini, en güzel şarkıları, en içten ayinleri bu topraklarda duydun.
Nasrettin'le güldün, Şeyh Bedrettin'le ağladın.
Zındık şeyhülislamlar, gizlice ibadet eden günahkârlar gördün.
Yaratılanı Yaratan'dan ötürü seven bir geçmişten geldin.
Sen, bu tarihin çocuğusun.
Meydan okumak yakışmaz sana.
Sen, meydan okunacak olansın.
Övünmek yakışmaz sana.
Sen, övülecek olansın.
Sen, "toprak vatanım, nev-i beşer milletim" diyen şairin çocuğusun.
Dünya senin vatanın, insanlar senin milletin.
Dininle, dilinle, inancınla, tevekkülünle, bu dünyanın kulu ve efendisisin, ne başkasını kendinden, ne kendini başkasından ayırırsın.
Sen ki bu geçmişin çocuğusun...
Hüzün kadar vakar yaraşır sana, tevekkül kadar tevazu yaraşır.
Sen ki bu geçmişin çocuğusun, ne başını eğersin, ne başları eğdirirsin.
Dünya vatanın senin, insanlar kardeşin.
Çünkü sen bu geçmişin çocuğusun.
--spoiler--
sen ki; bir dar zaman mutluluğuydun yüreğime sızıveren. ben ki; yüreğinin kıyısında taşıdığın uçuruma dokunabilen ilk kadın....
Sen ki, bir sapık ırza geçse nefret kusarsın;
Milletin ruh ırzına geçerlerde susarsın! ..
1978
Necip Fazıl Kısakürek.
Milletin ruh ırzına geçerlerde susarsın! ..
1978
Necip Fazıl Kısakürek.
Sen ki çağları titretmiş bir ALPEREN.Sen sen Ertuğrul torunusun.Sen ki tuna boylarında bir yiğit; şehitler serdarı.Kahramanlara ALP TUĞSUN.Fakat ne yazık ki bugün sen sen değilsin.Dün ayak seslerinle titrettiğin Avrupa da bugün kendi çığlıklarında boğulmaktasın.Tarihin enkaz halinde, ecdadın inlemekte ve sen bugün neden susmaktasın neden kızmaktasın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar