bugün
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- 15 kasım 20264
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- 90lar türkçe pop5
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek6
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- helin kandemir3
- xiaomi iphone samsung huawei oppo vivo realme4
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi19
- kanser2
- parmak kütletmek2
- 8 kasım 2026 rizespor erzurumspor maçı3
- hatay usülü soslu döner3
- askerde özlenen şeyler9
- kim daha cok seviyor2
- gençler sakın büyümeyin3
- gzt tv2
- inci sözlük2
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor5
- centilmen dizisi3
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey7
- starbucks'a giden adamın zeka seviyesi2
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak6
- ceren ayruk3
- bu koyden olsam ne olacak2
- başkalarının hayatı dizisi2
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- yörük kızı dizisi2
- hiç bana sordun mu2
- türk dizilerinin en büyük sorunu3
- okan buruk5
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı4
- 13 kasım 20262
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- yazarların işlediği günahlar15
- kız bulmak için scout ekibi kurmak2
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi8
- terhis oluyorum sözlük25
- burun karıştırmak5
- uludede3
- basketbol maçlarında molalarda reklama gidilmesi2
- allah5
- hayat bilgisi ürperi3
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- bir önceki entryi devam ettir4
yıldırım türker'in cihangir kedileri kitabından bir şiir.
Saçakaltinda buluştuk. Yakalarımızı kaldırdık.
üstümüzde bildik bir gravür asılıydı. Bakmadık.
Bunu ortak suçumuz gibi taşıdık. Yollar... yoldan geçenler...
evler... evlerde geçenler... hepsini sırtlandık.
Yakalarımızı kaldırdık. Bütün çatlakları ilk biz gördük
depremler yıldırımlar seller bizden sorulurdu.
Yakalarımızı kaldırırdık.
Gizlice seviştik. Sevişirken duyarlar kaygısıyla
hep sessiz ve hızlıydık. Bu yuzden birbirimizi
yumuşak başlı belledik. Oysa sonralari... fırtınalarda
acımasızca geçirdik dişlerimizi birbirimize. Köprüaltlarında
sevişirken beni öldür diye çığlıklar attık. Yine de
ilk sevişmelerimiz ürkekçeydi. ilk yanılsamalarımızın
izini sürdük durduk. Yakalarımızı kaldırdık.
Ben sana sığındım. Sen ötekine. Hepimiz birer ıssız
sığinaktık. Hepimiz sevgiliydik o saçakaltında.
Ne zaman biri öldürülse bizi bulurlardı. Ne zaman biri
sevilse birbirimize bakardık. Yakalarımızı kaldırırdık
usulca. Hepimizin takma adı... adresi vardı. Birbirimizi
iyice tanımak istemezdik. Biri hakkında herşeyi iyice
bellediğimizde sanki onu usulca dünyaya iterdik.
Büyülüydük... Elimiz kolumuz bağlıydı.
Bir insanın... bir kedinin... bir hayatın... bir sokağın
sonu gibiydik. Her sonu sırtlandık. O saçakaltında
yangınlardan... baskınlardan... kırımlardan geçtik.
Azaldık... inceldik. Bir avuç mermi çekirdeği gibi
alımlı ve çıplaktık. Gidenleri... dünyaya kaptırdıklarımızı
şehitleri unutuverdik. Bazı geceler... saçakaltında...
hayatımızın kapıları şiddetle zorlanırken... yakalarımızı
kaldırmış titrerken... birimizin ağzından apansız bir
iniltiyle çıkardı onlardan birinin adı. Kof bir mermi
kovanı gibi yere düşerdi. O sesle ürpererek hatırlardık.
Sarayları dağıtır... babaları yakar... yollara
barikatlar kurardık. Bazen boz bir sesle okşardık hayatı.
incittiğimiz yaraladığımız yerlerini şehvetimizle
sarmaya çalışırdık. Kanayan dizini tükürüğüyle ondurmaya
çalışan çocuklar gibiydik. Bereliydik. Hiçbir acımızı
unutmadık. Acılarımıza tuhaf bir sadakatle bağlıydık.
O saçakaltında buluşan beceriksiz haydutlar.
Nasıl benzerdik birbirimize. Ben sana bakıp dilimi
düzeltirdim. Sen bana bakıp yüreğini toparlardın.
Saçakaltinda buluştuk. Yakalarımızı kaldırdık.
üstümüzde bildik bir gravür asılıydı. Bakmadık.
Bunu ortak suçumuz gibi taşıdık. Yollar... yoldan geçenler...
evler... evlerde geçenler... hepsini sırtlandık.
Yakalarımızı kaldırdık. Bütün çatlakları ilk biz gördük
depremler yıldırımlar seller bizden sorulurdu.
Yakalarımızı kaldırırdık.
Gizlice seviştik. Sevişirken duyarlar kaygısıyla
hep sessiz ve hızlıydık. Bu yuzden birbirimizi
yumuşak başlı belledik. Oysa sonralari... fırtınalarda
acımasızca geçirdik dişlerimizi birbirimize. Köprüaltlarında
sevişirken beni öldür diye çığlıklar attık. Yine de
ilk sevişmelerimiz ürkekçeydi. ilk yanılsamalarımızın
izini sürdük durduk. Yakalarımızı kaldırdık.
Ben sana sığındım. Sen ötekine. Hepimiz birer ıssız
sığinaktık. Hepimiz sevgiliydik o saçakaltında.
Ne zaman biri öldürülse bizi bulurlardı. Ne zaman biri
sevilse birbirimize bakardık. Yakalarımızı kaldırırdık
usulca. Hepimizin takma adı... adresi vardı. Birbirimizi
iyice tanımak istemezdik. Biri hakkında herşeyi iyice
bellediğimizde sanki onu usulca dünyaya iterdik.
Büyülüydük... Elimiz kolumuz bağlıydı.
Bir insanın... bir kedinin... bir hayatın... bir sokağın
sonu gibiydik. Her sonu sırtlandık. O saçakaltında
yangınlardan... baskınlardan... kırımlardan geçtik.
Azaldık... inceldik. Bir avuç mermi çekirdeği gibi
alımlı ve çıplaktık. Gidenleri... dünyaya kaptırdıklarımızı
şehitleri unutuverdik. Bazı geceler... saçakaltında...
hayatımızın kapıları şiddetle zorlanırken... yakalarımızı
kaldırmış titrerken... birimizin ağzından apansız bir
iniltiyle çıkardı onlardan birinin adı. Kof bir mermi
kovanı gibi yere düşerdi. O sesle ürpererek hatırlardık.
Sarayları dağıtır... babaları yakar... yollara
barikatlar kurardık. Bazen boz bir sesle okşardık hayatı.
incittiğimiz yaraladığımız yerlerini şehvetimizle
sarmaya çalışırdık. Kanayan dizini tükürüğüyle ondurmaya
çalışan çocuklar gibiydik. Bereliydik. Hiçbir acımızı
unutmadık. Acılarımıza tuhaf bir sadakatle bağlıydık.
O saçakaltında buluşan beceriksiz haydutlar.
Nasıl benzerdik birbirimize. Ben sana bakıp dilimi
düzeltirdim. Sen bana bakıp yüreğini toparlardın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com