bugün
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması22
- haftanın gammazları listesi24
- iha yaptı siha yaptı7
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması25
- sağ koltukta bacağını elleten erkek7
- ben sözlüğü ciddiye almıyorum karizması7
- ispartalı kızların gül kokması8
- gammaz olup kimseyi gammazlamamak8
- anın görüntüsü20
- beyin ameliyatından çıkmak4
- gocu'nun arabada açtığı şarkılar3
- mehdinin bir anda gelecek olması11
- aykolik 31 çekmeyi nerden öğrendi sorunsalı3
- emniyet kemeri takan erkek ılık mıdır sorunsalı5
- sadece elit beyler mesaj atsın5
- franz kafka adolf hitler ve tesla ile rakı içmek3
- gammaz çetesi büyük bir operasyon planlıyor8
- bilinçaltımızın derin dondurucu olması8
- gammaz olup zall'ı gammazlamak4
- almanya da pazar günleri dükkanlar açık olsun2
- elit kelimesini çok kullanan insan3
- 13 ağustos 2026 kolombiya depremi11
- franz kafka dönüşüm4
- osimhen lukaku vlahovic salah2
- beyin ameliyatından çıktı ilkişi sözcü okumak oldu3
- carlott2
- gammazların hain planlarının yine tutmaması7
- bilgi içerikli entry giren yazar5
- usual bey birader birader beydir2
- domuz çikolatası6
- sözlük yolunda kemikle deri kalmak5
- hala akp diyenler7
- eskiden fakir olan insan2
- enayimiknatisii2
- cinler bizim alemimize nasıl geçebiliyorlar9
- sms onayı olmadan kartla alışveriş yapmak4
- çerçeve yasa35
- friedrich hegel la bi cay icek4
- pforzheim low emission zone2
- nevşehir de balon uçmak2
- capri sun2
- teknik borç2
- frodo kuyumculuk2
- avanos ta çömlek yapmayı denemek4
- çok soru sormayan insan2
- yarın sabah erken teker döner4
- yeni parti premium üyelik4
- almanyadan nussnucker getiren akraba4
- klavyesinde awds tuşları silik olan laptop3
- kendini kulaklardan tutup havaya kaldırmak3
ilginç bir hikayesi olan oyundur.
--spoiler--
Satranç, yaygın inanışa göre, Doğu kökenli bir oyundur. Birçok araştırmacı, satrancın 6. yüzyılda ya da daha öncesinde Hindistan'da doğduğunu savunur. Bu ölümsüz oyunun Müslümanlar'dan ispanyollar'a, Bizanslılar'dan da italyanlar'a geçerek tüm Avrupa'ya yayıldığı söylenir. Ama hep merak etmişimdir: Satranç taşlarının en önemlisi olmasa da en güçlüsü olan 'Vezir', Batı dünyasında neden ya da nasıl 'Kraliçe' (Queen) adını almıştır? 'Şah'ın Batı'ya gidildikçe 'Kral'a (King) dönüşmesi daha anlaşılır bir durumdur da, 'Vezir'in 'Kraliçe'ye, başka bir deyişle eril bir taşın dişil bir taşa dönüşmesi biraz şaşırtıcıdır.
Gerçi Doğu'da, iran'da ve Arap ülkelerinde 'Fil' diye bilinen taş, Batı'da 'Piskopos' (Bishop) olmuş; bizim 'At' dediğimiz taş da 'Şövalye'ye (knight) dönüşmüş. Bizde 'Kale' denen taşa, ingilizler 'Rook' diyorlar; 'Rook' ise, Hintçede 'Ruh'tan, Farsçada 'Roh'tan (Asker) geliyor. Ama bunlara bir diyeceğim yok. Çünkü, neresinden bakarsak bakalım bir Doğu oyunu olan satranç, belli ki, bir ordunun savaş düzenine dayalı, sapına kadar erkek kökenli bir oyundur.
Satranç ve taşların hareketi, doğal olarak, yüzyıllar boyu coğrafyadan coğrafyaya, iklimden iklime karmaşık bir evrim süreci yaşamış. Zaman içinde taşların ilerleyişi ve özellikleri de değişimlere uğramış. 'Vezir'in zamanla cinsel bir değişim geçirerek Batı'da 'Kraliçe'ye dönüşmesi ise, Stanford Üniversitesi öğretim üyelerinden Marilyn Yalom'un kısa bir süre önce yayımlanan Birth of the Chess Queen (Satranç Kraliçesinin Doğuşu) adlı kitabının konusu olmuş.
'Şah', bütün yönlerde yalnızca bir kare ilerleyebilir, ama oyunun ister istemez en önemli taşıdır. 'Şah'ınız kıstırılıp kaçamayacak bir duruma düştü mü, feriştahı gelse kurtaramaz sizi, mat olduğunuzun resmidir. Öteki taşlar, 'Fil', 'Kale', 'At', 'Piyon' hep belirli yollardan hareket ederler. 'Vezir'e gelince, nerdeyse her şeye gücü yeter. Önüne bir engel çıkmadığı sürece satranç tahtasını herhangi bir yönde boydan boya geçebilir; üstelik, hem 'Kale' gibi sütunlar ve sıralar üzerinde, hem de 'Fil' gibi çaprazlar üzerinde. Tıpkı şahını koruyan, ona akıl veren, onun askerlerine komuta eden, düşmana saldırıyı yöneten gerçek bir vezir gibi.
Tarihçileri, bu oyunun en eski dönemlerinde Hindistan ve iran'da kullanılan satranç taşlarının figürlü olduğunu belirtirler. 'Şah', şaha benzer; 'Vezir', vezire; 'Fil', file. Sonradan, islâm dünyasındaki suret yasağı, satranç taşlarını figürsüzleştirir, soyut biçimler verilir taşlara. Satranç, Ortaçağ başlarında Emeviler'in egemenliğindeki ispanya üzerinden Avrupa'ya yayıldığında, taşlarda insan figürleri yeniden belirir.
Kültür tarihçisi Marilyn Yalom, yaptığı araştırmalar sırasında, 990 yılında yazılmış bir şiire rastlamış. isviçre'deki Einsiedeln manastırındaki bir keşişin yazdığı 'Satranç Üzerine Dizeler' adlı şiirde, 'Vezir'den 'Kraliçe' olarak söz ediliyormuş. Yalom, araştırmalarını derinleştirdiğinde, Geoffrey Chaucer'da da karşılaşmış 'Kraliçe'yle. Ama günümüzdeki karşı konulmaz gücüyle 'Kraliçe'nin en açık seçik betimini Luis Ramiriz de Lucena'nın 1496'da ispanya'da yayımlanan Aşk ve Satranç Sanatı Üzerine Söylev adlı kitabında bulmuş.
Yalom'un anlattıklarına bakılırsa, bizim 'Vezir' dediğimiz taşın adı ve cinsiyeti değişirken gücünde de büyük bir değişim meydana gelmiş. Eskiden 'Vezir' çaprazlar üzerinde yalnızca bir kare ilerlerken, 15. yüzyıl Avrupası'nda 'Kraliçe' bugünkü müthiş gücüne erişmiş.
Yalom'un, yanıtlamaya çalıştığı soru şu: Erkeklerin egemenliğindeki bir dünyada, 'Kraliçe'nin bunca güçlü olduğu bir oyun nasıl kabul gördü? Yalom, bu soruya tek bir kesin yanıt vermek yerine, yanıtı ortaya çıkarabilecek birkaç tarihsel/kültürel gösterge sunmayı yeğliyor.
Birincisi, Ortaçağ Avrupası'nda Meryem Ana'nın bir güç figürü olarak ululanması. Hz. isa'nın anasının, Yeni Ahit'te Tanrı'nın uysal ve itaatkâr hizmetkârı olarak görülmesine karşılık, Ortaçağda güç ve görkemle donatıldığını vurguluyor Yalom. Sonra, gene Ortaçağda nerdeyse bir tapım gibi ortaya çıkan saray aşkından söz açıyor; her şövalyenin tapınırcasına bağlılık duyduğu bir hanımefendisi olduğundan söz ediyor. "Bu hanımefendi bazen erişilmez ve evli bir soylu kadın olabiliyordu," diyor. "Şövalye, ortaya koyduğu yiğitliklerde esin gücünü ondan alıyordu."
Yalom, satranç 'Kraliçe'sinin yükselişindeki etkenlerden biri olarak da, gerçek yaşamda güçlü kraliçelerin, özellikle de 15. yüzyılın ikinci yarısında Kastilya kraliçesi I. Isabella'nın ortaya çıkışını görüyor. Yalom'a göre, güçlü 'satranç kraliçesi'nin Güney Avrupa'da boy göstermesi hiç de rastlantı değil.
Marilyn Yalom'un kitabı, satranç âlemindeki bu cinsiyet değişiminin toplumdaki, Ortaçağ Avrupa toplumundaki karşılıklarını araştırıyor.
--spoiler--
*
--spoiler--
Satranç, yaygın inanışa göre, Doğu kökenli bir oyundur. Birçok araştırmacı, satrancın 6. yüzyılda ya da daha öncesinde Hindistan'da doğduğunu savunur. Bu ölümsüz oyunun Müslümanlar'dan ispanyollar'a, Bizanslılar'dan da italyanlar'a geçerek tüm Avrupa'ya yayıldığı söylenir. Ama hep merak etmişimdir: Satranç taşlarının en önemlisi olmasa da en güçlüsü olan 'Vezir', Batı dünyasında neden ya da nasıl 'Kraliçe' (Queen) adını almıştır? 'Şah'ın Batı'ya gidildikçe 'Kral'a (King) dönüşmesi daha anlaşılır bir durumdur da, 'Vezir'in 'Kraliçe'ye, başka bir deyişle eril bir taşın dişil bir taşa dönüşmesi biraz şaşırtıcıdır.
Gerçi Doğu'da, iran'da ve Arap ülkelerinde 'Fil' diye bilinen taş, Batı'da 'Piskopos' (Bishop) olmuş; bizim 'At' dediğimiz taş da 'Şövalye'ye (knight) dönüşmüş. Bizde 'Kale' denen taşa, ingilizler 'Rook' diyorlar; 'Rook' ise, Hintçede 'Ruh'tan, Farsçada 'Roh'tan (Asker) geliyor. Ama bunlara bir diyeceğim yok. Çünkü, neresinden bakarsak bakalım bir Doğu oyunu olan satranç, belli ki, bir ordunun savaş düzenine dayalı, sapına kadar erkek kökenli bir oyundur.
Satranç ve taşların hareketi, doğal olarak, yüzyıllar boyu coğrafyadan coğrafyaya, iklimden iklime karmaşık bir evrim süreci yaşamış. Zaman içinde taşların ilerleyişi ve özellikleri de değişimlere uğramış. 'Vezir'in zamanla cinsel bir değişim geçirerek Batı'da 'Kraliçe'ye dönüşmesi ise, Stanford Üniversitesi öğretim üyelerinden Marilyn Yalom'un kısa bir süre önce yayımlanan Birth of the Chess Queen (Satranç Kraliçesinin Doğuşu) adlı kitabının konusu olmuş.
'Şah', bütün yönlerde yalnızca bir kare ilerleyebilir, ama oyunun ister istemez en önemli taşıdır. 'Şah'ınız kıstırılıp kaçamayacak bir duruma düştü mü, feriştahı gelse kurtaramaz sizi, mat olduğunuzun resmidir. Öteki taşlar, 'Fil', 'Kale', 'At', 'Piyon' hep belirli yollardan hareket ederler. 'Vezir'e gelince, nerdeyse her şeye gücü yeter. Önüne bir engel çıkmadığı sürece satranç tahtasını herhangi bir yönde boydan boya geçebilir; üstelik, hem 'Kale' gibi sütunlar ve sıralar üzerinde, hem de 'Fil' gibi çaprazlar üzerinde. Tıpkı şahını koruyan, ona akıl veren, onun askerlerine komuta eden, düşmana saldırıyı yöneten gerçek bir vezir gibi.
Tarihçileri, bu oyunun en eski dönemlerinde Hindistan ve iran'da kullanılan satranç taşlarının figürlü olduğunu belirtirler. 'Şah', şaha benzer; 'Vezir', vezire; 'Fil', file. Sonradan, islâm dünyasındaki suret yasağı, satranç taşlarını figürsüzleştirir, soyut biçimler verilir taşlara. Satranç, Ortaçağ başlarında Emeviler'in egemenliğindeki ispanya üzerinden Avrupa'ya yayıldığında, taşlarda insan figürleri yeniden belirir.
Kültür tarihçisi Marilyn Yalom, yaptığı araştırmalar sırasında, 990 yılında yazılmış bir şiire rastlamış. isviçre'deki Einsiedeln manastırındaki bir keşişin yazdığı 'Satranç Üzerine Dizeler' adlı şiirde, 'Vezir'den 'Kraliçe' olarak söz ediliyormuş. Yalom, araştırmalarını derinleştirdiğinde, Geoffrey Chaucer'da da karşılaşmış 'Kraliçe'yle. Ama günümüzdeki karşı konulmaz gücüyle 'Kraliçe'nin en açık seçik betimini Luis Ramiriz de Lucena'nın 1496'da ispanya'da yayımlanan Aşk ve Satranç Sanatı Üzerine Söylev adlı kitabında bulmuş.
Yalom'un anlattıklarına bakılırsa, bizim 'Vezir' dediğimiz taşın adı ve cinsiyeti değişirken gücünde de büyük bir değişim meydana gelmiş. Eskiden 'Vezir' çaprazlar üzerinde yalnızca bir kare ilerlerken, 15. yüzyıl Avrupası'nda 'Kraliçe' bugünkü müthiş gücüne erişmiş.
Yalom'un, yanıtlamaya çalıştığı soru şu: Erkeklerin egemenliğindeki bir dünyada, 'Kraliçe'nin bunca güçlü olduğu bir oyun nasıl kabul gördü? Yalom, bu soruya tek bir kesin yanıt vermek yerine, yanıtı ortaya çıkarabilecek birkaç tarihsel/kültürel gösterge sunmayı yeğliyor.
Birincisi, Ortaçağ Avrupası'nda Meryem Ana'nın bir güç figürü olarak ululanması. Hz. isa'nın anasının, Yeni Ahit'te Tanrı'nın uysal ve itaatkâr hizmetkârı olarak görülmesine karşılık, Ortaçağda güç ve görkemle donatıldığını vurguluyor Yalom. Sonra, gene Ortaçağda nerdeyse bir tapım gibi ortaya çıkan saray aşkından söz açıyor; her şövalyenin tapınırcasına bağlılık duyduğu bir hanımefendisi olduğundan söz ediyor. "Bu hanımefendi bazen erişilmez ve evli bir soylu kadın olabiliyordu," diyor. "Şövalye, ortaya koyduğu yiğitliklerde esin gücünü ondan alıyordu."
Yalom, satranç 'Kraliçe'sinin yükselişindeki etkenlerden biri olarak da, gerçek yaşamda güçlü kraliçelerin, özellikle de 15. yüzyılın ikinci yarısında Kastilya kraliçesi I. Isabella'nın ortaya çıkışını görüyor. Yalom'a göre, güçlü 'satranç kraliçesi'nin Güney Avrupa'da boy göstermesi hiç de rastlantı değil.
Marilyn Yalom'un kitabı, satranç âlemindeki bu cinsiyet değişiminin toplumdaki, Ortaçağ Avrupa toplumundaki karşılıklarını araştırıyor.
--spoiler--
*
santralinmi yoksa satrançınmı yanlış yazılışı sonucunda ortaya çıktığını anlayamadığım başlık.
Zevkli oyun. Bir o kadar da sıkıcı ve güzel.
Satranç .
doğrusunu bildiği halde inatla böyle söyleyenler var.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar