bugün
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur20
- uyuyamama nedeni4
- koklayarak öpmek17
- yiyişmeye gidilen sinemada filmin sarması12
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- fatma betül sayan kaya14
- kemal sunal'ın en başarısız filmleri10
- çalıyor ama çalışıyor3
- bir şey söyle4
- akp kazandı11
- yalnız erkek sayısının patlaması10
- koklayarak insan tanımak7
- sözlükteki herkesin tarafını tutmak istemek5
- dünya52
- arkadaşlar çok acil bakar mısınız8
- ilk buluşmaya 100 tl ile gelen erkek4
- öpmek istediğiniz sözlük yazarları8
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları19
- müslüman toplumlarda para adil dağılmıyor6
- johnny sinsin türk olması2
- siyahi peygamber olmaması8
- sözlüğü sonsuza kadar terk ediyorum8
- dayanç3
- sözlükten ilişki konusunda taktik almak2
- 30 yaş üstü yazarlar silinsin kampanyası7
- morkstar yazdı bunu12
- anın görüntüsü29
- sözlüğün en iyi kalpli yazarı10
- sözlüğün embesillerle dolu olması8
- gocu32
- evrim muhafızları2
- şuan dinlediğin şarkı8
- fusya semsiyeli yabanci5
- usualsuspect'i tedavi ettirmek4
- hamburgerciler bu kadar eti nereden buluyor3
- sözlük yazarlarının ruh hali6
- çingene mahallesinde mokar diye bağırıp kaçmak4
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- süper para kazanma yöntemi buldum garanti5
- saylon2
- tek göz odalı evde kocasıyla mutlu olan kadın7
- koklayarak öpen erkek3
- kendini doktor sanan tıbbi malzemeci3
- morkstar11
- otobüste hava atmak için açılacak kitaplar3
- akşam akşam canın kahveli yaş pasta çekmesi6
- isyan sırasında koşarak saz çalan bıyıklı adam2
- s'i l v'e r m'i s t11
- atatürk'ün çanakkale kumandanı olması4
- gocunun elleri9
Kimdi o yahu, Marshall Mac Luhan mı, Alvin Toffler mi, yoksa başka bir 'iletişim babası' mı, demiş ya, 'yirmi birinci yüzyılda herkes ünlü olacak ama yalnızca on beş dakikalığına'...
Oluyorlar tabii, eğitimi kıt ve kafası da fazla çalışmayan varoş kızlarının heyecanla izlediği 'koca bulma yarışmalarına' çıkan çaçaron kaynanalar haftalık dergilere kapak bile oluyorlar. Sabahın köründe şakkada şukkada göbek atılan eğlence programlarına ücret karşılığı dinleyici kisvesinde çıkarılan başı bağlı kadıncağızın bile komşuları nezdinde havası artıyor...
Hemen de unutulmak üzere.
Türkiye'de 'profesyonel izleyicilik' diye bir meslek dalı olduğunu, bu tür kelek programlarda kelle gösterip kalabalık edenlere para ödendiğini, onların da sabahtan akşama kadar o kanal senin bu kanal benim, oradan oraya özel servis otobüsleriyle gidip geldiklerini bilir miydiniz? Bugünkü rayici bilemeyeceğim, üç-dört sene evvel bu işin yevmiyesi adam başı yirmi milyon liraydı ve üstelik bunlara kumanya da dağıtılıyordu!... Hani hep merak edersiniz ya, nereden bulmuşlar bu çarpık çurpuk seyirci kitlesini diye...
Lakin bu iletişim bolluğu Internet 'ortamında' daha başka bir görüntü kazanıyor. Orası bir çöplüğe döndü.
Internet'in elektronik kolaylığı (mektup yazınca pul yapıştırma, postaneye götürme derdi yok, postane 'bir tık ötede') ve kimliğini de gizleme rahatlığı, bütün çarpık ruhlulara gün doğurdu.
Sapıklar, gizlemek zorunda kaldıkları özelliklerini oraya serbestçe dökebiliyorlar. Asıl adı Abdurrahman olan herif kendini Tuğçe diye tanıtabiliyor!
Şimdi artık hızı kesilmiştir sanırım, 'chat' olayı insanlara müthiş bir boşalma alanı yarattı. Sohbet anlamına gelen 'chat' kelimesini de ağzımıza uydurduk, yeni konuşmaya başladığımız ingilizce-Türkçe kırması piç ve yoz dilde 'çet' yaptık.
Buna da, bütün gün telefon ve bilgisayar başında canı sıkılan bazı az eğitimli sekreter kızlarımız öncülük ettiler...
Bu elektronik muhabbet, aslında, iletişim zorluğu çeken ve yalnızlıktan kıvranan Amerikan insanı için bir çeşit 'psikoterapi' gibi düşünülmüştü. Dostoyevski demiş ya, 'biz roman sanatını Batı'dan aldık ama ona Rus dehasını kattık' diye... Biz de bu sohbetlere kendi basitliğimizi, kendi seviyesizliğimizi ve kendi beyinsizliğimizi kattık!
Gerek bu sohbet 'odalarına', gerekse sitelerin 'yoruma açık' haberlerine, bilen bilmeyen, anlayan anlamayan, aklı eren ermeyen herkes birşeyler yazmaya koyuldu.
Bunun hiçbir önşartı olmadığı, yazanlarda hiçbir nitelik aranmadığı için, genellikle cümleler düşük, imla yok, baş son belli değil, fikir mikir hakgetire...
Bir de takma adla olunca, yakalanma, hesap verme korkusu da yok, istediğin gibi zırvalayabilirsin.
Böylece, Süleyman Demirel'in özlemindeki 'gonuşşan Türkiyya', her kafadan bir ses çıkan ve kafa ütüleyen Türkiye'e dönüştü!
Ciddi sitelerde bile birtakım anketler de düzenleniyor ve 'sizce Fener-Galatasaray maçını kim kazanacak' ya da 'Ersun Yanal istifa etsin mi etmesin mi' gibi çok önemli meselelerde görüşünüzü belirtiyorsunuz. Böylece 'sizin de hayatta bir fikriniz sorulmuş' oluyor ve adam yerine konulmuş olmanın sevinçli yanılgısı içinde rahatlıyorsunuz. Tuzak bu yönde işliyor.
Babıali'nin ayaktakımı da bunu sevdi ve isimsiz dedikodu siteleri kuruldu. Meslekte hiçbir yere gelememiş ve artık gelemeyeceği de belli olmuş ne kadar ezik, güdük, yetersiz ve yeteneksiz zavallı varsa, bu sitelerde ona buna bulaşıyor. Böylece yüreklerini soğutuyor, yaralarını kaşıyor, işten kovulamamanın ve dayak da yiyememenin rahatlığı içinde, kıskandıkları, çekemedikleri kim varsa saldırıyorlar.
Eh, madem anonim, ben de onlara bir giydirdim, mahkemeye de veremiyor gariplerim. Ortada kimlik, kişilik yok ki kişiliğin hakları olsun!
engin ardic
Oluyorlar tabii, eğitimi kıt ve kafası da fazla çalışmayan varoş kızlarının heyecanla izlediği 'koca bulma yarışmalarına' çıkan çaçaron kaynanalar haftalık dergilere kapak bile oluyorlar. Sabahın köründe şakkada şukkada göbek atılan eğlence programlarına ücret karşılığı dinleyici kisvesinde çıkarılan başı bağlı kadıncağızın bile komşuları nezdinde havası artıyor...
Hemen de unutulmak üzere.
Türkiye'de 'profesyonel izleyicilik' diye bir meslek dalı olduğunu, bu tür kelek programlarda kelle gösterip kalabalık edenlere para ödendiğini, onların da sabahtan akşama kadar o kanal senin bu kanal benim, oradan oraya özel servis otobüsleriyle gidip geldiklerini bilir miydiniz? Bugünkü rayici bilemeyeceğim, üç-dört sene evvel bu işin yevmiyesi adam başı yirmi milyon liraydı ve üstelik bunlara kumanya da dağıtılıyordu!... Hani hep merak edersiniz ya, nereden bulmuşlar bu çarpık çurpuk seyirci kitlesini diye...
Lakin bu iletişim bolluğu Internet 'ortamında' daha başka bir görüntü kazanıyor. Orası bir çöplüğe döndü.
Internet'in elektronik kolaylığı (mektup yazınca pul yapıştırma, postaneye götürme derdi yok, postane 'bir tık ötede') ve kimliğini de gizleme rahatlığı, bütün çarpık ruhlulara gün doğurdu.
Sapıklar, gizlemek zorunda kaldıkları özelliklerini oraya serbestçe dökebiliyorlar. Asıl adı Abdurrahman olan herif kendini Tuğçe diye tanıtabiliyor!
Şimdi artık hızı kesilmiştir sanırım, 'chat' olayı insanlara müthiş bir boşalma alanı yarattı. Sohbet anlamına gelen 'chat' kelimesini de ağzımıza uydurduk, yeni konuşmaya başladığımız ingilizce-Türkçe kırması piç ve yoz dilde 'çet' yaptık.
Buna da, bütün gün telefon ve bilgisayar başında canı sıkılan bazı az eğitimli sekreter kızlarımız öncülük ettiler...
Bu elektronik muhabbet, aslında, iletişim zorluğu çeken ve yalnızlıktan kıvranan Amerikan insanı için bir çeşit 'psikoterapi' gibi düşünülmüştü. Dostoyevski demiş ya, 'biz roman sanatını Batı'dan aldık ama ona Rus dehasını kattık' diye... Biz de bu sohbetlere kendi basitliğimizi, kendi seviyesizliğimizi ve kendi beyinsizliğimizi kattık!
Gerek bu sohbet 'odalarına', gerekse sitelerin 'yoruma açık' haberlerine, bilen bilmeyen, anlayan anlamayan, aklı eren ermeyen herkes birşeyler yazmaya koyuldu.
Bunun hiçbir önşartı olmadığı, yazanlarda hiçbir nitelik aranmadığı için, genellikle cümleler düşük, imla yok, baş son belli değil, fikir mikir hakgetire...
Bir de takma adla olunca, yakalanma, hesap verme korkusu da yok, istediğin gibi zırvalayabilirsin.
Böylece, Süleyman Demirel'in özlemindeki 'gonuşşan Türkiyya', her kafadan bir ses çıkan ve kafa ütüleyen Türkiye'e dönüştü!
Ciddi sitelerde bile birtakım anketler de düzenleniyor ve 'sizce Fener-Galatasaray maçını kim kazanacak' ya da 'Ersun Yanal istifa etsin mi etmesin mi' gibi çok önemli meselelerde görüşünüzü belirtiyorsunuz. Böylece 'sizin de hayatta bir fikriniz sorulmuş' oluyor ve adam yerine konulmuş olmanın sevinçli yanılgısı içinde rahatlıyorsunuz. Tuzak bu yönde işliyor.
Babıali'nin ayaktakımı da bunu sevdi ve isimsiz dedikodu siteleri kuruldu. Meslekte hiçbir yere gelememiş ve artık gelemeyeceği de belli olmuş ne kadar ezik, güdük, yetersiz ve yeteneksiz zavallı varsa, bu sitelerde ona buna bulaşıyor. Böylece yüreklerini soğutuyor, yaralarını kaşıyor, işten kovulamamanın ve dayak da yiyememenin rahatlığı içinde, kıskandıkları, çekemedikleri kim varsa saldırıyorlar.
Eh, madem anonim, ben de onlara bir giydirdim, mahkemeye de veremiyor gariplerim. Ortada kimlik, kişilik yok ki kişiliğin hakları olsun!
engin ardic
freud'a göre alt bilince itilen kötü olaylarin bileşkesi olabilecek bir nevi manevi olarak halkali cöplügünü fersah fersah gecebilecek olan muazzam cöplüktür.
misal olarak komsunun camini kirmisindir, komsu da para yoktur. cocuguna süt alacaği para ile cam taktirdiği için cocuguna süt alamamiş ve cocuk rasitizm hastaliğina tutulmustur gibi. her insanin böyle bir kaç adet hazin ve unutmak istediği hatira vardir.
bu tip hatirlalar bir nevi toplumlarin alt bilincini olusturan ve birike birike en ufak bir kivilcim da patlayan metan gazi etkisi olusturur.
misal olarak komsunun camini kirmisindir, komsu da para yoktur. cocuguna süt alacaği para ile cam taktirdiği için cocuguna süt alamamiş ve cocuk rasitizm hastaliğina tutulmustur gibi. her insanin böyle bir kaç adet hazin ve unutmak istediği hatira vardir.
bu tip hatirlalar bir nevi toplumlarin alt bilincini olusturan ve birike birike en ufak bir kivilcim da patlayan metan gazi etkisi olusturur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar