bugün
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi6
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı15
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı27
- nervio7
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi4
- idam cezasının geri gelmesi3
- kemal kılıçdaroğlu4
- lan ın ingilizcesi3
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken5
- sabah yürüyüşü8
- meme gerdirme operasyonu8
- okan buruk11
- sözlükteki galatasaraylılar7
- cumartesi pazarı3
- ahmet baran yazgan8
- meczubun peşinden gitmek4
- rahatın hiç uğramadığı kalp4
- jinekomasti olmuş erkeğin göğüsleriyle oynamak3
- kuşbaşılı pide3
- kıyma çeken kasaba nasıl kıydın diye sitem etmek2
- jinekomasti yaptıran sözlük erkekleri3
- ayakkabıları ters giymek2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak5
- z kuşağı5
- victor osimhen15
- biranın üstüne rakı içmek6
- galatasaray12
- romelu lukaku11
- bakırköy2
- toprağı öpen gözyaşları3
- yaratılmışların en üstünü3
- resimler3
- çırılçılgın sözlüğe gelmek3
- kadıköy3
- üst başın kedi sidiği kokması3
- anın görüntüsü32
- damacanayla çay içmek3
- şarkının son notası2
- ömer karakaş4
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- alevi kızların alev alev yanması9
- babaların acayip huyları4
- kutsal yalnızlık2
- sözlüğe gelip hazır bilgiler bulmak2
- uludağ itiraf2
- adana rakı festivali3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- iremga32
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin yaşama gücü, yaşama soluğu.
birde zekalisi var bunun.
(bkz: ruhsal zeka)
(bkz: ruhsal zeka)
necip fazıl kısakürek okumayanların, sevmeyenlerin bile okuması gerektiğini dü$ündüğüm inanılmaz hisleri ya$atan, "ruh" kelimesini satırlarda, kelimeden ibaret olmaktan çıkaran $iiri.
Ya bin yıl, ya bin asır sonra o gün gelecek.
Koklarken küllerimi mezarımda bir böcek
O kadar yanacak ki, bir yüksüklük toprağım,
Yerden bir damar gibi kopup fışkıracağım!
Ve birden bakacağım, her tarafım bitişmiş,
Başım, toprak altında bir maden gibi pişmiş.
Nefesten daha ince bir ipek kumaş derim;
Fosfordan daha parlak, ince uzun ellerim.
Dalacağım kendimin hayran seyrine,
Diyeceğim: Bu dönen şeyler eski yerine,
Benim diye baktığım şeyler miydi bir zaman?
Külümün rüyası mı yoksa gördüğüm?.. Aman!
Başımda açılacak fanilerin seması
Ve onların taprağa gerçek diye teması,
Bir tatlı vehim gibi içimi bayıltacak;
Toprağın, koşacağım, üzerine yalnayak;
Şehrin, dolaşacağım kuş gibi etrafında;
Bir beyaz hayaletim upuzun çarşafında,
Gezeceğim, doğduğum evin odalarını,
Geceleyin, koskoca şehrin lambalarını,
Bir keksin üfleyişim söndürmeye yetecek;
Korku, şehrin çelikten sesini tüketecek.
Herşey susacak o an, çalınacak kapılar;
Kiremitleri yaprak yaprak alan bir rüzgâr,
Ağzamdan haykıracak, uzun, gizli, çapraşık...
Erişilmez fikir ki, düğüm düğüm dolaşık...
Sarıldıkça boşanan yumak, çözülen demet;
Başı görünmez hayal, sonu gelmez nedamet
Ya bin yıl, ya bin asır sonra o gün gelecek.
Koklarken küllerimi mezarımda bir böcek
O kadar yanacak ki, bir yüksüklük toprağım,
Yerden bir damar gibi kopup fışkıracağım!
Ve birden bakacağım, her tarafım bitişmiş,
Başım, toprak altında bir maden gibi pişmiş.
Nefesten daha ince bir ipek kumaş derim;
Fosfordan daha parlak, ince uzun ellerim.
Dalacağım kendimin hayran seyrine,
Diyeceğim: Bu dönen şeyler eski yerine,
Benim diye baktığım şeyler miydi bir zaman?
Külümün rüyası mı yoksa gördüğüm?.. Aman!
Başımda açılacak fanilerin seması
Ve onların taprağa gerçek diye teması,
Bir tatlı vehim gibi içimi bayıltacak;
Toprağın, koşacağım, üzerine yalnayak;
Şehrin, dolaşacağım kuş gibi etrafında;
Bir beyaz hayaletim upuzun çarşafında,
Gezeceğim, doğduğum evin odalarını,
Geceleyin, koskoca şehrin lambalarını,
Bir keksin üfleyişim söndürmeye yetecek;
Korku, şehrin çelikten sesini tüketecek.
Herşey susacak o an, çalınacak kapılar;
Kiremitleri yaprak yaprak alan bir rüzgâr,
Ağzamdan haykıracak, uzun, gizli, çapraşık...
Erişilmez fikir ki, düğüm düğüm dolaşık...
Sarıldıkça boşanan yumak, çözülen demet;
Başı görünmez hayal, sonu gelmez nedamet
Insanın bedeninde onu yaşatan bir ruhun bulunduğu kabul edilir. Genellikle, insandaki bu ruhun bilinç taşıdığı ve insanın kişiliğiyle ilgili her şeyin bu ruhta bulunduğu kabul edilir. Ruh kişinin içindeki öz varlığını oluşturarak, düşünür, hisseder, sever, nefret eder, karar verir. Bu şekilde, ruh insanın öz kişiliği olup, beden yalnızca ruha giydirilmiş bir elbise gibidir. insandaki bu ruhun ölümsüz olduğuna ve insan öldüğünde bedeninden ayrılarak çeşitli adlarla belirtilen bir başka âleme geçtiği inanılır.
Dünya üzerindeki neredeyse tüm inanışlarda Tanrının özü(Tanrının bir parçası) olduğu düşünülen ve canclı-cansız her türlü varlığa varolma sebebi/imkanı veren kavramdır.
varlığı üzerine çok düşünülmüş ama henüz ne varlığı ne de yokluğu kanıtlanamamış varlıktır. şu anda bilim bizim çoğu zihinsel faaliyetimizin beynimizdeki merkezler, bu merkezleri oluşturan nöronlar tarafından sağlandığını gösteriyor. bütün zihnimizin, algımızın, bilincimizin beynimizin fiziksel ve kimyasal reaksiyonları olduğu söyleniyor. uyuşturucu ve uyarıcı ilaçların bilincimiz ve algımızdaki etkileri bu gerçeği de günlük yaşamda doğruluyor.
fakat bazı bilim adamları da bütün bu zihin dediğimiz oluşumun sadece hücrelerin reaksiyonlarından oluşamayacağını da söylüyorlar. subjektif bir bilincin, benlik duygusunun fiziksel olamayacağı söyleniyor. qualia gibi beynimiz içinde oluşan görüntünün fiziksel olamayacağı söyleniyor.
bütün bunların dışında kim bilebilir bir matrix içinde olmadığımızı. belki de bütün gördüklerimiz bir yanılgı, bir simülasyon. ama ben sanırım ruhun varlığına inanıyorum.
fakat bazı bilim adamları da bütün bu zihin dediğimiz oluşumun sadece hücrelerin reaksiyonlarından oluşamayacağını da söylüyorlar. subjektif bir bilincin, benlik duygusunun fiziksel olamayacağı söyleniyor. qualia gibi beynimiz içinde oluşan görüntünün fiziksel olamayacağı söyleniyor.
bütün bunların dışında kim bilebilir bir matrix içinde olmadığımızı. belki de bütün gördüklerimiz bir yanılgı, bir simülasyon. ama ben sanırım ruhun varlığına inanıyorum.
toplumsal bilincimizin kaybettiği.
ingilizcesi (bkz: soul)olan kelimedir.
Tanrının maddesel dünyaya can veren parçası, her canlıda var...
21 gram olması kadar ironik bir durum var mıdır bilinmez ama garip bir tüketicidir. bedenimin pencerelerinden dünyayı seyreder. bedenimin içinde saklanmıştır. uçmaktan korkar belli ki. bazen çok acır, bazen saldırır, bazen çocuk gibidir. içine kaç tane hayat sığdırır. beynimle bir olup bazen rezil ederler. mantıktan destek alınca şımarır, böbürlenir "kızım biz mantıklı iş yapıyoruz burda" der ve göz atar bana. istediğini yapmadan duramam. korkarım yine de bedenimi bırakınca ne olur diye. ne yapar diye. uçar belki ama görünmez olur o zaman diye. öpemez olur hayatları, hayalleri diye.
varlığı sarıp sarmalayan renksiz tabaka.
(bkz: ghostbusters)
(bkz: tin)
Bazı insanlar peygamber efendimize ruhu sordular. Cevap vermeyip, vahyi bekledi. Gelen ayet gayet netti: "o, rabbimin emrindendir, de." Ruhun varlığı tasdik ediliyor, fakat mahiyeti açıklanmıyordu. Çünkü, muhatapların söyleneni anlamasına imkan yoktu. Akıl, "emir aleminden" olan bir varlığı kavrayacak kapasitede değildi.
yaşlanmayan ve tabi ölümsüz olan tek şey... elbette bulunduğu bedene bağlı ölmez belki ama çürütülebilir. hayattaki en büyük mücadelede bize en taze en temiz şekliyle bırakılan ruhumuzu en sağlam şekilde koruyabilmek... nekadarı yitirilmiş ve nekadarı sağlam kalmış...
aslında şuanda bedenimde olmayan oluşum.
f. Yanak, yüz, çehre. * Arabçada: Efsânevi bir kuş. (Bak: Ruhsâr)RUH : Can, nefes, canlılık. * Öz, hülâsa, en mühim nokta. * His. * Kur'an. * isa (A.S.). * Cebrail (A.S.). * Korkmak. (Bak: Vicdan)(Ruh, bir kanun-u zivücud-u haricîdir. Bir namus-u zişuurdur. Sabit ve dâim fıtrî kanunlar gibi, ruh dahi âlem-i emirden, sıfat-ı iradeden gelmiş, kudret ona vücud-u hissî giydirmiştir. Bir seyyale-i lâtifeyi o cevhere sadef etmiştir. Mevcud ruh, mâkul kanunun kardeşidir. ikisi hem dâimî, hem âlem-i emirden gelmişlerdir. Şâyet, nevilerdeki kanunlara kudret-i ezeliye bir vücud-u haricî giydirseydi, ruh olurdu. Eğer ruh, şuuru başından indirse yine lâyemut bir kanun olurdu. H.)(Ruha bir derece müşabih ve ikisi de âlem-i emirden ve iradeden geldiklerinden masdar itibariyle ruha bir derece muvafık, fakat yalnız vücud-u hissî olmayan nevilerde hükümran olan kavânine dikkat edilse ve o namuslara bakılsa görünür ki: Eğer o kanun-u emrî, vücud-u haricî giyse idi, o nevilerin birer ruhu olurdu. Halbuki o kanun dâima bakidir. Dâima müstemir, sabittir. Hiçbir tegayyürat ve inkılâbat, o kanunların vahdetine te'sir etmez, bozmaz. Meselâ: Bir incir ağacı ölse, dağılsa; onun ruhu hükmünde olan kanun-u teşekkülâtı, zerre gibi bir çekirdeğinde ölmeyerek baki kalır. işte madem en âdi ve zaif emrî kanunlar dahi böyle beka ile devam ile alâkadardır. Elbette ruh-u insanî, değil yalnız beka ile, belki ebed-ül âbâd ile alâkadar olmak lâzım gelir. Çünki: Ruh dahi Kur'an'ın nassı ile: $ ferman-ı celili ile âlem-i emirden gelmiş bir kanun-u zişuur ve bir namus-u zihayattır ki: Kudret-i Ezeliyye, ona vücud-u haricî giydirmiş. Demek, nasılki sıfat-ı iradeden ve âlem-i emirden gelen şuursuz kavânin, dâima veya ağleben baki kalıyor. Aynen onların bir nevi kardeşi ve onlar gibi sıfat-ı iradenin tecellisi ve âlem-i emirden gelen ruh, bekaya mazhar olmak daha ziyade kat'idir, lâyıktır. Çünki: Zivücuddur, hakikat-ı hariciye sahibidir. Hem onlardan daha kavidir, daha ulvidir. Çünki: Zişuurdur. Hem onlardan daha daimîdir, daha kıymetdardır. Çünki: Zihayattır. S.)
--spoiler--
"üçüncü menba: ruh, zîhayat, zîşuur, nuranî vücud-u haricî giydirilmiş, câmi, hakikattar, külliyet kesb etmeye müstaid bir kanun-u emrîdir. halbuki, en zayıf olan kavânîn-i emriye, sebat ve bekaya mazhardırlar. çünkü, dikkat edilse, maruz-u tagayyür olan bütün nevilerde birer hakikat-i sabite vardır ki, bütün tagayyürat ve inkılâbat ve etvâr-ı hayat içinde yuvarlanarak suretler değiştirip, ölmeyerek, yaşayarak bâki kalıyor."
"işte, herbir şahs-ı insanî, mahiyetinin câmiiyetiyle ve küllî şuuruyla ve umumî tasavvurâtıyla, bir şahıs iken bir nev' hükmüne geçmiştir. bir nev'e gelen ve câri olan kanun, o şahs-ı insanîde dahi câridir."
"madem fâtır-ı zülcelâl, insanı câmi bir ayna ve küllî bir ubudiyetle ve ulvî bir mahiyetle yaratmıştır. her fertteki hakikat-i ruhiye, yüz binler suret değiştirse, izn-i rabbânî ile ölmeyecek, yaşayarak geldiği gibi gidecek. öyleyse, o şahs-ı insanînin hakikat-i zîşuuru ve unsur-u zîhayatı olan ruhu dahi, allah'ın emriyle, izniyle ve ibkasıyla, daima bâkidir.
--spoiler--
"üçüncü menba: ruh, zîhayat, zîşuur, nuranî vücud-u haricî giydirilmiş, câmi, hakikattar, külliyet kesb etmeye müstaid bir kanun-u emrîdir. halbuki, en zayıf olan kavânîn-i emriye, sebat ve bekaya mazhardırlar. çünkü, dikkat edilse, maruz-u tagayyür olan bütün nevilerde birer hakikat-i sabite vardır ki, bütün tagayyürat ve inkılâbat ve etvâr-ı hayat içinde yuvarlanarak suretler değiştirip, ölmeyerek, yaşayarak bâki kalıyor."
"işte, herbir şahs-ı insanî, mahiyetinin câmiiyetiyle ve küllî şuuruyla ve umumî tasavvurâtıyla, bir şahıs iken bir nev' hükmüne geçmiştir. bir nev'e gelen ve câri olan kanun, o şahs-ı insanîde dahi câridir."
"madem fâtır-ı zülcelâl, insanı câmi bir ayna ve küllî bir ubudiyetle ve ulvî bir mahiyetle yaratmıştır. her fertteki hakikat-i ruhiye, yüz binler suret değiştirse, izn-i rabbânî ile ölmeyecek, yaşayarak geldiği gibi gidecek. öyleyse, o şahs-ı insanînin hakikat-i zîşuuru ve unsur-u zîhayatı olan ruhu dahi, allah'ın emriyle, izniyle ve ibkasıyla, daima bâkidir.
--spoiler--
ruh harici vücut giydirilmiş bir kanundur. yerçekimi, suyun kaynama noktası gibi, hayat için bir kanundur.
bedense o ruhun evidir, elbisesi değil. ruh bedenin içinde barınır.
bedense o ruhun evidir, elbisesi değil. ruh bedenin içinde barınır.
21 gram olduğu iddia edilen metafizik öğesi.
ruh hayatın bağrına saplanan hayattır.
nietzsche
nietzsche
fantastik bi arkadaş anlattı. rüya görürken ruhumuz bedenimizden çıkıyormuş. sonra rüyalar aleminde dolanıp durup uyanmamıza yakın hop geri dönüyormuş. hatta bazı sabahlar çok yorgun kalkıyormuşuz ya hani, işte o ruhumuz içimize, oyh, ruhumuz bedenimize yeni girdiğinden oluyormuş. aslında gayet mantıklı. kuş beyinli güvercinler bile dönüp dolaşıp aynı yere gelebiliyor, koskoca ruh niye gelmesin. ama bedenimize nasıl girdiği bir muamma. yani sen kıvrılmış uyuyorsun, sonra ruhun geliyor, girecek yer filan bulamıyor bir türlü, tam girecek sana, hop yan dönüyorsun, sonra alarm çalıyor; ruhsuz ruhsuz işe gidiyorsun. ruhun bütün gün peşinde, rica ederim bi sabit dur da gireyim filan diyor. duymuyorsun tabi, ondan sonra eğer futbolcuysan mesela taraftar ruhsuz ibneler ruhsuz ibneler diye bağırıyor. neden? çünkü uyandığın için ruhun sana giremedi. işte bu yüzden biz türk bedenegire derneği olarak üyelerimize erken uyanmamayı ve bol bol uyumayı tavsiye ediyoruz. dikkat ederseniz dünyada büyük işlere imza atmış insanların hepsinin çok uyuduğunu görürsünüz. hemen bir örnek vererek pekiştirmem gerekirse cinderella diyebilirim. kendisi bütün bir masal boyunca mal mal uyumuş olmasına rağmen oldukça meşhurdur ve prens öpünce uyanan pamuk prenses miydi cinderella mıydı. selena da olabilir gerçi. hepsi birbirine benziyor ayırt edemiyorum ki .mına koduklarımı *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar