bugün
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın11
- asgari ücretle geçinebilmek6
- uludağ itiraf8
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik4
- sarapci koala53
- özbek kadınlar8
- sözlük whatsapp grupları9
- 0 0 7 ağabey3
- birader bey baydır4
- friedrich hegel la bi cay icek5
- kaçak saray2
- civcivler osurur mu5
- anın görüntüsü25
- yeni bir din kurmak5
- kendi halinde efendi insan2
- rus kadınla evlenir misiniz4
- deccal internetten çıkacak7
- terörsüz türkiye sürecine karşı çıkanlar3
- dün gece ne oldu17
- sıcak havaların sona ermesi5
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması7
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay7
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- reis3
- yazarların otopsileri4
- yazmak isteyenin bir şekilde yazması2
- ruhi çenet8
- dayatılmış güzellik algısı5
- togg t6x6
- cennetin de bu hayatta olması3
- teoman'ın 26 yıl önce oynadığı reklam2
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- enayimiknatisii36
- ekşi sözlük11
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi4
- 06 eylül 2026 antalya da orman yangını2
- gocu bak bi5
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- ismet kalk çay koy kanka3
- ismail kartal10
- gocu51
- kpss 20263
- kırbaç isteyen var mı5
- fenerbahçe12
- hangi renksiniz17
- insan olmaya ceyrek kala26
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- deizm6
- dansöz izleme keyfi11
- aziz yıldırım12
1 Haziran 1909 da istanbul un Fatih semtinde doğdu. Babası jandarma subayı Selim Sırrı Bey, annesi Şadiye Hanımdır. Babasının görevi nedeniyle, 1914-1918 yılları arasında Akdeniz bölgesinin bir çok bölgesini gezdi. Ortaokulu Çanakkale de * (1924), Liseyi istanbul da(1928) tamamladı. 1930 yılında Milliyet gazetesinde adliye muhabiri olarak gazeteciliğe başladı.Sonra sırasıyla, Vakit, haber, Son Dakika, Bugün (Adana), Cumhuriyet ve Yeni istanbul gazetelerinde çalıştı. Son görev yeri Anadolu Ajansıdır. Reşat Enis in ilk öyküleri, Servet-i Fünun un devamı olan Uyanış dergisinde yayınlandı(1930). Aynı yıl basılan öykü kitabından sonra, bir daha bu alana dönmeyerek, edebiyatla ilişkisini 1984 yılındaki ölümüne dek roman alanında sürdürdü
gerçekci yazıları ve yasaklı romanlarıyla türk edebiyatına şaheserlerini bırakan ama hayata gözlerini yummuş önemli bir yazarımız.
Bir jandarma subayının oğlu olan Reşat Enis, I. Dünya Savaşı sırasında ailesiyle birlikte Anadolu kent ve kasabalarında yaşadı. Ortaokulu Çanakkale'de (1924); liseyi istanbul Erkek Lisesi'nde okudu (1928). Yüksek Ticaret Mektebindeki yükseköğrenimini yarım bıraktı. Gazeteciliğe adliye röportajları yaparak başladı (1930); Milliyet, Vakit, Haber, Son Dakika gazetelerinde çalıştı. Adana'da çıkan Bugün gazetesini yönetti. istanbul'a dönüşte Cumhuriyet, Yeni istanbul gibi gazetelerde röportaj, fıkra yazarlığını sürdürdü.
ilk romanı Kanun Namına (1932) tipik bir örnek olmak üzere, öteki bütün romanlarında da toplumsal ve bireysel olguların deşilmemiş yüzlerini çizen Reşat Enis, natüralizm akımından yararlanmış bir
yazardır. Yer yer Anadolu'ya açılan sayfalarında memleket edebiyatının yıkımlarla örülü, pek işlenmemiş bir bölümünü, bir dönem, neredeyse tek başına kaleme getirmiştir. 1930-1940 arası yoğun olmak üzere, çoğu dergilerde, gazetelerde kalmış hikâyelerindeyse istanbul'un kıyı köşe semtlerini, buralarda yaşanan çok acıklı olayları, kara hayat hikâyelerini, yoksulluğun ve yönetimce terk edilmişliğin sorunlarını kaleme almıştır.
Gonk Vurdu (1933), Gece Konuştu (1935), Afrodit Buhurdanında Bir Kadın (1939), Toprak Kokusu (1944), Ekmek Kavgamız (1947), Ağlama Duvarı (1949), Yolgeçen hanı (1952), Despot (1957), San it (1968) romanları, istanbul'dan Anadolu'ya gelgitlerle, kendine özgü, biraz dağınık örgülü, savruk ifadeli, bununla birlikte, yer yer çok canlı, içte sarsıntılar yaratan eserlerdir. Düşkünler, örgütsüz, sendikasız işçiler, aylaklar, yoldan çıkmışlar, bu romanlarda istanbul'un, özellikle alaturka töreyi korumuş yoksul, bayındırlıktan uzak semtlerinde ayakta kalma mücadelesi verirler.
10 ocak 1984'te bir düşme sonucunda geçirdiği rahatsızlık sonucu hastaneye kaldırılır ve orada hayata veda eder. cenazesinde çok az kişi vardır bu isimlerden biri olan yaşar kemal, "reşat enis ölümünde de yalnız kaldı. hiçbir ünlü yazar, benim bildiğim onun kadar yalnızlığa gömülmedi." der.
ilk romanı Kanun Namına (1932) tipik bir örnek olmak üzere, öteki bütün romanlarında da toplumsal ve bireysel olguların deşilmemiş yüzlerini çizen Reşat Enis, natüralizm akımından yararlanmış bir
yazardır. Yer yer Anadolu'ya açılan sayfalarında memleket edebiyatının yıkımlarla örülü, pek işlenmemiş bir bölümünü, bir dönem, neredeyse tek başına kaleme getirmiştir. 1930-1940 arası yoğun olmak üzere, çoğu dergilerde, gazetelerde kalmış hikâyelerindeyse istanbul'un kıyı köşe semtlerini, buralarda yaşanan çok acıklı olayları, kara hayat hikâyelerini, yoksulluğun ve yönetimce terk edilmişliğin sorunlarını kaleme almıştır.
Gonk Vurdu (1933), Gece Konuştu (1935), Afrodit Buhurdanında Bir Kadın (1939), Toprak Kokusu (1944), Ekmek Kavgamız (1947), Ağlama Duvarı (1949), Yolgeçen hanı (1952), Despot (1957), San it (1968) romanları, istanbul'dan Anadolu'ya gelgitlerle, kendine özgü, biraz dağınık örgülü, savruk ifadeli, bununla birlikte, yer yer çok canlı, içte sarsıntılar yaratan eserlerdir. Düşkünler, örgütsüz, sendikasız işçiler, aylaklar, yoldan çıkmışlar, bu romanlarda istanbul'un, özellikle alaturka töreyi korumuş yoksul, bayındırlıktan uzak semtlerinde ayakta kalma mücadelesi verirler.
10 ocak 1984'te bir düşme sonucunda geçirdiği rahatsızlık sonucu hastaneye kaldırılır ve orada hayata veda eder. cenazesinde çok az kişi vardır bu isimlerden biri olan yaşar kemal, "reşat enis ölümünde de yalnız kaldı. hiçbir ünlü yazar, benim bildiğim onun kadar yalnızlığa gömülmedi." der.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar