bugün
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- dinci ve müslüman kavramları8
- anne pizzası10
- sözlükteki kankacı yazarlar3
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- yenilgisiz tek şampiyon3
- hiçbir kadının sevgisine ihtiyaç duymayan erkek5
- game of thrones taki kerhaneci2
- şoförün yan koltuğu2
- nervio hamferdi12
- çağla idi4
- motoru olan kaslı çocuk3
- çerkesler2
- popkek yiyen erkeğin namusu5
- sporcu motorcu müzisyen uzun boylu olmayan erkek3
- trileçe7
- pkk övücülerinin hadlerini fazla fazla aşması2
- putin türkmüş11
- giysi fiyatlarının uçması8
- temel reis2
- 2008 bütçe görüşmeleri2
- osuruktan şiirler41
- nevşehir merkezli sahte mehdi operasyonu4
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı22
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- türk vatandaşları türktür9
- aşık olduğunuz yazarın başkasını artılaması2
- dilim ekmek pizzası3
- true'nin libidosu neden yüksek7
- true'nin acile kaldırılması9
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
- serin günde balkonda kahve içip dağları izlemek2
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- stonehengede kimsenin farketmediği tasarım hatası3
- kendine sarılmak3
- ayakları çirkin kadının ortopedi doktoruna gitmesi2
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak4
- ciguli2
- usual bay birader bey2
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- kızlar bu kadar parayı nereden buluyor2
- selam sözlük2
- yaşlılar2
- bencillik3
- akşam yemeği2
- tulumba tatlısı8
iranli bir yönetmen tarafından çekilen filmmiş , düm gördük , izledik , beğendik . filmde kör bir çocuk var , çocugun görememsine inat film o kadar canlı o kadar güzel renklerle bezenmiş ki , gidip iranda yaşayasınız geliyor. rengarenk bir film , başrol oyuncusu göremese de.
asıl adı tanrının rengi olan iran yapımı, kör bir çocuğun hayatını çarpıcı bir şekilde anlatan bir film. 1999 yapımı.
iran sineması ile tanışmama vesile olmuş başyapıt.
müzikler harika, konu mükemmel, oyunculuk muhteşem, işleniş harikulade.
sanıyorum ki hayatımda bundan daha fazla övebileceğim bir film olamaz.
müzikler harika, konu mükemmel, oyunculuk muhteşem, işleniş harikulade.
sanıyorum ki hayatımda bundan daha fazla övebileceğim bir film olamaz.
kalbi olanın izlememesi gereken, insanda mahcubiyet uyandıran bir film.
mükemmel bir film. başroldeki çocuk ''oyunculuk nedir, nasıl uygulanır?'' ın dersini veriyor.
konu falan iyi de müzik olmayınca film çok cansız duruyor.
türkçe'ye cennetin rengi olarak çevrilmiş ama asıl çevirisi allah'ın rengi olan ve majid majidi'nin başka bir başyapıtı.
--spoiler--
muhammed'in yuvasından düşen yavru kuşu duyarak, hissederek bulması ve bulmaya çalışırken de onu kediden koruması sonrasında da ağaca tırmanıp onu tekrar yuvasına koyması ve suratındaki gülümseme filmin hemen başlarında ekrana kilitliyor. sonrası da tam bir şiir gibi akıp gidiyor zaten. muhammed'in köyüne döndükten sonra ninesi ve kardeşleriyle o yemyeşil alanlarda koşup oynaması, kuşlarla konuşmaya çalışması her şeyden soyutluyor filmi izlerken. marangozhanedeki konuşmasıysa filmin bütün özeti aslında. babaannesinin ölüme gittiği ve tabi ki muhammed'in son sahnede allah'ı hissetmesi ve ona gitmesi boğazları düğümlüyor.
--spoiler--
--spoiler--
Hiç kimse sevmiyor beni...Kör olduğum için kaçıyorlar benden...Öğretmenimiz; Allah'ın, göremedikleri için körleri daha çok sevdiğini söylüyor. Ama ben de ona, eğer öyle olsaydı O'nu göremeyelim diye bizi kör yapmazdı, dedim. O da bana - Allah görünmezdir. O her yerdedir. O'nu hissedebilirsin. O'nu parmak uçlarınla görebilirsin, dedi...Şimdi, ellerimin O'na dokunacağı güne kadar, her yerde Allah'a uzanacağım ve O'na her şeyi anlatacağım, kalbimdeki bütün sırları bile..."
--spoiler--
--spoiler--
muhammed'in yuvasından düşen yavru kuşu duyarak, hissederek bulması ve bulmaya çalışırken de onu kediden koruması sonrasında da ağaca tırmanıp onu tekrar yuvasına koyması ve suratındaki gülümseme filmin hemen başlarında ekrana kilitliyor. sonrası da tam bir şiir gibi akıp gidiyor zaten. muhammed'in köyüne döndükten sonra ninesi ve kardeşleriyle o yemyeşil alanlarda koşup oynaması, kuşlarla konuşmaya çalışması her şeyden soyutluyor filmi izlerken. marangozhanedeki konuşmasıysa filmin bütün özeti aslında. babaannesinin ölüme gittiği ve tabi ki muhammed'in son sahnede allah'ı hissetmesi ve ona gitmesi boğazları düğümlüyor.
--spoiler--
--spoiler--
Hiç kimse sevmiyor beni...Kör olduğum için kaçıyorlar benden...Öğretmenimiz; Allah'ın, göremedikleri için körleri daha çok sevdiğini söylüyor. Ama ben de ona, eğer öyle olsaydı O'nu göremeyelim diye bizi kör yapmazdı, dedim. O da bana - Allah görünmezdir. O her yerdedir. O'nu hissedebilirsin. O'nu parmak uçlarınla görebilirsin, dedi...Şimdi, ellerimin O'na dokunacağı güne kadar, her yerde Allah'a uzanacağım ve O'na her şeyi anlatacağım, kalbimdeki bütün sırları bile..."
--spoiler--
şu anda trt 1 ekranlarında yayınlanan iran yapımı başyapıt.
Bir Majid Majidi filmi, gözleri görmeyen Mohammed isimli bir çocuğun hikayesini anlatır, yakar.
(bkz: reng-i hüda)
(bkz: Majid Majidi)
(bkz: reng-i hüda)
(bkz: Majid Majidi)
BiREBiR ANLAMI "tanrının rengi" iken "cennetin rengi" ismiyle gösterilmiştir.. uluslararası vizyon ismi ise "the color of paradise"dır.
iran sineması'nın en ünlü yönetmenlerinden majid majidi'nin filmi olup, yönetmenin bununla birlikte diğer filmlerinin de izlenmesini şiddetle tavsiye ederim.
(bkz: cennetin çocukları)
(bkz: serçelerin şarkısı)
iran sineması'nın en ünlü yönetmenlerinden majid majidi'nin filmi olup, yönetmenin bununla birlikte diğer filmlerinin de izlenmesini şiddetle tavsiye ederim.
(bkz: cennetin çocukları)
(bkz: serçelerin şarkısı)
gözleri görmeyen çocuk mu yoksa biz miyiz dedirten film. ağlayamama hastalığım var oysa hıçkıra hıçkıra ağlamak isterdim.Ağlayamayınca daha fena oluyor insan.
mohamed' in ağladığı sahnede ağlamayan bizden değildir.
bugün 3. kez izlemiş oldum bu filmi. bu seferki biraz özeldi. film 1 buçuk saat ama biz 5 saatte, sahneleri, hikayeyi, oyuncuları, tiplemeleri, manayı didikleyerek doya doya izledik. izlerken tartıştık. biraz daha öğrendik. hayretim ve hayranlığım bir kat daha arttı muhterem mecid mecidi beye. o yaşayan usta yönetmenlerden. kıymetini bilmek lazım. memleketini, insanını, dinini, sınırlarını, kültürünü bu kadar çok seven bir insana hele ki ince ve latif ruhlu bir insana ancak bu kadar kaliteli bir film yaptırılabilirdi. bazı sahneler vardı ki adamın değil başka alemin sahnesiydi. sanki adama yazdırılmış gibi. sanatın ve ilhamın kardeş olduğunu ispatlayan nadide örneklerden. toprağı bol olsun bir de tarkovski vardı. onu da anmadan olmayacak. bu filmi bir daha izleyeceğim. bir daha. bir daha..
en az 10 defa izlenmesi lazım olan ve teknik, teorik ve sanatın ruhuna dair birçok bilgi aktaran nadide sanat eserlerinden biri.
" Öğretmenimiz dedi ki: ‘Allah görünmezdir.’ O her yerdedir, O'nu hissedebilirsin.O'nu parmağının uçlarını kullanarak hissedebilirsin. Allah'ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da kalbimin bütün sırları dahil her şeyi anlatacağım."(Rang e Khoda )
-cennetin rengi-
"Kör olduğum için herkes benden kaçıyor. Eğer görebilseydim diğer çocuklarla birlikte köy okuluna devam edebilirdim ama ta dünyanın öbür ucundaki körler okuluna gitmek zorundayım. Öğretmenimiz, Allah’ın bizleri diğer kullarından daha çok sevdiğini söylüyor ama ben diyorum ki madem öyle bizi kör yaratmazdı ki. Böylece Onu görebilelim. Öğretmenimiz dedi ki allah görünmezdir. O her yerdedir. Onu hissedebilirsin. Onu parmak uçlarını kullanarak görebilirsin. Allah’ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin bütün sırları dâhil, her şeyi anlatacağım."
görsel
muhammed'in sesiyle yavru kuşu fark edip ağaca tırmanarak onu yuvaya koyması filmin başında aldı.
Bir haftadır sözlük yazarlarının fiziksel kusurları diye bir başlığı okuyorum ve de sözlük yazarlarının zaafları gibi şeyleri aynaya bakıp düşünüyorum. Çok cevabım oluyor aslında. ne bileyim cüceyim sanırım, dudağım bence fazla büyük, uzağı net göremiyorum, insanların elleri ve bileklerine takılıp kalıyorum.
Gözleriyle görmeden doğayı benden daha çok duyumsayabilen insanları film olarak konu aldıklarında tüm egom, kusurlarım çöp oluyor. Acıtan şey ise yaptığım bir anlık empatiyi ömür boyu yaşayan insanlar var. Sanıyorum ki en büyük zaafım bu. doğa tasvirimde kelimelerim hep bi' eksik kalacak.
"Kör olduğum için herkes benden kaçıyor. Eğer görebilseydim diğer çocuklarla birlikte köy okuluna devam edebilirdim ama ta dünyanın öbür ucundaki körler okuluna gitmek zorundayım. Öğretmenimiz, Allah’ın bizleri diğer kullarından daha çok sevdiğini söylüyor ama ben diyorum ki madem öyle bizi kör yaratmazdı ki. Böylece Onu görebilelim. Öğretmenimiz dedi ki allah görünmezdir. O her yerdedir. Onu hissedebilirsin. Onu parmak uçlarını kullanarak görebilirsin. Allah’ı bulana kadar ellerimle her yere dokunacağım ve bulduğumda da, kalbimin bütün sırları dâhil, her şeyi anlatacağım."
görsel
muhammed'in sesiyle yavru kuşu fark edip ağaca tırmanarak onu yuvaya koyması filmin başında aldı.
Bir haftadır sözlük yazarlarının fiziksel kusurları diye bir başlığı okuyorum ve de sözlük yazarlarının zaafları gibi şeyleri aynaya bakıp düşünüyorum. Çok cevabım oluyor aslında. ne bileyim cüceyim sanırım, dudağım bence fazla büyük, uzağı net göremiyorum, insanların elleri ve bileklerine takılıp kalıyorum.
Gözleriyle görmeden doğayı benden daha çok duyumsayabilen insanları film olarak konu aldıklarında tüm egom, kusurlarım çöp oluyor. Acıtan şey ise yaptığım bir anlık empatiyi ömür boyu yaşayan insanlar var. Sanıyorum ki en büyük zaafım bu. doğa tasvirimde kelimelerim hep bi' eksik kalacak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar