bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye40
- nervio20
- fon mağduriyetini ancak ak parti çözer4
- eksi oy veren yazar yoğunluğundan dolayı çıkıyorum4
- benzine zam7
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- bıyık bırakan erkek karizması6
- sindirella'nın baloda donunu düşürmesi3
- kendinizde en sevdiğiniz şey4
- ormanda cinselliğin doruklarına çıkmak4
- pilavımı kaşıklamak ister misin diyen sözlük kızı4
- recep tayyip erdoğan27
- uzak durulması gereken erkek tipleri2
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- fiziği güzel sözlük kızları47
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- türbanlı kamuya giremezken cezaevine giremez oldu3
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali4
- leonidas7
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- çocukken sahip olamadığınız şeyler2
- kene hatunlar2
- yazarların akşama dair planları3
- türbanlı erkeklerin çok itici olması3
- vexillarius the slayer6
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması3
- sibel kekilli6
- ibne11
- iltica7
- maledictory2
- akp denince akla ilk gelenler6
- the mummy 42
- ups boobs'un yeni nicki7
- türkler balık hafızalıdır6
- morkstar7
- evlenme teklifi bekleyen erkek6
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- süresiz nafaka8
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
- nefse uyup 2 milyar tl tokatlamak3
- arap aksanı7
- kadın ayağı vs memesi6
- memeleri kafam kadar kız21
- elma yiyen erkek4
- seviştikten sonra teşekkür etmekk10
- sizde hiç utanma yok mu4
- liberalizm2
- hz mevlana2
zazacada gece kelebeği anlamına gelmektedir. bu isimle haydar karataş 'ın dersimde 37-38 yıllarında yaşanan büyük insanlık dramını anlattığı bir roman vardır.
romanın tanıtım yazısı:
Alın ve okuyun. Okuyup bitirdiğiniz zaman, Haydar Karataş'ın bu romanının, Yaşar Kemal ve Cengiz Aytmatov’un romanları ayarında bir roman olduğunu göreceksiniz. Büyük bir insanlık trajedisini roman tadında okumak istiyorsanız, yine alın, okuyun derim. Hayatta beni üç roman ağlattı. Biri, 1965 yılında, on dokuz yaşındayken okuduğum, John Steinbeck'in Gazap Üzümleri romanı, ikincisi, dört-beş yıl önce okuduğum ve tanıtımını yaptığım, Robert Sabatier'in isveç Kibritleri; üçüncüsü ise, şu anda elinizde tuttuğunuz Perperık-a Söe.
Gün Zileli
Bir yanıyla acılı bir yurt... bir yanıyla da sanki sürekli bir yurtsuzluk hali; Müthiş yoksulluk... kahredici imkânsızlık, Derininden zonklayan yara; Umursamayan merkezin dağlayan zulmü... ve çaresiz kalan dil... Bütün bunları anlamaya çalışan yaşlılar... yetişkinler... çocuklar... ve onların &#çocuk ölümleri... işte bunlarla karşılaşacak, işte bunlarla yaşayacaksınız Perperık-a Söe'de. Olağanüstü diliyle baştan başa bir çığlık... baştan başa bir ağıt bu roman. Şaşırarak okudum; bu denli yoğun acı, bu denli koyu keder meğer böyle ballandırılır, meğer böyle anlatılırmış.
Sina Akyol
Sanki Yüzyıllık Yalnızlık ile Lessing'in Mara ve Dann'ı arasında gezinen, çok kuvvetli bir bileşim ortaya koyuyor... Coğrafyanın, zorlu tabiatın, yoksunluğun, o yoksunlukla başa çıkma gayretinin anlatılışı, tüyler ürpertici bir manzaraya vesile oluyor... Adeta Dersim'de değil de, nükleer savaşın vurduğu bir dünyada, Kum insanları'nın arasında geziniyoruz...
Murat Uyurkulak
kaynak:iletişim yayınları web sitesi.
http://www.iletisim.com.tr
romanın tanıtım yazısı:
Alın ve okuyun. Okuyup bitirdiğiniz zaman, Haydar Karataş'ın bu romanının, Yaşar Kemal ve Cengiz Aytmatov’un romanları ayarında bir roman olduğunu göreceksiniz. Büyük bir insanlık trajedisini roman tadında okumak istiyorsanız, yine alın, okuyun derim. Hayatta beni üç roman ağlattı. Biri, 1965 yılında, on dokuz yaşındayken okuduğum, John Steinbeck'in Gazap Üzümleri romanı, ikincisi, dört-beş yıl önce okuduğum ve tanıtımını yaptığım, Robert Sabatier'in isveç Kibritleri; üçüncüsü ise, şu anda elinizde tuttuğunuz Perperık-a Söe.
Gün Zileli
Bir yanıyla acılı bir yurt... bir yanıyla da sanki sürekli bir yurtsuzluk hali; Müthiş yoksulluk... kahredici imkânsızlık, Derininden zonklayan yara; Umursamayan merkezin dağlayan zulmü... ve çaresiz kalan dil... Bütün bunları anlamaya çalışan yaşlılar... yetişkinler... çocuklar... ve onların &#çocuk ölümleri... işte bunlarla karşılaşacak, işte bunlarla yaşayacaksınız Perperık-a Söe'de. Olağanüstü diliyle baştan başa bir çığlık... baştan başa bir ağıt bu roman. Şaşırarak okudum; bu denli yoğun acı, bu denli koyu keder meğer böyle ballandırılır, meğer böyle anlatılırmış.
Sina Akyol
Sanki Yüzyıllık Yalnızlık ile Lessing'in Mara ve Dann'ı arasında gezinen, çok kuvvetli bir bileşim ortaya koyuyor... Coğrafyanın, zorlu tabiatın, yoksunluğun, o yoksunlukla başa çıkma gayretinin anlatılışı, tüyler ürpertici bir manzaraya vesile oluyor... Adeta Dersim'de değil de, nükleer savaşın vurduğu bir dünyada, Kum insanları'nın arasında geziniyoruz...
Murat Uyurkulak
kaynak:iletişim yayınları web sitesi.
http://www.iletisim.com.tr
gece kelebeği.
dersim katliamını anlatan ölümsüz eser. türkiye'de ki en büyük haksızlıklardan ve mezalimlerden biri olan dersim katliamını, dersimli olmasına rağmen tarafsızca yazar haydar karataş. kitap; 1938'de dersim'de bir anne ile kızının hayatta kalmak adına yaşadıkları mutlak kaçışın hikayesini anlatır.
kitaptan alıntılar;
''kaçmaktan melek' in annesinin memeleri kurumuş. çocuk durmayınca ağlamaktan, başparmağını bebenin ağzına koymuş, çocuk emip emip ölmüş. melek çocuk emdikçe güldüğünü görünce sanıyormuş ki karnına süt gidiyor. umutsuz insan ağlarmış, ağlayan insanı susturmak için ona umut verecekmişsin.''
dersim katliamını anlatan ölümsüz eser. türkiye'de ki en büyük haksızlıklardan ve mezalimlerden biri olan dersim katliamını, dersimli olmasına rağmen tarafsızca yazar haydar karataş. kitap; 1938'de dersim'de bir anne ile kızının hayatta kalmak adına yaşadıkları mutlak kaçışın hikayesini anlatır.
kitaptan alıntılar;
''kaçmaktan melek' in annesinin memeleri kurumuş. çocuk durmayınca ağlamaktan, başparmağını bebenin ağzına koymuş, çocuk emip emip ölmüş. melek çocuk emdikçe güldüğünü görünce sanıyormuş ki karnına süt gidiyor. umutsuz insan ağlarmış, ağlayan insanı susturmak için ona umut verecekmişsin.''
belki de uzun zaman sonra, aslında tol'dan sonra türkçe edebiyat adına en güzel, en umut verici eser perperik a söe'dir. haydar karataş geldiği toprağı ve annesinin hüzünlü hikayesini ilmek ilmek işliyor kağıda, sessiz bir ağıt bırakıyor size. ön yargılardan arınıp mutlaka okunmalı.
sessiz bir ağıttan ziyade usul usul yazılmış bir ağıt daha doğru bir ifade olur. tasvir yerine diyalog ile anlatım yolunu seçmiştir yazar. bu denli başarılı bir diyalog yazımı sadece büyük edebiyatçılarda görülebilecek haslettir. arındığızı hissedeceksiniz, okuyun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar