bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye41
- caz dinleyen erkek8
- nervio24
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız8
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı6
- yazarların akşama dair planları8
- van gogh kulağını neden kesti3
- fatih terim'in tff başkanı olması5
- sapık yaşlı4
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- sindirella'nın baloda donunu düşürmesi5
- zamanda yolculukla gençlik zamanına gitmek3
- sözlük yazarlarının gençlikleri4
- recep tayyip erdoğan27
- kendinizde en sevdiğiniz şey5
- fiziği güzel sözlük kızları47
- türkler taşı oyup ona tapmayan tek millettir2
- sadece yaşça büyük kadınlara yürümeye karar vermek2
- benzine zam7
- facebook sayfam nasıl3
- leonidas8
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- ormanda cinselliğin doruklarına çıkmak5
- bıyık bırakan erkek karizması6
- pforzheim belediye başkanı3
- andropoz amca3
- fon mağduriyetini ancak ak parti çözer4
- avrupa13
- ilk konuşmada cinsellik konuşan erkek3
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- uzak durulması gereken erkek tipleri3
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- pilavımı kaşıklamak ister misin diyen sözlük kızı4
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- eksi oy veren yazar yoğunluğundan dolayı çıkıyorum3
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı2
- testere müziği2
- vexillarius the slayer6
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali4
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- sibel kekilli6
- ibne11
- çirkin erkeği çekici yapan şeyler2
- türbanlı kamuya giremezken cezaevine giremez oldu3
- hayat3
- ups boobs'un yeni nicki7
- akp denince akla ilk gelenler6
- memeleri kafam kadar kız21
- türbanlı erkeklerin çok itici olması3
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması3
bir henrik ibsen oyunu. per günt diye okundugu rivayet edilir, su siralar tiyatro oyunbaz tarafindan oynanmaktadir. bilgi icin:
http://www.tiyatroyunbaz.com/
http://www.tiyatroyunbaz.com/
kendinden sonraki bir çok sanatçıyı derinden etkilemiş, norveçli oyun yazarı ve şair,Henrik ibsen'in 1867 yılında kaleme aldığı ve 19. yüzyılın en büyük oyunlarından biri kabul edilen eser. ibsen, peer gynt'in sahnede oynanmasını hiç düşünmemişti.aslında ibsen eserini; şiirsel bir fantazi olarak okunması için tasarlamıştı. buna rağmen Peer Gynt kısa zamanda iskandinav edebiyatı'nın ustalık eseri olarak tanınmaya başlandı, ve 1876 yılında ibsen eserini sahneye uyarladı. peer gynt'in popularitesinin bir nedeni ibsen'in norveç peri masallarını kullanması, özellikle Peter Christen Asbjørnsen'ın norveç peri masallarını kullanmasıdır. ama ibsen ayrıca doğaya dönme, basitlik gibi bazı popüler düşünceleri de tiye alıp, alay etmiştir. ibsen aslında bu eseri okunmak için tasarladığından; peer'in seyahatleri, yarattığı durumlar ve bulunduğu yerler hakkında kendini sınırlandırmamıştı ancak daha sonra bunları sahneye aktarmak zorluğu ortaya çıkmıştır.ayrıca ibsen şiirin uzunluğu konusunda da kendi özgür bırakmıştı. sahneye uyarlama aşamasındaki zorluklardan dolayı ibsen bu uzun fantastik şiiri, üçte bir oranında kısaltmak zorunda kalmıştır.
oyun olarak, Peer Gynt neredeyse tamamen Peer'in maceraları için bir vasıtadır. peer sorumluluktan kaçan,tamamen bencil bir kişidir. ibsen'in yayıncısı frederik Hegel tarafından yayımlanan yapıt büyük yankı uyandırdı. Oportünist kahramanı Peer ile bu oyun, gerçekleri 'ne pahasına olursa olsun' görmezden gelerek tüm sevdiklerinin -ve sonunda kendisinin- yıkımına sebep olan bir adamın -düş ile gerçek arasında mekik dokuyan- dramıydı. ibsen, küçük burjuva fırsatçılığından nefret ettiğini bu oyununda keskin çizgilerle gösteriyordu.
--spoiler--
Peer Gynt uydurukçu olsa da, kendisi uydurulmuş bir karakter değil. Çünkü 1867 yılında oyunu yazan Ibsen, güney Norveç'in orta kesimindeki Gudbrand vadisinde yaşamış olan Peer Lauritsen adlı gerçek bir kişiden esinlenmiş.
Kimi araştırmacılar Per Lauritsen'in esin kaynaklarından sadece biri olduğu görüşünde. Fakat öyle bile olsa, başka muhtemel esin kaynakları da Peer Gynt karakteriyle bağdaşan kişilik özellikleri taşıyordu. Onun için Per Lauritsen, bütün esin kaynaklarını kendi şahsında billurlaştıran bir temsilci olarak kabul edilebilir.
Per Lauritsen 17. yüzyıl başlarında Gudbrand vadisindeki Nordgard-Hågå adlı çiftlikte dünyaya gelmiş. Çiftliğin 16. yüzyıldaki sahibi Gynt adlı bir aileymiş. Ibsen'in oyunu ün kazanınca "Per Gynt Çiftliği" adıyla da anılmaya başlamış. Per'in annesinin adı Marit Halvorsdatter, babasının adı da Ole Pedersen'miş. Mali durumları iyi, çevre halkı tarafından sevilen bir aileymiş. Ole Pedersen ölünce işler Peer'e kalmış. Çiftliğin idaresi ona geçmiş. Ne var ki, Peer hiçbir zaman iyi bir çiftçi olamamış ve kendini tümüyle ava vermiş. Çiftlikle ilgileneceğine, hep cin ve peri masalları icat etmekle uğraşmış. Böylece Hågå'lu Peer, cinler, periler veya başka yaratıklarla ilgili olarak anlattığı masallarla tanınmış.
Söylendiğine göre Ibsen, Peer'in hayatını araştırmak için Hågå'ya gitmiş. Zaten Kopenhag'daki yayıncısı Frederik Hegel'e yazdığı bir mektupta, bununla ilgili olarak şu sözleri söylemiş:
"Peer Gynt hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek için sabırsızlanıyorum. Oyunumun nasıl bir etki uyandıracağını merakla bekliyorum, fakat kaygı duymuyorum. Bu yapıtı uzun uzadıya düşünerek yazdım. Çok umutluyum. Peer Gynt'ün gerçekten yaşamış olduğunu söylemem belki sizi ilgilendirir. Geçen yüzyılın sonunda ve yüzyılımızın başlangıcında Gudbrand vadisinde yaşamıştır. Oranın halkı bu adı çok iyi bilir."
--spoiler--
kendin olmak!
--spoiler--
PEER: Bir tek şey soracağım. Ne demek bu "kendin olmak"?
DÖKMECi: Ne komik çıktı senin ağzından bu soru.
PEER: Hadi uzatma, sen bana cevap ver.
DÖKMECi: Kendin olmak demek kendini imha etmek demektir. Anladın mı? Anlamadın.
--spoiler--
Kierkegaard'a göre bir insanın kendisi olabilmesi için hazlarından, tutkularından, hırslarından, benmerkezciliğinden ve tüm bunları denetleyen her türlü mekanizmadan sıyrılıp en üst aşama olan dinsel evre'ye erişmesi gerekir. Başka bir deyişle "kendi olmak; nefsini, kendi 'ben'ini yok etmektir". insan ancak bu mertebeye ulaştığında kendini oluşturabilir ve bir 'hiç' olmaktan kurtulabilir.
Yakın çağımızın -son zamanlarda hayaletinin ortalıkta dolaştığı söylenen Karl Marx gibi- büyük düşünürleri ise "kendi olmak" kavramını Kierkegaard'ın dinsel evresinin ötesinde bir yerde tarif eder. Onlara göre "kendi olmak"; entelektüel anlamda özgürleşmek, hayatımızın her alanında -ama her alanında- yarattığımız ya da maruz kaldığımız tahakkümlerin, yaptırımların, dayatmaların farkına varmak, bu tahakkümlere (veya: tahakkümlerimize) karşı direnç geliştirmek ve bu farkındalığı kollektive taşımak (diğerlerinin de farkına varmasını sağlamak için uğraşmak), tüm bunları yaparken de "gerçekten insanca yaşamak için ne yapmak gerekir?" sorusunu her daim kendimize sormak demektir.
bu bağlamda düşündüğümüzde; henrik ibsen'e ve eserlerine çin halk cumhuriyetinde neden büyük değer verildiğini anlamak mümkün oluyor. pekin'deki uluslararası heykeller parkında ibsen'in etkileyici bir büstü bulunmakta; 2006 yılı çin'de henrik ibsen yılı ilan edilmiş ve peer gynt gibi birçok ibsen eseri' çin tiyatroları tarafından sürekli oynanmakta.
Çin Komünist Partisi'nin yayın organı olan Halkın Günlüğügazetesinde yayınlanan bir haberde; modern Çin'in gelişmesinde fikir babası niteliğinde olan 60 yabancının ismi bulunmakta. Bu listede Marx ve Lenin gibi sürpriz olmayan isimlerin yanı sıra, Henrik ibsen gibi beklenmedik bir isim de yer alıyor. Gazetenin bildirdiğine göre, Norveçli yazar, modern Çin'in oluşumunda en etkili isimlerden biri olarak kabul ediliyor.
ve söz peer gynt'de:
ben kimim?
--spoiler--
FIRTINALAR ; DALGALAR
KIZGIN KUMLAR ; DEMiR PARMAKLILAR
CESARET ; KORKU
EĞLENCE ; COŞKU
YALANLAR ; iTiRAFLAR
CiNLER ; KRALLAR
AKIL ALMAZ MACERALAR
HEPSiNiN ALTINDA SAKLI TEK BiR SORU
BEN KiMiM?
PEER GYNT BEN KiMiM?
Birinin kendisi olması ne demek? Göründüğümüz gibi miyiz? Yoksa kimsenin bilmediği ve bilemeyeceği bir BEN var mı içimizde? içimizdeki BEN'i ne kadar koruyabiliriz? Doğru her zaman doğru mudur? Bazen birisi için doğru olan başkası için yanlış olamaz mı? Doğru ile eğri matematiğin düşman kardeşleri. içimizde duymaz mıyız hep onların seslerini? Gelelim bizim hikâyemize;
Öyle bir hikâye ki bizimkisi
kahramanına dar gelmiş dünya sanki.
Norveç'te anayurdunda,
dağlarda Trollerin sarayında,
Fas çöllerinde Bedeviler arasında,
Mısır'da sfenkslerin ardında,
kral olma tutkusuyla,
girmediği kılık, yapmadığı iş kalmasa da
vazgeçmemiş asla benliğinden ayrılmaya.
Rüyalarla masallar,
hayallerle yalanlar,
aslında aralarında ipincecik bir sınır var.
yaşlı Per Günt* ormanda yürürken yerde iri bir soğan görür. Onu eline alır, bakar, kendisini o soğana benzetir. Soğanın her bir yaprağı, hayatının farklı dönemlerindeki Per Günt'tür. Tek tek yaprakları soymaya başlar. En üst yaprak; geyik avında akıl almaz numaralar yapan palavracı Per Günt, bir alttaki yaprak; Norveç'te düğünün orta yerinden gelini kaçıran çılgın Per Günt, bir daha alttaki yaprak; Fas çöllerinde, çalıntı bir atın sırtında, şans eseri bulduğu kral kostümleri içindeki sahte kurtarıcı Per Günt, bir alttakinin altındaki yaprak; Amerika'da akıl almaz işler çeviren, fırsatçı zengin Per Günt. Bu böyle sürüp gider. Per Günt, soyduğu soğan yapraklarının en dibinde bir çekirdek bulmayı, en sonunda hiç değişmemiş, kendi olarak kalmış gerçek bir Per Günt'e ulaşmayı bekler. Ama soğanın çekirdeği yoktur ki! Per Günt eli boş, önünde yere dökülen soğan yapraklarıyla baş başa kalır. O zaman kendine sorar: Ben kimim?
--spoiler--
ayrıca peer gynt ilhamıyla bestelenmiş eser için; (bkz: peer gynt suites) * * * * *
oyun olarak, Peer Gynt neredeyse tamamen Peer'in maceraları için bir vasıtadır. peer sorumluluktan kaçan,tamamen bencil bir kişidir. ibsen'in yayıncısı frederik Hegel tarafından yayımlanan yapıt büyük yankı uyandırdı. Oportünist kahramanı Peer ile bu oyun, gerçekleri 'ne pahasına olursa olsun' görmezden gelerek tüm sevdiklerinin -ve sonunda kendisinin- yıkımına sebep olan bir adamın -düş ile gerçek arasında mekik dokuyan- dramıydı. ibsen, küçük burjuva fırsatçılığından nefret ettiğini bu oyununda keskin çizgilerle gösteriyordu.
--spoiler--
Peer Gynt uydurukçu olsa da, kendisi uydurulmuş bir karakter değil. Çünkü 1867 yılında oyunu yazan Ibsen, güney Norveç'in orta kesimindeki Gudbrand vadisinde yaşamış olan Peer Lauritsen adlı gerçek bir kişiden esinlenmiş.
Kimi araştırmacılar Per Lauritsen'in esin kaynaklarından sadece biri olduğu görüşünde. Fakat öyle bile olsa, başka muhtemel esin kaynakları da Peer Gynt karakteriyle bağdaşan kişilik özellikleri taşıyordu. Onun için Per Lauritsen, bütün esin kaynaklarını kendi şahsında billurlaştıran bir temsilci olarak kabul edilebilir.
Per Lauritsen 17. yüzyıl başlarında Gudbrand vadisindeki Nordgard-Hågå adlı çiftlikte dünyaya gelmiş. Çiftliğin 16. yüzyıldaki sahibi Gynt adlı bir aileymiş. Ibsen'in oyunu ün kazanınca "Per Gynt Çiftliği" adıyla da anılmaya başlamış. Per'in annesinin adı Marit Halvorsdatter, babasının adı da Ole Pedersen'miş. Mali durumları iyi, çevre halkı tarafından sevilen bir aileymiş. Ole Pedersen ölünce işler Peer'e kalmış. Çiftliğin idaresi ona geçmiş. Ne var ki, Peer hiçbir zaman iyi bir çiftçi olamamış ve kendini tümüyle ava vermiş. Çiftlikle ilgileneceğine, hep cin ve peri masalları icat etmekle uğraşmış. Böylece Hågå'lu Peer, cinler, periler veya başka yaratıklarla ilgili olarak anlattığı masallarla tanınmış.
Söylendiğine göre Ibsen, Peer'in hayatını araştırmak için Hågå'ya gitmiş. Zaten Kopenhag'daki yayıncısı Frederik Hegel'e yazdığı bir mektupta, bununla ilgili olarak şu sözleri söylemiş:
"Peer Gynt hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek için sabırsızlanıyorum. Oyunumun nasıl bir etki uyandıracağını merakla bekliyorum, fakat kaygı duymuyorum. Bu yapıtı uzun uzadıya düşünerek yazdım. Çok umutluyum. Peer Gynt'ün gerçekten yaşamış olduğunu söylemem belki sizi ilgilendirir. Geçen yüzyılın sonunda ve yüzyılımızın başlangıcında Gudbrand vadisinde yaşamıştır. Oranın halkı bu adı çok iyi bilir."
--spoiler--
kendin olmak!
--spoiler--
PEER: Bir tek şey soracağım. Ne demek bu "kendin olmak"?
DÖKMECi: Ne komik çıktı senin ağzından bu soru.
PEER: Hadi uzatma, sen bana cevap ver.
DÖKMECi: Kendin olmak demek kendini imha etmek demektir. Anladın mı? Anlamadın.
--spoiler--
Kierkegaard'a göre bir insanın kendisi olabilmesi için hazlarından, tutkularından, hırslarından, benmerkezciliğinden ve tüm bunları denetleyen her türlü mekanizmadan sıyrılıp en üst aşama olan dinsel evre'ye erişmesi gerekir. Başka bir deyişle "kendi olmak; nefsini, kendi 'ben'ini yok etmektir". insan ancak bu mertebeye ulaştığında kendini oluşturabilir ve bir 'hiç' olmaktan kurtulabilir.
Yakın çağımızın -son zamanlarda hayaletinin ortalıkta dolaştığı söylenen Karl Marx gibi- büyük düşünürleri ise "kendi olmak" kavramını Kierkegaard'ın dinsel evresinin ötesinde bir yerde tarif eder. Onlara göre "kendi olmak"; entelektüel anlamda özgürleşmek, hayatımızın her alanında -ama her alanında- yarattığımız ya da maruz kaldığımız tahakkümlerin, yaptırımların, dayatmaların farkına varmak, bu tahakkümlere (veya: tahakkümlerimize) karşı direnç geliştirmek ve bu farkındalığı kollektive taşımak (diğerlerinin de farkına varmasını sağlamak için uğraşmak), tüm bunları yaparken de "gerçekten insanca yaşamak için ne yapmak gerekir?" sorusunu her daim kendimize sormak demektir.
bu bağlamda düşündüğümüzde; henrik ibsen'e ve eserlerine çin halk cumhuriyetinde neden büyük değer verildiğini anlamak mümkün oluyor. pekin'deki uluslararası heykeller parkında ibsen'in etkileyici bir büstü bulunmakta; 2006 yılı çin'de henrik ibsen yılı ilan edilmiş ve peer gynt gibi birçok ibsen eseri' çin tiyatroları tarafından sürekli oynanmakta.
Çin Komünist Partisi'nin yayın organı olan Halkın Günlüğügazetesinde yayınlanan bir haberde; modern Çin'in gelişmesinde fikir babası niteliğinde olan 60 yabancının ismi bulunmakta. Bu listede Marx ve Lenin gibi sürpriz olmayan isimlerin yanı sıra, Henrik ibsen gibi beklenmedik bir isim de yer alıyor. Gazetenin bildirdiğine göre, Norveçli yazar, modern Çin'in oluşumunda en etkili isimlerden biri olarak kabul ediliyor.
ve söz peer gynt'de:
ben kimim?
--spoiler--
FIRTINALAR ; DALGALAR
KIZGIN KUMLAR ; DEMiR PARMAKLILAR
CESARET ; KORKU
EĞLENCE ; COŞKU
YALANLAR ; iTiRAFLAR
CiNLER ; KRALLAR
AKIL ALMAZ MACERALAR
HEPSiNiN ALTINDA SAKLI TEK BiR SORU
BEN KiMiM?
PEER GYNT BEN KiMiM?
Birinin kendisi olması ne demek? Göründüğümüz gibi miyiz? Yoksa kimsenin bilmediği ve bilemeyeceği bir BEN var mı içimizde? içimizdeki BEN'i ne kadar koruyabiliriz? Doğru her zaman doğru mudur? Bazen birisi için doğru olan başkası için yanlış olamaz mı? Doğru ile eğri matematiğin düşman kardeşleri. içimizde duymaz mıyız hep onların seslerini? Gelelim bizim hikâyemize;
Öyle bir hikâye ki bizimkisi
kahramanına dar gelmiş dünya sanki.
Norveç'te anayurdunda,
dağlarda Trollerin sarayında,
Fas çöllerinde Bedeviler arasında,
Mısır'da sfenkslerin ardında,
kral olma tutkusuyla,
girmediği kılık, yapmadığı iş kalmasa da
vazgeçmemiş asla benliğinden ayrılmaya.
Rüyalarla masallar,
hayallerle yalanlar,
aslında aralarında ipincecik bir sınır var.
yaşlı Per Günt* ormanda yürürken yerde iri bir soğan görür. Onu eline alır, bakar, kendisini o soğana benzetir. Soğanın her bir yaprağı, hayatının farklı dönemlerindeki Per Günt'tür. Tek tek yaprakları soymaya başlar. En üst yaprak; geyik avında akıl almaz numaralar yapan palavracı Per Günt, bir alttaki yaprak; Norveç'te düğünün orta yerinden gelini kaçıran çılgın Per Günt, bir daha alttaki yaprak; Fas çöllerinde, çalıntı bir atın sırtında, şans eseri bulduğu kral kostümleri içindeki sahte kurtarıcı Per Günt, bir alttakinin altındaki yaprak; Amerika'da akıl almaz işler çeviren, fırsatçı zengin Per Günt. Bu böyle sürüp gider. Per Günt, soyduğu soğan yapraklarının en dibinde bir çekirdek bulmayı, en sonunda hiç değişmemiş, kendi olarak kalmış gerçek bir Per Günt'e ulaşmayı bekler. Ama soğanın çekirdeği yoktur ki! Per Günt eli boş, önünde yere dökülen soğan yapraklarıyla baş başa kalır. O zaman kendine sorar: Ben kimim?
--spoiler--
ayrıca peer gynt ilhamıyla bestelenmiş eser için; (bkz: peer gynt suites) * * * * *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar