bugün
- şu an ne isterdin6
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat36
- cin düğününde geline takı olarak ne takılmalı5
- dincilere laf anlatmakta çalışmak17
- cin çarpmasına maruz kalmak7
- bira içerken dinlenebilecek şarkılar6
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- define videoları izlemek2
- kalvinci misin piskoposçu musun2
- mustafa sarıgül pornosu3
- ryan gossling e yakışıklı diyen bana demesin4
- cinler3
- kürk mantolu madonna6
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur7
- galatasaray vs akp12
- hakkı bulut3
- bir adam vardı canı sıkılan2
- kaçak çay18
- abdülkadir selvi2
- fon vurgunu54
- burhan çaçan ın burhan çaçan olduğu yıllar3
- muslettin amca tarzı entry girmek5
- borsa istanbul19
- ayak3
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- testo taylan'ın ziyaret edebileceği sözlük yazarı2
- günün büyüsü2
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- travis bickle gibi bir insan olmak2
- dyson airwrap2
- ormana gidip gorillerle yaşamak2
- from gold from dust34
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- atatürkçü insanların genelde zafer partili olması4
- euro truck simulator 22
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- şabat şalom5
- taksiciyimbebegim5
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- yıl 2026 olmuşken halen konuşulabilinecek şeyler3
- çilekli pasta yiyen erkek7
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz3
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- kız kulesi4
- en iyi çakmak markası10
- tırcı sevgili yapmak3
- yazarların kulaklık markaları5
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
''neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler'' diyen, şili'nin nazımı.
enteresan bir millet olduğumuzu tescillemek adına; nazımı sürgüne yollayıp, ardından ankara'da adına park yaptırdığımız şair.
enteresan bir millet olduğumuzu tescillemek adına; nazımı sürgüne yollayıp, ardından ankara'da adına park yaptırdığımız şair.
o kadar çok ki ölümüz
ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.
(pablo neruda)
ve o kadar çok ki kızıl güneş önünde setler
ve o kadar çok ki çarpık kabuklu başlar
ve o kadar çok ki öpücüklerimizi engelleyenler
ve o kadar çok ki unutmak istediklerim.
(pablo neruda)
şair ile postacı adlı tiyatro oyunuyla daha bir sevdiğim şair, diplomat, nazım..
yavaş yavaş ölürler... seyahat etmeyenler,
yavaş yavaş ölürler...okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar.
yavaş yavaş ölürler...alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
yavaş yavaş ölürler...
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
yavaş yavaş ölürler...okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar.
yavaş yavaş ölürler...alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
yavaş yavaş ölürler...
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
"bir hastalığı ertesinde şili'nin paris büyükelçiliğinde karşılaştığım neruda'ya ilişkin izlenimim
pablo neruda
yüzünde ağır bir yorgunluğun izleri
oturun
mösyeler, dedi.
nobele filan
boşverin
bana nazım'dan
söz edin şimdi."
ataol behramoğlu - 1973 (ne yağmur... ne şiirler...)
pablo neruda
yüzünde ağır bir yorgunluğun izleri
oturun
mösyeler, dedi.
nobele filan
boşverin
bana nazım'dan
söz edin şimdi."
ataol behramoğlu - 1973 (ne yağmur... ne şiirler...)
kitaplarını sıkıcı bulduğum fakat şiirlerini bir nebze sevebildiğim şili'li şair.
Senin sayende yaptığım her hata için Tanrı'ya şükrediyorum. Çünkü her biri, beni sana götürdü.
Gecenin anlamını istemiyorum. Bekliyorum, o beni sarsın diye. Tıpkı senin, ekmeğin, ışığın ve gölgelerin
sarmasını beklediğim gibi.
dizelerinin sahibi.
Gecenin anlamını istemiyorum. Bekliyorum, o beni sarsın diye. Tıpkı senin, ekmeğin, ışığın ve gölgelerin
sarmasını beklediğim gibi.
dizelerinin sahibi.
yirmi aşk şiiri ve bir umutsuz şarkı derleme kitabındaki 20. şiir. birçok versiyonu mu var, bana mı öyle geliyor bilemedim.
XX.
bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim
şöyle diyebilirim: ''yıldızlı bir alemdir gece,
ve o mavi kümeler titreşir uzaklarda.''
bir şarkı tutturmuş dolanır gökte gece rüzgarı.
bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
sevdim onu ben, severmiş o da beni meğer.
böyle gecelerdeydi, sardım onu kollarımın arasında.
öptüm, kim bilir kaç kere, altında sonsuz göğün.
sevdi beni o, meğer ben de sevmişim onu.
yürek bu, nasıl dayansın o iri, durgun gözlere.
bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
düşünüp benim olmadığını. hissedip yitirdiğimi.
kulak vermek engin geceye, daha da engin o gidince.
ardından bir dize düşer gönle, çimende çiğ misali.
ne gelir elden sevdam onu tutmaya yetmediyse.
yıldızlı bir alemdir gece, yoktur yanımda o sevgili.
işte hepsi bu. şarkı söylüyor biri uzaktan uzağa.
yitirişimle onu ruhum da yitirdi neşesini.
gözlerim arar onu peşinden yetişsin diye.
bu yürek arar, ama yoktur artık o sevgili.
aynı gecedir ağartan aynı saçları.
biz eski biz değiliz ne var ki.
sevmiyorum artık onu, doğrudur, ama ne sevmiştim.
gözlerdi sesim kendini ona götürecek yeli.
ne çare başkasının olacak. öpüşlerimden önceki gibi.
sesi, pırıltılı bedeni. o sonsuz gözleri.
sevmiyorum artık onu, doğrudur, derim de yine bilemem.
kısacık bir sevdanın unutması böyle seneler mi sürer.
budur bana çektirdiği acıların sonuncusu,
ve bunlar onun için yazdığım son dizeler.*
XX.
bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim
şöyle diyebilirim: ''yıldızlı bir alemdir gece,
ve o mavi kümeler titreşir uzaklarda.''
bir şarkı tutturmuş dolanır gökte gece rüzgarı.
bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
sevdim onu ben, severmiş o da beni meğer.
böyle gecelerdeydi, sardım onu kollarımın arasında.
öptüm, kim bilir kaç kere, altında sonsuz göğün.
sevdi beni o, meğer ben de sevmişim onu.
yürek bu, nasıl dayansın o iri, durgun gözlere.
bu gece en hüzünlü dizeleri yazabilirim.
düşünüp benim olmadığını. hissedip yitirdiğimi.
kulak vermek engin geceye, daha da engin o gidince.
ardından bir dize düşer gönle, çimende çiğ misali.
ne gelir elden sevdam onu tutmaya yetmediyse.
yıldızlı bir alemdir gece, yoktur yanımda o sevgili.
işte hepsi bu. şarkı söylüyor biri uzaktan uzağa.
yitirişimle onu ruhum da yitirdi neşesini.
gözlerim arar onu peşinden yetişsin diye.
bu yürek arar, ama yoktur artık o sevgili.
aynı gecedir ağartan aynı saçları.
biz eski biz değiliz ne var ki.
sevmiyorum artık onu, doğrudur, ama ne sevmiştim.
gözlerdi sesim kendini ona götürecek yeli.
ne çare başkasının olacak. öpüşlerimden önceki gibi.
sesi, pırıltılı bedeni. o sonsuz gözleri.
sevmiyorum artık onu, doğrudur, derim de yine bilemem.
kısacık bir sevdanın unutması böyle seneler mi sürer.
budur bana çektirdiği acıların sonuncusu,
ve bunlar onun için yazdığım son dizeler.*
şiirleriyle yeni tanıştığım, fakat ismine aşinalığım olan şili'li büyük şair, ispanyolca öğrenmek için bir sebep. işin ilginç noktası ise; türkçe çeviri olmalarına ve şiirin başka bir dile çevrilmesinin sıkıntılarına rağmen, şiirlerinde duygular oldukça yoğun. tabii, bu işte çevirmenlerin de katkısı büyük, göz ardı etmemek lazım.
--spoiler--
şili'de demiryolu işçisi bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. annesini çok küçükken kaybetti. 13 yaşındayken yerel "la mañana" gazetesindeki bazı makalelerle katkıda bulunmaya başladı. 1920'de "selva austral" isimli edebiyat dergisinde "pablo neruda" adıyla yazmaya başladı. şair, bu takma ismi çek şair jan neruda'da anısına seçmişti. daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır. ilk kitabı crepusculario 1923 yılında yayınladı. sonraki sene şairin en tanınmış ve pek çok dile çevrilmiş olan eserlerinden yirmi aşk şiiri ve umutsuz bir şarkı(veinte poemas de amor y una cancion desesperada) basıldı. edebi çalışmalarına devam ederken, bir yandan da santiago'daki şili üniversitesi'nde fransızca ve pedagoji okudu. 1927-1935 arası hükümetin elçisi oldu ve burma, seylan, java, singapur, buenos aires, barselona ve madrid'te görev yaptı. bu dönemde yazdığı şiirler ezoterik sürrealist şiir kitabı "residencia en la tierra" (1933)da toplanmıştır
--spoiler--
tuzun gülü gibi ya da topaz gibi
ya da ateşi çoğaltan karanfillerin oku gibi sevmem seni:
karanlık bazı şeylerin, gizlice, gölgeyle ruh arasında,
sevildiği gibi severim seni.
çiçeklerin ışığını içinde gizleyen
çiçeklenmeyen bitki gibi severim seni,
ve teşekkürler aşkına, kasvetle bedenimde
yaşar topraktan yükselen kesif rayiha.
severim seni bilmeden nasıl, ne zaman, nereden,
basitçe severim seni, sorunsuz ve gurursuz,
başka türlü sevmeyi bilmediğim için böyle severim seni.
fakat ne sen varsın ne de ben,
öyle yoğun ki sevdamız, bağrımdaki elin elimdir,
öyle yoğun ki, uyuduğumda kapanan gözlerindir...
şili'de demiryolu işçisi bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. annesini çok küçükken kaybetti. 13 yaşındayken yerel "la mañana" gazetesindeki bazı makalelerle katkıda bulunmaya başladı. 1920'de "selva austral" isimli edebiyat dergisinde "pablo neruda" adıyla yazmaya başladı. şair, bu takma ismi çek şair jan neruda'da anısına seçmişti. daha sonra bu isim yasal adı olarak kalmıştır. ilk kitabı crepusculario 1923 yılında yayınladı. sonraki sene şairin en tanınmış ve pek çok dile çevrilmiş olan eserlerinden yirmi aşk şiiri ve umutsuz bir şarkı(veinte poemas de amor y una cancion desesperada) basıldı. edebi çalışmalarına devam ederken, bir yandan da santiago'daki şili üniversitesi'nde fransızca ve pedagoji okudu. 1927-1935 arası hükümetin elçisi oldu ve burma, seylan, java, singapur, buenos aires, barselona ve madrid'te görev yaptı. bu dönemde yazdığı şiirler ezoterik sürrealist şiir kitabı "residencia en la tierra" (1933)da toplanmıştır
--spoiler--
tuzun gülü gibi ya da topaz gibi
ya da ateşi çoğaltan karanfillerin oku gibi sevmem seni:
karanlık bazı şeylerin, gizlice, gölgeyle ruh arasında,
sevildiği gibi severim seni.
çiçeklerin ışığını içinde gizleyen
çiçeklenmeyen bitki gibi severim seni,
ve teşekkürler aşkına, kasvetle bedenimde
yaşar topraktan yükselen kesif rayiha.
severim seni bilmeden nasıl, ne zaman, nereden,
basitçe severim seni, sorunsuz ve gurursuz,
başka türlü sevmeyi bilmediğim için böyle severim seni.
fakat ne sen varsın ne de ben,
öyle yoğun ki sevdamız, bağrımdaki elin elimdir,
öyle yoğun ki, uyuduğumda kapanan gözlerindir...
Öldüğünde Türkiye de ki sol kesimi büyük hüzne boğan, dönemin de etkisiyle türk gençliğine şairlik yapmış bir adam.
Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;
Karanlıktan çıkıp gelen her haber
Gereken acıyı verdi bize:
Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
Değişime uğradı acılar.
Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
Ağırdı sessizliğin çuvalı. *
pablo neruda
Karanlıktan çıkıp gelen her haber
Gereken acıyı verdi bize:
Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
Değişime uğradı acılar.
Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
Ağırdı sessizliğin çuvalı. *
pablo neruda
12 temmuz 1904 yılında şili'de doğan şair ve diplomat. siyasi kimliği, şiirleri ve duruşuyla tarihin önemli şairlerindendir. şili'nin nazım'ı olarak da tanınır. özgür tiyatro oyuncuları tarafından, şair ile postacı isimli oyunla çok güzel anlatılmıştır.
Bayraklarımız her zaman böyle doğmuştur.
Halk işlemiştir onları
Tüm sevgisiyle
Onun parçalarını dikmiştir
Bütün yoksulluğuyla
Ve yıldızı çivilemiştir
Canı gönülden
Gökte ya da gömlekte vatanın yıldızı için
Bir mavi kesmiştir
Ve damla damla
Kırmızı doğmuştur .
Bayraklarımız her zaman böyle doğmuştur.
Halk işlemiştir onları
Tüm sevgisiyle
Onun parçalarını dikmiştir
Bütün yoksulluğuyla
Ve yıldızı çivilemiştir
Canı gönülden
Gökte ya da gömlekte vatanın yıldızı için
Bir mavi kesmiştir
Ve damla damla
Kırmızı doğmuştur .
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana
Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
PABLO NERUDA
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana
Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
PABLO NERUDA
(bkz: pablo neruda lamalar)
Nazım'a Bir Göz Çelengi
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
ne yapacağız şimdi?
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler
kazandırdın bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi, yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta.
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa.
Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet
sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...
Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da
yalnızım sensiz.
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen
yüzünden yoksun
dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan
Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde.
Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için!
Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.
Neden öldün Nâzım? Senin türkülerinden yoksun
ne yapacağız şimdi?
Senin bizi karşılarkenki gülümseyişin gibi bir pınar
bulabilecek miyiz bir daha?
Senin gururundan, sert sevecenliğinden yoksun
ne yapacağız?
Bakışın gibi bir bakışı nereden bulmalı,
ateşle suyun birleştiği
Gerçeğe çağıran, acıyla ve gözüpek bir sevinçle dolu?
Kardeşim benim, nice yeni duygular, düşünceler
kazandırdın bana
Denizden esen acı rüzgâr katsaydı önüne onları
Bulutlar gibi, yaprak gibi uçarlar
Düşerlerdi orada, uzakta.
Yaşarken kendine seçtiğin
Ve ölüm sonrasında seni kucaklayan toprağa.
Sana Şili'nin kış krizantemlerinden bir demet
sunuyorum
Ve soğuk ay ışığını güney denizleri üzerinde parıldayan
Halkların kavgasını ve kavgamı benim
Ve boğuk uğultusunu acılı davulların, kendi yurdundan...
Kardeşim benim, adanmış asker, dünyada nasıl da
yalnızım sensiz.
Senin çiçek açmış bir kiraz ağacına benzeyen
yüzünden yoksun
dostluğumuzdan, bana ekmek olan,
rahmet gibi susuzluğumu gideren ve kanıma güç katan
Zindanlardan kopup geldiğinde karşılaşmıştık seninle
Kuyu gibi kapkara zindanlardan
Canavarlıkların, zorbalıkların, acıların kuyuları
Ellerinde izi vardı eziyetlerin
Hınç oklarını aradım gözlerinde
Oysa sen parıldayan bir yürekle geldin
Yaralar ve ışıklar içinde.
Şimdi ben ne yapayım? Nasıl tanımlanır
Senin her yerden derlediğin çiçekler olmaksızın bu dünya
Nasıl dövüşülür senden örnek almaksızın,
Senin halksal bilgeliğinden ve yüce şair onurundan yoksun?
Teşekkürler, böyle olduğun için!
Teşekkürler o ateş için
Türkülerinle tutuşturduğun, sonsuzca.
Kim istemez katı bir ruhu?
Kim dövmedi ruhunda keskin bir hançer?
Daha göz açar açmaz gördüysek kini
Ve yürümeye başlarken düşürdülerse bizi,
Ve sevmek isterken sevgi düşmanımız olduysa
Ve tek bir dokunma yaraladıysa bizi.
Neruda.
Kim dövmedi ruhunda keskin bir hançer?
Daha göz açar açmaz gördüysek kini
Ve yürümeye başlarken düşürdülerse bizi,
Ve sevmek isterken sevgi düşmanımız olduysa
Ve tek bir dokunma yaraladıysa bizi.
Neruda.
Kelimelerin dünyaya neden hitap etmesini bize anlatıyor ve kelimelerin en güzelinin sosyalistlere ait olması insanı bir başka sevince boğuyor...
seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,çünkü hayat iki yüzüyle çıkar karşına hayat.
bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın ateşde pay alır kendine soğuktan...
seni sevmeye başlamak için seviyorum seni,sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak bir yolculuğa yeniden başlamak için;bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni...
sanki ellerimdeymiş gibi mutluluğun ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarları hem seviyorum, hem de sevmiyorum seni...
sevgimin iki canı var seni sevmeye...
bu yüzden sevmezken seviyorum seni ve bu yüzden severken seviyorum seni...
pablo neruda
seni sevdiğimi göreceksin sevmediğim zaman,çünkü hayat iki yüzüyle çıkar karşına hayat.
bir sözcük sessizliğin kanadı olur bakarsın ateşde pay alır kendine soğuktan...
seni sevmeye başlamak için seviyorum seni,sana olan sevgimi sonsuzlaştıracak bir yolculuğa yeniden başlamak için;bu yüzden şimdilik sevmiyorum seni...
sanki ellerimdeymiş gibi mutluluğun ve hüzün dolu belirsiz bir yarının anahtarları hem seviyorum, hem de sevmiyorum seni...
sevgimin iki canı var seni sevmeye...
bu yüzden sevmezken seviyorum seni ve bu yüzden severken seviyorum seni...
pablo neruda
how i met your mother dizisinde kulakları çınlatılan ünlü şair.
BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞiiRi YAZABiLiRiM
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiğ gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana
Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. Öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı.
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara.
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim.
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi.
Ota düşen çiğ gibi, düşmekle şiir cana
Ne gelir elden, sevgim onu tutamadıysa.
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri.
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana
Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur. Öpmemden önceki gibi.
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona
şili' li ünlü şair, ayrıca kendisini konu alan postacı adlı bir film vardır.
tanıma fırsatım olsaydı keşke diye hayıflandığım şair.
ne çok şey yazmış, nasıl yazmış sorup öğrenmek istediğim ama
"bir şey sorma bana
bir şey bilmiyorum"u okuduktan sonra vazgeçtiğim.
"artık bir şey sormuyorum kimseye
ama her gün daha az biliyorum" demesini ta içimde hissettiğim.
içinde "yorulalım fransa'ya gitmemekten" sözleri geçen öyle bir yorgunluk şiirinde yapamadıklarıyla yorulan; insanları, kendini, beni anlatan; beyninin içinde daha neler dolaşabilir ki bir insanın diye kendimi düşünmekten alamadığım ve hep onunla düşündüğüm...
"nerde uyudu da kömür böyle karanlık uyandı?
.
ne zaman öğrendi uçnayı duman?
.
neden zehirlidir akrep, fil iyi yürekli?
.
nereye çekilir gölge?" onun merak ettikleriydi, benim meraklarım oldu artık...
ne çok şey yazmış, nasıl yazmış sorup öğrenmek istediğim ama
"bir şey sorma bana
bir şey bilmiyorum"u okuduktan sonra vazgeçtiğim.
"artık bir şey sormuyorum kimseye
ama her gün daha az biliyorum" demesini ta içimde hissettiğim.
içinde "yorulalım fransa'ya gitmemekten" sözleri geçen öyle bir yorgunluk şiirinde yapamadıklarıyla yorulan; insanları, kendini, beni anlatan; beyninin içinde daha neler dolaşabilir ki bir insanın diye kendimi düşünmekten alamadığım ve hep onunla düşündüğüm...
"nerde uyudu da kömür böyle karanlık uyandı?
.
ne zaman öğrendi uçnayı duman?
.
neden zehirlidir akrep, fil iyi yürekli?
.
nereye çekilir gölge?" onun merak ettikleriydi, benim meraklarım oldu artık...
balıkçıbaki
Baki bakıyordu daldan
Balıkçı suya battı,
Balıkçıbaki daldı dibe
Balıkçıbaki avladı balık,
derken Baki daldı, zavallı kuş,
Balıkçı çıkarken yüze
kıpraşan gümüş yükü ve
birkaç damlayla,
çünkü Balıkçıbaki
beslenir yalnız gökkuşağıyla,
suda dalgalanan ışıkla:
sonra çöker ve tüketir
titreşen balıklarını
Baki bakıyordu daldan
Balıkçı suya battı,
Balıkçıbaki daldı dibe
Balıkçıbaki avladı balık,
derken Baki daldı, zavallı kuş,
Balıkçı çıkarken yüze
kıpraşan gümüş yükü ve
birkaç damlayla,
çünkü Balıkçıbaki
beslenir yalnız gökkuşağıyla,
suda dalgalanan ışıkla:
sonra çöker ve tüketir
titreşen balıklarını
--spoiler--
ben özgünlüğe inanmıyorum. özgünlük, başdöndürücü uçurumun derinliklerinden, çağımızın bulup çıkardığı tanrıcıklardan biridir. ben dilde kişiliğe, biçimde kişiliğe, sanatta her alanda yaratıcılığa inanırım. ama, bu çileden çıkarıcı özgünlük çağcıl bir buluştur ve seçim palavrasıdır.
--spoiler--
ben özgünlüğe inanmıyorum. özgünlük, başdöndürücü uçurumun derinliklerinden, çağımızın bulup çıkardığı tanrıcıklardan biridir. ben dilde kişiliğe, biçimde kişiliğe, sanatta her alanda yaratıcılığa inanırım. ama, bu çileden çıkarıcı özgünlük çağcıl bir buluştur ve seçim palavrasıdır.
--spoiler--
yazılışından on yıllar sonra oğulları ölen analara türkü isimli şiirini yayınlayan dergiye "yasadışı örgüte yardım" davası açılmasına neden olmuş şairdir.
kaynak: http://eski.bianet.org/2003/03/07/17140.htm
(bkz: burası türkiye)
kaynak: http://eski.bianet.org/2003/03/07/17140.htm
(bkz: burası türkiye)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar