bugün
- ketçapla güzel giden yiyecekler12
- sigarayı tersten yakmak9
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri6
- eşek sucuğu7
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik12
- ölen porno yıldızlarının ahiretteki durumu6
- üzerine kuma gelince sorun çıkartan kadın3
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak11
- 12 saat çalışmak7
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu8
- türk müslümanlığı6
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- çekyat kanepe kaplatma7
- milli maçı izlemeyen erkek25
- futboldan anlamayan erkek3
- eşini aldatan birini görünce yapılması gereken şey7
- insan sanatsal bir varlıktır7
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması4
- insan vahşi bir hayvandır6
- kızını rahatsız eden şahsın kulağını kesen baba4
- şiddet3
- öztürk serengil2
- futboldan anlamayan erkeğin çekiciliği2
- hep kendini suçlamak12
- 30 yaşında hala jelibon yiyen insan5
- ekmek arası peyniri bir üst noktaya taşıyan detay4
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet9
- kıskanılmak vs kıskanmak6
- 222
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği8
- daha 174
- kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler3
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- kariyer yapan kadın vs yemek yapan kadın3
- intikam2
- jeffrey epstein2
- ameliyathane4
- uysaljakoben13
- pizzanın kenarını yememek6
- yaşadım demek için ne yapmalı5
- one night stand sonrası yine görüşürüz demek4
- filyos ta güvenlik görevlisinin ölümü2
- kylian mbappe2
- evlenmeyi başaramamış erkek7
- winamp msn messenger half life windows 985
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek7
- bornova4
güzel bir cem karacaşarkısı daha.
gam,keder,elem,tasa,gurbet,hasret,dertler geçer gider elbet
bir merhaba,aci kahve,hatir sorma ve dostluklar yasar elbet
simsiki sev,sen,sevmeyi
bazan,almadan da vermeyi
istanbul sehri malin olsa
olümden öteye köy,yok ya
gün olur,devran döner,akar seller,kalir kumlar kavusuruz
eser yeller,yagar karlar,gelir bahar,açar güller koklasiriz
sultan süleyman'a kalmamis
ha babam dönen su dünya
babanin tapulu mali olsa
kefenin cebinde yer yok ya
papazin essegini kovala dur
ali'nin külâhini,veli'ye uydur
aldat dur! aldan dur!
oglum hayat bu mudur?
iste agaç,iste deniz,iste toprak,iste hayat budur oglum
iste eller,iste gayret,iste ekmek,iste hayat budur oglum
basini dik tut,hiç egme sen
aklina ve yüregine güven
cagini bil çagina yakis
güzelliklerle yaris
gam,keder,elem,tasa,gurbet,hasret,dertler geçer gider elbet
bir merhaba,aci kahve,hatir sorma ve dostluklar yasar elbet
simsiki sev,sen,sevmeyi
bazan,almadan da vermeyi
istanbul sehri malin olsa
olümden öteye köy,yok ya
gün olur,devran döner,akar seller,kalir kumlar kavusuruz
eser yeller,yagar karlar,gelir bahar,açar güller koklasiriz
sultan süleyman'a kalmamis
ha babam dönen su dünya
babanin tapulu mali olsa
kefenin cebinde yer yok ya
papazin essegini kovala dur
ali'nin külâhini,veli'ye uydur
aldat dur! aldan dur!
oglum hayat bu mudur?
iste agaç,iste deniz,iste toprak,iste hayat budur oglum
iste eller,iste gayret,iste ekmek,iste hayat budur oglum
basini dik tut,hiç egme sen
aklina ve yüregine güven
cagini bil çagina yakis
güzelliklerle yaris
cem karaca'yı cem baba olarak kabul eden herkese verilen öğütlerdir.
pek bilinmeyen enfes bir cem karaca şarkısı.
"istanbul sehri malin olsa
olümden öteye köy,yok ya..."
"...aldat dur! aldan dur!
oglum hayat bu mudur?..."
"istanbul sehri malin olsa
olümden öteye köy,yok ya..."
"...aldat dur! aldan dur!
oglum hayat bu mudur?..."
hayatın ta kendisini anlatan cem karaca parçası. sözü ve müziği cem karaca'ya aittir. sözlerini oğlu emrah'a yazmıştır. 1982 tarihli bekle beni albümünde yer alır. allah kısmet eder de bir oğlum olursa, öğütlerimi beraberinde vereceğim şaheserdir.
her dinlendiğinde ayrı bir " dünya dünya obur dünya koca cem baba'yı yedin doymadın mı hala?" dediren şarkıdır, şiddetle tavsiye edilir.
en sevdiğim cem baba şarkısı..
gam,keder,elem,tasa,gurbet,hasret,dertler geçer gider elbet
bir merhaba,aci kahve,hatir sorma ve dostluklar yasar elbet...
ama bunu öyle okumakla anlaşılmıyor, mutlaka kendi sesinden dinlemek gerek peşisıra sıralarken tüm bu kelimeleri...
gam,keder,elem,tasa,gurbet,hasret,dertler geçer gider elbet
bir merhaba,aci kahve,hatir sorma ve dostluklar yasar elbet...
ama bunu öyle okumakla anlaşılmıyor, mutlaka kendi sesinden dinlemek gerek peşisıra sıralarken tüm bu kelimeleri...
ninni gibi, öğüt gibi bir cem baba şarkısı. üstad daha ne desin ki?
Oğluma
Dinle ah-u zarım,kulak ver bana,
Kalbimin sesini,duyuver oğlum.
Gidişin bağrımı,buladı kana,
Gel de şu ölümden,cayıver oğlum.
Kapkara kış ettin,baharlarımı,
Melekler dinliyor feryatlarımı,
Seller gibi akan,gözyaşlarımı,
içimde yangına,sayıver oğlum.
Hayalin gözümde,adın dilimde,
Arayıp dururum seni her yerde,
Arada sırada,rüyama gel de,
Yürekte yaremi,sarıver oğlum.
Dağ taş inliyor,feryatlarımdan,
Tad almaz oldum,yaz baharımdan,
Eğer mümkün ise çık mezarından,
Gelip te koynuma giriver oğlum.
Bilmem rahatmısın,karanlık yerde,
Yüreğim gark oldu,onulmaz derde,
O güzel başını,kaldırıver de,
Perişan halimi,görüver oğlum.
Hasret oldu bana,güzel gülüşün,
Zehretti hayatı,ani ölüşün,
Şu an ne haldeyim,hele bir düşün,
Düşün de elimden tutuver oğlum.
Dizimde dermandın,gözümde ferdin,
Ağlasam ağlardın,gülsem gülerdin,
Neden ellerimi bırakıverdin,
Şimdi boşluktayım,biliver oğlum.
Felek vurdu,suskun etti dilimi,
Kopardı dalından,gonca gülümü,
Bu ayrılık,yaman büktü belimi,
Yetiş imdadımda,koşuver oğlum.
Kırkbeşimde konan,talih kuşumdun,
Hem canım sevgilim,hem Baboşumdun,
Çok erken kaybolan,mutluluğumdun,
Yaktıkça bağrımı,yakıver oğlum.
Özledim sesini,tatlı dilini,
Nakşettin beynime,en son halini,
Çaldın hayatımın paydos zilini,
Şu benim hesabı,kesiver oğlum.
Her günümden,iyi ettin dünümü,
Gidişinle reva gördün ölümü,
Madem verdin bana,idam hükmünü,
Gel de şu ipimi çekiver oğlum.
Takdir Allahındır,etmedim isyan,
Lakin bu acıya,dayanmıyor can,
Sensiz bir hiçim ben,dedime inan,
Beni de yanına alıver oğlum.
Hüsamettin Bilgen tarafından yazılan Bedirhan gökçe tarafından son albümünde okunmuş evlat sevgisini ve acısını yürekten anlatan mükemmel şiir, güzel yorum eseri.
Dinle ah-u zarım,kulak ver bana,
Kalbimin sesini,duyuver oğlum.
Gidişin bağrımı,buladı kana,
Gel de şu ölümden,cayıver oğlum.
Kapkara kış ettin,baharlarımı,
Melekler dinliyor feryatlarımı,
Seller gibi akan,gözyaşlarımı,
içimde yangına,sayıver oğlum.
Hayalin gözümde,adın dilimde,
Arayıp dururum seni her yerde,
Arada sırada,rüyama gel de,
Yürekte yaremi,sarıver oğlum.
Dağ taş inliyor,feryatlarımdan,
Tad almaz oldum,yaz baharımdan,
Eğer mümkün ise çık mezarından,
Gelip te koynuma giriver oğlum.
Bilmem rahatmısın,karanlık yerde,
Yüreğim gark oldu,onulmaz derde,
O güzel başını,kaldırıver de,
Perişan halimi,görüver oğlum.
Hasret oldu bana,güzel gülüşün,
Zehretti hayatı,ani ölüşün,
Şu an ne haldeyim,hele bir düşün,
Düşün de elimden tutuver oğlum.
Dizimde dermandın,gözümde ferdin,
Ağlasam ağlardın,gülsem gülerdin,
Neden ellerimi bırakıverdin,
Şimdi boşluktayım,biliver oğlum.
Felek vurdu,suskun etti dilimi,
Kopardı dalından,gonca gülümü,
Bu ayrılık,yaman büktü belimi,
Yetiş imdadımda,koşuver oğlum.
Kırkbeşimde konan,talih kuşumdun,
Hem canım sevgilim,hem Baboşumdun,
Çok erken kaybolan,mutluluğumdun,
Yaktıkça bağrımı,yakıver oğlum.
Özledim sesini,tatlı dilini,
Nakşettin beynime,en son halini,
Çaldın hayatımın paydos zilini,
Şu benim hesabı,kesiver oğlum.
Her günümden,iyi ettin dünümü,
Gidişinle reva gördün ölümü,
Madem verdin bana,idam hükmünü,
Gel de şu ipimi çekiver oğlum.
Takdir Allahındır,etmedim isyan,
Lakin bu acıya,dayanmıyor can,
Sensiz bir hiçim ben,dedime inan,
Beni de yanına alıver oğlum.
Hüsamettin Bilgen tarafından yazılan Bedirhan gökçe tarafından son albümünde okunmuş evlat sevgisini ve acısını yürekten anlatan mükemmel şiir, güzel yorum eseri.
Çağını bil çağına yakış
Güzelliklerle yarış
diyerek hem kızlarına hemde oğullarına çok şey vermiş bir babadır. *
Güzelliklerle yarış
diyerek hem kızlarına hemde oğullarına çok şey vermiş bir babadır. *
"güzel günler göreceğiz çocuklar.
güneşli günler.
motorları maviliklere süreceğiz."
bir melek vardı rüyamda. sana uzanmıştı elleri. mutluluk akıyordu sana.
sen ellerini uzatmıştın meleğe.
ben uzatmıştım ellerimi meleğe...
sonra bir harami geldi, çaldı mutluluğumuzu.
baban ağlarken...
hiç babalar ağlar mı oğul?
sonra melek...
şimdi dönülmez akşamın ufkundaki şarkılardayım.
şimdi son sözlerin söylendiği kararlardayım.
ışıkları sönmüştür artık yarınların... yalanların...
çoktan hasat edilmiş masal tarlaları...
bir yok oluşa imzasını atmak gibi kahroluşlarım oldu benim.
ve kahrolası bir varoluşa dair paraflarım...
mayıstı. bu yüzden suçlandım.
mayıstı. bu yüzden suçsuzdum...
ah ne zordur insanın evini terk etmek zorunda kalması.
en keyiflli şarkılar bile ağlatır insanı. hiç babalar ağlar mı? senin baban ağladı oğlum. hem de yüreği yırtılarak, ciğeri parçalanarak...
(sen de hayatın sadece kağıt par(ç)alar(ın)dan ibaret olduğunu düşünme.) sevgi diye bir duygu var ama oğul, para diye bir duygu yok oğul. her şey insan için oğul. hatalar, yanlışlar hep benim olsun. sevgiler doğrular seninle olsun, güzellikler seni bulsun. unutma ölüm de insan için.
taş kalpler vardı benim sağ yanımda. sen hep sol yanımda ol emi oğlum. hep kalbimde.
kurbanıydım belki de bir senaryonun. bayramlar seninle olsun...
davalıyım hayattan. hayat seninle olsun...
küçücük yüreğin hayata kanat çırparken, ben sürgün.
güzel gözlerin gülümserken resimlerden, ben kahır.
hüzün çiçekleri, yalnızlık massalları... çiçekler susuz, masallar yalan...
ateşlerdeyim...
umudun tükendiği yerde bırakıldım. umuda bile hesap soramadım.
tükendim...
koştum ardından. yorulmadım. yorulmadım. yoğruldum.
nasır tutmuş bir yürekte vicdan aradım. utandım kendimden bile. utandı insanlığım.
tükenmişti gelecek zamanlı fiiller.bu yüzden affettim kendimi.
affet beni.
çıktı içimdeki cennet...
ben çıktım içimden, baktım kendime...
çıktım kendimden, baktım içime...anladım o zaman çoktan zehirlendiğimi...
hiç başarısız intiharım olmadı benim. kaç bin defa öldüm, mahşer yağdı bileklerimdeki mezarlara. kanadı kırık yürek...
kabuk bağlar mı bu yaralar?
karanlık yollar, acımasız patikalar...
bu nasıl ayrılıktır? hani her elvedanın bir tadı vardı. o buruk tadı. yürek burkulması...
şimdi büyük acılarla, büyük hüzünlerle aldatıyorum büyük aşkımı...
yirmi günlüktün. mayıstı. oğlumdun. canımdın.
yirmi günlük düşürdüm seni rahmimden. kaç yirmi gün geçti seni görmeyeli...
kırılmış bir kalemin ucunda, hani son nefes gibi, hani seni seviyorumların son çırpınışları gibi... sırtından bıçaklanmış gibi... hani ben gidiyorum gibi...
şimdi dönülmez akşamın ufkundaki şarkılardayım.
şimdi son sözlerin söylendiği kararlardayım.
ödülü yalnızlık bu zaferlerin. ödülü pişmanlık. sen en büyük silahı zaferlerin. sen en büyük hediyem. ben yenildim oğlum. bunun için affettim kendimi... affet beni...
bugün yirmi dört temmuz. en büyük hediyemdin aslında... ama en büyük hediyem oldun...
doğum günüm kutlu olsun... acılardan bir demet yaptım kendime. üfledim yüreğimdeki ateşe. kutladım kendimi...
yalnızdı temmuz yirmi dört. ağladık yalnızlığımıza...
sonra bir oğlum vardı benim...
yüzünü bile hatırlayamadığım...
(bkz: ogluma)
güneşli günler.
motorları maviliklere süreceğiz."
bir melek vardı rüyamda. sana uzanmıştı elleri. mutluluk akıyordu sana.
sen ellerini uzatmıştın meleğe.
ben uzatmıştım ellerimi meleğe...
sonra bir harami geldi, çaldı mutluluğumuzu.
baban ağlarken...
hiç babalar ağlar mı oğul?
sonra melek...
şimdi dönülmez akşamın ufkundaki şarkılardayım.
şimdi son sözlerin söylendiği kararlardayım.
ışıkları sönmüştür artık yarınların... yalanların...
çoktan hasat edilmiş masal tarlaları...
bir yok oluşa imzasını atmak gibi kahroluşlarım oldu benim.
ve kahrolası bir varoluşa dair paraflarım...
mayıstı. bu yüzden suçlandım.
mayıstı. bu yüzden suçsuzdum...
ah ne zordur insanın evini terk etmek zorunda kalması.
en keyiflli şarkılar bile ağlatır insanı. hiç babalar ağlar mı? senin baban ağladı oğlum. hem de yüreği yırtılarak, ciğeri parçalanarak...
(sen de hayatın sadece kağıt par(ç)alar(ın)dan ibaret olduğunu düşünme.) sevgi diye bir duygu var ama oğul, para diye bir duygu yok oğul. her şey insan için oğul. hatalar, yanlışlar hep benim olsun. sevgiler doğrular seninle olsun, güzellikler seni bulsun. unutma ölüm de insan için.
taş kalpler vardı benim sağ yanımda. sen hep sol yanımda ol emi oğlum. hep kalbimde.
kurbanıydım belki de bir senaryonun. bayramlar seninle olsun...
davalıyım hayattan. hayat seninle olsun...
küçücük yüreğin hayata kanat çırparken, ben sürgün.
güzel gözlerin gülümserken resimlerden, ben kahır.
hüzün çiçekleri, yalnızlık massalları... çiçekler susuz, masallar yalan...
ateşlerdeyim...
umudun tükendiği yerde bırakıldım. umuda bile hesap soramadım.
tükendim...
koştum ardından. yorulmadım. yorulmadım. yoğruldum.
nasır tutmuş bir yürekte vicdan aradım. utandım kendimden bile. utandı insanlığım.
tükenmişti gelecek zamanlı fiiller.bu yüzden affettim kendimi.
affet beni.
çıktı içimdeki cennet...
ben çıktım içimden, baktım kendime...
çıktım kendimden, baktım içime...anladım o zaman çoktan zehirlendiğimi...
hiç başarısız intiharım olmadı benim. kaç bin defa öldüm, mahşer yağdı bileklerimdeki mezarlara. kanadı kırık yürek...
kabuk bağlar mı bu yaralar?
karanlık yollar, acımasız patikalar...
bu nasıl ayrılıktır? hani her elvedanın bir tadı vardı. o buruk tadı. yürek burkulması...
şimdi büyük acılarla, büyük hüzünlerle aldatıyorum büyük aşkımı...
yirmi günlüktün. mayıstı. oğlumdun. canımdın.
yirmi günlük düşürdüm seni rahmimden. kaç yirmi gün geçti seni görmeyeli...
kırılmış bir kalemin ucunda, hani son nefes gibi, hani seni seviyorumların son çırpınışları gibi... sırtından bıçaklanmış gibi... hani ben gidiyorum gibi...
şimdi dönülmez akşamın ufkundaki şarkılardayım.
şimdi son sözlerin söylendiği kararlardayım.
ödülü yalnızlık bu zaferlerin. ödülü pişmanlık. sen en büyük silahı zaferlerin. sen en büyük hediyem. ben yenildim oğlum. bunun için affettim kendimi... affet beni...
bugün yirmi dört temmuz. en büyük hediyemdin aslında... ama en büyük hediyem oldun...
doğum günüm kutlu olsun... acılardan bir demet yaptım kendime. üfledim yüreğimdeki ateşe. kutladım kendimi...
yalnızdı temmuz yirmi dört. ağladık yalnızlığımıza...
sonra bir oğlum vardı benim...
yüzünü bile hatırlayamadığım...
(bkz: ogluma)
"papazin essegini kovala dur
ali'nin külâhini,veli'ye uydur
aldat dur! aldan dur!
oglum hayat bu mudur?"
başını dik tut eğme sen!
şarkıların başımızın tacı.
ali'nin külâhini,veli'ye uydur
aldat dur! aldan dur!
oglum hayat bu mudur?"
başını dik tut eğme sen!
şarkıların başımızın tacı.
başını dik tut,hiç eğme sen
aklına ve yüreğine güven
çağını bil çağına yakış
güzelliklerle yarış.
bir babanın en güzel öğüdü bu olabilir herhalde.
aklına ve yüreğine güven
çağını bil çağına yakış
güzelliklerle yarış.
bir babanın en güzel öğüdü bu olabilir herhalde.
haberi aldığımdan bu yana benden mutlusu yoktu.. işe istemeye istemeye gidip, koşa koşa eve geliyordum.. nasıl koşmayayım.. ben koşmasam ayaklarım durmuyordu. bi an önce eve gitmek istiyorlar, eve gidip hatunuma kavuşmak..
bugünde yine aynı hisler içindeydim.. akşam 18.00i zor ettim.. son rötuşları da yapıp kapattım bilgisayarımı. masamı topladım.. kişisel eşyalarımı çantama doldurdum.. Dilimde bir şarkı kendim bile zor duyuyorum.. çantamı topladım, galiba hazırdım.. son bir kez masamın üstünü kontrol ettim unuttuğum bir şey var mı diye.. yok.. ceketimi aldım sandalyemin sırtından, kendi sırtıma geçirdim.. yakasını düzelttim.. mesaiye kalan arkadaşımla kolay gelsin dileyip çıktım ofisten.. asansöre yürüdüm, çağır tuşuna bastım.. o da ne az önce geçmiş benim olduğum kattan.. saatime baktım 16.05 amaan dedim kim bekleyecek şimdi.. merdivene yöneldim.. bir saniye bile geç kalmak istemiyordum hatunuma.. hızlı adımlarla * indim merdivenlerden.. çıktım iş merkezinden.. mükemmel bir hava kucakladı beni.. Son zamanlarda her şey güzel görünüyordu zaten gözüme.. gözlerimi kıstım çıkar çıkmaz.. güneş gözümü alıyordu çünkü.. ne kadar akşam saati de olsa havanın tam olarak kararmasına bir iki saat vardı.. yaz ayları böyle olurdu muğla'da.. gerçi türkiye geneli böyledir yaz aylarında * otoparka yöneldim sonra. Atladım arabama, çantamı yan koltuğa koydum.. kontağı çevirdimm.. çevirmemle radyoda açıldı.. o da ne incir çalıyor radyoda.. yüzüme bir gülümseme yerleşti bütün gün yüzümde asılı durana nazaran, biraz daha büyük.. radyoya eşlik ediyordum.. parmaklarım direksiyonda ritim tutuyordu.. sonra daha hareketli parçalar.. ah diyorum bu gün her şey benim yanımda * yol tenha, zaten oldum olası kalabalık olmamıştır buranın trafiği.. yolda bizim çiçekçiyi görüp yanaşıverdim önüne.. güzel bir demet yaptırdım.. çiçekleri toprakta severim bilirdi kadınım, hem dünyanın en güzel çiçeğine, çiçek götürmek anlamsızdı öyle derdim.. ama bir kereye mahsus sildim bu düşünceyi kafamdan.. Ona layık olmasa da alıdımm.. devam ettim zaman kaybetmeden.. 15 dk sürmüyordu evin otoparkına girmem.. saat 16.30 aracı parkedip girdim apartmana.. çiçeği araçta unuttuğumu farkettim.. ah şaşkın kafam.. geri dönüp çiçeği aldım.. tekrar girdim apartmana hızlı hızlı çıktım merdivenleri.. 2.kattaki dairemin kapısındayım.. yavaşça açtım kapıyı uyuyor olabilirdi çünkü.. uyandırmak istemiyordum.. yavaşça çantamı bıraktım.. ayakkabılarımı çıkardım.. kapıyı kapattığımda farketti beni..
+tatlımmm.
-ben geldiiiim...
yanına gittim.. oturma odasında oturuyordu.. elinde şiş yelek örüyordu.. yaklaşıp yanığına bir öpücük bıraktım.. bir elim arkada.. * sonra ona uzattım.. çok mutlu oldu. Oda beni öpüyorsun.. yerinden kalkmak istedi izin vermedim..
-sen otur ben vazoya koyarım..
+olmaz ya ben yaparım, dese de izin vermedim buna..
hemen gidip vitrinde duran boş vazoya biraz su doldurdum.. çiçekleri paketinden açıp vazoya yerleştirip salonun ortasındaki sehpanın üzerine koydum. güzel kokuları yayılsın diye odaya.. gelip uzandım dizine.. o an farkettim huzur bu işte.. mutluluk... sevgi.. evinde olmak.. elindekileri bıraktı hatunum tehlike yaratmayacak bir yere.. gözlerinin içi gülüyordu.. içim huzurla doluyordu.. gözlerinin içi gülüyordu, içim mutlulukla doluyordu..
+nasıl geçti günün..
-iyiydi.. anlattım kısaca.. sizin nasıldı, dedim.. karnına bir öpücük koyarak.. çok yordu mu ufaklık bugün seni..
+sorma, bugün çok hareketliydi..
-bizimle tanışma zamanı yaklaşıyor ya ondan heyecanlıdır.. *
+bilmiyorum artık.. bugün çok tekmeledi anneyi dimi oğlum(eli karnında küçük bir yuvarlak çizdi)
-yapmaz öyle şey benim oğlum.. değil mi oğlum?
tekrar öptüm oğlumu.. sırt üstü döndüm.. parmakları saçlarımda geziyorken hatunumun öylece uyuyakalmışım.. huzur içinde..
Evet oğlum, bir gün o hatunu bulduğumda ya da o beni bulduğunda seni böyle bekleyeceğiz.. Heyecanla, merakla, sevgiyle, aşkla.. Seni çok özledim..
Baban..
bugünde yine aynı hisler içindeydim.. akşam 18.00i zor ettim.. son rötuşları da yapıp kapattım bilgisayarımı. masamı topladım.. kişisel eşyalarımı çantama doldurdum.. Dilimde bir şarkı kendim bile zor duyuyorum.. çantamı topladım, galiba hazırdım.. son bir kez masamın üstünü kontrol ettim unuttuğum bir şey var mı diye.. yok.. ceketimi aldım sandalyemin sırtından, kendi sırtıma geçirdim.. yakasını düzelttim.. mesaiye kalan arkadaşımla kolay gelsin dileyip çıktım ofisten.. asansöre yürüdüm, çağır tuşuna bastım.. o da ne az önce geçmiş benim olduğum kattan.. saatime baktım 16.05 amaan dedim kim bekleyecek şimdi.. merdivene yöneldim.. bir saniye bile geç kalmak istemiyordum hatunuma.. hızlı adımlarla * indim merdivenlerden.. çıktım iş merkezinden.. mükemmel bir hava kucakladı beni.. Son zamanlarda her şey güzel görünüyordu zaten gözüme.. gözlerimi kıstım çıkar çıkmaz.. güneş gözümü alıyordu çünkü.. ne kadar akşam saati de olsa havanın tam olarak kararmasına bir iki saat vardı.. yaz ayları böyle olurdu muğla'da.. gerçi türkiye geneli böyledir yaz aylarında * otoparka yöneldim sonra. Atladım arabama, çantamı yan koltuğa koydum.. kontağı çevirdimm.. çevirmemle radyoda açıldı.. o da ne incir çalıyor radyoda.. yüzüme bir gülümseme yerleşti bütün gün yüzümde asılı durana nazaran, biraz daha büyük.. radyoya eşlik ediyordum.. parmaklarım direksiyonda ritim tutuyordu.. sonra daha hareketli parçalar.. ah diyorum bu gün her şey benim yanımda * yol tenha, zaten oldum olası kalabalık olmamıştır buranın trafiği.. yolda bizim çiçekçiyi görüp yanaşıverdim önüne.. güzel bir demet yaptırdım.. çiçekleri toprakta severim bilirdi kadınım, hem dünyanın en güzel çiçeğine, çiçek götürmek anlamsızdı öyle derdim.. ama bir kereye mahsus sildim bu düşünceyi kafamdan.. Ona layık olmasa da alıdımm.. devam ettim zaman kaybetmeden.. 15 dk sürmüyordu evin otoparkına girmem.. saat 16.30 aracı parkedip girdim apartmana.. çiçeği araçta unuttuğumu farkettim.. ah şaşkın kafam.. geri dönüp çiçeği aldım.. tekrar girdim apartmana hızlı hızlı çıktım merdivenleri.. 2.kattaki dairemin kapısındayım.. yavaşça açtım kapıyı uyuyor olabilirdi çünkü.. uyandırmak istemiyordum.. yavaşça çantamı bıraktım.. ayakkabılarımı çıkardım.. kapıyı kapattığımda farketti beni..
+tatlımmm.
-ben geldiiiim...
yanına gittim.. oturma odasında oturuyordu.. elinde şiş yelek örüyordu.. yaklaşıp yanığına bir öpücük bıraktım.. bir elim arkada.. * sonra ona uzattım.. çok mutlu oldu. Oda beni öpüyorsun.. yerinden kalkmak istedi izin vermedim..
-sen otur ben vazoya koyarım..
+olmaz ya ben yaparım, dese de izin vermedim buna..
hemen gidip vitrinde duran boş vazoya biraz su doldurdum.. çiçekleri paketinden açıp vazoya yerleştirip salonun ortasındaki sehpanın üzerine koydum. güzel kokuları yayılsın diye odaya.. gelip uzandım dizine.. o an farkettim huzur bu işte.. mutluluk... sevgi.. evinde olmak.. elindekileri bıraktı hatunum tehlike yaratmayacak bir yere.. gözlerinin içi gülüyordu.. içim huzurla doluyordu.. gözlerinin içi gülüyordu, içim mutlulukla doluyordu..
+nasıl geçti günün..
-iyiydi.. anlattım kısaca.. sizin nasıldı, dedim.. karnına bir öpücük koyarak.. çok yordu mu ufaklık bugün seni..
+sorma, bugün çok hareketliydi..
-bizimle tanışma zamanı yaklaşıyor ya ondan heyecanlıdır.. *
+bilmiyorum artık.. bugün çok tekmeledi anneyi dimi oğlum(eli karnında küçük bir yuvarlak çizdi)
-yapmaz öyle şey benim oğlum.. değil mi oğlum?
tekrar öptüm oğlumu.. sırt üstü döndüm.. parmakları saçlarımda geziyorken hatunumun öylece uyuyakalmışım.. huzur içinde..
Evet oğlum, bir gün o hatunu bulduğumda ya da o beni bulduğunda seni böyle bekleyeceğiz.. Heyecanla, merakla, sevgiyle, aşkla.. Seni çok özledim..
Baban..
cem babanın, patlamamasına anlam getiremediğim güzide parçalarından birisi daha. baştan sona; hayat dersi verecek, adamın amına koyacak, toplumun kokuşmuş davranışlarına isyan ettirecek öğeler barındırır.
https://youtu.be/1DOfxXzbrOM
https://youtu.be/1DOfxXzbrOM
Gam, keder, elem, tasa, gurbet
Hasret, dertler geçip gider elbet
Bir merhaba, acı kahve, hatır sorma ve
Dostluklar sürer elbet.
Sımsıkı sev sen, sevmeyi
Bazen almadan da vermeyi
istanbul şehri malın olsa
Ölümden öteye köy yok ya.
Gün olur devran döner,
Akar seller kalır pullar, kavuşuruz
Eser yeller, yağar karlar,
Gelir bahar, açar güller koklaşırız.
Sultan Süleyman'a kalmamış,
Ha babam dönen şu dünya.
Babanın tapulu malı olsa,
Kefenin cebinde yer yok ya.
Papazın eşeğini kovala dur,
Ali'nin külahını Veli'ye uydur.
Aldat dur, aldan dur
Oğlum hayat bu mudur?
işte ağaç, işte deniz, işte toprak
işte, hayat budur oğlum...
Başını dik tut, hiç eğme sen
Aklına ve yüreğine güven.
Çağını bil, çağına yakış
Güzelliklerle yarış.
#Cemkaraca
#oğluma
Hasret, dertler geçip gider elbet
Bir merhaba, acı kahve, hatır sorma ve
Dostluklar sürer elbet.
Sımsıkı sev sen, sevmeyi
Bazen almadan da vermeyi
istanbul şehri malın olsa
Ölümden öteye köy yok ya.
Gün olur devran döner,
Akar seller kalır pullar, kavuşuruz
Eser yeller, yağar karlar,
Gelir bahar, açar güller koklaşırız.
Sultan Süleyman'a kalmamış,
Ha babam dönen şu dünya.
Babanın tapulu malı olsa,
Kefenin cebinde yer yok ya.
Papazın eşeğini kovala dur,
Ali'nin külahını Veli'ye uydur.
Aldat dur, aldan dur
Oğlum hayat bu mudur?
işte ağaç, işte deniz, işte toprak
işte, hayat budur oğlum...
Başını dik tut, hiç eğme sen
Aklına ve yüreğine güven.
Çağını bil, çağına yakış
Güzelliklerle yarış.
#Cemkaraca
#oğluma
Eşşoğlusu sen başımı belaya sokma da ne b.k yersen ye. Arabayı da yavaş kullan. Alkollü direksiyona hele bi otur bak ben sana ne yapıyorum.
sizi seviyorum sıpalarım. siz benim eşşoğlueşşeklerimsiniz !
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar