bugün
- naber lan hayatsızlar8
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz25
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak5
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak5
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- iyi geceler arkadaşlar5
- kabak tatlısını sevenler15
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- sikimin sürekli kalkması2
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- panama da kaybolan hollandalı kızlar5
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı5
- anın görüntüsü26
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 20272
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo4
- otel odasında intihar etmek6
- sigara içelim mi5
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- masterchef türkiye de elenen yarışmacı2
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- favori sözlüğünüz2
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- fingirdek sözlük erkeği6
- kızgın yağ yanığı4
- toplumsal buhran2
- alt haşortmanı4
- elektrik3
- kitap önerisi4
- taksim delisi cenk7
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- kaplan dayı tokat manyağı3
- afyonkarahisar da kayınbirader cinayeti2
- okan yalabık'ın son hali5
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- muşlettin bey ekselansları2
- demir yüklenmesi2
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- rafet el roman3
- sözlük yazarlarının gazları3
Diyecektim demesine de, 'peki hayatın boyunca kaç uzaylı gördün de nasıl olacaklarını biliyorsun' diye dalga geçeceksiniz.
Bunda da haklı olacaksınız. Ortalıkta bir uzaylı muhabbetidir gidiyor ama bugüne kadar başarıp da şöyle kanlı canlı bir uzaylı gören yok, uzaylılar tarafından kaçırıldığını ve ırzına geçildiğini ileri süren histerik Amerikan karılarını, ya da onları taş atıp kovalayan Türk köylülerini saymazsak...
işin matrağı, kabaca uzaylı denilip geçiliyor ama bunların hangi galaksinin hangi güneşinin hangi gezegeninden geldiklerini söyleyebilen de yok. Aralarında da epeyce fark olması gerekir. Öyle ya, niçin Andromedalılar, Siriuslulara benzesinler?
Fakat, hiçbir yerden hiçbir şekilde gelemeyeceklerini söyleyen var: Bilim.
Çünkü, rölativite, yani izafiyet, yani görecelik diye bir kuram var, üstelik daha 1919 yılında kanıtlandı.
Buna takılıp tökezlememek, Einstein'ın 'etrafından dolanıp arkasına geçmek için' bilim-kurgu yazarları, uzaylılara 'anti-gravite' gibi, yani çekim kanununa direnmek gibi numaralar atfediyorlar, onları 'uzay-zaman sürecindeki solucan deliklerinden' ya da 'kara delikten geçmek' gibi teorik fizik biliminin gerçekte uygulanamayacak bulgularından yararlandırıyorlar.
Bunların hepsi palavradır. Hiçbir uzaylı buralara gelemez, biz de oralara gidemeyiz.
Ancak bizim sistemimizde olmaları gerekir. Ya bilinen gezegenlerden birinde (ki bunların hiçbirinde hayat olamayacağı kanıtlandı), ya da sistemimizin henüz bilinmeyen, ya da eskiden bilinip de şimdi unutulmuş bir başka gezegeninde!
Ama bunu söyleyince de gülüyorsunuz canım kardeşim... Ya da aklınız basmıyor.
Evrende bizden başka canlılar, hem de akıllı canlılar, üstelik bizden daha ileri canlılar olması, istatistik bilimi açısından mümkün. Hatta, mümkün değil, muhakkak gibi. Olasılık oranı 1'e yakın.
Ancak bunlarla 'bizim aklımızın erdiği şekilde ve düzeyde' iletişim kurulamaz.
Kaldı ki, bunların, Hollywood sinemasının gösterdiği şekilde birtakım canlılar olamayacakları da kanıtlandı. Kim mi kanıtladı? 'Ergonomi' bilimi.
Yamru yumru, abullabut yürüyen sarsak canavarların, bırakın uzay aracı uçurmayı, herhangi bir teknoloji üretebilmeleri mümkün değil.
O canavarların öyle hareket etmeleri, sinemanın teknik sınırlamalarından kaynaklanıyor. Uzaylılar da, robotlar da, 'doğal insan hareketi verilemediği için' paytak paytak yürüyor, sersem sepelek davranıyorlar.
Elbette 'ciddi geçinen' filmlerden sözediyorum; 'Gora' gibi, uzay muzay filmi olmayan, uzay ve uzaylılar kavramından 'gırgır şamata yapabilmek' amacıyla yararlanan ve 'aslında Türk insanını eğlendirerek eleştirmek' amacını taşıyan güldürüleri geçiniz.
Amerikan uygarlığının bu uzaylı korkusu aslında 'Sovyet korkusunun' izdüşümüydü. Çocukluğumda okuduğum ve neredeyse satır satır hafızama çakılmış o müthiş 'Seyyareler Çarpışıyor' romanında, orta galaksiyi ele geçirmeye çalışan Şor Han, aslında Stalin'den başkası değildi!
Şimdi o korku dağıldı, bu sefer de meteor korkusu başladı. Bu da son derece gerçekçi ve haklı bir korkudur. Keferedeki 'Müslüman korkusu' da ayrı tabii!
Peki asıl amaç ne? Yalnızca sivilceli yeniyetmelere bilet kesip babalarının verdiği harçlıktan ayırdıkları paralarını almak mı?
Amerika, edebiyatıyla, sinemasıyla, yıllardır insanlığı 'bir şeye' hazırlıyor. Ki, gerçekleştiği zaman artık herkes kanıksamış olsun, doğal karşılasın ve Serdar Turgut'un da dün belirttiği gibi, kurtarıcı olarak Amerika'yı görsün.
Neye olduğunu söyleyeceğim ama ama bu kez de gene en başta Serdar dalga geçecek!
engin ardıç
Bunda da haklı olacaksınız. Ortalıkta bir uzaylı muhabbetidir gidiyor ama bugüne kadar başarıp da şöyle kanlı canlı bir uzaylı gören yok, uzaylılar tarafından kaçırıldığını ve ırzına geçildiğini ileri süren histerik Amerikan karılarını, ya da onları taş atıp kovalayan Türk köylülerini saymazsak...
işin matrağı, kabaca uzaylı denilip geçiliyor ama bunların hangi galaksinin hangi güneşinin hangi gezegeninden geldiklerini söyleyebilen de yok. Aralarında da epeyce fark olması gerekir. Öyle ya, niçin Andromedalılar, Siriuslulara benzesinler?
Fakat, hiçbir yerden hiçbir şekilde gelemeyeceklerini söyleyen var: Bilim.
Çünkü, rölativite, yani izafiyet, yani görecelik diye bir kuram var, üstelik daha 1919 yılında kanıtlandı.
Buna takılıp tökezlememek, Einstein'ın 'etrafından dolanıp arkasına geçmek için' bilim-kurgu yazarları, uzaylılara 'anti-gravite' gibi, yani çekim kanununa direnmek gibi numaralar atfediyorlar, onları 'uzay-zaman sürecindeki solucan deliklerinden' ya da 'kara delikten geçmek' gibi teorik fizik biliminin gerçekte uygulanamayacak bulgularından yararlandırıyorlar.
Bunların hepsi palavradır. Hiçbir uzaylı buralara gelemez, biz de oralara gidemeyiz.
Ancak bizim sistemimizde olmaları gerekir. Ya bilinen gezegenlerden birinde (ki bunların hiçbirinde hayat olamayacağı kanıtlandı), ya da sistemimizin henüz bilinmeyen, ya da eskiden bilinip de şimdi unutulmuş bir başka gezegeninde!
Ama bunu söyleyince de gülüyorsunuz canım kardeşim... Ya da aklınız basmıyor.
Evrende bizden başka canlılar, hem de akıllı canlılar, üstelik bizden daha ileri canlılar olması, istatistik bilimi açısından mümkün. Hatta, mümkün değil, muhakkak gibi. Olasılık oranı 1'e yakın.
Ancak bunlarla 'bizim aklımızın erdiği şekilde ve düzeyde' iletişim kurulamaz.
Kaldı ki, bunların, Hollywood sinemasının gösterdiği şekilde birtakım canlılar olamayacakları da kanıtlandı. Kim mi kanıtladı? 'Ergonomi' bilimi.
Yamru yumru, abullabut yürüyen sarsak canavarların, bırakın uzay aracı uçurmayı, herhangi bir teknoloji üretebilmeleri mümkün değil.
O canavarların öyle hareket etmeleri, sinemanın teknik sınırlamalarından kaynaklanıyor. Uzaylılar da, robotlar da, 'doğal insan hareketi verilemediği için' paytak paytak yürüyor, sersem sepelek davranıyorlar.
Elbette 'ciddi geçinen' filmlerden sözediyorum; 'Gora' gibi, uzay muzay filmi olmayan, uzay ve uzaylılar kavramından 'gırgır şamata yapabilmek' amacıyla yararlanan ve 'aslında Türk insanını eğlendirerek eleştirmek' amacını taşıyan güldürüleri geçiniz.
Amerikan uygarlığının bu uzaylı korkusu aslında 'Sovyet korkusunun' izdüşümüydü. Çocukluğumda okuduğum ve neredeyse satır satır hafızama çakılmış o müthiş 'Seyyareler Çarpışıyor' romanında, orta galaksiyi ele geçirmeye çalışan Şor Han, aslında Stalin'den başkası değildi!
Şimdi o korku dağıldı, bu sefer de meteor korkusu başladı. Bu da son derece gerçekçi ve haklı bir korkudur. Keferedeki 'Müslüman korkusu' da ayrı tabii!
Peki asıl amaç ne? Yalnızca sivilceli yeniyetmelere bilet kesip babalarının verdiği harçlıktan ayırdıkları paralarını almak mı?
Amerika, edebiyatıyla, sinemasıyla, yıllardır insanlığı 'bir şeye' hazırlıyor. Ki, gerçekleştiği zaman artık herkes kanıksamış olsun, doğal karşılasın ve Serdar Turgut'un da dün belirttiği gibi, kurtarıcı olarak Amerika'yı görsün.
Neye olduğunu söyleyeceğim ama ama bu kez de gene en başta Serdar dalga geçecek!
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com