bugün
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı29
- tai lung50
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması13
- gece gelen makarna yeme isteği10
- sözlükte cin var mı7
- kombin atıp erkek düşüren kız yazar5
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- claudian clouds15
- arkadaşlar neden böylesiniz8
- gece mezarlıkta cinlere şeker dağıtmak6
- büyü yapan sözlük yazarları11
- çin de doğmak3
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir8
- arkadaşlar bir şey dicem7
- demleme usulü makarna5
- eşşek gözlü sözlük yazarı5
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar7
- seviştikten sonra biz şimdi neyiz diyen cin3
- türkiyede doğmak2
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi9
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- nervio8
- singapur da doğmak2
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- şu an fingirdeşen yazarlar2
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi6
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- victor osimhen10
- salça yapan sözlük kızı10
- biliyorum ama soylemem4
- mucizelere inanıyor musunuz6
- geceye bir şiir bırak6
- enayimiknatisii21
- iyi geceler3
- ruhi çenet'in hasidikler videosu5
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- sedat pekmez2
- paris saint germain4
- kendini eleştirebilen insan7
- baba parasıyla artistlik yapmak5
- askerde yaşanılan zorluklar6
- dünyayı kimler yönetiyor4
- instagram da bazı fotoğrafların büyümemesi4
- gökten çikolata yağması4
- ruhi çenet4
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
- mentali bozuk sevgili3
- serdar ali çelikler2
- sözlükte feyk hesabı olan yazarlar4
hayat korkunç bir merhametsizlikle devam ediyor. ama biliyorum ki bu onun doğası. başka bir şey beklemek hatasına düşmüyorum. düşsem, düşebilsem keşke. mal bulmuş mağribi gibi saldıracağım hayallerin üzerine.
ellerimi kullanmamış engelleyen kadınlar... unuttum ellerimi. ooysa kendini sevmek, kendini okşamayı bilmek lazımdı. ya da birçoğu gibi başkasını okşarken bile aslında kendini seviyor olmayı. öğrenemedim. alışamadım. alışmatan korktum. kendime bile alışamadım. alışmaktan ürktüm. alışırsam severim diye.
seversem büsbütün tamamlanmaktan korktum çünkü. tamamlandığımı sanırsam diye çok korktum. sanmaktan uzak kalmak lazım. kendimden başka bütün sanmalara bu kadar açıkken hem de. diğerlerini sanmaya bu denli müptelayken hem de. ama sürmüyor sanmalarım da. sürse huzra ererim de alışırım. ama korkuyorum alışmaktan.
beni dinlerken ağlayan kadın, duyduklarına mı ağlıyor., yoksa duyamadıklarına mı? söylediklerin, sözlerin, sözcüklerin ondaki karşılığı benden çıkanların aynısı mı? ağzımdan çıktığı an ona ulaşana dek hiç değişmediğine emin olabilir miyiz? bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.biilmek için, bilmeye yönelik yapacağımız tüm konuşmalar, edeceğimiz tüm sözler de aynı akıbetin içine yuvarlanacak. ve ne yazık ki hiçbir zaman emin olamayacağız duyguların doğru biçimde, doğru yere aktığına. bildiğimiz, bildiğimizi sandığımız aslında bilmek istediğimiz olacak. bu, akışın yönünü kontrolümüzden çıkaracak. kim, kimin söylediğince anlayabilir ki? ya da gerçeklik tam anlmaıyla oluşsa hayallerin bekletildiği delikli kovayı doldurabilir mi? sevmeyi sürdürmek için bile deliğin açık olması gerkiyor. emdiğim memeler aslında onun mu? ona doğru uçmasını dilediği çocuk taslakları aslında benden çıkanlar mı? bir hayalden başka neye aşık olunabilir? tam bir buluma yırtıyor, paralıyor aşkı. belki de bir ölümlü, bir tanrı gibi ve bir tanrı kadar uzaklaştıkça bizden, aşkkın nesnesi olabiiliyor. aşk, tanrıya benzeyenden başkasına değil. başka nasıl tapınır ki bir insan bir diğerine? bir tanrıdan doğurmak istediğimiz bir ölümsüz bizi de ölümsüz kılabilir mi?
aslında memeleri ve orasının tüyleri dağıttı mürekkebimi. önce üzerine yazdım, sonra kağıda. o da kağıda yazdı. her yerini yazdı. mürekkep de, yazı da ona bulaştı. ben ikisine de... elleri kanlı bir katil gibiyim. sonra çocuklarım bulaştı kağıda, doğmamış çocuklarım. onun suyuyla benim çocuklarım karıştı kağıdın üzerinde.
en niihayetinde asıl isteğim, asıl istediğimiz tanrıyla sevişmekti. aldatma ihtimalimin olmadığı tek eşim o çünkü. kiminle olsam, oonunla oluyorum aslında ve onun çocuklarını taşıyorum kasıklarımda.
yok, yalnız kalmak istiyorum, soluğum kırılıyor, buzda donan sözcüklerle başım dertte. kaçarkken kaymam çünkü. dururken dengem siliniyor. akşamları sabaha kalın bir halatla tutturmayı çok seviyorum. halat, şiir ve intiharı çağrıştı
rıyor bana; iikisini de derin bir istekle seviyorum. şiir bitince duyduğum utku gibi olur mu? sahhne var, seyirci yok. oyun bittiğinde salona alınacaklar belki de. gelmeseler de olur, öfkemi görmeseler de...
"git" diyorum. ağladığını görüyorum, kendisi için ağlıyor. oysa bu onun kovuluşu değil. bu benim cennetten kovuluşum. bu benim onsuzluğa intiharım. görse, tutup kolumdan çekse. görse... halatı boynumdan çıkarsa, kendine taksa... * *
ellerimi kullanmamış engelleyen kadınlar... unuttum ellerimi. ooysa kendini sevmek, kendini okşamayı bilmek lazımdı. ya da birçoğu gibi başkasını okşarken bile aslında kendini seviyor olmayı. öğrenemedim. alışamadım. alışmatan korktum. kendime bile alışamadım. alışmaktan ürktüm. alışırsam severim diye.
seversem büsbütün tamamlanmaktan korktum çünkü. tamamlandığımı sanırsam diye çok korktum. sanmaktan uzak kalmak lazım. kendimden başka bütün sanmalara bu kadar açıkken hem de. diğerlerini sanmaya bu denli müptelayken hem de. ama sürmüyor sanmalarım da. sürse huzra ererim de alışırım. ama korkuyorum alışmaktan.
beni dinlerken ağlayan kadın, duyduklarına mı ağlıyor., yoksa duyamadıklarına mı? söylediklerin, sözlerin, sözcüklerin ondaki karşılığı benden çıkanların aynısı mı? ağzımdan çıktığı an ona ulaşana dek hiç değişmediğine emin olabilir miyiz? bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.biilmek için, bilmeye yönelik yapacağımız tüm konuşmalar, edeceğimiz tüm sözler de aynı akıbetin içine yuvarlanacak. ve ne yazık ki hiçbir zaman emin olamayacağız duyguların doğru biçimde, doğru yere aktığına. bildiğimiz, bildiğimizi sandığımız aslında bilmek istediğimiz olacak. bu, akışın yönünü kontrolümüzden çıkaracak. kim, kimin söylediğince anlayabilir ki? ya da gerçeklik tam anlmaıyla oluşsa hayallerin bekletildiği delikli kovayı doldurabilir mi? sevmeyi sürdürmek için bile deliğin açık olması gerkiyor. emdiğim memeler aslında onun mu? ona doğru uçmasını dilediği çocuk taslakları aslında benden çıkanlar mı? bir hayalden başka neye aşık olunabilir? tam bir buluma yırtıyor, paralıyor aşkı. belki de bir ölümlü, bir tanrı gibi ve bir tanrı kadar uzaklaştıkça bizden, aşkkın nesnesi olabiiliyor. aşk, tanrıya benzeyenden başkasına değil. başka nasıl tapınır ki bir insan bir diğerine? bir tanrıdan doğurmak istediğimiz bir ölümsüz bizi de ölümsüz kılabilir mi?
aslında memeleri ve orasının tüyleri dağıttı mürekkebimi. önce üzerine yazdım, sonra kağıda. o da kağıda yazdı. her yerini yazdı. mürekkep de, yazı da ona bulaştı. ben ikisine de... elleri kanlı bir katil gibiyim. sonra çocuklarım bulaştı kağıda, doğmamış çocuklarım. onun suyuyla benim çocuklarım karıştı kağıdın üzerinde.
en niihayetinde asıl isteğim, asıl istediğimiz tanrıyla sevişmekti. aldatma ihtimalimin olmadığı tek eşim o çünkü. kiminle olsam, oonunla oluyorum aslında ve onun çocuklarını taşıyorum kasıklarımda.
yok, yalnız kalmak istiyorum, soluğum kırılıyor, buzda donan sözcüklerle başım dertte. kaçarkken kaymam çünkü. dururken dengem siliniyor. akşamları sabaha kalın bir halatla tutturmayı çok seviyorum. halat, şiir ve intiharı çağrıştı
rıyor bana; iikisini de derin bir istekle seviyorum. şiir bitince duyduğum utku gibi olur mu? sahhne var, seyirci yok. oyun bittiğinde salona alınacaklar belki de. gelmeseler de olur, öfkemi görmeseler de...
"git" diyorum. ağladığını görüyorum, kendisi için ağlıyor. oysa bu onun kovuluşu değil. bu benim cennetten kovuluşum. bu benim onsuzluğa intiharım. görse, tutup kolumdan çekse. görse... halatı boynumdan çıkarsa, kendine taksa... * *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar