bugün
- yazarlara verilmiş lakaplar5
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek15
- ben geldim naneler19
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek8
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- sözlükte flörtleşmek18
- ferdi özbeğen9
- pandela43
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması6
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- sözlüğün gerizekalı kaynaması2
- 3 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı7
- devlet kim lan7
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- çok çişi gelen insan5
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- wednesdayin annesi8
- pandela tarzı entry gir6
- x in memeleri3
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz6
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı4
- kaçak bey kullanmayan elektrik5
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- azgın türbanlı10
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- gay oğlunu sevgilisiyle basan baba3
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak5
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- menekşe moru oje4
- mmm pandela poposu kocaman5
- izlenmiş en kusursuz film8
- sözlüğün kahve olması13
- sevgiliyle sevişirken akla ilyas salmanın gelmesi3
- sözlüğün zıvanadan çıkması4
- annenin ölmesi5
- ispanyol erkeklerini türk erkekleriyle takas etmek4
- 35 yaşında ölmek4
- alain delon vs cüneyt arkın5
- türklerin mal olduğunun ispatı2
- alttaki yazara aşık ol11
- neden entry girmiyorsunuz nereye kayboldunuz3
- rus edebiyatı vs türk edebiyatı3
- tai lung ile revani yemek4
- evlenmekten korkmak10
- dikkat dikkat tai lung kız11
- anın görüntüsü20
- türk müsün6
- günün iddaa kuponu2
- 2 temmuz 2026 portekiz hırvatistan maçı2
hayat korkunç bir merhametsizlikle devam ediyor. ama biliyorum ki bu onun doğası. başka bir şey beklemek hatasına düşmüyorum. düşsem, düşebilsem keşke. mal bulmuş mağribi gibi saldıracağım hayallerin üzerine.
ellerimi kullanmamış engelleyen kadınlar... unuttum ellerimi. ooysa kendini sevmek, kendini okşamayı bilmek lazımdı. ya da birçoğu gibi başkasını okşarken bile aslında kendini seviyor olmayı. öğrenemedim. alışamadım. alışmatan korktum. kendime bile alışamadım. alışmaktan ürktüm. alışırsam severim diye.
seversem büsbütün tamamlanmaktan korktum çünkü. tamamlandığımı sanırsam diye çok korktum. sanmaktan uzak kalmak lazım. kendimden başka bütün sanmalara bu kadar açıkken hem de. diğerlerini sanmaya bu denli müptelayken hem de. ama sürmüyor sanmalarım da. sürse huzra ererim de alışırım. ama korkuyorum alışmaktan.
beni dinlerken ağlayan kadın, duyduklarına mı ağlıyor., yoksa duyamadıklarına mı? söylediklerin, sözlerin, sözcüklerin ondaki karşılığı benden çıkanların aynısı mı? ağzımdan çıktığı an ona ulaşana dek hiç değişmediğine emin olabilir miyiz? bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.biilmek için, bilmeye yönelik yapacağımız tüm konuşmalar, edeceğimiz tüm sözler de aynı akıbetin içine yuvarlanacak. ve ne yazık ki hiçbir zaman emin olamayacağız duyguların doğru biçimde, doğru yere aktığına. bildiğimiz, bildiğimizi sandığımız aslında bilmek istediğimiz olacak. bu, akışın yönünü kontrolümüzden çıkaracak. kim, kimin söylediğince anlayabilir ki? ya da gerçeklik tam anlmaıyla oluşsa hayallerin bekletildiği delikli kovayı doldurabilir mi? sevmeyi sürdürmek için bile deliğin açık olması gerkiyor. emdiğim memeler aslında onun mu? ona doğru uçmasını dilediği çocuk taslakları aslında benden çıkanlar mı? bir hayalden başka neye aşık olunabilir? tam bir buluma yırtıyor, paralıyor aşkı. belki de bir ölümlü, bir tanrı gibi ve bir tanrı kadar uzaklaştıkça bizden, aşkkın nesnesi olabiiliyor. aşk, tanrıya benzeyenden başkasına değil. başka nasıl tapınır ki bir insan bir diğerine? bir tanrıdan doğurmak istediğimiz bir ölümsüz bizi de ölümsüz kılabilir mi?
aslında memeleri ve orasının tüyleri dağıttı mürekkebimi. önce üzerine yazdım, sonra kağıda. o da kağıda yazdı. her yerini yazdı. mürekkep de, yazı da ona bulaştı. ben ikisine de... elleri kanlı bir katil gibiyim. sonra çocuklarım bulaştı kağıda, doğmamış çocuklarım. onun suyuyla benim çocuklarım karıştı kağıdın üzerinde.
en niihayetinde asıl isteğim, asıl istediğimiz tanrıyla sevişmekti. aldatma ihtimalimin olmadığı tek eşim o çünkü. kiminle olsam, oonunla oluyorum aslında ve onun çocuklarını taşıyorum kasıklarımda.
yok, yalnız kalmak istiyorum, soluğum kırılıyor, buzda donan sözcüklerle başım dertte. kaçarkken kaymam çünkü. dururken dengem siliniyor. akşamları sabaha kalın bir halatla tutturmayı çok seviyorum. halat, şiir ve intiharı çağrıştı
rıyor bana; iikisini de derin bir istekle seviyorum. şiir bitince duyduğum utku gibi olur mu? sahhne var, seyirci yok. oyun bittiğinde salona alınacaklar belki de. gelmeseler de olur, öfkemi görmeseler de...
"git" diyorum. ağladığını görüyorum, kendisi için ağlıyor. oysa bu onun kovuluşu değil. bu benim cennetten kovuluşum. bu benim onsuzluğa intiharım. görse, tutup kolumdan çekse. görse... halatı boynumdan çıkarsa, kendine taksa... * *
ellerimi kullanmamış engelleyen kadınlar... unuttum ellerimi. ooysa kendini sevmek, kendini okşamayı bilmek lazımdı. ya da birçoğu gibi başkasını okşarken bile aslında kendini seviyor olmayı. öğrenemedim. alışamadım. alışmatan korktum. kendime bile alışamadım. alışmaktan ürktüm. alışırsam severim diye.
seversem büsbütün tamamlanmaktan korktum çünkü. tamamlandığımı sanırsam diye çok korktum. sanmaktan uzak kalmak lazım. kendimden başka bütün sanmalara bu kadar açıkken hem de. diğerlerini sanmaya bu denli müptelayken hem de. ama sürmüyor sanmalarım da. sürse huzra ererim de alışırım. ama korkuyorum alışmaktan.
beni dinlerken ağlayan kadın, duyduklarına mı ağlıyor., yoksa duyamadıklarına mı? söylediklerin, sözlerin, sözcüklerin ondaki karşılığı benden çıkanların aynısı mı? ağzımdan çıktığı an ona ulaşana dek hiç değişmediğine emin olabilir miyiz? bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.biilmek için, bilmeye yönelik yapacağımız tüm konuşmalar, edeceğimiz tüm sözler de aynı akıbetin içine yuvarlanacak. ve ne yazık ki hiçbir zaman emin olamayacağız duyguların doğru biçimde, doğru yere aktığına. bildiğimiz, bildiğimizi sandığımız aslında bilmek istediğimiz olacak. bu, akışın yönünü kontrolümüzden çıkaracak. kim, kimin söylediğince anlayabilir ki? ya da gerçeklik tam anlmaıyla oluşsa hayallerin bekletildiği delikli kovayı doldurabilir mi? sevmeyi sürdürmek için bile deliğin açık olması gerkiyor. emdiğim memeler aslında onun mu? ona doğru uçmasını dilediği çocuk taslakları aslında benden çıkanlar mı? bir hayalden başka neye aşık olunabilir? tam bir buluma yırtıyor, paralıyor aşkı. belki de bir ölümlü, bir tanrı gibi ve bir tanrı kadar uzaklaştıkça bizden, aşkkın nesnesi olabiiliyor. aşk, tanrıya benzeyenden başkasına değil. başka nasıl tapınır ki bir insan bir diğerine? bir tanrıdan doğurmak istediğimiz bir ölümsüz bizi de ölümsüz kılabilir mi?
aslında memeleri ve orasının tüyleri dağıttı mürekkebimi. önce üzerine yazdım, sonra kağıda. o da kağıda yazdı. her yerini yazdı. mürekkep de, yazı da ona bulaştı. ben ikisine de... elleri kanlı bir katil gibiyim. sonra çocuklarım bulaştı kağıda, doğmamış çocuklarım. onun suyuyla benim çocuklarım karıştı kağıdın üzerinde.
en niihayetinde asıl isteğim, asıl istediğimiz tanrıyla sevişmekti. aldatma ihtimalimin olmadığı tek eşim o çünkü. kiminle olsam, oonunla oluyorum aslında ve onun çocuklarını taşıyorum kasıklarımda.
yok, yalnız kalmak istiyorum, soluğum kırılıyor, buzda donan sözcüklerle başım dertte. kaçarkken kaymam çünkü. dururken dengem siliniyor. akşamları sabaha kalın bir halatla tutturmayı çok seviyorum. halat, şiir ve intiharı çağrıştı
rıyor bana; iikisini de derin bir istekle seviyorum. şiir bitince duyduğum utku gibi olur mu? sahhne var, seyirci yok. oyun bittiğinde salona alınacaklar belki de. gelmeseler de olur, öfkemi görmeseler de...
"git" diyorum. ağladığını görüyorum, kendisi için ağlıyor. oysa bu onun kovuluşu değil. bu benim cennetten kovuluşum. bu benim onsuzluğa intiharım. görse, tutup kolumdan çekse. görse... halatı boynumdan çıkarsa, kendine taksa... * *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar