bugün
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi7
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi5
- dem parti2
- gocunun freddy travması6
- ayşen gruda4
- pkk lılara af çıkması5
- victor osimhen8
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- namuslu filmi3
- cansever16
- futbol24
- 09 ağustos 2026 istanbul da sağanak ve rüzgar uyar2
- kışlık domates konservesi yapmak5
- okanınçükü2
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması5
- anın görüntüsü10
- aym memur emeklilerine seyyanen zam kararı3
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- galatasaray ın yine başını alması2
- çinliler4
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- okan buruk4
- naif insanlar4
- adnan oktar vs fethullah gülen2
- özgür özel3
- a9 tv2
- çirkef galatasaray5
- pocoyo daki pato'nun çok yakışıklı olması3
- almanya11
- katlanır bisiklet2
- ülke gündemini umursamamak4
- enflasyon hedefinin tutmaması4
- magnezyum ve colagen kullanmak6
- lisede kızlara şiir okuyanlar şimdi ne yapıyor3
- 9 ağustos 2026 gaziantep depremi3
- dünyanın 10 da birinin solak olması5
- galatasaray14
- zorunlu eğitim8
- sabah kahvesi5
- vfb stuttgart7
- bir bayanı kötü adamların elinden kurtarmak5
- italya7
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- fc internazionale milano6
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- günlük tutan erkek10
- ocakta doğmuş adamdan madam mı olur sorunsalı2
- borussia dortmund5
- cehennem3
Yeni bir sözcük kazanmışız da haberim yokmuş; netkolizm. Çok çarpıcı değil mi, insan hele de günde sekiz saatini bilgisayar başında geçiriyorsa, efendime söyleyeyim, üç dakikada bir elektronik postalarını kontrol ediyorsa –çoğunluğu çöp üstelik, çöp ayıklamak için harcanan vaktime bir ara kesinlikle acımalıyım- ve de mesela bilgisayar kilitlenince karalar bağlıyorsa, ‘netkolizm’ denen bu çağın kavramına iyi bir bakmak lazım. Babam bizi bundan beş-on yıl önce “telefonkolik evlatlarım” di- yerek severdi anımsıyorum, hey baba, artık abi kardeş netkolik olduk ne haber?
Netkolik olup olmadığınızı anlamak için sorular var. Erdal Kaplanseren yazmış. ilk soru şu; bir günü bile e-postalarınıza ve düzenli ziyaret ettiğiniz web sitelerine bakmadan, sanal arkadaşlarınızla sohbet etmeden geçiremiyor musunuz?
Hayır, geçiremiyorum vallahi. Ancak o arkadaşlar sanal değil, gerçekler ve fakat onlar da bilgisayarın başındalar, bir türlü toplaşamıyoruz, hava da sıcak zaten, herkes kendi konforunda, kendi hayatını yaşayıp bilgilendiriyor birbirini, ikonlar, fotoğraflar, şarkılar, doğum günü kartları yolluyor, öyle geçiyor günler…
Arada da çalışıyoruz, iş de yapıyoruz tabii, o kadar da değil…
ikinci soru da şu; bağlı olduğunuz e-gruptan ve online topluluktan kopma endişesi mi taşıyorsunuz? Hayır, bu yok bende. Yarı netkolik olsam da sizi daha da bilgilendirmek boynumun borcu tabii. Bakın ne diyor Erdal Kaplanseren; “Monitörün kapama düğmesine basıp camdaki yansımanıza bir bakın. Sonra, gününüzün ne kadarını bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. işyerinizde mesai boyunca online olduğunuz yetmezmiş gibi eve girer girmez bilgisayarın açma düğmesine basıyorsanız kritik seviyeye gelmiş bulunuyorsunuz demektir.” Camdaki yansımaya bakma fikri bana çok acıklı geldi, uygulama konusunda hiçbir istek duymuyorum ancak neredeyse 7 Eleven kadar açık olan bir bilgisayarım olduğundan evet, kritik bir noktaya gelmiş olduğumu kabul etmem lazım galiba.
Erdal Bey bu bağımlılığın çeşitlerini de yazmış, bazı ‘kritik noktayı çoktan aşanlar’ mesela çılgınca veri topluyor, bilgisayarında bunları biriktiriyormuş. Okumak için değil yani, sırf bütün bilgiler onda bulusun diye.
Hani bazı kadınlar vardır hiçbir kavanozu atmazlar, yüzlerce kavanozla öylece otururlar evlerinde, öyle gibi yani. Kimi siberseksüel bağımlı oluyorlarmış, nette cinsiyet değiştiriyorlarmış yani. Bir diğeri de siber ilişki bağımlılığı…
Evden çıkmayıp, aileyi de ihmal ederek, bilgisayar başında dostluk, aşk yaşayanlar yani. Bu aşamaya gelenler rehabilite edilmek zorunda tabii, durumları iyi değil.
Ben kendi adıma içim ferah olarak devam edeyim netkolikliğime en iyisi!
Hem böylesi telefonkolik olmaktan çok daha ucuz…
Ece Arar
Netkolik olup olmadığınızı anlamak için sorular var. Erdal Kaplanseren yazmış. ilk soru şu; bir günü bile e-postalarınıza ve düzenli ziyaret ettiğiniz web sitelerine bakmadan, sanal arkadaşlarınızla sohbet etmeden geçiremiyor musunuz?
Hayır, geçiremiyorum vallahi. Ancak o arkadaşlar sanal değil, gerçekler ve fakat onlar da bilgisayarın başındalar, bir türlü toplaşamıyoruz, hava da sıcak zaten, herkes kendi konforunda, kendi hayatını yaşayıp bilgilendiriyor birbirini, ikonlar, fotoğraflar, şarkılar, doğum günü kartları yolluyor, öyle geçiyor günler…
Arada da çalışıyoruz, iş de yapıyoruz tabii, o kadar da değil…
ikinci soru da şu; bağlı olduğunuz e-gruptan ve online topluluktan kopma endişesi mi taşıyorsunuz? Hayır, bu yok bende. Yarı netkolik olsam da sizi daha da bilgilendirmek boynumun borcu tabii. Bakın ne diyor Erdal Kaplanseren; “Monitörün kapama düğmesine basıp camdaki yansımanıza bir bakın. Sonra, gününüzün ne kadarını bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. işyerinizde mesai boyunca online olduğunuz yetmezmiş gibi eve girer girmez bilgisayarın açma düğmesine basıyorsanız kritik seviyeye gelmiş bulunuyorsunuz demektir.” Camdaki yansımaya bakma fikri bana çok acıklı geldi, uygulama konusunda hiçbir istek duymuyorum ancak neredeyse 7 Eleven kadar açık olan bir bilgisayarım olduğundan evet, kritik bir noktaya gelmiş olduğumu kabul etmem lazım galiba.
Erdal Bey bu bağımlılığın çeşitlerini de yazmış, bazı ‘kritik noktayı çoktan aşanlar’ mesela çılgınca veri topluyor, bilgisayarında bunları biriktiriyormuş. Okumak için değil yani, sırf bütün bilgiler onda bulusun diye.
Hani bazı kadınlar vardır hiçbir kavanozu atmazlar, yüzlerce kavanozla öylece otururlar evlerinde, öyle gibi yani. Kimi siberseksüel bağımlı oluyorlarmış, nette cinsiyet değiştiriyorlarmış yani. Bir diğeri de siber ilişki bağımlılığı…
Evden çıkmayıp, aileyi de ihmal ederek, bilgisayar başında dostluk, aşk yaşayanlar yani. Bu aşamaya gelenler rehabilite edilmek zorunda tabii, durumları iyi değil.
Ben kendi adıma içim ferah olarak devam edeyim netkolikliğime en iyisi!
Hem böylesi telefonkolik olmaktan çok daha ucuz…
Ece Arar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar