bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik6
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim26
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar13
- o 8 0 diyen biri vardı3
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- arabada sakso4
- nervio43
- fenerbahçeli yazarlar8
- abd ara seçimlerinin f35 ve caatsa'ya etkisi2
- terapi niteliğindeki şeyler8
- israil'in gazze de çadıra hava saldırısı2
- febelilerin herşeyi abartması3
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- iyi menemenin sırrı7
- sözlüğün en şık erkeği12
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi memenin sırrı7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- almanca bilmek5
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- galatasaray taraftarı2
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- siyah sütyen5
- kale3112 ifşa7
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- tarihin en kötü liverpollunu yenmek2
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- muslettin amca14
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- meme4
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- aleksey batrakov27
- sözlük kürdü55
- sözlük klasikleri12
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- anın görüntüsü32
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- aşk9
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- engineer288
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar5
Yeni bir sözcük kazanmışız da haberim yokmuş; netkolizm. Çok çarpıcı değil mi, insan hele de günde sekiz saatini bilgisayar başında geçiriyorsa, efendime söyleyeyim, üç dakikada bir elektronik postalarını kontrol ediyorsa –çoğunluğu çöp üstelik, çöp ayıklamak için harcanan vaktime bir ara kesinlikle acımalıyım- ve de mesela bilgisayar kilitlenince karalar bağlıyorsa, ‘netkolizm’ denen bu çağın kavramına iyi bir bakmak lazım. Babam bizi bundan beş-on yıl önce “telefonkolik evlatlarım” di- yerek severdi anımsıyorum, hey baba, artık abi kardeş netkolik olduk ne haber?
Netkolik olup olmadığınızı anlamak için sorular var. Erdal Kaplanseren yazmış. ilk soru şu; bir günü bile e-postalarınıza ve düzenli ziyaret ettiğiniz web sitelerine bakmadan, sanal arkadaşlarınızla sohbet etmeden geçiremiyor musunuz?
Hayır, geçiremiyorum vallahi. Ancak o arkadaşlar sanal değil, gerçekler ve fakat onlar da bilgisayarın başındalar, bir türlü toplaşamıyoruz, hava da sıcak zaten, herkes kendi konforunda, kendi hayatını yaşayıp bilgilendiriyor birbirini, ikonlar, fotoğraflar, şarkılar, doğum günü kartları yolluyor, öyle geçiyor günler…
Arada da çalışıyoruz, iş de yapıyoruz tabii, o kadar da değil…
ikinci soru da şu; bağlı olduğunuz e-gruptan ve online topluluktan kopma endişesi mi taşıyorsunuz? Hayır, bu yok bende. Yarı netkolik olsam da sizi daha da bilgilendirmek boynumun borcu tabii. Bakın ne diyor Erdal Kaplanseren; “Monitörün kapama düğmesine basıp camdaki yansımanıza bir bakın. Sonra, gününüzün ne kadarını bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. işyerinizde mesai boyunca online olduğunuz yetmezmiş gibi eve girer girmez bilgisayarın açma düğmesine basıyorsanız kritik seviyeye gelmiş bulunuyorsunuz demektir.” Camdaki yansımaya bakma fikri bana çok acıklı geldi, uygulama konusunda hiçbir istek duymuyorum ancak neredeyse 7 Eleven kadar açık olan bir bilgisayarım olduğundan evet, kritik bir noktaya gelmiş olduğumu kabul etmem lazım galiba.
Erdal Bey bu bağımlılığın çeşitlerini de yazmış, bazı ‘kritik noktayı çoktan aşanlar’ mesela çılgınca veri topluyor, bilgisayarında bunları biriktiriyormuş. Okumak için değil yani, sırf bütün bilgiler onda bulusun diye.
Hani bazı kadınlar vardır hiçbir kavanozu atmazlar, yüzlerce kavanozla öylece otururlar evlerinde, öyle gibi yani. Kimi siberseksüel bağımlı oluyorlarmış, nette cinsiyet değiştiriyorlarmış yani. Bir diğeri de siber ilişki bağımlılığı…
Evden çıkmayıp, aileyi de ihmal ederek, bilgisayar başında dostluk, aşk yaşayanlar yani. Bu aşamaya gelenler rehabilite edilmek zorunda tabii, durumları iyi değil.
Ben kendi adıma içim ferah olarak devam edeyim netkolikliğime en iyisi!
Hem böylesi telefonkolik olmaktan çok daha ucuz…
Ece Arar
Netkolik olup olmadığınızı anlamak için sorular var. Erdal Kaplanseren yazmış. ilk soru şu; bir günü bile e-postalarınıza ve düzenli ziyaret ettiğiniz web sitelerine bakmadan, sanal arkadaşlarınızla sohbet etmeden geçiremiyor musunuz?
Hayır, geçiremiyorum vallahi. Ancak o arkadaşlar sanal değil, gerçekler ve fakat onlar da bilgisayarın başındalar, bir türlü toplaşamıyoruz, hava da sıcak zaten, herkes kendi konforunda, kendi hayatını yaşayıp bilgilendiriyor birbirini, ikonlar, fotoğraflar, şarkılar, doğum günü kartları yolluyor, öyle geçiyor günler…
Arada da çalışıyoruz, iş de yapıyoruz tabii, o kadar da değil…
ikinci soru da şu; bağlı olduğunuz e-gruptan ve online topluluktan kopma endişesi mi taşıyorsunuz? Hayır, bu yok bende. Yarı netkolik olsam da sizi daha da bilgilendirmek boynumun borcu tabii. Bakın ne diyor Erdal Kaplanseren; “Monitörün kapama düğmesine basıp camdaki yansımanıza bir bakın. Sonra, gününüzün ne kadarını bu şekilde geçirdiğinizi düşünün. işyerinizde mesai boyunca online olduğunuz yetmezmiş gibi eve girer girmez bilgisayarın açma düğmesine basıyorsanız kritik seviyeye gelmiş bulunuyorsunuz demektir.” Camdaki yansımaya bakma fikri bana çok acıklı geldi, uygulama konusunda hiçbir istek duymuyorum ancak neredeyse 7 Eleven kadar açık olan bir bilgisayarım olduğundan evet, kritik bir noktaya gelmiş olduğumu kabul etmem lazım galiba.
Erdal Bey bu bağımlılığın çeşitlerini de yazmış, bazı ‘kritik noktayı çoktan aşanlar’ mesela çılgınca veri topluyor, bilgisayarında bunları biriktiriyormuş. Okumak için değil yani, sırf bütün bilgiler onda bulusun diye.
Hani bazı kadınlar vardır hiçbir kavanozu atmazlar, yüzlerce kavanozla öylece otururlar evlerinde, öyle gibi yani. Kimi siberseksüel bağımlı oluyorlarmış, nette cinsiyet değiştiriyorlarmış yani. Bir diğeri de siber ilişki bağımlılığı…
Evden çıkmayıp, aileyi de ihmal ederek, bilgisayar başında dostluk, aşk yaşayanlar yani. Bu aşamaya gelenler rehabilite edilmek zorunda tabii, durumları iyi değil.
Ben kendi adıma içim ferah olarak devam edeyim netkolikliğime en iyisi!
Hem böylesi telefonkolik olmaktan çok daha ucuz…
Ece Arar
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar