bugün
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak10
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur13
- günün sözü8
- kemal kılıçdaroğlu vs bülent ecevit6
- çin de 2 çocuğunu camdan aşağıya atan cani anne3
- leş kaktüsü6
- cennet çamuru5
- göbek marul3
- nervio29
- anın görüntüsü27
- hatay da çürük domates satan suriyeli pazarcı3
- sözlüğün en ılık yazarı7
- bik bik'in gerçek yüzü5
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- sözlüğün yeni tasarımı23
- keyif kaçıran şeyler6
- ne bu fon vurgunu6
- gelmiş geçmiş en iyi futbolcu4
- ucuz atlatmak5
- sigara içmeyince sinirlenmek2
- akp'nin kemalistleşmesi5
- ona bir şey söyle2
- fon olayı reisi çok üzdü diyen akpli3
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- öyle yeme böyle ye2
- güncelleme sonrası oluşan gif yükleme hatası3
- samsak döveci9
- galatasaray amed operasyonu5
- iran kürtleri2
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- polo ralph lauren vs us polo assn3
- iranlı genç kızın annesinin adalet arayışı2
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- tinto brass12
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- aponun villası9
- ne yapıyorsun2
- aşk17
- rothschildin hayat bir anda değişebilir twiti2
- opel vectra b4
- paranın mutluluk getirmemesi7
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- masterchef 20263
- terhis oluyorum sözlük21
1300. yy.da türkistan'da yaşamış, kurduğu rasathanede uzayı ve yıldızları incelemiş, bir de yıldız haritası* çıkarmış fars kökenli bilim adamı.
Nasureddin Tusi, 1201 ile 1274 yıllarında yaşamış islam filozofu. Sözkonusu dönem, Moğol istilası sebebiyle Bağdad'da, bir yandan karanlık bir dönem bir yandan da önemli düşünce okullarının kurulduğu ve islam bilim kurumlarının açıldığı bir dönem oldu. Nasîrüddin Tûsî'de bu dönemde yetişmiş Şiî dünyasının tanınmış bir bilgesi olmuştur.
Nasîrüddin Tûsî, babasının ve dayısının etkisiyle erken yaşlardan itibaren kelâm, felsefe ve matematik ile ilgilenmeye başladı. Felsefi gelişmesinin belirli bir evresinde ibn-i Sina'nın işârât'ını okudu ve uzun yıllar bu metinle uğraştı. Bu uğraşmaların ardından en önemli eserlerinden biri sayılan Şerh-i işârât´ı kaleme aldı.
Kemalûddin Hâsip'ten matemetiği ve Burhanüddin Hamedanî'den hadisleri öğrendi. Pek çok bilgi dalıyla ilgilendi ve derinleşmeye çalıştı; tanınmış bilginler yetiştirdi (Allâme Hillî, Kutbüddin Şirvanî gibi).ismaili mezhebinden ve edebiyat, tasavvuf ve felsefe ilgilisi Nasîrüddin Ebu'l-Feth b.Mansûr'nin meclisinde yer aldı. Abbasi halifesi El-Mûtasım'ı öven bir kaside yazdıktan sonra araları açıldı ve sürgüne gönderildi.
Hasan Sabbah 'ın yedinci halefi Khudavend Alaüddin aracılığıyla Alamut kalesi'nde saklandı. Daha sonra, 1247'ye kadar, yarı tutuklu olarak Meymûn Daye kalesinde tutuldu. Moğolların kaleleri ele geçirmesiyle serbest kaldı. Moğol hükümdarı Hülâgu'nun müşaviri olarak görev aldı ve bütün bilimsel ve felsefi çalışmalarında ondan destek aldı. Ünlü Marâgâ Rasathanesini bu sırada kurdu ve bu kurum en büyük islam bilim kurumlarından biri olarak yer aldı. Rasathanenin yanında büyük bir kütüphane kurulması da gerçekleştirildi, burada dört yüz bin kitabın toplandığı sanılmaktadır. Hûlagü han bir yandan Bağdadı yakıp yıkan bir yandan da orada yeniden bilim kurumlarının kurulmasını destekleyen kişi oldu. Daha sonraki hükümdar Abaka Han tarafından da destek gördü ve yaşlılığında bu destek sayesinde önemli eserlerini üretti.
Nasîrüddin Tûsî, islam felsefesinde yeni bir felsefe ekolü ortaya koymamıştır, ancak yine de felsefi çalışmaları derinlik ve kapsamıyla etkili olmuş bir bilge olarak yer almıştır. Daha çok meşşai filozoflarının yolundan gitmiş olduğu söylenebilir, onların felsefi tezlerini Şiiliğin prensiplerine uyarlamaya çalıştı. islam dünyasında ilk defa bir sistematik etik kitabını yazan kişi oldu. Sisteminde Aristoteles'in ahlak ilkeleriyle Gazâli'nin mistik ve tasavufi ahlak düşünceleriyle bir arada değerlendirmeye çalıştı. Bir tür sentez arayışında oldu. Bu ahlak felsefesinin bir bölümünü de eğitim konusundaki düşünceleri oluşturmaktadır. Ona göre çocuğun doğumundan itibaren ona uygun bir ad verilmeli (çünkü adlar kader üzerinde etki yapar), iyi bir sütanneye sahip olmalı ve yetişme döneminde çocuk kötü huy edineceği ortamlardan korunmalıdır. Bu süreçte ona aklını kullanmasını ve akıl yoluyla elde edilen erdemleri sevmesini öğretmek gerekir. Arzularına hakim olmanın ve kendini tutmanın bir erdem olarak öğretilmesi gerekir. Bundan sonra ise çocuk hangi sanata ya da ilgiye yetenekli ise ona yönlendirilmeli ve özendirilmelidir. *
Nasîrüddin Tûsî, babasının ve dayısının etkisiyle erken yaşlardan itibaren kelâm, felsefe ve matematik ile ilgilenmeye başladı. Felsefi gelişmesinin belirli bir evresinde ibn-i Sina'nın işârât'ını okudu ve uzun yıllar bu metinle uğraştı. Bu uğraşmaların ardından en önemli eserlerinden biri sayılan Şerh-i işârât´ı kaleme aldı.
Kemalûddin Hâsip'ten matemetiği ve Burhanüddin Hamedanî'den hadisleri öğrendi. Pek çok bilgi dalıyla ilgilendi ve derinleşmeye çalıştı; tanınmış bilginler yetiştirdi (Allâme Hillî, Kutbüddin Şirvanî gibi).ismaili mezhebinden ve edebiyat, tasavvuf ve felsefe ilgilisi Nasîrüddin Ebu'l-Feth b.Mansûr'nin meclisinde yer aldı. Abbasi halifesi El-Mûtasım'ı öven bir kaside yazdıktan sonra araları açıldı ve sürgüne gönderildi.
Hasan Sabbah 'ın yedinci halefi Khudavend Alaüddin aracılığıyla Alamut kalesi'nde saklandı. Daha sonra, 1247'ye kadar, yarı tutuklu olarak Meymûn Daye kalesinde tutuldu. Moğolların kaleleri ele geçirmesiyle serbest kaldı. Moğol hükümdarı Hülâgu'nun müşaviri olarak görev aldı ve bütün bilimsel ve felsefi çalışmalarında ondan destek aldı. Ünlü Marâgâ Rasathanesini bu sırada kurdu ve bu kurum en büyük islam bilim kurumlarından biri olarak yer aldı. Rasathanenin yanında büyük bir kütüphane kurulması da gerçekleştirildi, burada dört yüz bin kitabın toplandığı sanılmaktadır. Hûlagü han bir yandan Bağdadı yakıp yıkan bir yandan da orada yeniden bilim kurumlarının kurulmasını destekleyen kişi oldu. Daha sonraki hükümdar Abaka Han tarafından da destek gördü ve yaşlılığında bu destek sayesinde önemli eserlerini üretti.
Nasîrüddin Tûsî, islam felsefesinde yeni bir felsefe ekolü ortaya koymamıştır, ancak yine de felsefi çalışmaları derinlik ve kapsamıyla etkili olmuş bir bilge olarak yer almıştır. Daha çok meşşai filozoflarının yolundan gitmiş olduğu söylenebilir, onların felsefi tezlerini Şiiliğin prensiplerine uyarlamaya çalıştı. islam dünyasında ilk defa bir sistematik etik kitabını yazan kişi oldu. Sisteminde Aristoteles'in ahlak ilkeleriyle Gazâli'nin mistik ve tasavufi ahlak düşünceleriyle bir arada değerlendirmeye çalıştı. Bir tür sentez arayışında oldu. Bu ahlak felsefesinin bir bölümünü de eğitim konusundaki düşünceleri oluşturmaktadır. Ona göre çocuğun doğumundan itibaren ona uygun bir ad verilmeli (çünkü adlar kader üzerinde etki yapar), iyi bir sütanneye sahip olmalı ve yetişme döneminde çocuk kötü huy edineceği ortamlardan korunmalıdır. Bu süreçte ona aklını kullanmasını ve akıl yoluyla elde edilen erdemleri sevmesini öğretmek gerekir. Arzularına hakim olmanın ve kendini tutmanın bir erdem olarak öğretilmesi gerekir. Bundan sonra ise çocuk hangi sanata ya da ilgiye yetenekli ise ona yönlendirilmeli ve özendirilmelidir. *
tusi tasavvurat'ında, ateizmin ve nihai bir ikliğin mantıki imkanını reddettikten sonra; farabi, ibn miskeveyh, ve ibn sina'nın aksine, rasyonel esaslar üzerinde mantık ve metafiziğin allah'ın varlığını ispat etme konusunda çok yetersiz kalacağını öne sürer. allah her ispatın nihai ilkesidir ve bu sebeple bütün mantık ve metafiziğin temeli olarak kendisi mantıki ispattan bağımsızdır. formel mantığın temel yasaları gibi , o ne ispata muhtaçtır ne de ona uygundur. o kozmik mantığın temel, zorunlu ve apaçık ilkesidir ve o'nun varlığı ispat edilmekten çok zorunlu olarak kabul edilir. ahlaki hayatın tetkikinden de benzer bir sonuca ulaşılır ve modern çağda kant'ın yaptığı gibi allah'ın varlığını ahlakın temel bir kaziyesi olarak görür. ispatın ispat olunan şeyin tam kavranmasını ifade ettiğini ve sonlu varlık olarak isanın ezeliyyeti içinde allah'ı kavramasının imkansız olması sebebiyle, o'nun varlığını ispatlamasının da imkansız olduğunu iddia eder..
(bkz: marağa rasathanesi)
hülağü hanın veziri, astronom, matematikçi alim. halifeyi esir alan hülagü hana çok iyi akıl vermesi ile bilinir. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com