bugün
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- günlük tutan erkek4
- yavrum diye hitap eden erkek4
- dar kot pantolon ile uyumak3
- kale3112 entry ni beğendi3
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- burunla blok flüt çalabilmek6
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- sevgilim popomun arasından kredi kartı çekti2
- kadın yazar çekme başlıkları6
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek2
- yeni tanıştığı kadına tatlım diyen adam2
- mine tugay3
- devalüasyon yakın mı2
- mustafa kemal2
- geldimgittim5
- tai lung12
- sineklik olmasına rağmen giren sinek3
- kısa aralıklarla kaka yapmak3
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- çerçeve yasanın adalet komisyonu ndan geçmesi2
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- şenay gürler3
- kiraz vs vişne4
- nasıl zengin olunur2
- sinek sokması3
- nazi sineması2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması11
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- çaylaktan dönüp geri çaylak olmak2
- gammazlığı alınan yazarın ilk söylemleri2
- dünyada her saniye iki kişinin ölmesi3
- kafaya kuş sıçması5
- lex luthor'un babası2
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır7
- üniversitede kızlara para yedirmek6
- hegelci giremez2
- silikon çekmek2
- ortega sedat2
- sözlükte kavga oluyor hissi3
- tak tak sedat2
- yeşil nohut3
- yazın çorap giyen insan3
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak3
- türkiye de iş hayatı3
- kadını kırbaçlamadan sevişemem ben2
- çarşının orta yerine sıçmak2
meali:
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
MÜDDESSiR: Örtünen, bürünen. Gizlenen. * Kur'an-ı Kerimde Peygamberimiz Resul-i Ekreme (A.S.M.) "Ey müddessir!" diye hitâb vardır."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar