bugün
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu19
- fatma betül sayan kaya30
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam6
- yeni sözlük açma fikri9
- yapay zekanın çok yapay olması8
- damla sakızlı muhallebi9
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek5
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- alexander nübel14
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- son 3 ayın en başarılı gammazları7
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- her şeyi bilen halk4
- boşanmak2
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi9
- henüz yolun başında olan yazarlar5
- seri katilin özellikleri2
- camilerdeki ayak kokusu4
- yaprak dökümü sonrası türkiye3
- 2017 orta paket passat vs 2024 full paket megane5
- kahve içerken piyasa yapmak3
- negatif insanları hayatına almamak2
- ciddiye alınmamak2
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak3
- ayrılıkçı kürtler2
- damat adayının yaprak dökümü oğuz gibi olması2
- masklavi felsefesi5
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması5
- fatma betülüm yapmaz9
- yarinin ayaklarını avuçlarında ısıtan sığır3
- kasım cömert tokayev2
- iyi menemenin sırrı22
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri8
- türk polisinin şefkatli kolları3
- sinirlenen dilenci kadın6
- ilgi istiyorum lan ilgi ilgi verin bana çabuk3
- kim cha eon11
- haram para5
- bojack horseman2
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban5
- hayati yazıcı4
- gammaz olacağıma2
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- götü yere yakın olandan korkacaksın4
- sabahları nefret edilen şeyler7
- fahriye2
- irancılar3
- abd de bıçaklar çekildi iddiası4
meali:
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
MÜDDESSiR: Örtünen, bürünen. Gizlenen. * Kur'an-ı Kerimde Peygamberimiz Resul-i Ekreme (A.S.M.) "Ey müddessir!" diye hitâb vardır."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar