bugün
- osuruktan şiirler89
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- tai lung13
- dolar isterse 100 olsun40
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- victor osimhen20
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- g i l d e d l i l y28
- kapıma beyaz toros gelseydi eğer11
- kadınınızı çalıştırır mısınız14
- nasıl birisiniz15
- diamond bosphorus8
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- nah sana oy17
- kürtler8
- 185 ve üstü kadınların çok havalı olması8
- beybi leydi7
- velvet mi güzel g'i l d'e d l'i l y mi8
- uludağ sözlük bakanlıkları3
- kadın olmanın çok güzel bir şey olması6
- game of thrones taki kerhaneci16
- velvet48
- türk solcusu6
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- gürcistan göçmenleri13
- simko320
- yeni parti de bölünebilir10
- allah her şeyden çok tevhidi önemsiyor6
- tai lung mu güzel g'i l d'e d l'i l y mi6
- evde kalmış olan 24 yaşında kız5
- ısrarla ne iş yaptığını soran insanlar4
- güzel kızların mutsuz olması5
- osimhen lukaku vlahovic salah5
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- miras davası5
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi10
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- ankara6
- anne2
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- almancıları sevmemek11
- 195 boyunda 134 kilo minnoş kalpli erkek5
- ölmedeyiz uludağ sözlük12
- arkadaşlar ben mi selena gomez mi5
- öcalan isterse savunma bakanı olsun10
- kliniğe gittim klinikten geldim10
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- erkek evi tek başına geçindirmek zorunda değildir6
- boşanma davası ne kadar sürer4
meali:
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
MÜDDESSiR: Örtünen, bürünen. Gizlenen. * Kur'an-ı Kerimde Peygamberimiz Resul-i Ekreme (A.S.M.) "Ey müddessir!" diye hitâb vardır."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar