bugün
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın21
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı12
- etek giyen erkek7
- kadınların erkekleşmesi4
- daha 17 teoman3
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- kadınlar mı döver erkekler mi4
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- manuel vites araba kullanan kadın4
- varoşların sevdaları gerçek olur çıkarsız2
- kadınların erkeklerde çok fazla kriter araması8
- sevgilisinin regl gunlerini hesaplayan erkek8
- mekke anlaşması7
- devalüasyon yakın mı9
- samsunspor2
- hurdacılık3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- günlük tutan erkek9
- kotor6
- böyle müslüman ülke olmaz olsun2
- kadınlar kötü araba kullanmaz diyen erkek2
- fenerbahçe de romelu lukaku gelişmesi3
- sözlükte kavga olacak hissi2
- yavrum diye hitap eden erkek7
- velvet hanım çay içelim mi6
- düğün dernekle evlenir kimseye duyurmadan boşanır11
- iki pedal olan bir arabada yanlış pedala basmak2
- filtreli fotoğraf paylaşan erkek8
- efesle tuborgu karıştırıp içmek8
- anın görüntüsü10
- kadın kocasının hizmetkarıdır4
- gulmekicinyaratilmis12
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- eğitiyorum ayağına işkence eden sensei4
- israil3
- ülkücüleri ciddiye almak3
- burunla blok flüt çalabilmek6
- sözlüğün en tipsiz kız yazarı2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması13
- bir günde 100 bayana merhaba demek3
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- kadın yazar çekme başlıkları6
- arkadaşlar lütfen bilgi içerikli entry girelim5
- ortega sedat3
- ümmetçilerin azerbaycan düşmanlığı2
- cersei lannister'in dincileri patlatması3
- cedicader'i gsli yapıyoruz kampanyası2
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- geldimgittim5
meali:
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar