bugün
- terhis oluyorum sözlük13
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi10
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım6
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- aşk15
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- grup vitamin4
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- bu başlıkta almanca entry giriyoruz7
- kezo etc2
- fatma betül sayan kaya28
- cumhurbaşkanı olmak istiyorum4
- kaç gammaz var9
- markaların whatsapptan mesaj atması2
- yolsuzluğun cevabını halk sandıkta verecek6
- isparta'ya gidip nervio ile kahve içmek11
- duş yağı5
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- sözlük yazarlarının olası meslekleri3
- fransa daki krizin ab'ye yayılma ihtimali2
- ne olursa masklavi akp'yi bırakır6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- bir şeyler söyle5
- sözlük açacak olsanız8
- carlsberg2
- 6 kasım 20183
- kale3112 kardeştir4
- istanbul9
- münafık7
- 6 kasım 20024
- hiçbir şeyden haberi olmayan tek adam8
- asansörde yukarı bakma refleksi5
- 7 kasım 20263
- batan gün kana benziyor2
- wundebar2
- mazide kalmış sözlük yazarları4
- yapay zekanın çok yapay olması8
- güne bir kitap alıntısı bırak5
- birbirini kollayan torba götlü yazarlar3
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek11
- kağıt çöpü ve plastik çöpü ayrılmalı2
- evlenmek istemek ama evlenecek birini bulamamak4
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş11
- alexander nübel14
- camilerdeki ayak kokusu7
- son 3 ayın en başarılı gammazları8
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü9
- iyi menemenin sırrı22
- frene basınca arabanın durması3
- dışarıdaki deli dalgaların gelip duvarı yalaması3
meali:
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
Ey (elbisesine) bürünen Peygamber!
Kalk da (kavmini Allahın azabı ile) korkut; (iman etmezlerse azaba uğrıyacaklarını kendilerine haber ver).
Rabbini yücelt, (Onu tenzîh et). Elbiseni de (daima) temiz tut.
Azaba vesile olan şeyleri terkde sebat et.
Az bir şey verib karşılığında çok şey isteme.
Rabbinin rızası için sabret.
O Sûra üfürüldüğü zaman,
işte o kıyâmet vakti çok şiddetli bir gündür; kâfirlere hiç kolay değildir.
(Mal ve evlâdsız olarak) tek başına yarattığım o kâfiri (Velid ibni Muğîreyi) bana bırak.
(Çırılçıplak yarattığım) bu adama da (sonra) uzun boylu mal verdim.
Hem (kendisi ile) hazır bulunan oğullar...
Ona nimet döşedim de döşedim...
Sonra da arzu eder ki, daha artırayım.
Hayır, (istediğine kavuşamaz) çünkü o, ayetlerimize karşı bir inkârcı idi.
Muhakkak ben, onu, meşakkatli bir azaba sardıracağım.
Çünkü o (Velid ibni Muğire), kendi kendine bir düşündü ve (zannınca peygambere söyliyecek sözünü) uydurub kurdu.
Kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!... (Peygambere nasıl sihirbaz dedi!...)
Sonra kahrolası ne biçim (söz) uydurdu!...
Sonra (döndü insanların yüzüne) baktı.
Sonra (söyliyecek söz bulamadığından) suratını astı ve kaşlarını çattı.
Nihayet (Peygambere ve ashabına) arka çevirdi ve kibirlendi de;
Şöyle dedi: - Bu ancak (başka sihirbazdan) öğrenilen bir sihirdir.
Muhakkak bu (kimsenin söylediği söz), bir insan sözüdür.
Ben de muhakkak onu (Velid ibni Muğîreyi) cehenneme sokacağım.
Hem (Ey Rasûlüm) bilir misin, nedir o cehennem!...
(insanların bedeninde et) bırakmaz, (kemik de) koymaz.
O cehennem, insanları yakıb kavurandır.
Üzerinde ondokuz melek var.
Biz o ateşin muhafızlarını hep meleklerden ibaret kıldık. Sayılarını da ancak kâfir olanlar için bir fitne yaptık, (zira on dokuz meleği azımsayarak onları helâk edebileceklerini sandılar); kendilerine kitab verilenler de Kuranın hak olduğuna inansınlar; (çünkü onların kitablarında da bu meleklerin sayısı on dokuzdur); müminlerin de imanlarını artırsın. Kendilerine kitab verilenlerle müminler (böylece) şüpheye düşmesinler. Kalblerinde bir maraz (nifak) bulunanlarla kâfirler de şöyle desin: - Allah bu sayı ile beraber hangi şeyi murad etmiştir? işte Allah dilediğini böyle şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını da ancak kendisi bilir. O cehennem de insanlar için ancak bir öğüddür.
Hayır, onlar öğüd almazlar!
Kamer hakkı için, Dönüb geldiği zaman, o gece hakkı için,
Ağardığı sıra o sabah hakkı için,
Muhakkak o cehennem, büyük belâlardan biridir;
Kocundurmak için insanları,
içinizden (hayırda) ileri gitmek, yahud geri kalmak istiyenleri...
Herkes kazandığına karşılık bir rehinedir; (hesabını doğru vermekle ancak kendisini kurtarabilir).
Ancak sağcılar (kitabları sağ ellerine verilenler),
Cennetlerdedirler; sorarlar.
Mücrimlerden; -Sizi cehenneme sokan nedir?
Onlar şöyle derler: - Biz namaz kılanlardan değildik,
Yoksula yedirmezdik,
Batıla dalanlarla beraber dalıyorduk,
Hesab gününü de yalan sayardık.
Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Fakat (o vakit) şefaatçilerin şefaatı onlara fayda vermez.
Böyle iken onlara (Mekke halkına) ne oluyor ki, Kurandan yüz çeviriyorlar.
Sanki ürkmüş yaban eşekleri;
Aslandan kaçmaktalar...
Doğrusu, onlardan her biri (Allah tarafından) kendisine okuyacak olduğu ayrı kitablar dağıtılmasını istiyor, (ki orada peygambere iman etmek gerektiğine dair Allahın emrini bulsun).
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, zannettikleri gibi değil,
Muhakkak O Kuran (Allahdan) bir öğüddür.
Artık dileyen kimse ondan öğüd alır.
Bununla beraber Allah dilemeyince öğüd almazlar; koruyacak da Odur, bağışlayacak da O...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com