bugün
- parayla saadet olması12
- evlenme masrafını balayında kullanmak8
- zengin olunca yapılacak ilk görgüsüzlük9
- karizmatik soyadları6
- amedspor19
- kürt sorunu12
- era7capone4
- iran düşmanlığı11
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması25
- konyada düğünde oynayan bikinili kız2
- bostanlı da kahve içip kitap okumak7
- evlenecek kız kalmaması13
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz8
- kot ceketin havalı olduğu yıllar4
- yulaf2
- yumurta2
- küpe takan erkek2
- flört yapay zekası5
- mutlu bey birader ila usual bey birader3
- altındaki 12 tl 74 kuruşluk zararımı kim ödeyecek6
- ama yeni parti tüzüğü11
- ingilizce3
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı27
- tüm dünya da malları alıp insanlığa eşit dağıtmak2
- dürüm yerken suikaste uğramak6
- yapay zekanın yazılımcıya etkisi3
- lamine yamal'a 1 milyar euro istenmesi4
- trump'a anket şoku4
- birader avanosta mı sorunsalı5
- tulumba tatlısı6
- eski türkiye'yi çok özledim4
- hoşlanılan kızın 6 erkekle çırılçıplak poz vermesi6
- iyi insan olmanın maliyeti2
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip19
- istanbulun en iyi mezarlığı2
- türk kızı11
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- sarapci koala60
- siyahi arkadaşla ankarada eve çıkmak4
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı8
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- sezai karakoç3
- anın görüntüsü18
- ressam irem gürdal soyut sanatçı2
- online toplantıda kamerayı açmamak2
- gocu30
- öyle bir sevişmek ki yatağın ağlaması5
- 1 eylül dünya barış günü3
- yeni adli yıl3
- 16 eylül 2026 milan benfica maçı3
kutsal kitaplardan biridir, okuduktan sonra uzun süre sessiz kalınasıdır. nietzsce adorno'yu tanısaydı, daha doğrusu onun yazınını bilseydi acaba ne düşünürdü? popper gibi bir ağacın yüzeysel yaklaşımına kulaklarını kapayarak okunduğunda minima moralia'da en çok bunu merak etmiştim. ve kitaptaki ilginç bir bölümde bu sorunun tersine cevap bulmuştum. metin aynen şöyle...
"gerçekliğin payını vermek amacıyla öznenin önce kendisine sonra da başkalarına zulmetmek zorunda kalmayan her iş en umutsuz uğraşma anlarında bile zevktir. verdiği özgürlük, burjuva toplumunun sadece dinlenme saatleri için ayırdığı ve sırf böyle sınıflandırdığı için aynı anda geri de almış olduğu özgürlüğün aynısıdır. buna karşılık, özgürlüğü tanımış olan herkes bu toplumun hoşgördüğü bütün eğlenceleri katlanılmaz bulacak ve burjuvanın "kültür" diye iş dışı saatlere havale ettiği kendi işinin dışında hiçbir zaman ikame zevke gönül indirmeyecektir. çalışırken çalış,oynarken oyna-baskıcı özdisiplinin ana kurallarından biri budur. çocuklarının eve iyi karne getirmesini onur sorunu yapan anababalar, çocuğun gece geç saatlere kadar okumasına ya da aşırı zihin zorlaması saydıkları faaliyetlere girişmesine en azından izin verme eğilimindeydiler. bu ahmaklıklarının içinden sınıflarının dehası konuşuyordu. ılımlılık ve ölçülülüğün makul insana en uygun erdem olduğunu öne süren ve Aristo'dan beri kişilerin eğitiminde başrolü oynayan doktrin, başka amaçların yanında,insanı birbirinden bağımsız işlevlere ayıran o toplumsal olarak zorunlu işbölümünün iyice perçinlenmesine de hizmet eder; o kadar ki, bu işlevlerin hiçbirinin aklına ötekilerin kapısını çalmak ve onlara insanı anımsatmak gelmemektedir. ama dış odadaki sekreterin telefona baktığı bir ofiste akşam beşe kadar masasında oturup da işi bittiğinde golf oynamaya giden bir Nietzsche de düşünemeyiz. toplumun basıncına karşı gerçek deneyimi hala mümkün kılan şey, zevkle işin kurnazca birbirine dolanması olabilir ancak. bur türden bir deneyim gittikçe toplumun hoşgörü sınırlarının dışına itilmektedir. düşünsel denen meslekler için de geçerlidir bu: ticari faaliyeti andırdıkları ölçüde her türlü haz öğesinden de yoksun kalıyorlardır. atomlaşma, sadece bireylerin birbirinden kopmasında değil, bireyin kendi içinde bölünmesinde ve yaşamının çeşitli alanları arasında duvarların belirlenmesinde gösterir kendini. hiçbir ruhsal doyum payı tanınmamalıdır işe ki, amaçlar bütünlüğü içindeki işlevsel alçakgönüllülüğünü yitirmesin; boş zamanın içine de hiçbir düşünce kıvılcımı karışmamalıdır ki, iş dünyasına sıçrayıp onu ateşe vermeye kalkmasın. yapıları açısından iş ve eğlence gittikçe birbirini daha çok andırmaya başladığı halde, aralarındaki ayrım da görünmez sınır çizgileriyle sürekli pekiştirilmektedir. sevinç ve zihin ikisinden de kovulmuştur: hüküm süren, vahşi ciddiyet ve sahte faaliyettir ikisinde de." (alıntı: minima moralia, bölüm no:84)
biraz daha sessizlik lütfen, sadece sessizlik...
"gerçekliğin payını vermek amacıyla öznenin önce kendisine sonra da başkalarına zulmetmek zorunda kalmayan her iş en umutsuz uğraşma anlarında bile zevktir. verdiği özgürlük, burjuva toplumunun sadece dinlenme saatleri için ayırdığı ve sırf böyle sınıflandırdığı için aynı anda geri de almış olduğu özgürlüğün aynısıdır. buna karşılık, özgürlüğü tanımış olan herkes bu toplumun hoşgördüğü bütün eğlenceleri katlanılmaz bulacak ve burjuvanın "kültür" diye iş dışı saatlere havale ettiği kendi işinin dışında hiçbir zaman ikame zevke gönül indirmeyecektir. çalışırken çalış,oynarken oyna-baskıcı özdisiplinin ana kurallarından biri budur. çocuklarının eve iyi karne getirmesini onur sorunu yapan anababalar, çocuğun gece geç saatlere kadar okumasına ya da aşırı zihin zorlaması saydıkları faaliyetlere girişmesine en azından izin verme eğilimindeydiler. bu ahmaklıklarının içinden sınıflarının dehası konuşuyordu. ılımlılık ve ölçülülüğün makul insana en uygun erdem olduğunu öne süren ve Aristo'dan beri kişilerin eğitiminde başrolü oynayan doktrin, başka amaçların yanında,insanı birbirinden bağımsız işlevlere ayıran o toplumsal olarak zorunlu işbölümünün iyice perçinlenmesine de hizmet eder; o kadar ki, bu işlevlerin hiçbirinin aklına ötekilerin kapısını çalmak ve onlara insanı anımsatmak gelmemektedir. ama dış odadaki sekreterin telefona baktığı bir ofiste akşam beşe kadar masasında oturup da işi bittiğinde golf oynamaya giden bir Nietzsche de düşünemeyiz. toplumun basıncına karşı gerçek deneyimi hala mümkün kılan şey, zevkle işin kurnazca birbirine dolanması olabilir ancak. bur türden bir deneyim gittikçe toplumun hoşgörü sınırlarının dışına itilmektedir. düşünsel denen meslekler için de geçerlidir bu: ticari faaliyeti andırdıkları ölçüde her türlü haz öğesinden de yoksun kalıyorlardır. atomlaşma, sadece bireylerin birbirinden kopmasında değil, bireyin kendi içinde bölünmesinde ve yaşamının çeşitli alanları arasında duvarların belirlenmesinde gösterir kendini. hiçbir ruhsal doyum payı tanınmamalıdır işe ki, amaçlar bütünlüğü içindeki işlevsel alçakgönüllülüğünü yitirmesin; boş zamanın içine de hiçbir düşünce kıvılcımı karışmamalıdır ki, iş dünyasına sıçrayıp onu ateşe vermeye kalkmasın. yapıları açısından iş ve eğlence gittikçe birbirini daha çok andırmaya başladığı halde, aralarındaki ayrım da görünmez sınır çizgileriyle sürekli pekiştirilmektedir. sevinç ve zihin ikisinden de kovulmuştur: hüküm süren, vahşi ciddiyet ve sahte faaliyettir ikisinde de." (alıntı: minima moralia, bölüm no:84)
biraz daha sessizlik lütfen, sadece sessizlik...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar