bugün
- kız arkadaş kiralamak8
- meal kuran değildir15
- bir dakikada yapılacak güzel yemekler3
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- gitarın sesinin bağlamadan yumuşak olması3
- iremga11
- sigarayı bırakmak4
- 8 ayda 20 nin üzerinde teklif alan erkek4
- arkadaşlar sizce nasıl olmuş3
- aylık 436 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- bankamatikler yanında bekleyen dilenci2
- hak mezheplerin hak olduğunu kim söylüyor3
- had bildirmek7
- afrika nasıl kalkınabilir15
- anomaly president2
- bennu gerede4
- nervio2
- arkadaşlar hesabımı silesim var ya4
- arkadaşlar bakar mısınız20
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- türkiye de giyim sektörü2
- enel hak6
- danimarka da askerlik süresinin 11 aya çıkarılması2
- zenci öğrenci3
- honda civic5
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- arkadaşlar çok mutluyum3
- türkiye de iş hayatı2
- siz ne anlarsınız2
- nude atmak2
- kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı4
- akp'nin türkiye'ye verdiği zararın kalıcı olması7
- ayetleri eğip büken kitle7
- çırılçıplak şekilde tabancayla ateş etmek3
- kpss sınav ücretinin 800 tl olması4
- koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur2
- derin mermerci3
- yazarların en son bitirdiği kitap13
- kart uzatınca nakit yok mu diyen esnaf3
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi11
- kayıp uygarlıklar4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz13
- bulgaristan5
- ekonomi13
- kadınların piç erkek tercihi4
- turşulu dondurma2
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği6
- 2028 avrupa kupası2
- neli dondurma seversiniz14
beğenilen, biçimli, düzenli, itibarlı kişiler için kullanılan bir sıfat olmakla birlikte bazı halklar yanlış anlayarak mahzun ve masum ile beraber görüldüklerini beyan etmişler ve ona göre de kullanmışlardır. yanlıştır efenim düzeltir özür dilerler bir ara.
Araplar, bilirsiniz, sade kahveye sade, şekerli kahveye maassükr, fakat orta kahveye de mazbut derler.
Aslında bunun fıkrası da vardır da, anlatanı oyarlar.
Mazbut, genel anlamıyla orta halli demektir ve Türk memurları bunu çok severler. Daha doğrusu, severmiş gibi yaparlar.
Örneğin, her ne kadar solcu geçinse de aslında Ankara bürokrasisinin mükemmel bir temsilcisi olan Zülfü Livaneli dostumuz, kendisi zengin bir hayat sürerken (elhak eserlerinden kazandığı helal parayla, gözümüz yok, güle güle harcasın) Türk halkına hep mazbut bir yaşam biçer... Sık sık gittiği Yunanistan'da halkın ne kadar orta halli olduğuna imrenip, niçin bizim de öyle olamadığımıza üzülür. Kaç kere yazmıştır bunu.
Zengin olduğu halde kendini orta sınıftan gibi göstermeye çalıştığından, Tarabya sırtlarındaki evine röportaj yapmaya gelen televizyonculara “yüzme havuzunu çekmeyin çocuklar” demiştir.
Türkiye ikiyüzlü bir ülkedir.
Türkiye'de herkes zengin olmak ister, bunun için didinir, kimisi bu uğurda suç da işler, beceremeyen de hiç olmazsa düşler, fakat sorarsan 'para kazanmak ayıp karşılanır'... Nedeni basit bir “haset” duygusudur, servet düşmanlığı falan değil. Yoksullar servetin varlığına değil, onun kendilerinde olmamasına kızarlar.
Sosyalizm insanlara yoksullukta eşitlik vaadettiği için tarihe karışmış, komünizm halkta yokluğun ve yoksulluğun yanısıra çok iyi yaşayan yeni ve çok da gaddar bir yönetici sınıf yarattığı için nefret kazanmış, Türk halkı sola hiçbir zaman işte bu nedenle yüz vermemiştir. Hele hele memur diktasını sol diye satmak isteyenlere hiç mi hiç güvenmemiştir.
Livaneli dostumuz kimsenin niçin mazbut olmak istemediğini bir türlü anlayamaz; çünkü bütün yönetici memurlar gibi halkın vahim ve vahşi tüketim açlığını es geçmiştir, Osmanlı da kendisine öğretilmemiştir.
Çünkü memur tüketmez, istese de tüketemez, bu yüzden de tüketeni ya kıskanır ya düşman kesilir.
Tüketmek fiiline bile hep olumsuz yönünden yaklaşmıştır solcu geçinen bürokrat yazarlar (örneğin ilhan Selçuk), bu onlarda hep kötü çağrışımlar yaratmıştır, yiyip bitirmek, ziyan etmek, falan.
Koskoca bir cihan imparatorluğunun çocuklarından mazbut olmalarını bekleyemezsiniz. Görkem özleyecekler ve arayacaklardır.
Yokluk canlarına tak demiştir ve sınıf değiştirmek isterler.
Köyünden kıçında yamalı donuyla gelip birkaç yıl içinde gecekondusunun yerine boktan da olsa bir apartman diken ve topraksızlıktan gayrımenkul sahipliğine geçiveren halkı sosyal konutlara tıkmak isteyen sosyalistler, her seçimde neye uğradıklarına bu yüzden şaşırmışlar ve şaşıracaklardır...
Dedesinin dedesi Viyana'yı yağmalayamadığı için, torun şimdi istanbul'u yağmalar. Hem de böylelikle, imparatorluk görkeminden kendisine pay vermemiş eski başkentten intikamını alır.
Halkımız mazbut olmaya yatkın değildir, o bir memur zavallılığıdır.
işte memurlar da, otuzlu ve kırklı yıllarda halka yaşattıkları yokluk ve yoksulluğun faturasını öderken sinirlenmekte, 'bu halk adam olmaz, kime oy vereceğini bilmez' safsatası buradan doğmaktadır.
Halk kime oy vereceğini çok iyi bilmektedir: Kapitalist kalkınmaya ve gelişmeye.
Çünkü böylelikle kendisine de akmasa da damlayacaktır.
Halk, aşırı sağcıların düşlerinde yer alan 'eski usul ahilik dayanışmasını' yani faşistlerin bir çare olarak sundukları 'korporatizmi' falan da çok gerilerde bırakmıştır, yememektedir.
Bunu gören, seçimi de kazanır, iktidara da gelir. 1950 yılında da böyle olmuştur, 1965 yılında da, 1983 yılında da, 2002 yılında da.
'Ekonomik gelişme tabana yansımıyor, dolayısıyla AKP düşecek' beklentisi bir memur avuntusudur ve gerçeği yansıtmaz.
Göremeyen de ya darbe ister, ya ağlamaya koyulur, ya halka küfür eder.
Ben de memur çocuğu olduğum için durup durup 'niçin bu memlekette doğru dürüst bir sol parti yok' diye yakınırım, olmamıştır ve olmayacaktır.
Arada kesintiye uğrasa, önüne atlılar çıksa da, kervan da bir şekilde yürür.
engin ardiç
Aslında bunun fıkrası da vardır da, anlatanı oyarlar.
Mazbut, genel anlamıyla orta halli demektir ve Türk memurları bunu çok severler. Daha doğrusu, severmiş gibi yaparlar.
Örneğin, her ne kadar solcu geçinse de aslında Ankara bürokrasisinin mükemmel bir temsilcisi olan Zülfü Livaneli dostumuz, kendisi zengin bir hayat sürerken (elhak eserlerinden kazandığı helal parayla, gözümüz yok, güle güle harcasın) Türk halkına hep mazbut bir yaşam biçer... Sık sık gittiği Yunanistan'da halkın ne kadar orta halli olduğuna imrenip, niçin bizim de öyle olamadığımıza üzülür. Kaç kere yazmıştır bunu.
Zengin olduğu halde kendini orta sınıftan gibi göstermeye çalıştığından, Tarabya sırtlarındaki evine röportaj yapmaya gelen televizyonculara “yüzme havuzunu çekmeyin çocuklar” demiştir.
Türkiye ikiyüzlü bir ülkedir.
Türkiye'de herkes zengin olmak ister, bunun için didinir, kimisi bu uğurda suç da işler, beceremeyen de hiç olmazsa düşler, fakat sorarsan 'para kazanmak ayıp karşılanır'... Nedeni basit bir “haset” duygusudur, servet düşmanlığı falan değil. Yoksullar servetin varlığına değil, onun kendilerinde olmamasına kızarlar.
Sosyalizm insanlara yoksullukta eşitlik vaadettiği için tarihe karışmış, komünizm halkta yokluğun ve yoksulluğun yanısıra çok iyi yaşayan yeni ve çok da gaddar bir yönetici sınıf yarattığı için nefret kazanmış, Türk halkı sola hiçbir zaman işte bu nedenle yüz vermemiştir. Hele hele memur diktasını sol diye satmak isteyenlere hiç mi hiç güvenmemiştir.
Livaneli dostumuz kimsenin niçin mazbut olmak istemediğini bir türlü anlayamaz; çünkü bütün yönetici memurlar gibi halkın vahim ve vahşi tüketim açlığını es geçmiştir, Osmanlı da kendisine öğretilmemiştir.
Çünkü memur tüketmez, istese de tüketemez, bu yüzden de tüketeni ya kıskanır ya düşman kesilir.
Tüketmek fiiline bile hep olumsuz yönünden yaklaşmıştır solcu geçinen bürokrat yazarlar (örneğin ilhan Selçuk), bu onlarda hep kötü çağrışımlar yaratmıştır, yiyip bitirmek, ziyan etmek, falan.
Koskoca bir cihan imparatorluğunun çocuklarından mazbut olmalarını bekleyemezsiniz. Görkem özleyecekler ve arayacaklardır.
Yokluk canlarına tak demiştir ve sınıf değiştirmek isterler.
Köyünden kıçında yamalı donuyla gelip birkaç yıl içinde gecekondusunun yerine boktan da olsa bir apartman diken ve topraksızlıktan gayrımenkul sahipliğine geçiveren halkı sosyal konutlara tıkmak isteyen sosyalistler, her seçimde neye uğradıklarına bu yüzden şaşırmışlar ve şaşıracaklardır...
Dedesinin dedesi Viyana'yı yağmalayamadığı için, torun şimdi istanbul'u yağmalar. Hem de böylelikle, imparatorluk görkeminden kendisine pay vermemiş eski başkentten intikamını alır.
Halkımız mazbut olmaya yatkın değildir, o bir memur zavallılığıdır.
işte memurlar da, otuzlu ve kırklı yıllarda halka yaşattıkları yokluk ve yoksulluğun faturasını öderken sinirlenmekte, 'bu halk adam olmaz, kime oy vereceğini bilmez' safsatası buradan doğmaktadır.
Halk kime oy vereceğini çok iyi bilmektedir: Kapitalist kalkınmaya ve gelişmeye.
Çünkü böylelikle kendisine de akmasa da damlayacaktır.
Halk, aşırı sağcıların düşlerinde yer alan 'eski usul ahilik dayanışmasını' yani faşistlerin bir çare olarak sundukları 'korporatizmi' falan da çok gerilerde bırakmıştır, yememektedir.
Bunu gören, seçimi de kazanır, iktidara da gelir. 1950 yılında da böyle olmuştur, 1965 yılında da, 1983 yılında da, 2002 yılında da.
'Ekonomik gelişme tabana yansımıyor, dolayısıyla AKP düşecek' beklentisi bir memur avuntusudur ve gerçeği yansıtmaz.
Göremeyen de ya darbe ister, ya ağlamaya koyulur, ya halka küfür eder.
Ben de memur çocuğu olduğum için durup durup 'niçin bu memlekette doğru dürüst bir sol parti yok' diye yakınırım, olmamıştır ve olmayacaktır.
Arada kesintiye uğrasa, önüne atlılar çıksa da, kervan da bir şekilde yürür.
engin ardiç
yeni bir yazarımız. hoş gelmiş.
ıstanbulda yasamayan bir istanbul beyefendisidir kendileri. arzederim.
bulduğu bir açığı her gördüğü yere yazan yazar. dağlara taşlara. şimdi geldi toplu mesaj çekti millete. noluyo lan dedim. cevap yazdım cevap vermedi. evi aradım babası açtı. dışarı çıktı dedi. duvarlara yazıyormuş şu sıralar.
(#5915193)
(#5915202)
onu bırak garibim bütün entrylerimi sıradan eksilemiş. ay yazık, kıyamam.
(#5915193)
(#5915202)
onu bırak garibim bütün entrylerimi sıradan eksilemiş. ay yazık, kıyamam.
büyük ihtimale kürtleri aşağilamak için yazdigi her entryden sonra bir de 31 çekerek kendini rahatlatan yazar.
kürtler hakkındaki düşüncelerine katılıp erdoğan hakkındaki düşüncelerine katılmadığım şahıs. öyle bir yazar.
#7257770 entrys'le ağlatan yazardır. Böyle bilinçli kişilerin olduğunu görmekte güzel.
(bkz: recep tayyip erdoğan ın mal varlığı/#7417856) entrysiyle 15 dakika kahkaha attırmış yazar.
allah iyiliğini versin.
allah iyiliğini versin.
(#11628462) entrysi ile güldüren yazar.
(#16727520)entrsiyle takdiri hak etmiş yazar. biraz geç fark ettik ama olsun güç olmasında, geç olsun demiş atalar.
1. Elegeçirilmiş, zaptedilmiş; düzenli, düzgün, beğenilen.
2. Bir yere yazılmış, deftere geçirilmiş; doğa olaylarından etkilenmeyecek biçimde korunmuş olan, muhafazalı.
3. Unutulmamış, hatırda kalmış
(bkz: ) http://mazbut.nedir.com/#ixzz2Imf8HK61 adamı ayar etmeyin itlik yapma yerimi lan burası bilgi verin sonra ne bok yerseniz yeyin. sözüm meclisteki halkalı lolipop olanlara.
2. Bir yere yazılmış, deftere geçirilmiş; doğa olaylarından etkilenmeyecek biçimde korunmuş olan, muhafazalı.
3. Unutulmamış, hatırda kalmış
(bkz: ) http://mazbut.nedir.com/#ixzz2Imf8HK61 adamı ayar etmeyin itlik yapma yerimi lan burası bilgi verin sonra ne bok yerseniz yeyin. sözüm meclisteki halkalı lolipop olanlara.
-elegeçirilmiş, işgal edilmiş.
-çok eskilerden kalan sapasağlam yapı.
-çok eskilerden kalan sapasağlam yapı.
MAZBUT: Zabtolunmuş, elegeçirilmiş. * Sağlam. * Yazılmış. Kaydedilmiş. Hatırda tutulmuş. Derli toplu. * Muhâfazalı. Korunmuş. * Belli, belirtilmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar