bugün
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- fusya şemsiyeli ve hipopotam6
- hilafetin türklere faydası18
- kız sanılan yazarlar9
- kibarhergele14
- masum sözlük kızları3
- kütüphanelerde risale'i nurlar olmalı4
- evde tekken yan odadan gelen khkaha ve ağlama sesi9
- george washington7
- sorusormayin7
- süpermarket dolabının arkasında 10 yıl ölü kalmak8
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- fenerbahçe adası4
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- sözlüğün kırbacı10
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı2
- pavyonları dönüştürmek5
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı12
- unutulmayan anılar2
- cehennemde sigara içme yasağı5
- ucan tekme atan hipopotam45
- ismet gurbuz bey bey3
- kuz3
- cuma namazına gitmeyen yazarlar silinsin8
- sohbet eder gibi entry yazan yazar5
- hangi yazarla çift olursunuz28
- berna laçin'in gözaltına alınması41
- lahana sarma turşusu3
- kuzum2
- erecto bey bey2
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir4
- özgür özel3
- yazarların sağlık sorunları7
- total war3
- her kararın başka bir ihtimali öldürmesi2
- karıncaların trafik sıkışıklığı yaşaması2
- whatsapp telegram discord grupları sözlüğü bitirdi18
- kırmızı ruj vs pembe ruj2
- 9 ekim 2026 gazetecilere operasyon4
- istanbul şu an güneşli 22 derece4
- patatesin her ortama uyum sağlaması5
- günün kitabı2
- hesabı siliyorum sözlük bir şey diyor musun19
- emniyet kemeri2
- dört gazeteciye fon iddiaları soruşturması2
- ya bi siktirin gidin15
- samimiyetin bir noktadan sonra hakarete dönüşmesi3
- yazar fake mi diye arkadaşlarına mesaj atmak35
- bir erkeğe ilk adım nasıl atılır18
- sözlükte eleştiri kaldıramayan küçük krallık19
yazım dili olarak muhteşem, epey estetik kaygılı, gayet güzel roman. gerisi alev alatlıdan gelsin,
"nabokov, romanı önce bir kısa hikâye olarak, volşebnik (büyücü) ismiyle 1939'da paris'te kaleme alıyor. karşımda duran oğlunun yakışıklı nahoş yüzünün çağrıştırdıklarından birisi de bu tarih: 1939. 1939 paris'i, büyük ekonomik kriz, ispanya iç savaşı, ikinci dünya savaşı. hitler avusturya'yı ilhak ededursun, adam lolita'yı yazıyor - viyana, paris'ten bir kol boyu uzakta. hitler polonya'yı işgal ededursun, adam lolita'yı yazıyor - varşova da paris'ten bir kol boyu uzakta. einsatzgruppen derlerdi, mobil ölüm üniteleri kol geizyorlardı. hitler gezici gaz otobüslerinde bir milyon üç yüz binden fazla polonya yahudisini o arada boğazlayadursun, adam lolita'yı yazıyor. ocak'ta barselona franco'nun faşislerine düşüyor, şubat'ta katalonya, mart'ta valencia, sonra madrid... adam lolita'yı yazıyor. yüz bin ispanyol fransa'ya sığınıyor, adam lolita'yı yazıyor. mussolini arnavutluk'u işgal ediyor, adam lolita'yı yazıyor. 1997 fransa basımı komünizmin kara kitabı, rusya, asya, orta avrupa ve üçüncü dünya komünist rejimlerinde sistematik olarak öldürülen yüz küsur milyon insanı belgeliyor, adam lolita'yı yazıyor.
dünya umurunda olmayan bir yazar, neden yazar? "
"nabokov, romanı önce bir kısa hikâye olarak, volşebnik (büyücü) ismiyle 1939'da paris'te kaleme alıyor. karşımda duran oğlunun yakışıklı nahoş yüzünün çağrıştırdıklarından birisi de bu tarih: 1939. 1939 paris'i, büyük ekonomik kriz, ispanya iç savaşı, ikinci dünya savaşı. hitler avusturya'yı ilhak ededursun, adam lolita'yı yazıyor - viyana, paris'ten bir kol boyu uzakta. hitler polonya'yı işgal ededursun, adam lolita'yı yazıyor - varşova da paris'ten bir kol boyu uzakta. einsatzgruppen derlerdi, mobil ölüm üniteleri kol geizyorlardı. hitler gezici gaz otobüslerinde bir milyon üç yüz binden fazla polonya yahudisini o arada boğazlayadursun, adam lolita'yı yazıyor. ocak'ta barselona franco'nun faşislerine düşüyor, şubat'ta katalonya, mart'ta valencia, sonra madrid... adam lolita'yı yazıyor. yüz bin ispanyol fransa'ya sığınıyor, adam lolita'yı yazıyor. mussolini arnavutluk'u işgal ediyor, adam lolita'yı yazıyor. 1997 fransa basımı komünizmin kara kitabı, rusya, asya, orta avrupa ve üçüncü dünya komünist rejimlerinde sistematik olarak öldürülen yüz küsur milyon insanı belgeliyor, adam lolita'yı yazıyor.
dünya umurunda olmayan bir yazar, neden yazar? "
erkeklerin yaşlanma belirtisini gösteren emeralerden biridir. yaş ilerledikce arzuladıkları küçük yaştaki kızlara verdikleri adtır.
--spoiler--
lolita, hayatimin isigi, kasiklarimin atesi. günahim, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru üç basamaklik bir yol alir, üçüncüsünde gelir dislere dayanir. lo-li-ta. lo-li-ta.
--spoiler--
seklinde bir giris cümlesi olan cok güzel bir Vladimir Nabokov kitabi.
lolita, hayatimin isigi, kasiklarimin atesi. günahim, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru üç basamaklik bir yol alir, üçüncüsünde gelir dislere dayanir. lo-li-ta. lo-li-ta.
--spoiler--
seklinde bir giris cümlesi olan cok güzel bir Vladimir Nabokov kitabi.
ankara mülkiyeliler birliği lokalinde menüde bulunan bir ana yemek..
Filmin bir sahnesinde, Jeremy Irons üst katta kaldığı odanın penceresinden hüzünlü gözlerle, yatılı okula gönderilen Lolita'nın gidişini seyretmektedir. Humbert'i farkeden Lolita koşarak evden içeri dalar ve merdivenleri tırmanmaya başlar. Jeremy Irons'un tam o anda odada onu beklerken ki ruh hali, pijamasını düzeltişi, heyecanı görülmeye değer doğrusu. Kesenlikle insanı rahatsız eden bir film..
vladimir nabokov'un 1955'te yayımlanmış ve büyük yankı uyandıran eseri. Eseri ingiliz bir hocamız bize getirdiğinde başta anlamadık,biz cahil bünyeler dalgaya bile vurduk işi. Kitabın ilk 3 paragrafını birlikte analiz ederken anladık ki tarz inanılmaz. Kitabı okumak için ilk 3 paragrafı okumanız yeterlidir. Türkçesi var mı bilmiyorum ama ingilizce okuyacaklar için kitap saf bir ingilizceyle yazılmış olmasına rağmen çoğu ingiliz için bile anlaşılması kolay değil.
Yaş ilerledikçe değere binen yaşı küçük karşı cins.
1997 yapımı olan filmi görülmeye değerdir. Erotik bir film diye bekleyenler boşuna umutlanmasın çünkü film hiç öyle olmamasının yanı sıra sonunda sizi ağlatabilir de. Filmin ası kesinlikle Jeremy Irons. Film hakkında küçük bir bilgi ; lolita rolü için Natalie Portman'a da teklif götürülmüş fakat o teklifi geri çevirmiş.
vladimir nabokov lolita isimli kitabıyla zamanında kitlelerin tu-kakasını kazanan, tabuları yıkan rus fakat ingilizce kitap yazan adam.
lolita sözcüğünü ilk kez vladimir nabokov ortaya atmıştır.
lolita kavramı o zamanlar ne ifade ederken yarım asır sonrasında ne ifade ediyor ne kadar ilginç.
(bkz: dilin yozlaşması)
lolita sözcüğünü ilk kez vladimir nabokov ortaya atmıştır.
lolita kavramı o zamanlar ne ifade ederken yarım asır sonrasında ne ifade ediyor ne kadar ilginç.
(bkz: dilin yozlaşması)
fevkalade bir girizgahı olan harika kitap.. oyle bir gaz verir ki o 3-5 cumle; harflerden olusmus her seyden tiksinmeye basladıgın bır donemde tum kıtabı okuma cesaretini kendınde bulursun. (burda da babalar gibi bir romanda giris bolumunun yerini ve onemını ogrendık arkadaslar, eveeeet. roman yazacaksanız buna dikkat edin sibuple)
vladımır nabokov, humbert'i oyle sunar kı bızlere, onun adı bır subyancı oldugunu aklımıza getıremeyız.. gundelık yasamda karsımıza cıkacak olsa buyuk bır ıgrenme duygusuyla bakacagımız (hatta levyeyle dalacagımız) sapkın adamı buyuk sevecenlikle olmasa da en azından sempatiyle ya hic olmadı empatiyle karsılamaya baslarız.. kendını hikayenın buyusune kaptırıp resmen humbert'ı sevecenlıkle karsılayanlarımızda kimi zaman
"ben de mi sapkınım lağhn ?" paranoyaları gorulur..(burada da edebıyatın gucu devreye gırıyor sevgılı dostlarım. roman yazacaksanız buna da dikkat edin. adam gibi yazın. oyle yazın kı okurunuz lanet olası bır subyancıya bıle hak verebılsın..)
sorun "oha kitap süper filmler nassı acebağ?" sorusunu kendımıze sordugumuzda baslar. büyük heyecanla ayaklarınız kıcınıza vura vura filmi kiralamaya gidersiniz. "donnie darko yok barcelona barcelona veriyim?" mottosunu benimsemis adam kendınden hıc beklenmeyecek bır manevrayla "lolita mı ? haaa dur bakıym.. aha varmıs" diyerekten elinize 97 versiyonunu tutusturur. (97 miydi ?) siz "ille de kubrick" olsun diye tutturursunuz fekat 1980'den itibaren olan filmler halihazırda dukkanda bulunmadıgı ıcın makus talıhınıze kufrederek elınızde adrian lyne versiyonuyla cıkarsınız.. hıc yoktan ıyıdır.
fılmdekı humbert kafanızdaki humbert'ı resmen sker atar, "bu ne lan" cemkirisleriyle bu kez kubrick versiyonunu bulmaya gidersiniz.. o kubricktir, hatta stanley kubricktir ve tek problemi arkasındakı o kocaman kıcı olan adrian'dan daha iyi is cıkaracagı asikardır. fekat bu kez de filmdeki lolita kafanızdaki lolita'yı sker atar.. "bu ne lan" demeye cekinerek, "neyse olm en azından quilty superdi.. ehe.. kem küm.." serzenisleriyle filmi kapatıp uyumaya gidersiniz. bundan sonra yanında vladimir nabokov ismi gecmeyen (gerci filmlerin kabında "nabokov'un eserinden uyarlandı" temalı yazılar vardı ama neysseah..) hicbir lolita'yla iliski kurmayacagınıza dair yemin edersiniz.. haha şaka lan aklıma bile gelmedi direkt uyudum.
kısaca kitabı cok cok cok acayip begendıysenız fılmlerı ızlemeyın. kıtabı okumadıysanız fılmlere tapabilirsiniz. ozellıkle de kubrick'in quilty'sine..
son olarak da sunları yazalım da bıtsın elım agrıdı abicim.
"lolita, hayatımın ısıgı, kasıklarımın atesi. gunahım, ruhum, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru uc basamaklık bır yol alır, ucuncusunde gelir dislere dayanır. lo-li-ta.
sabahları ayagında corabının teki, bir elli boyu ile lo idi, sadece lo. ayagında bol gundelık pantolonu ile lola. okulda dolly. kayıtlardaki noktalı cızgılerde dolores. ama benim kollarımda hep lolita idi."
inaf.
vladımır nabokov, humbert'i oyle sunar kı bızlere, onun adı bır subyancı oldugunu aklımıza getıremeyız.. gundelık yasamda karsımıza cıkacak olsa buyuk bır ıgrenme duygusuyla bakacagımız (hatta levyeyle dalacagımız) sapkın adamı buyuk sevecenlikle olmasa da en azından sempatiyle ya hic olmadı empatiyle karsılamaya baslarız.. kendını hikayenın buyusune kaptırıp resmen humbert'ı sevecenlıkle karsılayanlarımızda kimi zaman
"ben de mi sapkınım lağhn ?" paranoyaları gorulur..(burada da edebıyatın gucu devreye gırıyor sevgılı dostlarım. roman yazacaksanız buna da dikkat edin. adam gibi yazın. oyle yazın kı okurunuz lanet olası bır subyancıya bıle hak verebılsın..)
sorun "oha kitap süper filmler nassı acebağ?" sorusunu kendımıze sordugumuzda baslar. büyük heyecanla ayaklarınız kıcınıza vura vura filmi kiralamaya gidersiniz. "donnie darko yok barcelona barcelona veriyim?" mottosunu benimsemis adam kendınden hıc beklenmeyecek bır manevrayla "lolita mı ? haaa dur bakıym.. aha varmıs" diyerekten elinize 97 versiyonunu tutusturur. (97 miydi ?) siz "ille de kubrick" olsun diye tutturursunuz fekat 1980'den itibaren olan filmler halihazırda dukkanda bulunmadıgı ıcın makus talıhınıze kufrederek elınızde adrian lyne versiyonuyla cıkarsınız.. hıc yoktan ıyıdır.
fılmdekı humbert kafanızdaki humbert'ı resmen sker atar, "bu ne lan" cemkirisleriyle bu kez kubrick versiyonunu bulmaya gidersiniz.. o kubricktir, hatta stanley kubricktir ve tek problemi arkasındakı o kocaman kıcı olan adrian'dan daha iyi is cıkaracagı asikardır. fekat bu kez de filmdeki lolita kafanızdaki lolita'yı sker atar.. "bu ne lan" demeye cekinerek, "neyse olm en azından quilty superdi.. ehe.. kem küm.." serzenisleriyle filmi kapatıp uyumaya gidersiniz. bundan sonra yanında vladimir nabokov ismi gecmeyen (gerci filmlerin kabında "nabokov'un eserinden uyarlandı" temalı yazılar vardı ama neysseah..) hicbir lolita'yla iliski kurmayacagınıza dair yemin edersiniz.. haha şaka lan aklıma bile gelmedi direkt uyudum.
kısaca kitabı cok cok cok acayip begendıysenız fılmlerı ızlemeyın. kıtabı okumadıysanız fılmlere tapabilirsiniz. ozellıkle de kubrick'in quilty'sine..
son olarak da sunları yazalım da bıtsın elım agrıdı abicim.
"lolita, hayatımın ısıgı, kasıklarımın atesi. gunahım, ruhum, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru uc basamaklık bır yol alır, ucuncusunde gelir dislere dayanır. lo-li-ta.
sabahları ayagında corabının teki, bir elli boyu ile lo idi, sadece lo. ayagında bol gundelık pantolonu ile lola. okulda dolly. kayıtlardaki noktalı cızgılerde dolores. ama benim kollarımda hep lolita idi."
inaf.
Meşhur romanda Dolores Haze.
olayların kontrolüm dışında cereyan etmesi hasebiyle, 1997 versiyonunu izlemek gibi bir hata ettim.
nabokov'dan, kubrick'ten ve tüm lolitalardan özür dilerim!
nabokov'dan, kubrick'ten ve tüm lolitalardan özür dilerim!
günümüzde romanının konusunu örnek bile vermek taşlanma sebebiyken ellili yıllarda bunun yayımlanabilmesi gerçekten düşündürücü.
etkileyici bir roman, o ayrı.
etkileyici bir roman, o ayrı.
sabahın sekizinde izlenen, bazı gerçekçi diyalogları olsa da vakit kaybı bir jeremy irons filmi.
vladimir nabokov'un içimi acıtan romanı.
7. nesil yazarsa hemen mesaj atacağımdır. çok pis yazarım.
sikilebilitesi yüksek seksi ve güzel kızlardır.
diğer bir adıyla 'Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin itirafları' Vladimir Nabokov'un sıradışı mükemmel bir romanı. Le Monde'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi'nde 27inci sırayı almaktadır,dikkatinizi ayrıca celbederim.
--spoiler--
Hiçbir dilin sihirbazı, elinde dudak ısırtan bir ayna, siyah kadife perdeler ve örtük çağrışımlarla gelenekler olmadan, bir dilin sınırlarını frakının kuyruğunu sallayarak aşmayı başaramaz.
Vladimir Nabokov
--spoiler--
--spoiler--
Hiçbir dilin sihirbazı, elinde dudak ısırtan bir ayna, siyah kadife perdeler ve örtük çağrışımlarla gelenekler olmadan, bir dilin sınırlarını frakının kuyruğunu sallayarak aşmayı başaramaz.
Vladimir Nabokov
--spoiler--
söylediklerinde şaka yapıyorlar sanıyordum, meğer varmış ciddi ciddi böyle bir şarkı. hadi sadece olsa iyi, tuhaf bir şekilde takılıyor dile, olduk olmadık yerde o ne biçim manita, aman tanrııımm diye haykırıveriyor insan...
şarkının sözlerinden daha acı olan şeyse söz ve müziğin -sevgili- sezen aksunun oğlu mithatcan özer'e ait oluşudur. sen yıllarca güzel güzel sözler yaz insanları düşünceden melankoliye, melankoliden eğlenceye sürükle oğlun gitsin böyle sözler yazsın.
--spoiler--
ne kovaladığım belli
al yaş olmadan elli
--spoiler--
--spoiler--
ne kovaladığım belli
al yaş olmadan elli
--spoiler--
yazarlığını yeni farkettiğim şahsiyet.
bir külah markası.
dondurmacıda çalıştığım 4 gün içinde başımı belaya sokabileceğini düşündüğüm bir durumdu, fakat kimse dikkat etmedi herkes dondurmasını yedi. ne dikkatsizmiş millet anasını satayım, adam bir yediği dondurmanın külahının markasına bakar, demi?
dondurmacıda çalıştığım 4 gün içinde başımı belaya sokabileceğini düşündüğüm bir durumdu, fakat kimse dikkat etmedi herkes dondurmasını yedi. ne dikkatsizmiş millet anasını satayım, adam bir yediği dondurmanın külahının markasına bakar, demi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar