bugün
- hünkar beğendi vs alinazik7
- kova burcu erkeği akrep kadını4
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması7
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi6
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın9
- ganyan bayisine cilt bakımı yaptırıp giren erkek3
- en lezzetli balık21
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi4
- birikim yapmak5
- fransa'nın türkiye'ye atacağı gol sayısı3
- 24 eylül 20262
- queen ravenna'nın arabasını çalmak2
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız3
- padişaha ay saçmalama hünkarım diyen harem kadını2
- sifonun sızdırıyorsa kaçenzinyo2
- karton toplarken tırın altında kalmak3
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog2
- ellerim bos gonlum hos5
- acı gerçekler2
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin13
- yapay zeka mod entryde mala mal deyince siliyor2
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız9
- yabancı bir ülkede yabancı birinin evinde uyumak2
- lost vs prison break2
- nejat uygur2
- can holding'in 33 şirketini geri alması5
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı3
- arkadaşlar bi bakar mısınız6
- ne bakıyorsunuz yazsanıza3
- karınızı oto yıkamada yıkar mısınız3
- true nickli yazar24
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok29
- deprem2
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum11
- israil10
- dünya2
- sözlüğün kalitesinin bu aralar biraz düzelmesi3
- karşı cinsteki en itici özellik12
- sabahları nefret edilen şeyler10
- ben geldim naneler13
- erdoğan'ın new york ta iş adamlarıyla buluşması3
- dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri2
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek7
- çok seviyorsan birini2
- anın görüntüsü25
- gocu33
- garip bir rüya gördüm5
- karton toplarken cin musallat olması6
- mansur yavaş14
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
yazım dili olarak muhteşem, epey estetik kaygılı, gayet güzel roman. gerisi alev alatlıdan gelsin,
"nabokov, romanı önce bir kısa hikâye olarak, volşebnik (büyücü) ismiyle 1939'da paris'te kaleme alıyor. karşımda duran oğlunun yakışıklı nahoş yüzünün çağrıştırdıklarından birisi de bu tarih: 1939. 1939 paris'i, büyük ekonomik kriz, ispanya iç savaşı, ikinci dünya savaşı. hitler avusturya'yı ilhak ededursun, adam lolita'yı yazıyor - viyana, paris'ten bir kol boyu uzakta. hitler polonya'yı işgal ededursun, adam lolita'yı yazıyor - varşova da paris'ten bir kol boyu uzakta. einsatzgruppen derlerdi, mobil ölüm üniteleri kol geizyorlardı. hitler gezici gaz otobüslerinde bir milyon üç yüz binden fazla polonya yahudisini o arada boğazlayadursun, adam lolita'yı yazıyor. ocak'ta barselona franco'nun faşislerine düşüyor, şubat'ta katalonya, mart'ta valencia, sonra madrid... adam lolita'yı yazıyor. yüz bin ispanyol fransa'ya sığınıyor, adam lolita'yı yazıyor. mussolini arnavutluk'u işgal ediyor, adam lolita'yı yazıyor. 1997 fransa basımı komünizmin kara kitabı, rusya, asya, orta avrupa ve üçüncü dünya komünist rejimlerinde sistematik olarak öldürülen yüz küsur milyon insanı belgeliyor, adam lolita'yı yazıyor.
dünya umurunda olmayan bir yazar, neden yazar? "
"nabokov, romanı önce bir kısa hikâye olarak, volşebnik (büyücü) ismiyle 1939'da paris'te kaleme alıyor. karşımda duran oğlunun yakışıklı nahoş yüzünün çağrıştırdıklarından birisi de bu tarih: 1939. 1939 paris'i, büyük ekonomik kriz, ispanya iç savaşı, ikinci dünya savaşı. hitler avusturya'yı ilhak ededursun, adam lolita'yı yazıyor - viyana, paris'ten bir kol boyu uzakta. hitler polonya'yı işgal ededursun, adam lolita'yı yazıyor - varşova da paris'ten bir kol boyu uzakta. einsatzgruppen derlerdi, mobil ölüm üniteleri kol geizyorlardı. hitler gezici gaz otobüslerinde bir milyon üç yüz binden fazla polonya yahudisini o arada boğazlayadursun, adam lolita'yı yazıyor. ocak'ta barselona franco'nun faşislerine düşüyor, şubat'ta katalonya, mart'ta valencia, sonra madrid... adam lolita'yı yazıyor. yüz bin ispanyol fransa'ya sığınıyor, adam lolita'yı yazıyor. mussolini arnavutluk'u işgal ediyor, adam lolita'yı yazıyor. 1997 fransa basımı komünizmin kara kitabı, rusya, asya, orta avrupa ve üçüncü dünya komünist rejimlerinde sistematik olarak öldürülen yüz küsur milyon insanı belgeliyor, adam lolita'yı yazıyor.
dünya umurunda olmayan bir yazar, neden yazar? "
erkeklerin yaşlanma belirtisini gösteren emeralerden biridir. yaş ilerledikce arzuladıkları küçük yaştaki kızlara verdikleri adtır.
--spoiler--
lolita, hayatimin isigi, kasiklarimin atesi. günahim, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru üç basamaklik bir yol alir, üçüncüsünde gelir dislere dayanir. lo-li-ta. lo-li-ta.
--spoiler--
seklinde bir giris cümlesi olan cok güzel bir Vladimir Nabokov kitabi.
lolita, hayatimin isigi, kasiklarimin atesi. günahim, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru üç basamaklik bir yol alir, üçüncüsünde gelir dislere dayanir. lo-li-ta. lo-li-ta.
--spoiler--
seklinde bir giris cümlesi olan cok güzel bir Vladimir Nabokov kitabi.
ankara mülkiyeliler birliği lokalinde menüde bulunan bir ana yemek..
Filmin bir sahnesinde, Jeremy Irons üst katta kaldığı odanın penceresinden hüzünlü gözlerle, yatılı okula gönderilen Lolita'nın gidişini seyretmektedir. Humbert'i farkeden Lolita koşarak evden içeri dalar ve merdivenleri tırmanmaya başlar. Jeremy Irons'un tam o anda odada onu beklerken ki ruh hali, pijamasını düzeltişi, heyecanı görülmeye değer doğrusu. Kesenlikle insanı rahatsız eden bir film..
vladimir nabokov'un 1955'te yayımlanmış ve büyük yankı uyandıran eseri. Eseri ingiliz bir hocamız bize getirdiğinde başta anlamadık,biz cahil bünyeler dalgaya bile vurduk işi. Kitabın ilk 3 paragrafını birlikte analiz ederken anladık ki tarz inanılmaz. Kitabı okumak için ilk 3 paragrafı okumanız yeterlidir. Türkçesi var mı bilmiyorum ama ingilizce okuyacaklar için kitap saf bir ingilizceyle yazılmış olmasına rağmen çoğu ingiliz için bile anlaşılması kolay değil.
Yaş ilerledikçe değere binen yaşı küçük karşı cins.
1997 yapımı olan filmi görülmeye değerdir. Erotik bir film diye bekleyenler boşuna umutlanmasın çünkü film hiç öyle olmamasının yanı sıra sonunda sizi ağlatabilir de. Filmin ası kesinlikle Jeremy Irons. Film hakkında küçük bir bilgi ; lolita rolü için Natalie Portman'a da teklif götürülmüş fakat o teklifi geri çevirmiş.
vladimir nabokov lolita isimli kitabıyla zamanında kitlelerin tu-kakasını kazanan, tabuları yıkan rus fakat ingilizce kitap yazan adam.
lolita sözcüğünü ilk kez vladimir nabokov ortaya atmıştır.
lolita kavramı o zamanlar ne ifade ederken yarım asır sonrasında ne ifade ediyor ne kadar ilginç.
(bkz: dilin yozlaşması)
lolita sözcüğünü ilk kez vladimir nabokov ortaya atmıştır.
lolita kavramı o zamanlar ne ifade ederken yarım asır sonrasında ne ifade ediyor ne kadar ilginç.
(bkz: dilin yozlaşması)
fevkalade bir girizgahı olan harika kitap.. oyle bir gaz verir ki o 3-5 cumle; harflerden olusmus her seyden tiksinmeye basladıgın bır donemde tum kıtabı okuma cesaretini kendınde bulursun. (burda da babalar gibi bir romanda giris bolumunun yerini ve onemını ogrendık arkadaslar, eveeeet. roman yazacaksanız buna dikkat edin sibuple)
vladımır nabokov, humbert'i oyle sunar kı bızlere, onun adı bır subyancı oldugunu aklımıza getıremeyız.. gundelık yasamda karsımıza cıkacak olsa buyuk bır ıgrenme duygusuyla bakacagımız (hatta levyeyle dalacagımız) sapkın adamı buyuk sevecenlikle olmasa da en azından sempatiyle ya hic olmadı empatiyle karsılamaya baslarız.. kendını hikayenın buyusune kaptırıp resmen humbert'ı sevecenlıkle karsılayanlarımızda kimi zaman
"ben de mi sapkınım lağhn ?" paranoyaları gorulur..(burada da edebıyatın gucu devreye gırıyor sevgılı dostlarım. roman yazacaksanız buna da dikkat edin. adam gibi yazın. oyle yazın kı okurunuz lanet olası bır subyancıya bıle hak verebılsın..)
sorun "oha kitap süper filmler nassı acebağ?" sorusunu kendımıze sordugumuzda baslar. büyük heyecanla ayaklarınız kıcınıza vura vura filmi kiralamaya gidersiniz. "donnie darko yok barcelona barcelona veriyim?" mottosunu benimsemis adam kendınden hıc beklenmeyecek bır manevrayla "lolita mı ? haaa dur bakıym.. aha varmıs" diyerekten elinize 97 versiyonunu tutusturur. (97 miydi ?) siz "ille de kubrick" olsun diye tutturursunuz fekat 1980'den itibaren olan filmler halihazırda dukkanda bulunmadıgı ıcın makus talıhınıze kufrederek elınızde adrian lyne versiyonuyla cıkarsınız.. hıc yoktan ıyıdır.
fılmdekı humbert kafanızdaki humbert'ı resmen sker atar, "bu ne lan" cemkirisleriyle bu kez kubrick versiyonunu bulmaya gidersiniz.. o kubricktir, hatta stanley kubricktir ve tek problemi arkasındakı o kocaman kıcı olan adrian'dan daha iyi is cıkaracagı asikardır. fekat bu kez de filmdeki lolita kafanızdaki lolita'yı sker atar.. "bu ne lan" demeye cekinerek, "neyse olm en azından quilty superdi.. ehe.. kem küm.." serzenisleriyle filmi kapatıp uyumaya gidersiniz. bundan sonra yanında vladimir nabokov ismi gecmeyen (gerci filmlerin kabında "nabokov'un eserinden uyarlandı" temalı yazılar vardı ama neysseah..) hicbir lolita'yla iliski kurmayacagınıza dair yemin edersiniz.. haha şaka lan aklıma bile gelmedi direkt uyudum.
kısaca kitabı cok cok cok acayip begendıysenız fılmlerı ızlemeyın. kıtabı okumadıysanız fılmlere tapabilirsiniz. ozellıkle de kubrick'in quilty'sine..
son olarak da sunları yazalım da bıtsın elım agrıdı abicim.
"lolita, hayatımın ısıgı, kasıklarımın atesi. gunahım, ruhum, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru uc basamaklık bır yol alır, ucuncusunde gelir dislere dayanır. lo-li-ta.
sabahları ayagında corabının teki, bir elli boyu ile lo idi, sadece lo. ayagında bol gundelık pantolonu ile lola. okulda dolly. kayıtlardaki noktalı cızgılerde dolores. ama benim kollarımda hep lolita idi."
inaf.
vladımır nabokov, humbert'i oyle sunar kı bızlere, onun adı bır subyancı oldugunu aklımıza getıremeyız.. gundelık yasamda karsımıza cıkacak olsa buyuk bır ıgrenme duygusuyla bakacagımız (hatta levyeyle dalacagımız) sapkın adamı buyuk sevecenlikle olmasa da en azından sempatiyle ya hic olmadı empatiyle karsılamaya baslarız.. kendını hikayenın buyusune kaptırıp resmen humbert'ı sevecenlıkle karsılayanlarımızda kimi zaman
"ben de mi sapkınım lağhn ?" paranoyaları gorulur..(burada da edebıyatın gucu devreye gırıyor sevgılı dostlarım. roman yazacaksanız buna da dikkat edin. adam gibi yazın. oyle yazın kı okurunuz lanet olası bır subyancıya bıle hak verebılsın..)
sorun "oha kitap süper filmler nassı acebağ?" sorusunu kendımıze sordugumuzda baslar. büyük heyecanla ayaklarınız kıcınıza vura vura filmi kiralamaya gidersiniz. "donnie darko yok barcelona barcelona veriyim?" mottosunu benimsemis adam kendınden hıc beklenmeyecek bır manevrayla "lolita mı ? haaa dur bakıym.. aha varmıs" diyerekten elinize 97 versiyonunu tutusturur. (97 miydi ?) siz "ille de kubrick" olsun diye tutturursunuz fekat 1980'den itibaren olan filmler halihazırda dukkanda bulunmadıgı ıcın makus talıhınıze kufrederek elınızde adrian lyne versiyonuyla cıkarsınız.. hıc yoktan ıyıdır.
fılmdekı humbert kafanızdaki humbert'ı resmen sker atar, "bu ne lan" cemkirisleriyle bu kez kubrick versiyonunu bulmaya gidersiniz.. o kubricktir, hatta stanley kubricktir ve tek problemi arkasındakı o kocaman kıcı olan adrian'dan daha iyi is cıkaracagı asikardır. fekat bu kez de filmdeki lolita kafanızdaki lolita'yı sker atar.. "bu ne lan" demeye cekinerek, "neyse olm en azından quilty superdi.. ehe.. kem küm.." serzenisleriyle filmi kapatıp uyumaya gidersiniz. bundan sonra yanında vladimir nabokov ismi gecmeyen (gerci filmlerin kabında "nabokov'un eserinden uyarlandı" temalı yazılar vardı ama neysseah..) hicbir lolita'yla iliski kurmayacagınıza dair yemin edersiniz.. haha şaka lan aklıma bile gelmedi direkt uyudum.
kısaca kitabı cok cok cok acayip begendıysenız fılmlerı ızlemeyın. kıtabı okumadıysanız fılmlere tapabilirsiniz. ozellıkle de kubrick'in quilty'sine..
son olarak da sunları yazalım da bıtsın elım agrıdı abicim.
"lolita, hayatımın ısıgı, kasıklarımın atesi. gunahım, ruhum, lo-li-ta; dilin ucu damaktan dislere dogru uc basamaklık bır yol alır, ucuncusunde gelir dislere dayanır. lo-li-ta.
sabahları ayagında corabının teki, bir elli boyu ile lo idi, sadece lo. ayagında bol gundelık pantolonu ile lola. okulda dolly. kayıtlardaki noktalı cızgılerde dolores. ama benim kollarımda hep lolita idi."
inaf.
Meşhur romanda Dolores Haze.
olayların kontrolüm dışında cereyan etmesi hasebiyle, 1997 versiyonunu izlemek gibi bir hata ettim.
nabokov'dan, kubrick'ten ve tüm lolitalardan özür dilerim!
nabokov'dan, kubrick'ten ve tüm lolitalardan özür dilerim!
günümüzde romanının konusunu örnek bile vermek taşlanma sebebiyken ellili yıllarda bunun yayımlanabilmesi gerçekten düşündürücü.
etkileyici bir roman, o ayrı.
etkileyici bir roman, o ayrı.
sabahın sekizinde izlenen, bazı gerçekçi diyalogları olsa da vakit kaybı bir jeremy irons filmi.
vladimir nabokov'un içimi acıtan romanı.
7. nesil yazarsa hemen mesaj atacağımdır. çok pis yazarım.
sikilebilitesi yüksek seksi ve güzel kızlardır.
diğer bir adıyla 'Beyaz Irktan Dul Bir Erkeğin itirafları' Vladimir Nabokov'un sıradışı mükemmel bir romanı. Le Monde'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi'nde 27inci sırayı almaktadır,dikkatinizi ayrıca celbederim.
--spoiler--
Hiçbir dilin sihirbazı, elinde dudak ısırtan bir ayna, siyah kadife perdeler ve örtük çağrışımlarla gelenekler olmadan, bir dilin sınırlarını frakının kuyruğunu sallayarak aşmayı başaramaz.
Vladimir Nabokov
--spoiler--
--spoiler--
Hiçbir dilin sihirbazı, elinde dudak ısırtan bir ayna, siyah kadife perdeler ve örtük çağrışımlarla gelenekler olmadan, bir dilin sınırlarını frakının kuyruğunu sallayarak aşmayı başaramaz.
Vladimir Nabokov
--spoiler--
söylediklerinde şaka yapıyorlar sanıyordum, meğer varmış ciddi ciddi böyle bir şarkı. hadi sadece olsa iyi, tuhaf bir şekilde takılıyor dile, olduk olmadık yerde o ne biçim manita, aman tanrııımm diye haykırıveriyor insan...
şarkının sözlerinden daha acı olan şeyse söz ve müziğin -sevgili- sezen aksunun oğlu mithatcan özer'e ait oluşudur. sen yıllarca güzel güzel sözler yaz insanları düşünceden melankoliye, melankoliden eğlenceye sürükle oğlun gitsin böyle sözler yazsın.
--spoiler--
ne kovaladığım belli
al yaş olmadan elli
--spoiler--
--spoiler--
ne kovaladığım belli
al yaş olmadan elli
--spoiler--
yazarlığını yeni farkettiğim şahsiyet.
bir külah markası.
dondurmacıda çalıştığım 4 gün içinde başımı belaya sokabileceğini düşündüğüm bir durumdu, fakat kimse dikkat etmedi herkes dondurmasını yedi. ne dikkatsizmiş millet anasını satayım, adam bir yediği dondurmanın külahının markasına bakar, demi?
dondurmacıda çalıştığım 4 gün içinde başımı belaya sokabileceğini düşündüğüm bir durumdu, fakat kimse dikkat etmedi herkes dondurmasını yedi. ne dikkatsizmiş millet anasını satayım, adam bir yediği dondurmanın külahının markasına bakar, demi?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar