bugün

1920'lerin Parisi'nde kendinden bayağı söz ettirmiş olan gazetedir. Bu gazete; araştırma yazıları, metropolitan dedikoduları, uzun seri ilanları ve çarpıcı bazşyazıları ile ün yapmıştı. Ayrıca, sık sık büyük sorular ortaya atıp Fransız ünlülerini de bunlara yanıt vermeye çağırırdı. ''Kızınıza vereceğiniz en ideal eğitim nasıl olmalı ?'' bu sorulardan biriydi. ''Paris'teki trafik sorununu çözmek için ne gibi önerilerde bulunursunuz ? ''ise bir diğeri. 1922 yılında gazete, okurlarına çok daha kapsamlı bir soru hazırlamıştı.

'-Amerikalı bir bilim adamı, dünyanın sonunun yaklaştığını, en azından Avrupa kıtasının büyük bir bölümünün kesinlikle yitip gideceğini belirtiyor. Felaket öyle ani gelecek ki, yüzmilyonlarca insanın ölümü kaçınılmaz olacak. Eğer bu tahmin kesinlikle doğru olsaydı, felaket haberinin duyurulduğu anla felaket anı arasında geçen süre içinde insanlar haberden nasıl etkilenirlerdi? Ve siz hayatta olduğunuz son dakikalarda ne yapardınız?

cevabı istenen ünlülerden biri de proust'du. bu soruya o dönemin ünlü yazarı marcel proust şu cevabı vermişti.

''Dediğiniz gibi ölüme çok yakın olsaydık hayat gözümüze birdenbire harikulade görünürdü herhalde. Düşünün, o-kendi yaşamımız- bizdenneleri esirgiyor; projeler, yolculuklar, aşk ilişkileri, yapacağımız çalışmalar, hepsi gelecek günlerden emin olmanın verdiği tembellikle bulanıklaşıyor, sürekli erteleniyor.

Ama bunların hiçbirini bir daha asla yapamayacak olsak, her şey ne kadar güzel olurdu! Ah! Şu felaket bir gelmese, ilk işimiz Louvre'un yeni galerilerini görmek, Bayan X'in ayaklarına kapanmak, Hindistan'a bir yolculuk yapmak olacak.

Felaket gelmez ve biz bu planları asla gerçekleştirmeyiz çünkü yeniden günlük yaşamın tam ortasında buluruz kendimizi. Kayıtsızlığımız arzularımızı öldürür. Aslında bugünü yaşamayı sevmek için felaket haberlerine gereksinim duymamalıyız. insan olduğumuzu ve ölümle her an yüzyüze olduğumuzu bilmek yeterli olmalı bunu becermek için.''
© copyright 2005 - 2026