bugün
- hikayeyi devam ettir54
- mezoterapi12
- sokakta kavga teknikleri16
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak9
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- geceleri uyutmayan dertler3
- yeni parti49
- nickten isim tahmini yapmak72
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- kaos show4
- arkadaşlar bakar mısınız28
- çekirge7
- sözlük yazarlarının saatleri10
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek3
- 31 yaş sendromu5
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- abaddon2
- enteresan neden kavga yok6
- kavganın kazananı yoktur6
- üç harflilerden korkmak5
- tai lung26
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- arkadaşlar iyi geceler4
- kürk giyen erkek6
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- geceye bir şarkı bırak14
- tekne turu11
- uysaljakoben17
- 32 yaş sendromu3
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- pişi olsa da yesek3
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- türklerin islama göre yaşamaması5
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- evreşe yollarını dar olmaması4
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- büyük filmlerden büyük replikler2
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- zetina dikiş makinası2
küsmüş, dargın.
hande yener'in şarkısı. fettah can yazmıştır. o ise şarkının adını alem biliyor diye koymuştur.
acımız büyük unutamam
seni kaybettik
gidiyorsun yanında bir tek
yüreğin eksik
karalar giyip yas tutmamı
isteme benden
hep böyle kandırdın
inanmamı bekleme benden
senin bana küs olduğunda bile
koşarak geldiğini
bir tek ben değil
bir tek sen değil alem biliyor
kurallarım var
yalan söyleyemem
senden soğuduğumu
bir tek ben değil
bir tek sen değil
alem görüyor
https://www.youtube.com/watch?v=7OuUNN0xJ58
hande yener'in şarkısı. fettah can yazmıştır. o ise şarkının adını alem biliyor diye koymuştur.
acımız büyük unutamam
seni kaybettik
gidiyorsun yanında bir tek
yüreğin eksik
karalar giyip yas tutmamı
isteme benden
hep böyle kandırdın
inanmamı bekleme benden
senin bana küs olduğunda bile
koşarak geldiğini
bir tek ben değil
bir tek sen değil alem biliyor
kurallarım var
yalan söyleyemem
senden soğuduğumu
bir tek ben değil
bir tek sen değil
alem görüyor
https://www.youtube.com/watch?v=7OuUNN0xJ58
fettah can lavuğunun yorumu fena olmamıştır.
bu beni çok utandırıyor ama araba da gidiyor valla.
bu beni çok utandırıyor ama araba da gidiyor valla.
kayra ve saian gibi iki çok yetenekli rap şarkıcısının çok iyi ortak şarkısı.
sözleri;
kayra
kenara çekmişim bugün bi yokluk etkisinde
yükümü ben boşalttım hükümü giydiren bi çift gözümde
ben için kabul ve bencilim özür
nafileydi aklanır mı sancım acaba arada çıkta yüzümü güldür
günüme beni bi küstür ellerimde var sebep ve çok gülünçtür
öykünür bu insan ister olmasın mesafeler
fakat bu seller içime mesken olduğundan itibaren
anlarım ki ister hep sefiller
şimdi nerdeler desemde boş bir dükkanın camında
arka sayfalarda bir haber ve yokluğunda ben
olgun olmayan dönemde çok ağır basardı düş denen
şimdilerde dengeler kelam eden ve çare yok ki bende dinleyem
benden istenen evvelinde bana da karşılık verilmeyen
yoktu zati karşılıkta bekleyen isteğimde kafidir sebepler
aksi hiçbir eylem içine girmez gari parça toplayıpta bütünü bulmak istemez
belki günüme denk bütün ve bütünü bozmak istemez
hevesi kalmamış bu nefese suni teneffüs hiçbir yetki yetmez
midemizde pek deneysel etki tek sorunsa sebebi kimse bilmez
tahminim şudur ki bilse dahi fayda adam olup ta tesir etmez
bildiğim birşey var arkadaş bu iş bu tatla gitmez
saian sakulta salkım
canıma minnet saian sakulta cinnet
ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçicem
lazım gelen kanı da yeniden kendi ellerimle içicem
belki saf bir çocuk sevmek belki yinede herşeyden geçmek
bak nedenli sevilmiştim oysa hiç çiçek koparmamıştım ben
sevildiğimi o ? anlamıştım girdaplarla savrulsa da bak bu kalbim ha tek nüsha
kayra
tahminen bu işleyen düzende günümü mahveden
güven denense hep şakaklarımla dişlenen
eksilense mahvolan bir akşamın sonunda
hissedilmeyen bir memlekette özlem
artı kendi ekseninde yirmi artı yıl dönen bir ben
beni bilen bir ben beni biçen bir benve sende geliyosan dakka durmayam gidem
ve her bir şey ve aldı ben bugünde cenk ederdim
olsa isteğim olsa benle yalın ayak gezen bi yarenim
olsa adam akıllı tek bir tercihim oysa dakka başına kendisiyle yüzleşir
bu nefsi tahribatla çok büyük bir etkenim
bence sanıyorsun ki bu ara hep keyifteyim
hayır tabiki pek yanılgı etkisindesin
ertelenme derdim olmamıştı baştan alsak olsa isteğim
dakka beklemez yanında ben biterdim
amma sende biliyorsun ki geçti işte mevsim
geçmeyen bir türlü bitmeyen birşeyse içime sinmiş özlemim
bir dahaki görüşe ben bileylenir ve sarhoş halim arada perdedir
bu ben değilsem acaba kimdir hep dedirtir hep delirtir anlarım
bir varsayımla başlanır sonuçta kimse kalmaz orda
lafta yalnız olmayan hayattadır o son kelamların kafamda fink atar
ton çeken bir naradır
saian sakulta salkım
boynumuzda hep ağır vebal var
uyku kaçıran hiç duyulmayan sirenler geceme kumpas
kendi memleketime çaresizce ağlamak kendi geçmişime yüz çevirmek
zamanı yelkovanla küs geçirmek nedense hepsi memnun
ne derse yaptılar ne denli sadıksın
korkularına yenisi eklenir ama çıkışa kapalı kapıların
ve sende dargınsın insanoğlu işlevsiz bir silüet
durma sende emret garp denense çölde kaktüs
lime lime parçalar bulunca etme bulma dünyalarına aldanma
et kesilse kanın yarada kettir
ben ve neslim elin kapılarında köpekleştirildik
var ki gelecek mutlu olsun sanki her geçen nesilde boşvermişçe
vurdumduymayan tavırlar her geçen dakika her geçen saatte
https://www.youtube.com/watch?v=K1CoCj16eeQ
sözleri;
kayra
kenara çekmişim bugün bi yokluk etkisinde
yükümü ben boşalttım hükümü giydiren bi çift gözümde
ben için kabul ve bencilim özür
nafileydi aklanır mı sancım acaba arada çıkta yüzümü güldür
günüme beni bi küstür ellerimde var sebep ve çok gülünçtür
öykünür bu insan ister olmasın mesafeler
fakat bu seller içime mesken olduğundan itibaren
anlarım ki ister hep sefiller
şimdi nerdeler desemde boş bir dükkanın camında
arka sayfalarda bir haber ve yokluğunda ben
olgun olmayan dönemde çok ağır basardı düş denen
şimdilerde dengeler kelam eden ve çare yok ki bende dinleyem
benden istenen evvelinde bana da karşılık verilmeyen
yoktu zati karşılıkta bekleyen isteğimde kafidir sebepler
aksi hiçbir eylem içine girmez gari parça toplayıpta bütünü bulmak istemez
belki günüme denk bütün ve bütünü bozmak istemez
hevesi kalmamış bu nefese suni teneffüs hiçbir yetki yetmez
midemizde pek deneysel etki tek sorunsa sebebi kimse bilmez
tahminim şudur ki bilse dahi fayda adam olup ta tesir etmez
bildiğim birşey var arkadaş bu iş bu tatla gitmez
saian sakulta salkım
canıma minnet saian sakulta cinnet
ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçicem
lazım gelen kanı da yeniden kendi ellerimle içicem
belki saf bir çocuk sevmek belki yinede herşeyden geçmek
bak nedenli sevilmiştim oysa hiç çiçek koparmamıştım ben
sevildiğimi o ? anlamıştım girdaplarla savrulsa da bak bu kalbim ha tek nüsha
kayra
tahminen bu işleyen düzende günümü mahveden
güven denense hep şakaklarımla dişlenen
eksilense mahvolan bir akşamın sonunda
hissedilmeyen bir memlekette özlem
artı kendi ekseninde yirmi artı yıl dönen bir ben
beni bilen bir ben beni biçen bir benve sende geliyosan dakka durmayam gidem
ve her bir şey ve aldı ben bugünde cenk ederdim
olsa isteğim olsa benle yalın ayak gezen bi yarenim
olsa adam akıllı tek bir tercihim oysa dakka başına kendisiyle yüzleşir
bu nefsi tahribatla çok büyük bir etkenim
bence sanıyorsun ki bu ara hep keyifteyim
hayır tabiki pek yanılgı etkisindesin
ertelenme derdim olmamıştı baştan alsak olsa isteğim
dakka beklemez yanında ben biterdim
amma sende biliyorsun ki geçti işte mevsim
geçmeyen bir türlü bitmeyen birşeyse içime sinmiş özlemim
bir dahaki görüşe ben bileylenir ve sarhoş halim arada perdedir
bu ben değilsem acaba kimdir hep dedirtir hep delirtir anlarım
bir varsayımla başlanır sonuçta kimse kalmaz orda
lafta yalnız olmayan hayattadır o son kelamların kafamda fink atar
ton çeken bir naradır
saian sakulta salkım
boynumuzda hep ağır vebal var
uyku kaçıran hiç duyulmayan sirenler geceme kumpas
kendi memleketime çaresizce ağlamak kendi geçmişime yüz çevirmek
zamanı yelkovanla küs geçirmek nedense hepsi memnun
ne derse yaptılar ne denli sadıksın
korkularına yenisi eklenir ama çıkışa kapalı kapıların
ve sende dargınsın insanoğlu işlevsiz bir silüet
durma sende emret garp denense çölde kaktüs
lime lime parçalar bulunca etme bulma dünyalarına aldanma
et kesilse kanın yarada kettir
ben ve neslim elin kapılarında köpekleştirildik
var ki gelecek mutlu olsun sanki her geçen nesilde boşvermişçe
vurdumduymayan tavırlar her geçen dakika her geçen saatte
https://www.youtube.com/watch?v=K1CoCj16eeQ
harikulade bir saian & gına (kayra) şarkısı.
ben ve neslim elin kapılarında köpekleştirildik ve ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçicem cümlelerini aklımın bir köşesine kazıdığım nefis şarkı.
kötü bir dünyada yaşıyoruz. iğrenç insanların arasındayız. gerçekten. henüz yaşım 25, çok şey gördüm mü bilmiyorum ama kendimce bir şeyler gördüm yaşadım. bundan 9-10 ay öncesine kadar garsonluk yapıyordum. 3 sene alanya ve antalya'da ondan sonra da istanbul'da bu işi yaptım. pavyondan bozma bir tavernada, beş yıldızlı otellerde, çok lüks bir kafede, günü birlik işlerde ömrümün gayet uzun bir dönemi bu meslekle geçti, kendimce hayal ettiğim bir şeyler var, kendime göre yazdığım ve henüz tam olarak gün yüzüne çıkarmadığım öyküleri yazmaya verdim kendimi. (iki tanesini uludağ sözlük'ün söykü adlı dergi çalışmasında beğeniye sundum merak eden varsa buyrun: http://www.uludagsozluk.com/e/19018089/ ve http://www.uludagsozluk.com/e/18543030/) bu nedenle ve hem de okul işi iyiden iyiye çıkmaza girmeye başladığı için son iş yerimden ayrıldım ve artık garsonluk yapmama kararı aldım. bu anlattıklarımın bu şarkıyla ne alakası var? oraya da geleceğim, bu girişti.
neyse ne diyorduk, kötü bir dünyada yaşıyoruz. bu şarkının ne zaman çıktığını ne zaman ilk defa dinlediğimi ne zaman bu şarkıyla bu derece bir bağ kurduğumu bile hatırlamıyorum. bazı cümleler akıldan hiç çıkmıyor, bazı şarkılar bazen diğer herkese ifade ettiğinden daha fazla şey ifade ediyor, belki de ben gereğinden fazla anlam yüklüyorum ama girişte söylediğim iki cümle, garsonluk yaptığım zaman boyunca sanki her daim kafamın içindeydi. fakat ben bu cümlelerin etkisini şimdilerde garsonluk yaptığım dönemden daha çok hissediyorum. uzun süre çalışmayınca maddi sıkıntılar baş gösterdi, bir yandan da okul gereksiz yere tekrar uzadığı için yeniden iş arayışlarına koyuldum ama kendi kendime bir söz de verdiğim için garsonluk dışında bir iş arayışına koyuldum. biraz anketörlük yaptım ve itler gibi çalıştırdıkları bizlerin parasını ödememek için kırk takla atan bir şirkette çok kısa bir süre çalıştım ve bu işi de asla yapamayacağımı anladım. çağrı merkezleri için çok değişik yerlere başvurdum, bunlardan bir banka olanı(isim vermek istemiyorum ama reklam yüzü bir eşek, bir tavuk, bir köpek ve bir güvercinden müteşekkil yerel bremen mızıkacıları) bizleri bir sınava soktu, sınavdan geçince de mülakata aldı. işin 2 sene gibi bir garantisi olduğundan bu işi çok istiyordum fakat bu plazalar, bu mülakat işleri, bu kişisel gelişim kurslarında öğrenilmiş hareketlerle , suratlarında yapmacık gülümsemelerle dolaşan insanlar, bu anlamsız yapmacıklık beni her zaman çıldırtmıştır. lakin ihtiyaçlar söz dinlemiyor neylersin. her neyse o mülakat sürecinde de işi alamadım. işi alamadım, üzüldüm ve gerçekten dünyaları paranın etrafında dönen insanlar beni kaşındırdı.
işte bu şarkı o plazaya sınav için giderken, sınavdan çıktıktan sonra, mülakat için çağrıldığımda, mülakata giderken, mülakattan sonra ve mülakat sonucu geldiğinde her zaman kulaklarımdaydı. kafamda da hep aynı soru vardı "ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçebilecek miyim?"
kötü bir dünyada yaşıyoruz. iğrenç insanların arasındayız. gerçekten. henüz yaşım 25, çok şey gördüm mü bilmiyorum ama kendimce bir şeyler gördüm yaşadım. bundan 9-10 ay öncesine kadar garsonluk yapıyordum. 3 sene alanya ve antalya'da ondan sonra da istanbul'da bu işi yaptım. pavyondan bozma bir tavernada, beş yıldızlı otellerde, çok lüks bir kafede, günü birlik işlerde ömrümün gayet uzun bir dönemi bu meslekle geçti, kendimce hayal ettiğim bir şeyler var, kendime göre yazdığım ve henüz tam olarak gün yüzüne çıkarmadığım öyküleri yazmaya verdim kendimi. (iki tanesini uludağ sözlük'ün söykü adlı dergi çalışmasında beğeniye sundum merak eden varsa buyrun: http://www.uludagsozluk.com/e/19018089/ ve http://www.uludagsozluk.com/e/18543030/) bu nedenle ve hem de okul işi iyiden iyiye çıkmaza girmeye başladığı için son iş yerimden ayrıldım ve artık garsonluk yapmama kararı aldım. bu anlattıklarımın bu şarkıyla ne alakası var? oraya da geleceğim, bu girişti.
neyse ne diyorduk, kötü bir dünyada yaşıyoruz. bu şarkının ne zaman çıktığını ne zaman ilk defa dinlediğimi ne zaman bu şarkıyla bu derece bir bağ kurduğumu bile hatırlamıyorum. bazı cümleler akıldan hiç çıkmıyor, bazı şarkılar bazen diğer herkese ifade ettiğinden daha fazla şey ifade ediyor, belki de ben gereğinden fazla anlam yüklüyorum ama girişte söylediğim iki cümle, garsonluk yaptığım zaman boyunca sanki her daim kafamın içindeydi. fakat ben bu cümlelerin etkisini şimdilerde garsonluk yaptığım dönemden daha çok hissediyorum. uzun süre çalışmayınca maddi sıkıntılar baş gösterdi, bir yandan da okul gereksiz yere tekrar uzadığı için yeniden iş arayışlarına koyuldum ama kendi kendime bir söz de verdiğim için garsonluk dışında bir iş arayışına koyuldum. biraz anketörlük yaptım ve itler gibi çalıştırdıkları bizlerin parasını ödememek için kırk takla atan bir şirkette çok kısa bir süre çalıştım ve bu işi de asla yapamayacağımı anladım. çağrı merkezleri için çok değişik yerlere başvurdum, bunlardan bir banka olanı(isim vermek istemiyorum ama reklam yüzü bir eşek, bir tavuk, bir köpek ve bir güvercinden müteşekkil yerel bremen mızıkacıları) bizleri bir sınava soktu, sınavdan geçince de mülakata aldı. işin 2 sene gibi bir garantisi olduğundan bu işi çok istiyordum fakat bu plazalar, bu mülakat işleri, bu kişisel gelişim kurslarında öğrenilmiş hareketlerle , suratlarında yapmacık gülümsemelerle dolaşan insanlar, bu anlamsız yapmacıklık beni her zaman çıldırtmıştır. lakin ihtiyaçlar söz dinlemiyor neylersin. her neyse o mülakat sürecinde de işi alamadım. işi alamadım, üzüldüm ve gerçekten dünyaları paranın etrafında dönen insanlar beni kaşındırdı.
işte bu şarkı o plazaya sınav için giderken, sınavdan çıktıktan sonra, mülakat için çağrıldığımda, mülakata giderken, mülakattan sonra ve mülakat sonucu geldiğinde her zaman kulaklarımdaydı. kafamda da hep aynı soru vardı "ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçebilecek miyim?"
güzel bir hande yener şarkısı.
eğlenceli. net.
eğlenceli. net.
https://www.youtube.com/watch?v=PLoYCuPtdAo
kurallarım var, yalan söyleyemem.
kurallarım var, yalan söyleyemem.
kırılma küsme sen yine bir şiir yaz,
çok değil inan az kaldı az..
Bu kadar erken susma biraz bekle,ağlama ağlama gül biraz..
-karanfil
çok değil inan az kaldı az..
Bu kadar erken susma biraz bekle,ağlama ağlama gül biraz..
-karanfil
kimseyle olmadığım şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar