bugün
- hikayeyi devam ettir54
- mezoterapi12
- sokakta kavga teknikleri16
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak9
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- geceleri uyutmayan dertler3
- yeni parti49
- nickten isim tahmini yapmak72
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- kaos show4
- arkadaşlar bakar mısınız28
- çekirge7
- sözlük yazarlarının saatleri10
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek3
- 31 yaş sendromu5
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- abaddon2
- enteresan neden kavga yok6
- kavganın kazananı yoktur6
- üç harflilerden korkmak5
- tai lung26
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- arkadaşlar iyi geceler4
- kürk giyen erkek6
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- geceye bir şarkı bırak14
- tekne turu11
- uysaljakoben17
- 32 yaş sendromu3
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- pişi olsa da yesek3
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- türklerin islama göre yaşamaması5
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- evreşe yollarını dar olmaması4
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- büyük filmlerden büyük replikler2
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- zetina dikiş makinası2
ben ve neslim elin kapılarında köpekleştirildik ve ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçicem cümlelerini aklımın bir köşesine kazıdığım nefis şarkı.
kötü bir dünyada yaşıyoruz. iğrenç insanların arasındayız. gerçekten. henüz yaşım 25, çok şey gördüm mü bilmiyorum ama kendimce bir şeyler gördüm yaşadım. bundan 9-10 ay öncesine kadar garsonluk yapıyordum. 3 sene alanya ve antalya'da ondan sonra da istanbul'da bu işi yaptım. pavyondan bozma bir tavernada, beş yıldızlı otellerde, çok lüks bir kafede, günü birlik işlerde ömrümün gayet uzun bir dönemi bu meslekle geçti, kendimce hayal ettiğim bir şeyler var, kendime göre yazdığım ve henüz tam olarak gün yüzüne çıkarmadığım öyküleri yazmaya verdim kendimi. (iki tanesini uludağ sözlük'ün söykü adlı dergi çalışmasında beğeniye sundum merak eden varsa buyrun: http://www.uludagsozluk.com/e/19018089/ ve http://www.uludagsozluk.com/e/18543030/) bu nedenle ve hem de okul işi iyiden iyiye çıkmaza girmeye başladığı için son iş yerimden ayrıldım ve artık garsonluk yapmama kararı aldım. bu anlattıklarımın bu şarkıyla ne alakası var? oraya da geleceğim, bu girişti.
neyse ne diyorduk, kötü bir dünyada yaşıyoruz. bu şarkının ne zaman çıktığını ne zaman ilk defa dinlediğimi ne zaman bu şarkıyla bu derece bir bağ kurduğumu bile hatırlamıyorum. bazı cümleler akıldan hiç çıkmıyor, bazı şarkılar bazen diğer herkese ifade ettiğinden daha fazla şey ifade ediyor, belki de ben gereğinden fazla anlam yüklüyorum ama girişte söylediğim iki cümle, garsonluk yaptığım zaman boyunca sanki her daim kafamın içindeydi. fakat ben bu cümlelerin etkisini şimdilerde garsonluk yaptığım dönemden daha çok hissediyorum. uzun süre çalışmayınca maddi sıkıntılar baş gösterdi, bir yandan da okul gereksiz yere tekrar uzadığı için yeniden iş arayışlarına koyuldum ama kendi kendime bir söz de verdiğim için garsonluk dışında bir iş arayışına koyuldum. biraz anketörlük yaptım ve itler gibi çalıştırdıkları bizlerin parasını ödememek için kırk takla atan bir şirkette çok kısa bir süre çalıştım ve bu işi de asla yapamayacağımı anladım. çağrı merkezleri için çok değişik yerlere başvurdum, bunlardan bir banka olanı(isim vermek istemiyorum ama reklam yüzü bir eşek, bir tavuk, bir köpek ve bir güvercinden müteşekkil yerel bremen mızıkacıları) bizleri bir sınava soktu, sınavdan geçince de mülakata aldı. işin 2 sene gibi bir garantisi olduğundan bu işi çok istiyordum fakat bu plazalar, bu mülakat işleri, bu kişisel gelişim kurslarında öğrenilmiş hareketlerle , suratlarında yapmacık gülümsemelerle dolaşan insanlar, bu anlamsız yapmacıklık beni her zaman çıldırtmıştır. lakin ihtiyaçlar söz dinlemiyor neylersin. her neyse o mülakat sürecinde de işi alamadım. işi alamadım, üzüldüm ve gerçekten dünyaları paranın etrafında dönen insanlar beni kaşındırdı.
işte bu şarkı o plazaya sınav için giderken, sınavdan çıktıktan sonra, mülakat için çağrıldığımda, mülakata giderken, mülakattan sonra ve mülakat sonucu geldiğinde her zaman kulaklarımdaydı. kafamda da hep aynı soru vardı "ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçebilecek miyim?"
kötü bir dünyada yaşıyoruz. iğrenç insanların arasındayız. gerçekten. henüz yaşım 25, çok şey gördüm mü bilmiyorum ama kendimce bir şeyler gördüm yaşadım. bundan 9-10 ay öncesine kadar garsonluk yapıyordum. 3 sene alanya ve antalya'da ondan sonra da istanbul'da bu işi yaptım. pavyondan bozma bir tavernada, beş yıldızlı otellerde, çok lüks bir kafede, günü birlik işlerde ömrümün gayet uzun bir dönemi bu meslekle geçti, kendimce hayal ettiğim bir şeyler var, kendime göre yazdığım ve henüz tam olarak gün yüzüne çıkarmadığım öyküleri yazmaya verdim kendimi. (iki tanesini uludağ sözlük'ün söykü adlı dergi çalışmasında beğeniye sundum merak eden varsa buyrun: http://www.uludagsozluk.com/e/19018089/ ve http://www.uludagsozluk.com/e/18543030/) bu nedenle ve hem de okul işi iyiden iyiye çıkmaza girmeye başladığı için son iş yerimden ayrıldım ve artık garsonluk yapmama kararı aldım. bu anlattıklarımın bu şarkıyla ne alakası var? oraya da geleceğim, bu girişti.
neyse ne diyorduk, kötü bir dünyada yaşıyoruz. bu şarkının ne zaman çıktığını ne zaman ilk defa dinlediğimi ne zaman bu şarkıyla bu derece bir bağ kurduğumu bile hatırlamıyorum. bazı cümleler akıldan hiç çıkmıyor, bazı şarkılar bazen diğer herkese ifade ettiğinden daha fazla şey ifade ediyor, belki de ben gereğinden fazla anlam yüklüyorum ama girişte söylediğim iki cümle, garsonluk yaptığım zaman boyunca sanki her daim kafamın içindeydi. fakat ben bu cümlelerin etkisini şimdilerde garsonluk yaptığım dönemden daha çok hissediyorum. uzun süre çalışmayınca maddi sıkıntılar baş gösterdi, bir yandan da okul gereksiz yere tekrar uzadığı için yeniden iş arayışlarına koyuldum ama kendi kendime bir söz de verdiğim için garsonluk dışında bir iş arayışına koyuldum. biraz anketörlük yaptım ve itler gibi çalıştırdıkları bizlerin parasını ödememek için kırk takla atan bir şirkette çok kısa bir süre çalıştım ve bu işi de asla yapamayacağımı anladım. çağrı merkezleri için çok değişik yerlere başvurdum, bunlardan bir banka olanı(isim vermek istemiyorum ama reklam yüzü bir eşek, bir tavuk, bir köpek ve bir güvercinden müteşekkil yerel bremen mızıkacıları) bizleri bir sınava soktu, sınavdan geçince de mülakata aldı. işin 2 sene gibi bir garantisi olduğundan bu işi çok istiyordum fakat bu plazalar, bu mülakat işleri, bu kişisel gelişim kurslarında öğrenilmiş hareketlerle , suratlarında yapmacık gülümsemelerle dolaşan insanlar, bu anlamsız yapmacıklık beni her zaman çıldırtmıştır. lakin ihtiyaçlar söz dinlemiyor neylersin. her neyse o mülakat sürecinde de işi alamadım. işi alamadım, üzüldüm ve gerçekten dünyaları paranın etrafında dönen insanlar beni kaşındırdı.
işte bu şarkı o plazaya sınav için giderken, sınavdan çıktıktan sonra, mülakat için çağrıldığımda, mülakata giderken, mülakattan sonra ve mülakat sonucu geldiğinde her zaman kulaklarımdaydı. kafamda da hep aynı soru vardı "ben bu çağdan bir kez olsun kendi şerefimle geçebilecek miyim?"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar