bugün
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- iltica27
- saraca096
- uzaylılar selam verir mi4
- cam açık ve çıplak uyumak7
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- kadınların yedekte erkek tutması6
- kolye142
- ofis pornosu13
- uzaylılar kovalasın seni3
- uzaylılar da tarım yapıyorlar mı2
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm2
- asansörde konuşmama kuralı9
- ilişkiye ara vermek10
- marka giyinmek9
- flört etmeyen insanın ilkeli duruşu2
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- uzaylılar elbise giyer mi2
- arda güler3
- uzaylıların amınakoyim2
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- bu saatte yemek yemek8
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- ölümün çözüm olduğunu düşünmek4
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri4
- pazartesilerden nefret etmek2
- filistin eğitim bakanlığı ndan koruma çağrısı2
- siyah saçlı beyaz tenli kız7
- sevgiliden ayrılamama nedenleri2
- migren4
- sevgiliden ayrilamayip onun terk etmesini beklemek2
- nervionun mavi gözleri11
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- hayatın acı gerçekleri6
- gerçekten iğrenç bir hayat2
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- bik bik'in hacker'a yemek yapması18
- şargoz2
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- gecelerin kötü olması2
- cep telefonu22
- kaybolan çorabın teki3
- ona bir şey söyle13
- nokia20
- 186 boyundaki erkek7
- nervioya yürüyecem diye nazım hikmete dönüşmek7
- sözlük yazarlarının köpekleri8
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı8
ama.mecazi olarak hakikati kavrayamayanlar hakkında da kullanılır.
Yavaş yavaş kör olmaya başladığımın farkına vardım, belirli bir an değil yani.
Ağır bir yaz günbatımı gibi geldi.
Ulusal Kütüphane Müdürü idim ve kendimi harfsiz kitapların ortasında buldum.
Sonra dostlarım yüzlerini kaybettiler.
Sonra, aynalarda kimsenin yansımadığını gördüm.
j.l.borges
Ağır bir yaz günbatımı gibi geldi.
Ulusal Kütüphane Müdürü idim ve kendimi harfsiz kitapların ortasında buldum.
Sonra dostlarım yüzlerini kaybettiler.
Sonra, aynalarda kimsenin yansımadığını gördüm.
j.l.borges
Kale direği niyetine, görmeyen iki insan koyuyorlarmış. Penaltıyı çeken bağırıyormuş:
"- Sağ kale direği?.."
Karşıdan ses geliyor:
"- Buradayım!.."
"- Sol kale direği?.."
"- Ben de buradayım!.."
"- Kaleci?.."
"- Burada!.."
Şut.!..
"- Sağ kale direği?.."
Karşıdan ses geliyor:
"- Buradayım!.."
"- Sol kale direği?.."
"- Ben de buradayım!.."
"- Kaleci?.."
"- Burada!.."
Şut.!..
kör kelimesi osmanlıca'da kef, vav ve re harfleri ile yazılır. göz kelimesi ise kef, vav ve ze harfleri ile yazılır. ze ile re şekil bakımından aynıdır ve tek fark ze harfinin üzerinde bir nokta olmasıdır. bununla ilgili bir hikaye, ihsan oktay anar'ın kitab'ül hiyel kitabında şöyle anlatılır:
- " rivayet ederler ki, vaktiyle maveraünnehir'de kör bir adam yaşıyordu. dünyanın güzelliklerini göremediğini sanan her kör gibi meyus* ve dertliydi. sonunda ağlaya sızlaya bir sihirbaza gidip üzüntüsünü ona anlattı. gelgelelim sihirbaz ona çok tuhaf bir cevap verdi: o aslında kör değildi. çünkü o, gerçekte, dünyada bulunan sadece bir tek şeyi, son derece değerli bir şeyi görmekle ödüllendirilmişti. gördüklerini sanan diğer insanlar da, aslında bu değerli şeyi görmemekle cezalandırılmışlardı. sihirbazın söylediklerinin tesiriyle dünyayı dolaşmaya azmeden kör adam, görebileceği bu yegàne şeyi aramaya koyuldu. dağ tepe, tarla bayır dolaştı. vadileri, denizleri ırmakları aştı. nihayet günün birinde hayatında ilk kez gökyüzüne bakmayı akıl etti. çünkü aradığı şey aslında onun tam tepesindeydi. önce bir yıldız gördüğünü sandı. oysa bu sadece bir noktaydı. böylece, aslında kör olmadığını ve her şeyi gördüğünü anladı. çünkü gördüğü noktanın olmaması, bütün gözlerin kör olması demekti."
alıntı: kitab'ül hiyel, ihsan oktay anar, iletişim yay., sf. 137
- " rivayet ederler ki, vaktiyle maveraünnehir'de kör bir adam yaşıyordu. dünyanın güzelliklerini göremediğini sanan her kör gibi meyus* ve dertliydi. sonunda ağlaya sızlaya bir sihirbaza gidip üzüntüsünü ona anlattı. gelgelelim sihirbaz ona çok tuhaf bir cevap verdi: o aslında kör değildi. çünkü o, gerçekte, dünyada bulunan sadece bir tek şeyi, son derece değerli bir şeyi görmekle ödüllendirilmişti. gördüklerini sanan diğer insanlar da, aslında bu değerli şeyi görmemekle cezalandırılmışlardı. sihirbazın söylediklerinin tesiriyle dünyayı dolaşmaya azmeden kör adam, görebileceği bu yegàne şeyi aramaya koyuldu. dağ tepe, tarla bayır dolaştı. vadileri, denizleri ırmakları aştı. nihayet günün birinde hayatında ilk kez gökyüzüne bakmayı akıl etti. çünkü aradığı şey aslında onun tam tepesindeydi. önce bir yıldız gördüğünü sandı. oysa bu sadece bir noktaydı. böylece, aslında kör olmadığını ve her şeyi gördüğünü anladı. çünkü gördüğü noktanın olmaması, bütün gözlerin kör olması demekti."
alıntı: kitab'ül hiyel, ihsan oktay anar, iletişim yay., sf. 137
eğer sonradan kör olmuşsa 7 ay sonra daha rüya göremez.
dünyada yaklaşık olarak 150.000.000 kişilik bir topluluğu oluşturdukları söyleniyor.
gözlüklerinin numarasının yüksek olunşundan e doğal olarakta gözünden çok şey kaçan bir arkadaşa verdiğimiz bizim için hoş bir lakap *
gozleri gormeyen, ama.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar