bugün
- nerede ne yenir6
- eski sevgilinin bıraktığı iz14
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey12
- fransa da yağmalanan apple mağazası7
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan12
- uzak mesafe ilişki5
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- didem arslan yılmaz'ın programındaki 3 karakter4
- engineer2820
- eski yazarlar geri gelsin12
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması7
- la loba21
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nasılsınız4
- nervio'nun ayakları17
- benzini ayın birinde alın çünküüüü5
- şanlıurfa da gece hayatı3
- uefa şampiyonlar ligi5
- ben geldim naneler6
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- cm 01 024
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- çirkin şansı5
- menemen yiyen erkek13
- recep tayyip erdoğan13
- dörtlü yakınca her yer otopark sanan zihniyet6
- cep telefonuyla müzik dinleyen gizli eşcinseller2
- victoria secret mankenlerinin çokda güzel olmaması2
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek2
- ukraynalı kızlar gelecek mi beyler7
- twitter da türklerle çinliler arasındaki kavga5
- futbol16
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları12
- migros ta etleri yiyen kedi4
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler8
- karabüklü kızlar5
- lille osc5
- eğirdir gölü canavarı5
- dedikodu yapan erkek3
- ayak fetişizminin entel bir zevk olması2
- domates çorbası8
- yalancı sözlük yazarları7
- hoşgelmiş inşallah kazdır6
- erkeğe en çok yakışan araba3
- öldüreni öldürmek14
- hesabını gizleyen erkek yazar22
- endoskopi2
jorge luis borgesin bir hikâye kitabı.
sekiz yapraklık, bez kaplı bir ciltti. birçok elden geçtiğine kuşku yoktu. inceledim, alışılmamış ağırlığı beni şaşırttı. arka kapağının üzerinde " holy writ " yazısını okudum, aşağıda da " bombay ".
-on dokuzuncu yüzyıldan kalma sanırım, diye belirttim.
-bilmiyorum, hiçbir zaman öğrenemedim, diye karşılık verdi.
rastgele açtım. tanımadığım bir elyazısıydı. sayfalar oldukça yıpranmıştı, tipografisi kötüydü ve incil'de olduğu gibi iki sütun olarak basılmıştı. metinler sıkışıktı ve bentler halinde düzenlenmişti. sayfaların üst köşelerinde arap sayıları yer alıyordu. asıl ilgimi çeken, örneğin çift sayfalardan birinin 40514 numarasını, karşısındaki tek sayfanın ise 999 numarasını taşıması oldu. o sayfayı çevirdim; arkasındaki sekiz haneli bir sayıydı. sözlüklerde olduğu gibi bir resimle süslüydü; bir çocuk elinden çıkmış gibi, mürekkep kalemiyle beceriksizce dizilmiş bir çapa resmi vardı.
işte o zaman yabancı bana:
-iyi bakın, bir daha asla göremeyeceksiniz, dedi.
bu noktayı işaretleyip kitabı kapattım. hemen yeniden açtım ve boşuna çapa resmini aradım sayfa sayfa. şaşkınlığımı gizlemek amacıyla:
-kutsal kitap'ın hindu dilinde bir varyantı, değil mi, diye sordum.
-hayır, diye yanıtladı.
sonra bir sır vermek istermişcesine sesini alçaltıp:
-bu cildi, dedi, bir ova kasabasında bir avuç rupi ve bir incil karşılığında aldım. sahibi okuma bilmiyordu. kitapların kitapları'nı muska zannediyordu. en alt kasttan biriydi; hastalığa bulaşmadan, gölgesinde yürümek bile olası değildi. kitabın adının kum kitabı olduğunu söyledi, çünkü bu kitabın da, kumun da, ne sonu,ne başı vardı.
sekiz yapraklık, bez kaplı bir ciltti. birçok elden geçtiğine kuşku yoktu. inceledim, alışılmamış ağırlığı beni şaşırttı. arka kapağının üzerinde " holy writ " yazısını okudum, aşağıda da " bombay ".
-on dokuzuncu yüzyıldan kalma sanırım, diye belirttim.
-bilmiyorum, hiçbir zaman öğrenemedim, diye karşılık verdi.
rastgele açtım. tanımadığım bir elyazısıydı. sayfalar oldukça yıpranmıştı, tipografisi kötüydü ve incil'de olduğu gibi iki sütun olarak basılmıştı. metinler sıkışıktı ve bentler halinde düzenlenmişti. sayfaların üst köşelerinde arap sayıları yer alıyordu. asıl ilgimi çeken, örneğin çift sayfalardan birinin 40514 numarasını, karşısındaki tek sayfanın ise 999 numarasını taşıması oldu. o sayfayı çevirdim; arkasındaki sekiz haneli bir sayıydı. sözlüklerde olduğu gibi bir resimle süslüydü; bir çocuk elinden çıkmış gibi, mürekkep kalemiyle beceriksizce dizilmiş bir çapa resmi vardı.
işte o zaman yabancı bana:
-iyi bakın, bir daha asla göremeyeceksiniz, dedi.
bu noktayı işaretleyip kitabı kapattım. hemen yeniden açtım ve boşuna çapa resmini aradım sayfa sayfa. şaşkınlığımı gizlemek amacıyla:
-kutsal kitap'ın hindu dilinde bir varyantı, değil mi, diye sordum.
-hayır, diye yanıtladı.
sonra bir sır vermek istermişcesine sesini alçaltıp:
-bu cildi, dedi, bir ova kasabasında bir avuç rupi ve bir incil karşılığında aldım. sahibi okuma bilmiyordu. kitapların kitapları'nı muska zannediyordu. en alt kasttan biriydi; hastalığa bulaşmadan, gölgesinde yürümek bile olası değildi. kitabın adının kum kitabı olduğunu söyledi, çünkü bu kitabın da, kumun da, ne sonu,ne başı vardı.
Zaman beni sürükleyen bir nehir, ama nehir benim..
Beni parçalayan bir kaplan, ama kaplan benim..
Beni tüketen bir ateş, ama ateş benim..
Evren,ne yazık ki, gerçek,
Ben,ne yazık ki, Borges'im.
Yıllar boyu,
insanoğlu bir boşluğu imgelerle,
doldurur.
Ölümünden az önce,
usanmaz çizgi labirentinin,
kendi yüzünün imgesini oluşturduğunu anlar.
Beni parçalayan bir kaplan, ama kaplan benim..
Beni tüketen bir ateş, ama ateş benim..
Evren,ne yazık ki, gerçek,
Ben,ne yazık ki, Borges'im.
Yıllar boyu,
insanoğlu bir boşluğu imgelerle,
doldurur.
Ölümünden az önce,
usanmaz çizgi labirentinin,
kendi yüzünün imgesini oluşturduğunu anlar.
ustad jorge luis borges'in 'secilmis bir azinlik icin yazmiyorum veya platonik bir tabirle, kitleler icin de yazmiyorum. her ikisi de demagoglar icin, ki onlara inancim yok. kendim icin yaziyorum, dostlarim icin yaziyorum... sadece zaman oldurmek icin yaziyorum' dedigi, tabiri caizse demirbas bir canta kitabi. oyle ki herhangi bir zamanda cikart, herhangi bir sayfayi ac ve sadece oku.
borges ustanın geneli fantastik ögeler içeren on dört adet öyküsünün toplandığı kitaptır. otobiyografik unsurlar da içerir bunlardan bir çoğu ve "ayna ve maske" adlı öyküsü, kafa kırdırtır. ben kırdım, oradan biliyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar