bugün
- true nickli yazar18
- truenun yetkili olması7
- gammazlık8
- arjantin'in 90 dakikada tek şutunun olmaması6
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak7
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı55
- dhalsim9
- true'nun yetkili olmayınca sözlüğe küsmesi3
- true nickli namussuz kadın düşkünü4
- gammazlık yetkim alınırsa sözlüğü terk ederim3
- sözlük kimsenin tekelinde değildir2
- çift taraflı testis kanseri teşhisi3
- gocu27
- 90 lar da hayat güzeldi yavşaklığı2
- yazar kızdırmak4
- arjantin18
- hiç düzgün insanla tanışmamak2
- sword art online2
- devrim muhafızları abd üssü vuruldu2
- chatgptye penis fotoğrafını atmak19
- entry si silinen yazarın salya sümük ağlaması3
- ispanya18
- trafik açılınca şoförlerin deli gibi araç sürmesi2
- sabah uyanır uyanmaz duş almak2
- true nickli namussuz yazar15
- gocudiyeköy2
- yazarlara gelen son mesaj2
- 2026 dünya kupası23
- lionel messi12
- futbol13
- yol tarif etmek2
- hazret ktc7
- dünya18
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- haluk levent vs serdar ortaç7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- uysaljakoben15
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- ona bir şeyler söyle2
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak6
- resim hocaları5
- sütlü buz2
- korku evi2
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- ekonomi'nin 10 senedir berbat olması2
- türklerin ileri olduğu konular21
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- le cola'nın 67 tl olması5
bursalı bir thrash & progressive grubu. 2008 yılının eylül ayında kurulmuş ancak adını duyurması 2009un kasım ayını bulmuştur.
edit: kadrosuda tamamlanmıştır,
gitar& vokal : onur demiroğlu (ex-metafor)
davul : metin güler (ex-darknight, ex-çıngırock)
bass gitar : mutlu ülker (apartopar -yetenek sizsinizde artistik bir solo atmıştır-, bozuk plak)
edit: kadrosuda tamamlanmıştır,
gitar& vokal : onur demiroğlu (ex-metafor)
davul : metin güler (ex-darknight, ex-çıngırock)
bass gitar : mutlu ülker (apartopar -yetenek sizsinizde artistik bir solo atmıştır-, bozuk plak)
zeki müren lunapark konseri albümündeki kostüm.
chp nın düzenliği sergi iyi bir örnektir.
hande yener'in kafayı yediği zamanlardaki tipi buna bir örnektir.
"olabildiğince çok sayıda insanın, ne pahasına olursa olsun hoşuna gitmek isteyenin tutum ve davranışı... kitsch, basmakalıp düşüncelerin budalılığının güzellik ve heyecan diliyle anlatımıdır."
bu kitsch açıklaması, bu kavramı ilk okuduğum kişiye ait:
(bkz: milan kundera)
bu kitsch açıklaması, bu kavramı ilk okuduğum kişiye ait:
(bkz: milan kundera)
yapay sanat. yapmacık sanat. günümüzde sanatın yerini alan sözde sanat. sanat öldü yaşasın kitsch!!!
Rüküşlük ve banallık. Çarpıcı orijinalinin imitasyonu, ama crap dedikleri bokum gibi bir imitasyon, ucuzluk.
tasarım dünyasının tırtıdır. jüriden yenebilicek en ağır küfürlerdendir.
Kitsch (Kiç diye okunur) var olan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak, ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir. Bu terim ayrıca, kibirli ve bayağı bir tada sahip şeylere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal, rüküş ve sıkıcı ürünlere gönderme yaparken de kullanılır.
Örnek : Günümüz yapım teknolojileri almış başını gitmişken Toplu kışlasının 73 yıl sonra aynı mimariyle tekrar yapılması...
Mimar Sinan bugün yaşasa böyle mi yapardı acaba
Örnek : Günümüz yapım teknolojileri almış başını gitmişken Toplu kışlasının 73 yıl sonra aynı mimariyle tekrar yapılması...
Mimar Sinan bugün yaşasa böyle mi yapardı acaba
Dandik olanın popüler olması.
Hayatlar onkadar kitsch ki bu kitschliğe karşı olanlar bile kitsch.
Ulan beyniniz de mi yok? Evet yok.
Olsa kitsch olmaz zaten.
Amk. Ben sizin yerinize utanmaktan bıktım.
Hayatlar onkadar kitsch ki bu kitschliğe karşı olanlar bile kitsch.
Ulan beyniniz de mi yok? Evet yok.
Olsa kitsch olmaz zaten.
Amk. Ben sizin yerinize utanmaktan bıktım.
19. yüzyılda almanya' da ortaya çıkmış bir kavramdır. daha çok sanat alanında kullanıldığını görürsünüz, ucuz sanat ürünü olarak tanımlamak mümkün. ya da rüküş, ucuz , abes ürünlere gönderme yaparken de kullanılır.
herman broch kitsch kavramını “sanatta kötü olan her şeydir” şeklinde tanımlar.
örneklemek gerekirse kuş şeklinde yapılan bir havalimanı, martı şeklindeki kabataş iskelesi, klasik cami mimarisinin ucuz kopyası olan "çamlıca cami" kitsch tanımına uyar. kabe şeklinde pasta, ezan okuyan çalar saat, asırlık konaklara atıfta bulunurcasına gösterişli yeni gelin evlerini de bu tanıma uydurabiliriz.
herman broch kitsch kavramını “sanatta kötü olan her şeydir” şeklinde tanımlar.
örneklemek gerekirse kuş şeklinde yapılan bir havalimanı, martı şeklindeki kabataş iskelesi, klasik cami mimarisinin ucuz kopyası olan "çamlıca cami" kitsch tanımına uyar. kabe şeklinde pasta, ezan okuyan çalar saat, asırlık konaklara atıfta bulunurcasına gösterişli yeni gelin evlerini de bu tanıma uydurabiliriz.
endüstri devrimi sonrası almanya'da ucuz ve popüler resimleri veya eskizleri betimlemek için kullanılmış bir sözcük. zamanla başka dillerde çevirisi yapılmaksızın kendine yer bulan karmaşık bir kavrama dönüştü. bazılarına göre çirkinliği ve bayağılığı kavramsallaştırıp güzelin mertebesine erişiyor, bazılarına göre güzelin tanımını sarsarak kendine alan açıyor.
dolabı karıştırırken yine kendime yakalandım, elime düştü o seramik gondol. içinde minik bir çift, dudak dudağa, etrafı yaldızlı su birikintisi, altında da “venezia dreams” yazıyor ama i harfi yamuk basılmış. tozunu silkeledim, parmaklarım o fazla kaygan yüzeyde kaydı gitti. bir an içim ısındı lan, utandım da. çünkü kitsch tam bu boktan şey: acıyı, sevgiyi, hüznü almışsın, eritmişsin, kalıba dökmüşsün, üzerine de daha duygusal olsun diye sim serpmişsin.
gerçek bir kalp kırıklığı seni yavaş yavaş oyarken bu sana hazır gözyaşı veriyor, hem de tuz oranı ayarlı, poşeti yırtmadan. ilk başta küçümsüyorsun tabii, “ulan şu zevksizliğe bak” diye içinden geçiriyorsun. sonra evine bir tane alıyorsun, “ironik olsun” diye. bir tane daha. derken duvarın yarısı doluyor, ruhun da o polimer parlaklıkla kaplanıyor yavaş yavaş. sanki biri hayat çok gri, al bunu, biraz renk kat demiş de sen de tamam ama fazla kaçırma diye pazarlık etmişsin.
yüksek sanat sana surat asıp “yorumla beni serseri” derken bu direkt kucağına oturuyor, “kanka ben çok yalnızım, sen de öylesin, hadi sarılalım” diyor. fazla samimi. fazla dürüst. fazla... biz.
bazen işe yarıyor. o kadar yoruluyorsun ki, derin bir şey kaldıramıyorsun. o zaman zigon sehpanın üstündeki güneş batımı tablosu (resmin kendisi utanıyor resmen) sana sarılıyor. yapay ama sarılıyor işte. filtreyi açıyorsun telefonda, her şey yumuşacık oluyor, fotoğraflara bakıp ne güzel hayatım varmış diyorsun. kapatıyorsun, rezalet. ama kapatınca da o yalanı özlüyorsun, çünkü çıplak gerçek biraz fazla keskin geliyor bazen.
palyaço biblosu benden daha dürüst bu hayatta, itiraf edeyim. o en azından “ben yapayım” diye yalan söylemiyor. sonra bir gün hepsini topluyorsun, çekmeceye tıkıyorsun. misafir gelecek diye. yok ya ben öyle değilim modu. ama gece lambayı kapatınca oda hafif parlıyor hâlâ, o ucuz plastikten yapılma gülün yaprakları sanki gerçekten kokuyor gibi. o an anlıyorsun ki, en masum tuzak bu. kötü niyetli değil. sadece “acı çekme, al bunu” diyor. sen de alıyorsun. çünkü orijinal acı da fazla ağır geliyor bazen.
gerçek bir kalp kırıklığı seni yavaş yavaş oyarken bu sana hazır gözyaşı veriyor, hem de tuz oranı ayarlı, poşeti yırtmadan. ilk başta küçümsüyorsun tabii, “ulan şu zevksizliğe bak” diye içinden geçiriyorsun. sonra evine bir tane alıyorsun, “ironik olsun” diye. bir tane daha. derken duvarın yarısı doluyor, ruhun da o polimer parlaklıkla kaplanıyor yavaş yavaş. sanki biri hayat çok gri, al bunu, biraz renk kat demiş de sen de tamam ama fazla kaçırma diye pazarlık etmişsin.
yüksek sanat sana surat asıp “yorumla beni serseri” derken bu direkt kucağına oturuyor, “kanka ben çok yalnızım, sen de öylesin, hadi sarılalım” diyor. fazla samimi. fazla dürüst. fazla... biz.
bazen işe yarıyor. o kadar yoruluyorsun ki, derin bir şey kaldıramıyorsun. o zaman zigon sehpanın üstündeki güneş batımı tablosu (resmin kendisi utanıyor resmen) sana sarılıyor. yapay ama sarılıyor işte. filtreyi açıyorsun telefonda, her şey yumuşacık oluyor, fotoğraflara bakıp ne güzel hayatım varmış diyorsun. kapatıyorsun, rezalet. ama kapatınca da o yalanı özlüyorsun, çünkü çıplak gerçek biraz fazla keskin geliyor bazen.
palyaço biblosu benden daha dürüst bu hayatta, itiraf edeyim. o en azından “ben yapayım” diye yalan söylemiyor. sonra bir gün hepsini topluyorsun, çekmeceye tıkıyorsun. misafir gelecek diye. yok ya ben öyle değilim modu. ama gece lambayı kapatınca oda hafif parlıyor hâlâ, o ucuz plastikten yapılma gülün yaprakları sanki gerçekten kokuyor gibi. o an anlıyorsun ki, en masum tuzak bu. kötü niyetli değil. sadece “acı çekme, al bunu” diyor. sen de alıyorsun. çünkü orijinal acı da fazla ağır geliyor bazen.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar