bugün

çocuğun sevdiği bir akrabası gelmiştir****, okuldan gelip kapıyı çalan annesi ona bu cümleyi kurar.
kendimi bildiğimden, annemin deyimi ile 'kazık kadar' olduğum lise yıllarına değin ayda bir-iki kez misafirliğe gelirdi hatice teyze. annemin genç kızlık döneminden arkadaşı olduğundan paylaştıkları çok şey vardı, yaşama dair. maddi-manevi her hangi bir sorunları olsa oturur, uzun uzun dertleşirler, ellerinden geldiğince birbirlerine yardımcı olmaya çalışırlardı. öyle ki bir kardeş gibi yakındılar.

hatice teyze, her gelişinde bana bir 'mabel sakız' getirirdi. hani şu kabında zenci kızı olanlardan. ama sakızı vermeden önce yanaklarımı sıkar, sarılır-öper, oramı-buramı mıncıklayıp doyası bir severdi. çocuğu olmadığından mıdır bilmem, bana sarılırken annemin sarılışındaki sıcaklığı hissederdim, hep.

- oğlum, kim geldi bil?
- hatice teyze.
- evet!
- yuppiiii!

bir gün okuldan eve döndüğümde annem, kapıyı kan çanağı içerisinde gözlerle açtı ve aramızdaki alışıla-gelmiş bu diyalog ilk ve son kez değişti;

- oğlum, kimi kaybettik biliyor musun?
- hatice teyze deme!
- evet!
- yapma!

sarıldık ve dakikalar boyunca hüngür hüngür ağladık, birlikte.

kimi geceler düşlerimde görürüm, onu. sakızı vermeden önce yanaklarımı sıkar, sarılır-öper, oramı-buramı mıncıklayıp doyası severken.
-kim geldi bil?
-karşı komşu aşkitom.
-ha, tamam.
Evine gidilen kadin kapiyi actiktan sonra soylenen soz.

-kim geldi bil.
+cikolatam?
-hem de en sevdigin.
© copyright 2005 - 2026