bugün
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması10
- pankek7
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- aşk bir yemek olsaydı7
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- aşk karın doyurmuyor diyen kız8
- hangi yemek nerede yenir3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- caligula'nın korkusu5
- saatin daha on olması3
- ataşehir de rastgele ateş açılması4
- olmayınca olmaması4
- yahudiye2
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
- kum dökmek3
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- naber sözlük2
- yavıdiden borç para almak2
- boyoz2
- arkadaşlar sizin için başlık açıyorum entry girin4
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi7
- iyi saksafon çalarım diyen kız3
- kemoş diyenler dikkat etsin2
- tuborg ice8
- hamam keyfi yapan kız3
- sudekiray'ın yaşlı bir teyze olması2
- gülşen in memeleri14
- canın kola çekmesi2
- zengin aileye iç güveysi giden erkek3
- toplumsal çürüme7
- muşlettin amca dul mu5
- karısının üzerine kuma getiren erkek4
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız3
- 5 kasım 2026 trabzonspor freiburg maçı3
- sarı çıyan denince akla gelenler4
- geçmişi temiz kız arıyorum diyen erkek3
- sobaları hazırlayın8
- tüm aşklar bir gün bitecek3
- karşıyaka3
- şaman olmak3
- sözlüğün yeni tasarımı4
- kızıl saçlılar6
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- çocukta yaparım kariyer de yaparım diyen kız3
- hamas denince akla gelenler11
- sadece zengin biriyle evlenirim diyen kız3
- tatlıses'in o eski halinden eser olmaması3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- evlenince karım çalışmayacak diyen erkek3
Bilgelik ve son bulmayan güç anlamına gelir.
Hezekielden, Ateşin ortası, ışıldayan madeni andırıyordu. Ateşin ortasında insana benzer dört canlı yaratık duruyordu. Her birinin dört yüzü ve dört kanadı vardı. Bacakları dimdikti; ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu. Dört yanlarında, kanatlarının altında insan elleri vardı. Dördünün de yüzleri ve kanatları vardı.
Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyorlardı.
Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde insan yüzü, sağda aslan yüzü, solda öküz yüzü, arkada ise kartal yüzü bulunuyordu.
Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanlarındaki diğer yaratıkların kanatlarına değiyor, diğer iki kanadıyla da bedenlerini örtüyordu.
Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
Canlı yaratıkların görünüşü, yanan ateş közleri ya da meşaleler gibiydi. Ateş, yaratıkların ortasında hareket ediyor, ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
Yaratıklar, şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
Dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında yere değen bir tekerlek gördüm.
Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları, iç içe geçmiş bir tekerlek gibiydi.
Hareket ettiklerinde, yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyorlardı.
Tekerleklerin kenarları yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.
Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu. Yaratıklar yerden yükseldikçe tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu; çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Yaratıklar hareket ettiğinde tekerlekler de hareket ediyor, yaratıklar durduğunda tekerlekler de duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde tekerlekler de yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Billur gibi parlak ve korkunç, kubbeye benzer bir şey canlı yaratıkların başları üzerinde yayılmıştı.
Kubbenin altında, kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.
Yaratıklar hareket edince kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Bu ses, gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten'in sesini ve bir ordunun gürültüsünü andırıyordu. Durduklarında kanatlarını indiriyorlardı.
Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
Başları üzerindeki kubbenin üstünde, laciverttaşından yapılmış, tahta benzer bir nesne vardı.
Tahtı andıran nesnenin üzerinde insana benzer biri oturuyordu.
Gördüm ki belini andıran kısmın yukarısı, içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu. Belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Görünüşü, yağmurlu bir günde bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Çevresini saran parlaklık böyleydi.
Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyorlardı.
Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde insan yüzü, sağda aslan yüzü, solda öküz yüzü, arkada ise kartal yüzü bulunuyordu.
Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanlarındaki diğer yaratıkların kanatlarına değiyor, diğer iki kanadıyla da bedenlerini örtüyordu.
Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
Canlı yaratıkların görünüşü, yanan ateş közleri ya da meşaleler gibiydi. Ateş, yaratıkların ortasında hareket ediyor, ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
Yaratıklar, şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
Dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında yere değen bir tekerlek gördüm.
Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları, iç içe geçmiş bir tekerlek gibiydi.
Hareket ettiklerinde, yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyorlardı.
Tekerleklerin kenarları yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.
Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu. Yaratıklar yerden yükseldikçe tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu; çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Yaratıklar hareket ettiğinde tekerlekler de hareket ediyor, yaratıklar durduğunda tekerlekler de duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde tekerlekler de yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Billur gibi parlak ve korkunç, kubbeye benzer bir şey canlı yaratıkların başları üzerinde yayılmıştı.
Kubbenin altında, kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.
Yaratıklar hareket edince kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Bu ses, gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten'in sesini ve bir ordunun gürültüsünü andırıyordu. Durduklarında kanatlarını indiriyorlardı.
Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
Başları üzerindeki kubbenin üstünde, laciverttaşından yapılmış, tahta benzer bir nesne vardı.
Tahtı andıran nesnenin üzerinde insana benzer biri oturuyordu.
Gördüm ki belini andıran kısmın yukarısı, içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu. Belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Görünüşü, yağmurlu bir günde bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Çevresini saran parlaklık böyleydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar