bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu17
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri8
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam18
- hamas denince akla gelenler11
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- ben geldim naneler4
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- travestiden dayak yemek3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- hüseyin aktepe2
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- tinto brass7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- eoka'nın amacı4
- terapi niteliğindeki şeyler13
- emre belözoğlu9
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- reha muhtar vs erol köse2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- müslüman2
- sizin derdiniz islam2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- bim vs a1012
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- kişisel gelişim kitapları2
- türklerin özellikleri5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- nervio43
- miss universe 20265
- mika kase3
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- o 8 0 diyen biri vardı5
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- begüm polat2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- müge anlı2
Bilgelik ve son bulmayan güç anlamına gelir.
Hezekielden, Ateşin ortası, ışıldayan madeni andırıyordu. Ateşin ortasında insana benzer dört canlı yaratık duruyordu. Her birinin dört yüzü ve dört kanadı vardı. Bacakları dimdikti; ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu. Dört yanlarında, kanatlarının altında insan elleri vardı. Dördünün de yüzleri ve kanatları vardı.
Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyorlardı.
Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde insan yüzü, sağda aslan yüzü, solda öküz yüzü, arkada ise kartal yüzü bulunuyordu.
Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanlarındaki diğer yaratıkların kanatlarına değiyor, diğer iki kanadıyla da bedenlerini örtüyordu.
Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
Canlı yaratıkların görünüşü, yanan ateş közleri ya da meşaleler gibiydi. Ateş, yaratıkların ortasında hareket ediyor, ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
Yaratıklar, şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
Dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında yere değen bir tekerlek gördüm.
Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları, iç içe geçmiş bir tekerlek gibiydi.
Hareket ettiklerinde, yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyorlardı.
Tekerleklerin kenarları yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.
Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu. Yaratıklar yerden yükseldikçe tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu; çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Yaratıklar hareket ettiğinde tekerlekler de hareket ediyor, yaratıklar durduğunda tekerlekler de duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde tekerlekler de yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Billur gibi parlak ve korkunç, kubbeye benzer bir şey canlı yaratıkların başları üzerinde yayılmıştı.
Kubbenin altında, kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.
Yaratıklar hareket edince kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Bu ses, gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten'in sesini ve bir ordunun gürültüsünü andırıyordu. Durduklarında kanatlarını indiriyorlardı.
Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
Başları üzerindeki kubbenin üstünde, laciverttaşından yapılmış, tahta benzer bir nesne vardı.
Tahtı andıran nesnenin üzerinde insana benzer biri oturuyordu.
Gördüm ki belini andıran kısmın yukarısı, içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu. Belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Görünüşü, yağmurlu bir günde bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Çevresini saran parlaklık böyleydi.
Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyorlardı.
Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde insan yüzü, sağda aslan yüzü, solda öküz yüzü, arkada ise kartal yüzü bulunuyordu.
Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanlarındaki diğer yaratıkların kanatlarına değiyor, diğer iki kanadıyla da bedenlerini örtüyordu.
Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
Canlı yaratıkların görünüşü, yanan ateş közleri ya da meşaleler gibiydi. Ateş, yaratıkların ortasında hareket ediyor, ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
Yaratıklar, şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
Dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında yere değen bir tekerlek gördüm.
Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları, iç içe geçmiş bir tekerlek gibiydi.
Hareket ettiklerinde, yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyorlardı.
Tekerleklerin kenarları yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.
Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu. Yaratıklar yerden yükseldikçe tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu; çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Yaratıklar hareket ettiğinde tekerlekler de hareket ediyor, yaratıklar durduğunda tekerlekler de duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde tekerlekler de yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Billur gibi parlak ve korkunç, kubbeye benzer bir şey canlı yaratıkların başları üzerinde yayılmıştı.
Kubbenin altında, kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.
Yaratıklar hareket edince kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Bu ses, gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten'in sesini ve bir ordunun gürültüsünü andırıyordu. Durduklarında kanatlarını indiriyorlardı.
Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
Başları üzerindeki kubbenin üstünde, laciverttaşından yapılmış, tahta benzer bir nesne vardı.
Tahtı andıran nesnenin üzerinde insana benzer biri oturuyordu.
Gördüm ki belini andıran kısmın yukarısı, içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu. Belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Görünüşü, yağmurlu bir günde bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Çevresini saran parlaklık böyleydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar